Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1566 E. 2026/1605 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1566
Karar No
2026/1605
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1566 Esas

KARAR NO:2026/1605 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2026/358 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİHİ:11/06/2026 (Ara Karar Tarihi)

DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

KARAR TARİHİ:10/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; TTK'nın 436. maddesi ve yerleşik Yargıtay kararları uyarınca oydan yoksun olmalarına karşın, seçilen yönetim kurulu üyeleri ile aralarında alt soy - üst soy ilişkisi bulunan pay sahiplerinin söz konusu yasak hilafına olacak şekilde dava konusu Olağanüstü Genel Kurul'da TTK md. 395 ve 396 özelinde yapılan gündemin 6. maddesinin oylamasına katılmış olmaları; bu hukuksuz katılımın etki kuralı tahtında oylamayı doğrudan etkilemiş olması; TTK md. 395 ve 396 kapsamında izin verilen yönetim kurulu üyelerinden (yönetim kurulu başkanı) ...'nun davalı Şirket ile benzer amaç ve konuda faaliyette bulunan "... Şirketi" adlı şirkette hem münferiden yönetim kurulu başkanı hem de %100 pay sahibi olması, bunun da başta müvekkili olmak üzere pay sahiplerinin haklarına ve davalı Şirkete halel getirecek olması; geri bırakma kararı verilmemesi halinde dava kazanılsa bile kaybedilmiş gibi hüküm ve sonuç doğuracak olması sebebiyle gündemin 6. maddesinin uygulanmasının geri bırakılmasına ve kararın Ticaret Siciline tescil ve ilanına, tescil ve ilan için gerekli işlemlerin Mahkemece yerine getirilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi 12/05/2026 tarih ve 2026/358 Esas sayılı ara kararı ile;"....Toplantının 6 ncı maddesinde, yönetim kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu'nun 395 ve 396 ncı maddelerinde sayılan izinlerin verilmesine karar verildiği görülmüştür. TTK 395 ve 396 ncı maddelerinde şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı ve rekabet yasağı düzenlenmiştir. TTK’nın ''Oydan Yoksunluk'' başlıklı 436. maddesinde ''Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.'' hükmü yer almaktadır.Bu itibarla, yönetim kurulu üyelerine TTK’nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesi kişisel nitelikte bir işe ilişkin olduğundan yönetim kurulu üyelerinin bu müzakerelerde oy kullanmayacağı izahtan vasrestedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2022 tarih ve 2022/5565 Esas - 2022/9537 Karar sayılı kararı) Yine madde gereği aile bireyleri de yönetim kurulu üyesine izin verilen bu karara katılamayacaktır. Alınan karar niteliği itibariyle ihtiyati tedbir kararı verilmediği taktirde telafisi imkansız zarar doğuracak nitelikte bir karar olup bu durum karşısında mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilen bir hal bulunduğu anlaşıldığından davacı vekilinin ihtiyati tedbir kararının kabulü ile davalı ... Şirketi'nin 25.03.2026 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 6 ncı gündem maddesiyle görüşülerek karara bağlanan yönetim kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu'nun 395 ve 396 ncı maddelerinde sayılan izinlerin verilmesi kararının yürütmesinin geri bırakılmasına, tedbir kararı davalı şirket yönünden bir zarar doğurmayacağından teminat alınmasına yer olmadığına karar verilmiş ve aşağıdaki karar kılınmıştır." gerekçesi ile,''1-Davalı ... Şirketi'nin 25.03.2026 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 6 ncı gündem maddesiyle görüşülerek karara bağlanan yönetim kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu'nun 395 ve 396 ncı maddelerinde sayılan izinlerin verilmesi kararının HMK 389/1 ve TTK 449/1 maddeleri uyarınca YÜRÜTMESİNİN GERİ BIRAKILMASINA,

2-Tedbir kararı davalı şirket yönünden bir zarar doğurmayacağından teminat alınmasına yer olmadığına,'' karar verilmiş ve ara karara karşı davalı vekili tarafından 25/05/2026 tarihinde ihtiyati tedbire itiraz edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 11/06/2026 tarih ve 2026/358 Esas sayılı ara kararında;"......Yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin kararda, yönetim kurulu üyelerinin hem kendi hem de yakın akraba diğer yönetim kurulu üyeleri için yapılan oylamada oy kullandıkları, anılan bu kararda TTK'nın 436/1. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kendileri ve yakın akrabaları bakımından oydan yoksun oldukları ve karar yeter sayısı oluşmadığı anlaşıldığından yürütmenin geri bırakılmasına yönelik 12/05/2026 tarihli ihtiyati tedbir ara kararına itirazın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki karar kılınmıştır." gerekçesi ile,"1-Davalı vekilinin 12/05/2026 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati tedbir kararına yapmış olduğu itirazın REDDİNE," karar verilmiş ve ara karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TTK m.436 kapsamında oydan yoksunluk kuralının dar yorumlanması gerektiğini, yerel mahkemenin kişisel nitelikte işe dair geniş yorumunun hatalı olduğunu, somut olayda davacının, toplantının 6. gündem maddesi kapsamında ... ve ...'na verilen izinlerin oylamasında olumsuz oy kullanarak oylamaya bizzat iştirak ettiğini, davacının bir yandan oydan yoksunluğa dair düzenlemeleri öne sürmesi, diğer yandan kardeşlerine ilişkin oylamada "ret" oyu verip iradesini sonuca yansıtmasının TMK m.2'de düzenlenen dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına açıkça aykırı olduğunu, genel nitelikte ve tüm üyeleri kapsayan bir izin kararının TTK m.436/1'in aradığı anlamda kişisel nitelikte bir işe ilişkin müzakere sayılamayacağının açık olduğunu, davaya konu toplantıda oydan yoksunluğa aykırı alınan bir kararın da söz konusu olmadığını, buna karşılık "telafisi imkansız zarar" olgusunun yaklaşık ispatı aşar şekilde ortaya konulamamasına rağmen verilen tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, HMK m.389/1'de aranan yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini,Müvekkil şirketin aile bireylerinin pay sahibi ve yönetici olarak farklı şirketlerde görev aldığı, bağlı ortaklıklar ve ilişkili ticari yapılarla faaliyet gösteren bir aile şirketi olduğunu, aile şirketi teamülü ve fiili işleyişi dikkate alındığında TTK m.395-396 izinlerinin verilmesinin ticari işleyiş bakımından bir zorunluluk olduğunu, ihtiyati tedbirin devamı halinde şirketin olağan ticari faaliyetleri ve kurumsal yönetim süreçlerinin sekteye uğrayacağını, bu durumun, ihtiyati tedbir kurumunun amacını aşan sonuçlar doğurmakta olduğunu,Soyut iddialar üzerinden şirketin süregelen işleyişinin engellenmesinin ihtiyati tedbir kurumunun ruhuna aykırı olduğunu, somut olayda ihtiyati tedbirin, şirketin yönetim organının kanundan ve genel kurul iradesinden kaynaklanan hareket alanını daraltmakta ve şirketin olağan ticari faaliyetlerini fiilen engellemekte olduğunu, bu durumun ihtiyati tedbir müessesesinin amacıyla bağdaşmadığını,Teminat alınmaksızın verilen ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu, Söz konusu kararın Anayasa’nın 141/3. maddesi ile HMK 297. ve 27. maddelerini açıkça ihlal ettiğini, yerel mahkemenin tedbir talebini zarar olgusu yönünden değerlendirirken yalnızca davacının ileri sürdüğü varsayımsal ihtimalleri dikkate aldığını, buna karşılık tedbirin şirket üzerinde yaratacağı olumsuz etkiyi taraflarınca ortaya konulan somut verilere rağmen göz ardı ettiğini, halbuki ihtiyati tedbir kurumunda korunması gereken menfaat dengesinin gözetilmesi gerektiğini, tedbirin davacı bakımından sağlayacağı olası fayda ile davalı üzerinde yaratacağı zarar birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, somut olayda davacı tarafından ileri sürülen zarar tehlikesi tamamen varsayımsal iken, tedbir kararının şirketin mevcut ticari ilişkilerini ve kurumsal işleyişini etkilemesi ise somut ve öngörülebilir nitelikte olduğunu, tesis edilen ihtiyati tedbir kararının dayanağını oluşturan şartların önemli ölçüde değiştiğini, gelinen aşamada söz konusu tedbirin devamını haklı kılacak güncel ve somut bir zarar tehlikesi bulunmadığını, aksine toplantının 6 numaralı gündem maddesi kapsamında yönetim kurulu üyelerine TTK m.395 ve m.396 izinlerinin verilmesinde şirketin menfaatinin bulunduğunu, tedbir kararının devamı halinde ise, şirket faaliyetleri, ticari işleyiş ve kurumsal yönetim bakımından süregelen uygulamanın sekteye uğramasının söz konusu olacağını belirterek ilk derece mahkemesinin tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, davalı şirketin 25/03/2026 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan 4 ve 6 nolu kararların yokluk/butlan ile malul olduğunun tespiti, bu talebin kabul görmemesi halinde iptali istemi ile açılan davada gündemin 6. Maddesi ile alınan kararın yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir.Mahkemece 12/05/2026 tarihli ara karar ile; Davalı ... Şirketi'nin 25.03.2026 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 6.cı gündem maddesiyle görüşülerek karara bağlanan yönetim kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu'nun 395 ve 396.cı maddelerinde sayılan izinlerin verilmesi kararının HMK 389/1 ve TTK 449/1 maddeleri uyarınca yürütmesinin geri bırakılmasına, karar verilmiş, verilen karara davalı vekili tarafından itiraz edilmiş, Mahkemece 11/06/2026 tarihli ara karar ile; Davalı vekilinin 12/05/2026 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati tedbir kararına yapmış olduğu itirazın reddine, karar verilmiş ve ara karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.TTK'nın 449. maddesine göre, genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir.Mahkemece, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce, 10/04/2026 tarihli tensip tutanağının ara kararı uyarınca yönetim kurulu üyelerine meşruatlı davetiye çıkartılmıştır.Davalı şirketin 25/03/2026 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına ait hazirun tutanağına göre; Davalı şirkete ait 150.000 adet hisseden, şirket ortaklarından ...'nun 78.000 adet, ...'nun 39.000 adet, davacı ...'nun 16.500 adet, ...'nun ise 16.500 adet pay sahibi olduğu, davacının vekaleten, dava dışı diğer ortakların ise asaleten toplantıya katıldıkları anlaşılmıştır.Davalı şirketin 25/03/2026 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan, 4 nolu gündem maddesi ile; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'in 3 yıl süre ile yönetim kurulu üyesi seçilmelerine ilşkin karar alınmıştır.6 nolu gündem maddesi ile de; YK üyelerine TTK nın 395 ve 396 maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin oy çokluğu ile karar alınmıştır.Davacı ...'nun uyap sisteminden aile nüfus kayıt tablosu incelendiğinde; Yönetim kurulu üyelerinden ...'nun davacının babası, ...'nun davacının annesi,... ile ...'nun ise davacının kardeşleri oldukları anlaşılmıştır.TTK'nın 436. maddesi uyarınca pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.TTK'nın 395. maddesiyle yönetim kurulu üyelerine anonim şirketle ticari işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı, 396. maddesiyle de şirketin işletme konusuna giren işlerde rekabet yapma yasağı getirilmiştir. Genel kurul, yönetim kurulu üyelerinin tamamı veya biri veyahut bir kaçı için bu yasakların kaldırılmasına izin verebilir. Ancak, TTK'nın 395 ve 396. maddeleri çerçevesinde alınan kararlarda, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyesi oy kullanamayacağı gibi anılan kararlar, ortak ile şirket arasındaki şahsi bir iş niteliğinde bulunduğundan TTK'nın 436/1. maddesinde sayılan yakınların da bu kararların alınmasında oy kullanmaları mümkün değildir. (Bkz. Yargıtay 11. HD. 27/04/2017 T., 2016/3815 E., 2017/2497 K.)Somut olayda Mahkemece, TTK'nın 436.maddesi değerlendirilerek gerekçe oluşturulmuş ve gündemin 6. Maddesi ile alınan kararın yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Belirtilen madde yönünden ilk derece mahkemesince yapılan değerlendirmede talep konusu ile ihtiyati tedbir konusunda yaklaşık ispat koşulunun sağlandığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararı yerinde olup, mahkemece yapılacak yargılama sırasında farklı bir delil elde edilmesi veya durumun değişmesi halinde bu karar ile bağlı olmaksızın her zaman tedbir talebinin yeniden değerlendirilmesi mümkündür. HMK'nın 392.maddesinde ihtiyati tedbirde teminat gösterilmesi düzenlenmiş olup, ihtiyati tedbirin haksız çıkması halinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacağı muhtemel zararlara karşı teminat gösterilmesi gerekmektedir.Ancak, talebin resmi belgeye, başka kesin bir delile dayanması yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla mahkeme teminat alınmamasına karar verebilir. İlk derece mahkemesince teminat alınmamıştır.Ancak, davacının ortaklık payının nisabı, alınan kararın niteliği dikkate alındığında teminat alınmaması yerinde olup, HMK'nın 395.maddesine göre durum ve koşulların değişmesi halinde ilk derece mahkemesince teminat hususunun değerlendirilebileceği anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf karar harcı istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davalı üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1566, K. 2026/1605, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1566-e-2026-1605-k-11e02873b56d