Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1390 E. 2026/1298 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1390
Karar No
2026/1298
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1390 KARAR NO : 2026/1298

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/245 ARA KARAR TARİHİ: 12/03/2026 İTİRAZ TARİHİ : 30/03/2026 ARA KARAR TARİHİ: 24/06/2026 DAVA : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTEM : İhtiyati Tedbire İtiraz KARAR TARİHİ : 24.09.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ: 24.09.2026

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/245 Esas sayılı dosyasından verilen 24.06.2026 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili, ihtiyati tedbir istemli dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı firmaca, İzmir 21. İcra Müd.nün 2024/6988 E sayılı dosyası ile faturaya dayalı icra takibi yapıldığını, takip dayanağı faturanın konusu ise, taraflar arasında imzalanan 06.02.2024 tarihli sözleşme gereği imalatı ve montajı tamamlanan havuzun ödenmeyen bakiye bedeli olarak işbu takip yapıldığını, gönderilen ödeme emri, mahalle muhtarına tebliğ olunduğunu, sonrasında ise takip kesinleştiğini ve bu takip nedeniyle de davacı borçlunun adına kayıtlı bulunan İstanbul, Çekmeköy, .... Mah. .... ada, .... parsel sayılı taşınmazda bulunna ... nolu bağımsız bölüm meskene ve aynı taşınmazdaki 1 nolu meskene haciz konulduğunu, işbu borç nedeniyle de İstanbul Anadolu Gayrimenkul Satış İcra Müd.nün 2024/ Tal sayılı dosyası ile işbu taşınmazlardan davalı alacaklı yanın, 06.02.2024 tarihli sözleşme kapsamında imalat ve montajını üstlendiği 6 adet villa havuzunu, yapmamış, montajını tamamlamadığını, sözleşme gereği edimi yerine getirmediğini, taraflar arasında düzenlenen ve takibe konu edilen 06.02.2024 tarihli sözleşme kapsamında imalatı ve montajının yapılması kararlaştırılan havuzlar, İstanbul, Şile, ... mah. .... ada,.... parsel sayılı taşınmaza yapımı kararlaştırılan 6 adet havuz olup, işbu havuzların imalatı ve montajlarının ne durumda olduğu hususu da Şile Sulh Hukuk Mahkemesinin 2025/19 Değ. İş Sayılı dosyası ile yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi ile tespit olunduğunu, takibe konu edilen 06.02.2024 tarihli sözleşme gereği, davalı alacaklı yanın, sözleşmeye konu 6 adet villa havuzunu yapıp montajını tamamlamadığını, havuzları kullanılabilir hale getirmediğini, halihazırda da havuzlar kullanılamadığını, takibe konu sözleme gereği davalı alacaklının, alacağından ziyade borcu bulunduğunu, davalı alacaklı şirketin 3. Şahıslara olan borçları nedeniyle dava konusu icra dosyası üzerine alacak haczi konulan icra dosyalarının Menemen İcra Müd.nün 2026/350 Esas Borç miktarının 531.277,00-TL, İzmir 12. İcra Müd.nün 2025/7766 Esas Borç Miktarı :500.861,00-TL, İstanbul 14. İcra Müd. 2025/12618 Esas Borç Miktarı: 3.808,00-TL, İzmir 12. İcra Müd.nün 2025/7345 Esas Borç Miktarı: 160.000,00-TL, İst Anadolu 16. İcra Müd 2025/1919 Esas Borç Miktarı: 23.115,00-TL, Menemen İcra Müd. 2024/2795 Esas. Borç Miktarı: 80.254,00-TL, İzmir 28. İcra Müd. 2024/8092 EsasBorç Miktarı : 5.532,00-TL, Foça İcra Müd 2024/1118 Esas. Borç Miktarı: 88.756,00-TL olduğunu, davacı-borçlu müvekkili şirketin, davaya konu İzmir 21. İcra Müd.nün 2024/6988 Esas sayılı dosyası ile yapılan takibe ilişkin davalı alacaklıya borcu bulunmamakta olup, ilgili takip dosyası nedeniyle menfi tespit talebinde bulunduğunu beyan etmiş, taraflarca tanzim olunan 06.02.2024 tarihli sözleşme kapsamında imalat ve montajı kararlaştırılan 6 adet villa havuzunun davalı alacaklı yanca teslim olunmadığı, faal hale getirilmediği, havuzların çalışır hale getirilebilmesi için masrafların varlığı dikkate alındığnıda takibe konu alacağın da varlığı yasal olmayıp, yargılamayı gerektirmesi için işbu davanın açılmış olması karşısında, dava konusu icra dosyasından haczedilip, satışı yapılan taşınmaza ilişkin olarak, İİK. 72/3. md gereği, taşınmaz satışından icra dosyasına gelecek olan paranın, işbu dava neticesinde mağduriyetimize sebebiyet vermemesi bakımından, davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir talep ettiklerini, dosyasına gelen paranın alacaklıya ödenmesi durumunda, açılan işbu davamız neticesinde haklı çıkmaları halinde, dosyaya gelen paranın kendilerine iadesi sağlanamayacağını, çünkü, davalı alacaklının, 3. şahıslara olan borçları nedeniyle işbu dosyadaki alacağına alacak haczi tatbik edilmiş olup, dosyaya gelen paranın tedbiren dosyada muhafasını talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 2026/245 Esas sayılı dosyasından verilen 12.03.2026 tarihli ara kararı ile özetle; "...Davacı vekilinin ileri sürdüğü isteği yönünden haklılığını yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde kanıtlaması gerekir. Soyut iddiadan daha çok, tam ispattan daha az bir durumun varlığı halinde yaklaşık ispat halinden söz edilebilecektir. Dolayısıyla; davacı tarafın davaya konu hakkının varlığı ve bu hakkın tehlikede olduğu konusunda mahkemede güçlü bir kanaat oluşması gerekir. Olaya bu açıdan bakıldığında; davacı vekilinin sunduğu belgeler ve icra dosyası içeriği göz önüne alındığında icra takibine konu edilen alacağın 06.02.2024 tarihli sözleşmeye dayalı olması, sözleşmeye istinaden davalı yüklenici tarafından yapılan işlerin eksik yapıldığının İstanbul Şile Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2025/19 Değişik iş dosyası ile tespit edilmiş olması nedeniyle mahkememizde ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirir güçte kanaat oluşmuştur. Ortada başlatılmış bir icra takibinin bulunması nedeniyle İİK.'nın 72. maddesinin 3. fıkrası kapsamında; davacı vekilinin icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir isteğinin kabulüne karar verilmiştir. İTİRAZ: Davalı vekili tarafından verilen itiraz dilekçesi ile özetle; İhtiyati tedbir kararı verilmesi için öngörülen şartların bulunmadığını, davacı tarafın, tedbir talebini tamamen soyut ve mesnetsiz iddialara dayandırdığını, iddialarını yaklaşık olarak bile ispatlayamadığını, davacının işbu davayı icra takibinin kesinleşmesinden iki yıl sonra açtığını, sırf bu husus dahi davanın müvekkilinin alacağının tahsilini geciktirmek amacıyla açıldığını gösterdiğini, İİK'nun 72. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İzmir 21. İcra Dairesinin 2024/6988 E. dosyası kapsamında icra veznesine girecek paranın müvekkile ödenmemesine yönelik verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 2026/245 Esas sayılı dosyasından verilen 24.06.2026 tarihli ara kararı ile özetle; "...ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirir güçte kanaat oluştuğu, dolayısıyla koşullarda bir değişiklik bulunmadığından dava konusunun niteliği ile ilerideki olası sonuçlarının ağırlığı göz önüne alınmış ve yerinde görülmeyen itirazın reddine'' dair ara karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 01.07.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Somut olayda davacı tarafın, müvekkili şirketin 06.02.2024 tarihli sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirmediğini iddia ederek İzmir 21.İcra Dairesinin 2024/6988 Esas sayılı dosyası kapsamında başlatılan icra takibine konu alacak için menfi tespit davası açtığını ve tedbir talep ettiğini, ancak davacının bu iddialarının, bizzat kendi dayandığı delillerle çürütüldüğünü, davacı tarafın delil olarak dayandığı Şile Sulh Hukuk Mahkemesinin 2025/19 Değişik İş sayılı dosyasından alınan 22.07.2025 keşif tarihli bilirkişi raporu ile müvekkili şirketin edimini ifa ettiğini açıkça ortaya koyduğunu, ilgili raporda, dava konusu mahalde toplam altı adet prefabrik havuzun kurulu bulunduğu ve havuzların makine ile ekipmanlarında hiçbir eksiklik olmadığının net bir şekilde tespit edildiğini, raporda yer alan tespitlere göre, havuzların devreye alınamamasının tek sebebinin, merkez elektrik panelinden havuzların makine dairelerine elektrik hattı çekilmemiş olması hususunda olduğunu, yine aynı raporda, söz konusu elektrik hattının çekilmesi işinin tamamen işveren konumundaki davacının sorumluluğunda olduğu, müvekkili yüklenici şirketin bu hususta bir kusurunun bulunmadığının belirlendiğini, müvekkili şirketin, üzerine düşen havuz kurulum ve montaj işini tamamladığını, kalan cüzi kısmın tamamlanamamasının bizzat davacının kendi edimi olan elektrik hattını çekmemesinden kaynaklandığını, davacının kendi kusurundan kaynaklanan bir eksikliği müvekkili şirkete fatura ederek başlattığı işbu davasında haklılığını yaklaşık olarak dahi ispatlayamadığının ortada olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2024/164, K. 2024/312, 29.02.2024 tarihli kararında tedbir taleplerinin reddedilmesi gerektiğini içtihat ettiğini, yerel mahkemenin, bizzat davacının delili olan ve müvekkili haklı çıkaran bilirkişi raporuna rağmen yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğini kabul etmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, eser sözleşmesinden kaynaklanan edimlerin ifa edilip edilmediğine ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmeye konu havuzları teslim ettiğini, davacının ise Türk Borçlar Kanununun 474. ve 477. maddelerinde düzenlenen yasal süreler içerisinde usulüne uygun hiçbir ayıp ihbarında bulunmadığını, davacının borçlu olmadığına yönelik iddialarının tamamen yargılamayı, delillerin toplanmasını ve tahkikat aşamasını gerektiren hususlar olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2018/2215, K. 2018/1707, T. 21.12.2018 tarihli kararında geçici hukuki koruma tedbirlerinin sınırlarını çizdiğini, eser sözleşmelerine dayalı uyuşmazlıklarda deliller toplanmadan tedbir kararı verilemeyeceği hususunun, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.Hukuk Dairesi, E. 2024/1709, K. 2025/21, T. 15.01.2025 tarihli kararında da teyit edildiğini, yargılamayı gerektiren konularda yaklaşık ispatın oluşmayacağının hükme bağlandığını, yerel mahkemenin, ihtiyati tedbir kararı ile adeta davanın esasına girerek müvekkilinin kesinleşmiş icra takibindeki tahsilat hakkını fiilen durdurduğunu ve uyuşmazlığı aslen çözer nitelikte ağır bir müdahalede bulunduğunu, davacının, davasını ve ihtiyati tedbir talebini soyut iddialara dayandırdığını, müvekkilinin edimini ifa ettiğine dair fiziki gerçeklik (havuzların varlığı) ortadayken, davacının ispatlanamayan iddialarına itibar edilerek tedbir kararının sürdürülmesinin kanuna aykırı olduğunu, müvekkili şirketin, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, büyük bir emek ve maliyetle havuzların imalatını ve montajını tamamladığını, davacı tarafın ise borcunu ödememek için kötü niyetli olarak icra takibini sürüncemede bırakma gayreti içinde olduğunu, davacının, İzmir 21. İcra Dairesinin 2024/6988 Esas sayılı dosyasındaki takibin kesinleşmesinden çok uzun bir süre sonra, üstelik haciz ve kıymet takdiri aşamaları geçildikten sonra işbu menfi tespit davasını açtığını, İcra ve İflas Kanununun 72/3. maddesi kapsamında verilen tedbir kararı neticesinde, müvekkilinin haklı ve kesinleşmiş alacağına kavuşması süresiz olarak engellendiğini, davacının kötü niyetli takibi uzatma çabaları mahkeme eliyle himaye edildiğini, HMK madde 389 ve devamı hükümlerinin amacının, bir tarafı korurken diğer tarafı telafisi imkansız zararlara uğratmak olmadığını, hal böyleyken, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/245 E. Numaralı dosyası kapsamında verilen 24.06.2026 tarihli ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yukarıda izah edilen ile re'sen dikkate alınacak nedenlerle; istinaf başvurularının kabulüne, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/245 Esas sayılı dosyasından verilen 24.06.2026 tarihli ihtiyati tedbire itirazın reddine dair ara kararın kaldırılmasına, dosya kapsamında HMK 390/3 maddesinde aranan yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden, müvekkili şirket aleyhine İİK 72/3 maddesi uyarınca icra veznesine girecek paranın ödenmemesi yönünde tesis edilen haksız ve hukuka aykırı ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, istinaf yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak iddiası ile başlatılan icra takibi kapsamında İİK.'nın 72. maddesi gereğince borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı tarafça, icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir talep edilmiş, Mahkemece tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından ihtiyati tedbir kararına itiraz edilmesi üzerine 24/06/2026 tarihli ara karar ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiş olup, itirazın reddi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesinde: "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü düzenlenmiştir. Diğer yandan "menfi tespit" davasının düzenlendiği 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 72. maddesinin 3. fıkrasında ise; "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmü düzenlenmiştir. Anılan hükme göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, takibin haciz ve satış gibi önceki aşamaları tedbiren durdurulamasa da, son aşama olan icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesi safhasının teminat ve zarar giderimi koşuluyla durdurulmasına olanak tanınmıştır. Eldeki davada; taraflar arasındaki 6 adet villanın havuzlarının yapımına eser sözleşmesi gereğince davacı iş sahibi, davalı yüklenicinin işi sözleşmeye uygun tamamlamadığını, davalı iş sahibi, davacı yüklenicinin işi tamamlamadığını, buna ilişkin delil tespiti bulunduğunu belirterek davalının iş bedeli istemi ile başlattığı icra takibi bakımından borçlu olmadığının tespiti istemi ile eldeki davayı açmış olup, İİK.'nın 72/3. maddesi gereğince icra veznesine yatırılacak paranın tedbiren davalıya ödenmesinin durdurulmasına ilişkin tedbir talep etmiştir. Somut olaydaki durumun "gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir verilebilir" kriterine uygun olduğu, İİK’nun 72/3. maddesi gereğince menfi tespit davası açılması halinde icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesinin durdurulabileceği anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesinde ve 24/06/2026 tarihli ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin Mahkeme ara kararında usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/245 Esas sayılı dosyasından verilen 24.06.2026 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.206,00 TL istinaf tedbir karar harcından peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile kalan 474,00 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı vekili tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 394/(5) ve 362/(1)-f maddeleri maddeleri uyarınca, kesin olarak 24.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1390, K. 2026/1298, T. 12.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1390-e-2026-1298-k-b1ab0e8ef18a