Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1330 E. 2026/1457 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1330
- Karar No
- 2026/1457
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1330 Esas
KARAR NO : 2026/1457
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (Kapatılan)İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 06/12/2023
NUMARASI : 2022/190 E. - 2023/849 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının İstanbul Ataşehir'de iyi bir konumda faaliyette bulunan bir restaurant ve cafe işletmecisi olduğunu, taraflarla bu restaurantta tanıştıklarını, davalılardan ...'ın emlak sektöründe faaliyette olduğunu, ... ile yazılı adreste emlak işleri ile iştigal ettiğini, diğer davalının kardeşi olduğunu, ...'ın sahibi olduğu marka için müvekkiline ... AVM'de kullanmak üzere franchise verebileceğini, diğer davalı ...'ın hesap bilgilerini paylaşarak ödeme yapmasını istediğini, davacı tarafından davalı ...'un bildirmiş olduğu ... hesabına 03/12/2020 tarihinde 50.000,00 TL eft olarak gönderdiğini, ödeme taraflar arasında yapılan ... yazışması sonrasında aynı gün davacı tarafından davalı ... hesabına yapıldığını, ilerleyen süreçte davalı ... tarafından franchıse verilmesinin söz konusu olmadığını, alınan bedelin de iade edilmediğini, bunun üzerine yapılan icra takibine de borçlular tarafından haksız ve de kötü niyetli itiraz
edildiğini, mahkemenize müracaat ile İstanbul Anadolu 12 İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına vaki davalı borçluların itirazlarının iptali ile takibin devamına; takibe vaki haksız ve de kötü niyetli itiraz nedeni ile takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak
üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davacı arasında ticari bir sözleşmenin bulunmadığını, davacının dekont ve ... yazışmalarını delil olarak dosyaya sunduğunu, ancak ticari ilişkiye ilişkin herhangi bir delil sunulmadığını, davacının ticari iş yaptığını iddia ettiği kişinin müvekkillerinden ... olduğunu, ancak dosyaya ...'da davalı olarak eklendiğini, davacının para ilişkisi ... ile arasında ise ... yönünden husumet yönünden reddinin gerekeceğini, davacının sadece gönderdiği paranın iadesine ilişkin bir talebi mevcut ise ... açısından davanın husumetten reddinin gerekeceğini, davanın da ticari bir ilişkiye bağlı olmadığından görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesini, husumet itirazlarını da olduğunu, mahkeme aksi kanaate ise de dosyanın tefrik edilmesini, dekonta açıklama olarak borç yazıldığını, bu delillin davacı tarafından dosyaya sunulduğunu, bunun bir borç ödemesi anlamına gelmediğini, müvekkillerinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, talep edilen miktarın 50.000 TL olduğunu senetle ispat kuralına tabii olduğunu, tanık dinlenmesine muvafakat etmediklerini, davacının ispat için sunduğu delillerin dekont ve ... yazışması olduğunu, yazışmalarda borç yada alacak ilişkisinin ispatına ilişkin bir konuşmanın olmadığını, sözleşme ilişkisinin olup olmadığı ve yahut ne aşamada olduğunun cayma hakkının mevcut olup olmadığı hususların belli olmadığını ve ticari ilişkinin bulunmadığından davanın reddini, tespit edilecek sebeplerle davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle reddini, her iki müvekkilinin ayrı ayrı husumetten reddini, davanın zaman aşımı nedeniyle reddini, hak düşürücü süre nedeniyle reddini, davanın ispat edilmemesi nedeniyle esastan reddini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....davacının cafe işletmecisi, davalılardan ...'ın ise emlak sektöründe faaliyet gösterdiği, diğer davalı ...'ın ise kardeşi olduğu, davalılardan ...'un davacıya franchise vereceği hususunda davacı ile anlaştığı, konuşmaların ... üzerinden gerçekleştiği, davacının diğer davalı ...'un hesabına franchise ücreti olarak 50.000,00 TL'yi yatırdığı ancak hizmeti alamadığı iddiaları ile eldeki davanın açıldığı görülmüştür. Dava dilekçesi ekinde sunulan ... yazışmalarında davacının davalılardan ... ile konuştuğu, davalının franchise bedelini yatırması için davacıya diğer davalı kardeşinin iban bilgisini verdiği, konuşmada yer alan numaranın davalı ...'a ait olduğunun mahkememizce tespit edildiği, davalı tarafça da bu hususa yapılmış bir itirazın olmadığı, yine dava dilekçesi ekinde sunulan dekontta davacının borç açıklaması ile davalılardan ...'un hesabına 50.000,00 TL para gönderdiği tespit edilmiştir. İnkar edilmeyen ve davalı ...'a ait olduğu tespit edilen ... mesajları mahkememizce delil olarak kabul edilmiş, davalı tarafça her ne kadar görev itirazında bulunulsa da davalının bizahiti kendisinin franchise bedeli olarak parayı talep ettiğini yazması nedeni ile mahkememizin eldeki davayı görmede görevli olduğu kanaatine varılmıştır. Yine, ... konuşmalarının dosya kapsamı ve delillerle çelişmediği, davalı tarafça konuşmaların inkar edilmediği, her iki davalının birlikte hareket ettiklerinin anlaşılması nedeni ile davanın kabulüne karar verilmiş, borç kaynağı gereği likit ve borçlular itirazlarında haksız olduklarından davacı lehine icra inkar tazminatına" hükmedilmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Davacı ile müvekkilleri arasında ticari bir ilişki olduğunun ispatı davacıda olmasına rağmen dava dilekçesinde ve delil dilekçesinde bu hususu ispatlar nitelikte herhangi bir delil dosyaya sunulmadığını, bu haliyle dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde değil Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, görevsizlik kararı verilmeden kararın Ticaret Mahkemesinde verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
-Davacı ile müvekkilleri arasında ticari bir sözleşme bulunmadığını, Davacı tarafın delil olarak sunduğu dekont ve ... yazışmalarının, aralarında herhangi bir ticari ilişki olduğunu kanıtlar nitelikte olmadığını,
-Kabul etmemekle birlikte davacının ticari iş yaptığını iddia ettiği kişi müvekkillerinden ... olmasına rağmen dosyaya ... da davalı olarak eklendiğini, ... bakımından husumet yokluğu bulunduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, Frenchise bedelinden kaynaklı alacak davasıdır.
Davanın İİK 67 maddesine göre açılan itirazın iptali davası olduğu, celp edilen İstanbul Anadolu 12.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; 50.000,00 TL. Asıl alacağın tahsili için icra takibi başlattıkları, davalı tarafın süresi içerisinde yapmış oldukları itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava, franchising sözleşmesine aykırı davranıldığı iddiası ile franchise bedelinin tahsili davasıdır. 6102 Sayılı TTK’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Somut olayda, taraflar arasında olduğu ileri sürülen franchise sözleşmesi uyarınca, franchesi sözleşmesi yapılamaması sebebi ile ödenen bedeli tazmini olduğu, uyuşmazlığın ticari nitelikte olup, davanın nisbi ticari davalardan olduğu, ticaret mahkemesinin görevli olduğu, bu nedenle davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğu gözetilerek davanın görülmesinde aykırılık bulunmadığı, bu konudaki istinaf isteminin yerinde bulunmadığı anlaşılmıştır.
Somut davalı ... ... yönünden yapılan incelemede, davacı tarafından franchise hizmeti almak amacıyla davalılardan ... hesabına gönderdiğini iddia ettiği 50.000 TL nedeniyle başlatmış olduğu takibe davalıların İstanbul Anadolu 12.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı ve davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebine yönelik olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay HGK'nın 16/05/2019 tarihli 2017/11-60 E. ve 2019/579 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; franchise sözleşmesi; konusu mal ve/veya hizmetin sürümü ve dağıtımı olan sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olup, bu sözleşme ile mal ve/veya hizmeti üreten ve/veya satan franchise veren; adı, sembolü, markası gibi gayri maddi mal ve değerlerini kullanarak bunların sürümünü yapma hakkını bir bedel karşılığında, belirli bir bölgede kendi ad ve hesabına çalışan bağımsız kişilere (franchise alanlara) vermeyi borçlanmaktadır. Franchise veren bu sözleşme ile mal ve/veya hizmetlerin en iyi şekilde pazarlanmasını sağlamak için pazar araştırması ve tanıtım (reklam) yapmak, bu konuda kendine özgü bir anlayış geliştirerek bir organizasyon kurmak ve franchise alanları çalışmalarından yararlandıracak şekilde bu organizasyona dahil etmek yükümlülükleri üstlenmektedir. Franchise alan ise, franchise bedeli ödeme dışında ayrıca sözleşme konusu malların sürümünü destekleme, bu konudaki tüm bilgileri franchise verene aktarma, franchise verenin pazarlama ilkelerine ve talimatlarına uyma, eğitim programlarına katılma ve bu doğrultuda işletmeyi yürütme yükümlülüğü altına girmektedir (Kırca, Çiğdem: Franchise Sözleşmesi, Ankara, 1997, s. 19-20). Görüldüğü üzere franchise sözleşmesi her iki tarafın da borç altına girdiği karşılıklı edimler içeren bir sözleşme olup, her bir tarafın borcu diğer tarafın borcunun karşılığını oluşturmakta ve edimler arasında değişim söz konusu olmaktadır. Başka bir deyişle franchise sözleşmesinde franchise alan ile franchise verenin borçları aynı zamanda diğer tarafın ediminin karşılığını ihtiva etmektedir. Franchise verenin kendisine ait franchise sistemini franchise alana kullandırma ve onu ticari faaliyeti sırasında devamlı olarak destekleme yükümlülüğüne karşılık, franchise alanın franchise verenin mal veya hizmetlerin sürümünü kendi nam ve hesabına yürütme ve franchise verene belli bir bedel ödeme yükümlülüğü gelmektedir. Ayrıca franchise alanın, franchise verene karşı onun menfaatlerini koruma, sırlarını saklama, gerektiğinde hesap verme gibi güven ve sadakate dayanan yükümlülükleri vardır.
Franchise sözleşmesi, kanunlarda düzenlenmiş isimli sözleşmelerin unsurlarını içerebileceği gibi, isimsiz sözleşmelerin unsurlarını da içerebilir. Nitekim franchise sözleşmesi genellikle satış, kira veya ürün kirası, hizmet, acente, vekâlet, adi ortaklık gibi isimli sözleşmelerle, lisans, know-how ve tek satıcılık gibi isimsiz sözleşmelerin unsurlarını içermektedir. Franchise sözleşmesi, isimli ve isimsiz sözleşmelerin unsurlarından oluştuğu için niteliği itibariyle kendine özgü isimsiz bir sözleşmedir (Eren, Fikret: Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara, 2018, s. 970).
Franchise sözleşmesinin kendine özgü isimsiz bir sözleşme olması nedeniyle taraflar sözleşmede somut uyuşmazlığa ilişkin bir kural öngörmüşlerse her şeyden önce bu kuralın uygulanması gerekmektedir. Ayrıca bu sözleşmeler dürüstlük kurallarına ve iş ilişkilerinde yaygın teamüllere göre yorumlanıp tamamlanmalıdır. Ancak tarafların iradelerinin anlaşılması ve sözleşmenin yorumlanması mümkün olmuyorsa, bu durumda Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 1’inci maddesinin uygulanması gündeme gelecektir.
Franchise sözleşmesi, kanunlarda düzenlenmiş isimli bir sözleşme olmadığı için tabi olacağı şekle ilişkin bir hüküm de yoktur. Bu durum karşısında franchise sözleşmesinin geçerliliği 6098 sayılı TBK m. 12 (818 sayılı BK m. 11) hükmü gereğince herhangi bir şekil şartına bağlı değildir.
Bununla birlikte dava konusu sözleşmenin ön sözleşme olup olmadığı konusu da değerlendirilecek olduğunda, 6098 sayılı TBK'nın "Ön Sözleşme" başlığını taşıyan 29. maddesinde; “Bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşmeler geçerlidir. Kanunlarda öngörülen istisnalar dışında, sözleşmenin geçerliliği, ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır.” hükmü yer aldığından, bir akdin geçerliliği hangi şekle tabi ise ön sözleşmenin de bu şekle uyularak yapılması gerekir. Franchise sözleşmesinin geçerliliği için yasalarımızda öngörülmüş şekil şartı bulunmadığından, ön sözleşme içinde şekil şartı aranmayacaktır. Taraflar franchise sözleşmesi yapılması için sözlü olarak anlaşıldığını beyan ettiklerinden, ön sözleşmenin varlığı sübuta ermiştir. Franchise sözleşmesi iki tarafa borç yükleyen sözleşme olması nedeniyle "Franchise Ön Sözleşmesi" de iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme niteliğindedir.
Somut olay değerlendirildiğinde, davacı tarafça, ... ve ... arasındaki sözleşme nedeniyle davalı ...'a toplam 50000,00 TL ödeme yaptığını, ancak sözleşmenin kurulmadığını, dolayısıyla gönderdiği tutarın iadesinin talep edildiği, Dava konusu uyuşmazlığın ise, taraflar arasında düzenlenen franchise ön sözleşmesinden mi yoksa sözleşmenin hiç kurulmamasından mı kaynaklı olduğu, buna göre davanın franchise alan tarafından açıldığı, davanın tescilli bir markanın adının kullanılmasına ilişkin olmaması nedeniyle, sözleşmenin şekil şartına tabi olduğunun kabul edilmesinin de geçerlilik şartı olarak kabul edilemeyeceği, sözleşmenin ön sözleşme olduğunun kabul edilmesi halinde de, dava dilekçesi ekinde sunulan ... yazışmalarında davacının davalılardan ... ile konuştuğu, davalının franchise bedelini yatırması için davacıya diğer davalı kardeşinin iban bilgisini verdiği, konuşmada yer alan numaranın davalı ...'a ait olduğunun tespit edildiği, franchise sözleşmesi kapsamında bedel ödendiği, sözleşmenin kurulduysa; hangi şartlarda kurulduğu, şartların ve yükümlülüklerin neler olduğu, davalı tarafın hangi şartları yerine getirdiğinin ispatının da davalı tarafın üzerinde olduğu, davanın bu nedenle kabulüne karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı, davalı vekilinin ... yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Davalı ... yönünden somut olay değerlendirildiğinde, davacı tarafça, davacının kardeşi ile davalı arasındaki sözleşme nedeniyle davalıya toplam 50000,00 TL ödeme yaptığını, ancak sözleşmenin kurulmadığını, dolayısıyla gönderdiği tutarın iadesinin talep edildiği, sözleşmenin dava dışı şahıs ile yapıldığı ve ödemenin de dava dışı şahıs adına sözleşme nedeni ile yapıldığının davacının ve davalının kabulünde olması olduğu gözetilerek bu durumda dava konusu iadesi istenen bedelin de sözleşmenin tarafı olan kişilerce talep edilmesi gerektiği, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği davacının, davalı ...'tan alacağını talep edemeyeceği, ...'un , ...'a vekalet ederek parayı aldığı, davanın ... yönünden davanın reddinin gerektiği anlaşılmakla, davalı istinaf isteminin kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden davanın ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf isteminin REDDİNE,
2-Davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf isteminin KABULÜ ile,
3-(Kapatılan)istanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2023 tarih, 2022/190 E., 2023/849 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
4-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalı ... yönünden İstanbul Anadolu 12.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynı şartlarda devamına,
5-Asıl alacak olan 50.000,00 TL’nin %20’si oranında icra inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı ... yönünden açılan davanın reddine,
7- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
7/a-Karar tarihi itibari ile alınması gerekli 3.415,50 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 603,88 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.811,62 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70-TL başvurma harcı, 603,88 TL peşin harç, 11,50-TL vekalet harcı, 156,50-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 852,58 TL'nin, davalı ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine,
7/c-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 1.320,00 TL ara buluculuk ücretinin davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine,
7/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı ... verilmesine,
8- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
8/a-Karar tarihi itibari ile alınması gerekli 3.415,50 TL karar ve ilam harcından 853,87 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.561,63 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
8/b-İstinaf yargılaması için avalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026