Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1000 E. 2026/1436 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1000
Karar No
2026/1436
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/1000

KARAR NO : 2026/1436

İNCELENEN ARA KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/05/2026 (Ara Karar)

NUMARASI : 2026/420 E.

DAVANIN KONUSU: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlularının arabuluculuk görüşmeleri sonucunda anlaşmaya ve ödemeye yanaşmadığı halleri de dikkate alındığında, ileride telafisi mümkün olmayan sonuçların doğmasını engellemek amacıyla öncelikle teminatsız olarak, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ölçülülük ilkesi çerçevesinde kararlaştırılacak olan teminat bedeliyle davalının menkul, gayrimenkul malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın yetkili hamil olmadığını, İst.36.İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosya kapsamında kat ihtarının tebliğ edilmemesinin ve borcun muaccel olmamasının nedeni ile takip hakkı bulunmadığını, İst.32.İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyası kapsamında alacaklı usul ve yasaya aykırı alacak hakkı olmadığı halde İst.8.Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/35 D.iş Sayılı dosyası ile ihtiyati haciz işlemi yaptığını, kötü niyetli olarak "kambiyo takibi" yaptığını, Haciz baskısı altında müvekkili şirketin dosyaya ödeme yapmak durumunda bırakıldığını, usul, yasa ve hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğunu belirterek davanın reddine, haksız ve hukuksuz icra takibi nedeni ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesinin 20/05/2026 tarihli 2026/420 Esas sayılı ara kararı ile; "...Davacı vekilinin koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin İİK'nın 257. ve devamı maddeleri uyarınca REDDİNE" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-... A.Ş. Ve ...Limited Şirketi arasında 6361 sayılı Finansal Kiralama Kanunu çerçevesinde akdedilen ... sözleşme numaralı sözleşmesine istinaden davalı/ borçlu taraflara finansal kiralamaya konu ekipmanlar kiralandığını, diğer davalılar ... ve ... ise yukarıda anılan Sözleşmeye müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, Kiralanan ekipman sebebiyle temlik veren kurumun alacağı oluşmuş ve davalı/ borçlular tarafından işbu borcun tamamı verilen süre içinde ödenmemiş olduğunu, bu sebeple ... A.Ş. tarafından 20.11.2017 tarihinde Beşiktaş 27. Noterliği ... yevmiye numaralı kat ihtarnamesi ile ilgili borç tutarının 20.11.2017 tarihinden ödeme tarihine kadar işlemiş / işleyecek akdi faiz, gider vergisi, masraf ve komisyonları ile birlikte ödenmesi aksi halde yasal yollara müracaat edileceği ihtar edildiğini ve süre içerisinde borç ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul 36. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, itiraz edildiğini, Davalının haksız itirazı akabinde zorunlu dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak 06.04.2026 tarihinde gerçekleştirilen son oturumda taraflar arasında anlaşma sağlanamamış ve süreç olumsuz neticelenerek tutanak altına alınmış olduğunu, Davalı taraf itirazında akdi ilişkiyi inkar etmediğini, ayrıca taraflar arasında akdedilen Finansal Kiralama Sözleşmesi, kat ihtarnamesi ve tebliğ şerhi belgelerinin asıllarının mahkeme dosyasına sunulduğunu, HMK m. 193 anlamında münhasır ve kesin delil niteliğinde olduğu da göz önüne alındığında, müvekkil şirketin alacağının likit ve muayyen olduğunu, borçlu aleyhine başlatılan icra takibindeki alacakların tümüyle talep edilebilir olduğu anlaşıldığından, borçlunun icra takibine yaptığı itirazın tümüyle iptali gerektiğini, Davalı borçlu, takibi sürüncemede bırakmak ve müvekkili şirketin alacağına kavuşmasını engellemek maksadıyla, hiçbir hukuki dayanak da sunmadığı halde takibe, borca ve ferilerine itiraz ettiğini ve takip durmasına neden olduğunu ve işbu dava ikame edildiğini,

-Yerel mahkemece ihtiyati haciz taleplerinin reddedildiğini, takibe konu Kredi Sözleşmesi ve diğer takibe dayanak belgelerden anlaşılacağı üzere rehinle temin edilmemiş, likit ve muayyen bir alacağı mevcut olup, Kredi Sözleşmesi, İhtarname, Temlik sözleşmesi, borca itiraz dilekçesi dikkate alınarak, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ispatın sağlandığından red kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Uyuşmazlık, verilen ihtiyati haciz kararının reddi nedeniyle kaldırılması istemine ilişkindir.

2004 sayılı İİK.'nun ihtiyati haciz şartlarını düzenleyen 257'nci maddesinde vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını, alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiştir.İhtiyati haczin bir para alacağının ödenmesini güvence altına alan tedbir niteliğinde bir kurum olması nedeniyle mahkemece bu yöndeki istem değerlendirilirken yaklaşık ispat kurulanına göre hareket edilmelidir.

2004 sayılı İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır.

İİK’nın 265/1. maddesi uyarınca ise borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı yasal süresi içinde itiraz edebilir.

Somut olayda; ihtiyati haciz talep eden ile davalı arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesinden doğan alacaklara ilişkin olup, alacağın vadesi gelmiş bir para alacağa ilişkin olup olmadığı hususunun yargılama gerektirdiği,alacağın varlığı, alacak mevcut ise miktarının ne kadar olduğu, karşı taraftan talepte bulunulabilmesi için gerekli şartların oluşup oluşmadığının ancak yargılama ile belirlenebileceği, mübrez delillerin yaklaşık ispat için yeterli olmadığı, dolayısıyla muaccel bir alacağın varlığından henüz söz edilemeyeceği gibi borçlunun mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de ibraz edilmediği, itiraza ilişkin sebeplerin, İİK’nın 265. maddesinde sınırlı olarak sayılan ihtiyati hacze itiraz sebeplerinden olmadığı, bu itirazların esas yargılamayı gerektirdiği, İİK 257/1 maddesine dayalı ihtiyati haciz kararı verilmemesinde isabetsizlik olmadığından, ihtiyati haciz talep eden vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/ 1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/05/2026 tarih ve 2026/420 E. sayılı ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1000, K. 2026/1436, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1000-e-2026-1436-k-bf81bbde27b1