Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1265 E. 2026/1158 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1265
- Karar No
- 2026/1158
- Karar Tarihi
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1265
KARAR NO : 2026/1158
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/08/2026 ( Ara Karar)
NUMARASI : 2026/529 Esas,
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
araflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sırasında; kararda yazılı gerekçeyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
İhtiyati haciz talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında uzun süredir devam eden ticari bir ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki kapsamında müvekkilinin şirket tarafından borçlu şirkete ... malzemesi satımı ve ayrıca makine kiralama hizmeti verildiğini ve bu işler sebebiyle toplam bedeli 10.465.575,30 TL. olan 4 adet fatura düzenlendiğini, borçlu şirketin faturalarından düzenlenmesinden sonra borcunu süresinde ödemediğini, bunun üzerine Erzurum...Noterliğinin ...tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle toplam 10.465.575,30 TL. tutarındaki borcun ödenmesinin talep edildiğini ve ihtarnamenin borçlu şirketin UETS adresine ...tarihinde teslim edildiğini, ihtarnamede verilen ödeme süresinin geçmesiyle birlikte alacağın muaccel hale geldiğini ve borçlunun temerrüde düştüğünü, borçlu şirket aleyhine ... tarihinde Erzurum İcra Müdürlüğü'nün 2026/... Esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını ve tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde itiraz edildiğini ve Erzurum İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, borçlu şirketin icra takibine itiraz ettikten beş gün sonra.... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin hesabına 1.465.575,30 TL. tutarında kısmi ödeme yaptığını ve 9.000.000,00 TL. tutarında bakiye asıl alacak kaldığını, davalının itirazının haksız olduğunu ve icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz ettiğini, bu nedenlerle borçlunun itirazının iptalini, takibin devamını, borçlunun haksız itirazı sonucu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına çarptırılmasını ve davalının yedinde ve üçüncü şahıslarda olan taşınır ve taşınmaz malları, alacakları, banka hesaplarına ve diğer haklarına ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ D. İŞ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sırasında 20/082026 tarihli ara kararında;Talep, itirazın iptali istekli davada ihtiyati haciz uygulanması isteğine ilişkindir.
Talebin yasal dayanağını oluşturan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) "İhtiyati Haciz Şartları" başlıklı 257. maddesi, "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmünü;
Aynı Yasa'nın "İhtiyati Haciz Kararı" başlıklı 258. maddesi, "... Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir." hükmünü;
Aynı Yasa'nın "İhtiyati Hacizde Teminat" başlıklı 259. maddesi, "İhtiyati haciz istiyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü sahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecburdur. Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz. Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder. ..." hükmünü havi olup, geçici bir hukuki koruma olan ihtiyati haciz kurumuna ilişkin ana esaslar yasa koyucu tarafından ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.
Bu yasal düzenlemelere göre, geçici bir hukuki koruma olan ihtiyati haciz talep edebilmek için öncelikle ortada bir para borcunun bulunması; eş deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması, kural olarak alacağın vadesinin gelmiş (muaccel) olması ve alacağın rehin ile temin edilmemiş olması gerekir. Bu şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir.
Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmemiş bir para borcunun alacaklısı ise ancak anılan yasal düzenlemenin ikinci fıkrasındaki şartların varlığı halinde; yani borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa veya borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir (2004 sayılı İİK md. 257/2).
Yine, ihtiyati haciz talebinde bulunanın, alacağının varlığı ve ihtiyati haciz sebepleri hakkında yaklaşık ispata elverişli deliller sunması gerekmektedir.
Nitekim, geçici hukuki koruma yargılamasını asıl (esasa ilişkin) yargılamadan ayıran temel özelliklerden biri "ispat ölçüsü" olup, geçici hukuki koruma yargılamasında asıl yargılamadan farklı olarak "yaklaşık ispat" ölçüsü benimsenmiştir. Ancak, geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına da gelmez. Nitekim yaklaşık ispat durumunda mahkeme, ileri sürülen iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa aksinin mümkün olduğunu gözardı etmemelidir. Bu sebepledir ki, geçici hukuki korumalara karar verilirken, haksız olma ihtimali de nazara alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Buna göre, istek sahibinin, iddialarını yaklaşık olarak kanıtlaması, bunun için ise en azından iddiasına ilişkin bazı verileri mahkemeye sunması gerekir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ve değinilen yasal düzenlemeler çerçevesinde mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda tüm dosya kapsamına göre;
Yargılama henüz devam ettiğinden ve bu bağlamda ihtiyati haciz talep eden tarafın karşı taraftan alacağının olup olmadığı, varsa alacak miktarı vb. hususlar yargılamayı gerektirdiğinden ve bu sonuca göre mevcut durumda ihtiyati haciz talebi açısından yaklaşık ispat koşulunun sağlanmamış olduğu değerlendirilmekle " ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı borçlu arasında uzun süredir devam eden ticari ilişki kapsamında ... malzeme satımı ve teslimi gerçekleştiğini, bu teslimatlara ilişkin 4 adet fatura düzenlendiğini, toplam fatura tutarının 10.465.575,30-TL olduğunu, faturalara konu malzemelerin davalı şirkete eksiksiz bir şekilde teslim edildiğini, sevk irsaliyeleri, ticari defter kayıtları, cari hesap mütabakatları ve ihtarnamenin delil olarak sunulduğunu, davalı şirketin kısmi ödeme yaptığını, bakiye 9.000.0000.00,-TL alacak kaldığını, kısmi ödemenin taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve temel borç ilişkisinin varlığının açık ve kesin bir ikrarı mahiyetinde olduğunu, yaklaşık ispat şartının fazlasıyla gerçekleştiğini, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, ticari satıma ilişkin faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yöneltilen itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine; talep, dava içinde ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulması olarak tanımlanmaktadır.
İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Burada aranan ispat, kesin bir ispat olmayıp yaklaşık ispattır.
İİK'nın 265. maddesinde ihtiyati haciz kararına karşı itiraz sebepleri sınırlı şekilde sayılmış olup, bu sayılanlar dışında başka bir sebebe dayanılarak ihtiyati hacze itiraz edilmesi mümkün değildir.
Somut olayda; davacı şirket vekili, müvekkilinin davalı şirkete mal sattığını, dava dilekçesi ekinde yer alan e-fatura, mütabakat mektubu, ihtarname, ödeme dekontu uyarınca borçlunun bakiye 9.000.000,00-TL borcunun bulunduğunu, alacaklarının muaccel olup rehin ile temin edilmediğinden davalının menkul ve gayri menkul mallarıyla 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczini talep etmiş, alacağını ispat için davacı tarafça davalı adına düzenlenmiş e-fatura, mütabakat mektubu, ihtarname, ödeme dekontu dava dilekçesi ekinde sunulmuştur. Fatura tek taraflı olarak düzenlenen belge olup tek başına alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Salt fatura düzenlenmesi malın teslim edildiğinin ispatı için yeterli olmayıp, alacağın varlığının başka delillerle alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir. Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan mütabakat mektubunda davalı şirket yetkilisinin imzası bulunmamakta olup, davalı tarafça davacıya 1.465.575,30-TL ödeme yapılmış olması ise fatura konusu malların davalıya teslim edildiği anlamına gelmemektedir. Neticeten davacı tarafça dava konusu faturalara konu malların davalıya teslim edildiğine ilişkin karşı taraftan sadır olmuş bir kayıt sunulmamıştır. Bu itibarla, dosya mevcuduna göre alacağın varlığı ve muacceliyeti hususunda kanaat uyandırıcı nitelikte yaklaşık ispata yarar nitelikte delil sunulmadığı, dolayısıyla İİK'nın 257. maddesindeki şartların oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk derece mahkemesinin 20/08/2026 tarihli ara kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu aşamasında yeteri kadar harç alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafça bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 23/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.