Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1341 E. 2026/1455 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1341
Karar No
2026/1455
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1341 Esas

KARAR NO : 2026/1455

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 14/05/2024

NUMARASI : ...E. - 2024/137 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firma ..., teklif dosyası hazırlama, ihale düzenleme, maliyet hesabı, ... ve kesin hesap düzenleme konularında ürettiği yazılımları geliştirmenin yanında bakım ve destek hizmetleri de vermekte olduğunu, davacı ... mevcut ve yeni tüm ürünlerinde kullanıcı dostu olma özelliğini öne çıkarmak, satış sonrası hizmetleriyle kullanıcının yanında olmak, kullanıcı önerilerini iyi ve hızlı analiz ederek sürekli gelişmek, ülke çapında "Kurum / Kuruluş Hizmetleri için" bilgisayar yazılımı üretimi, uygulaması ve servisinde öncü olmak ve liderliği her gün daha da büyüyen bir organizasyonla sürdürmek, müşteri şikayetleri %0 oranına yaklaşan ürünler üretmek ve desteklerini sağlamak hedefinde olduğunu, bu bağlamda, verdiği hizmetleri marka tescili altında korumak istemekte ve marka unsurlarında "esas unsur" olmayacak şekilde "..." ibaresini kullanarak hizmeti açısından ilgili tüketicilere bir fikir vermeyi amaçlamaktadır. Bununla birlikte, davacının dava konusu ... sayılı ''...'' markasından önceki tarihli, 42. sınıfta tescilli, ... sayılı ''... ...'' markasının da sahibi olduğunu, ancak davacının dava konusu markanın başvuru tarihinden sonra yaptığı tüm başvurular, davaya konu marka sahibinin itirazı üzerine reddedilmekte ya da kısmi yayına dönüşmekte olduğunu, halbuki açıkça görüldüğü üzere, SMK'nın ilgili hükümleri gereğince "..." esas unsuru münhasıran tek kişinin tekeline verilemeyecek bir ibare olduğunu, dava konusu ... sayılı ''...'' markası, düz yazı ile klasik büyük harflerle tasarlanan bir kelime markası olduğunu, bu ibareyi gören birinin markayı anlamaktan ziyade, "..."in genel anlamıyla ilgili bir fikre kapılacağı aşikar olduğunu, bu bağlamda, bu markanın kaynak gösterme fonksiyonu bulunmadığı açık olduğunu, böyle bir ifadenin ise, tek kişinin tekeline verilmesi marka hukukunun ilkelerine aykırı olduğunu, bu ibarenin davalının tekeline verilmesi nedeniyle davacının sıkıntı yaşamakta ve kamu menfaati zedelenmekte olduğunu, "..." ibaresinin ticaret alanında herkes tarafından kullanılan işaret olarak değerlendirilebileceği gayet açık olduğunu, "..." terimi ihale alan veya büyük satın almalara giren firmaların iş bitiminde karşılık olarak alacakları para için kullanılmakta olduğunu, ... özellikle devlet destekli projelerde veya kamu ihalelerinde yer almakta olduğunu, dolayısıyla bu terimin devlet desteğini nitelemesi söz konusuyken, bu markanın özel sektör adına tescilli olması yanıltıcılık doğurmakta olduğunu, bu bağlamda "..." markasının da evleviyetle hükümsüzlüğü gerekmekte olduğunu, davacının ... sayılı markasında yer alan ''...'' ibaresi, dava konusu ... sayılı markada da esas unsur olarak aynen yer almakta olduğunu, bununla birlikte, her iki markada 42. sınıfta tescilli olup aynı sınıflarda yer aldığını, bağlamda, aynı sınıflarda bu iki taraf markalarının mevcudiyeti tüketici algısında karıştırılma ve ilişkilendirilmeye sebebiyet vermekte olduğunu, dolayısıyla dava konusu markanın, tüketici tarafından davacı markası ile ilişki kurularak bir bağlantısı olduğu yönünde yanlış bir izlenime kapılınması ihtimali dahi, davacı markasının itibarının zarar görmesine sebep olacağını, dava konusu "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Şirket 1995 yılında kurulmuş olup 1995 yılında günümüz ... yazılımlarının tamamına esin kaynağı olan nakliye metrajı, fiyat farkı vb. hesaplara kesin çözümler getiren temel ve tek uygulama olarak ... ... ve Keşif ... uygulamalarını kullanıma sunmuş olduğunu, davalının kurulduğu 1995 yılından bu yana yenilikçi çalışmalarıyla sektörün önünü açmakta olduğunu, davalı Şirket, kurulduğu tarihten itibaren Kamu İhale Kanunu ve ilgili diğer mevzuat kapsamında sektörün ihtiyacı olan yazılımları, sistemleri ve hizmetleri üretmek adına kesintisiz bir şekilde faaliyetlerine devam etmekte olduğunu, davalı Şirket’e ait ....com.tr ibareli kurumsal sitesinde 25 yıldan fazladır ... alanında yazılım, eğitim ve kitaplar sunulmakta olduğunu, yine Davalıya ait ....net sitesi 22 yıldan beri, ... alanında kullanılan en önemli verilerden olan birim fiyatlar alanında bir numara olduğunu, ....com sitesi davalının internet tabanlı ... uygulaması ticari portalı olduğunu, ....com alan adı da davalının mülkiyetinde olduğunu ve ....com.tr’ yi işaret etmekte olduğunu, davalının ... ibaresi üzerindeki uzun yıllardır kesintisiz şekilde devam eden üretim ve çalışmasının sonucu olduğunu, zira arama motorlarında bu seviyede görüntülenebilmek için ilgili internet sitelerinin alanlarında itibar gören ve en çok kullanılan siteler olması gerekmekte olduğunu, davalının diğer internet sitelerinden olan ....com ....com.tr ye yönlendirilmiş bir alan adı olduğunu, bu nedenle ayrı ziyaretçi sayıları söz konusu olmadığını, ....com ibareli internet sitesi ise dışarıya kapalı olan ve sadece ücretli üyelikle kullanılabilen bir program sitesi olduğunu, bu nedenle bu site için ziyaretçi sayıları ölçülmemekte olduğunu, “...” ibaresinin kamu ile ilişkilendirilebilir bir niteliği bulunmadığını, ... gerek özel sektörde gerekse kamu sektöründe yapılabilen bir çalışma olduğunu, Davalı Şirket’in işbu markanın kullanılarak göreceği mal ve hizmetlerin kamu hizmetiyle bir alakası bulunmadığını, davacı taraf markası ile davalı şirket markası benzer olmayıp SMK m. 6/1 kapsamında hiçbir şekilde karıştırılma ihtimalleri bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar tamamen mesnetsiz olup delillendirilememiş, soyut nitelikte iddialar olduğunu, davacı taraf kötüniyetli bir şekilde, davalı Şirketin markasının hükümsüzlüğü talep etmekte olduğunu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuken korunması mümkün olmadığını, bu bağlamda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davacı markasının bir bütün olarak ... olduğu ve özgün bir logo içerdiği, davacı markasının bir bütün olarak ... şekil olması, zayıf ibarelerin koruma eşiğinin daha düşük olması nedeniyle SMK 6/1 anlamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, ... ibaresini tek başına ilk başvuran tarafın davalı taraf olmaması, davacı tarafın ... ibaresinin başvurusunu yaptığı tarihte ... ibareli tescilli bir markanın bulunmaması, davacı taraf, başvuru tarihinde tek başına ... ibaresini tescil ettirebilecek iken ... ibaresini tescil ettirmiş olması, davalı tarafın tescil tarihinden ve davacı tarafın başvuru tarihinden çok daha önce ... ibaresini kullanıyor olması ve davalı tarafın somut olarak davacının faaliyetlerini engellemek amacıyla başvuru yaptığı delillendirilememesinden dolayı davalı tarafın kötü niyetinin ispatlanamadığı, SMK 6/9 anlamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı ve davacı tarafça kötü niyeti ispat eder bir delil de sunulmadığı dikkate alındığında SMK'nın 6/9. Maddesi gereği hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kabul edilerek davanın reddine" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-... kelimesinin Türk Dil Kurumu'na (TDK) göre “Bir üretim veya yapım sırasında hak edilmiş durum, para, istihkak.” anlamına geldiğini, ..., tüm hizmet sınıflarında tanımlayıcı olabilecek, ayırt edici nitelik sağlamayan bir anlama sahip olduğunu, ... hesaplamalarına ilişkin bilgisayar programı, yazılım, web sitesi hizmetlerine ilişkin olmak üzere 42. Sınıfta kullanılan davaya konu "..." markasının ayırt edici niteliğinin bulunmadığını,

-Sınai Mülkiyet Kanunu SMK 5/1-e hükmü uyarınca markanın kaynak gösterme fonksiyonu bulunmadığının açık olduğunu, böyle bir ifadenin tek kişinin tekeline verilmesini, marka hukukunun ilkelerine aykırı olduğunu, bu ibarenin davalı Şirket'in tekeline verilmesi nedeniyle Davacı'nın sıkıntı yaşamakta olduğunu ve kamu menfaatinin zedelendiğini,

-Dava konusu ... sayılı "..." markası, düz yazı ile klasik büyük harflerle tasarlanan bir kelime markası olduğunu, bu ibareyi gören birinin markayı anlamaktan ziyade, “...”in genel anlamıyla ilgili bir fikre kapılacağını, markanın kaynak gösterme fonksiyonu bulunmadığını,

-SMK 5/1 d maddesi uyarınca “...” markasının gündelik hayatta ve ticaret hayatında sık sık kullanılan “...” ibaresinden açık bir şekilde farklılaşmadığı için reddedilmesi gerektiğini,

-Davacı'ya ait marka ile aynı sınıfta yer alan ve aralarında benzerlik olan dava konusu markanın halk arasında iltibasa neden olacağının açık olduğunu ve SMK 6/1 uyarıca hükümsüz kılınması gerektiğini,

-SMK 6/9 uyarınca “...” ibaresini tek başına esas unsur olacak şekilde tescil edilerek, aynı sektörde Davacı dahil başkalarının da bu ibareyi kullanımına engel olmasının, hem SMK ve Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabete ilişkin ilgili hükümlerine hem de Medeni Kanun'un 2. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesine ters düştüğünü,

-Bilirkişi raporunda eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, Mahkeme tarafından bilirkişi raporuna yapmış oldukları itirazlar, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen diğer tüm nedenler dikkate alınmadan, sadece eksik ve hatalı değerlendirmelere dayanan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davaya konu ...esas sayılı dosyadaki mevcut bilirkişi raporu yüzeysel, eksik ve hatalı değerlendirmelere dayandığından ve davanın esasını, sonuçta verilecek kararı doğrudan etkileyecek nitelikte olan dava konusu ... sayılı “...” markasının SMK m. 5/2 uyarınca kullanım yoluyla ayırt edicilik kriterleri bakımından gerekli şartları sağlayıp, sağlamadığı denetimine ve diğer hususlara ilişkin elverişli bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerektiğinden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket'e ait “...” ibareli markanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) m. 5'te belirtilen mutlak ret nedenlerinin mevcut olması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesinin talep edildiğini ancak SMK md. 5/1-b bakımından, Müvekkili Şirket'e ait ....com.tr ibareli kurumsal sitesinde 25 yıldan fazladır ... alanında yazılım, eğitim ve kitaplar sunulduğunu, ....net sitesi 22 yıldan beri, ... alanında kullanılan en önemli verilerden olan birim fiyatlar alanında bir numara olduğunu, bir diğer internet sitesi olan ....org, "... ve Sözleşme Uygulamaları Bilgi Kaynağı" sitesi 17 yıldan beri ... alanında otorite haline geldiğini, ....com sitesi Müvekkilinin internet tabanlı ... uygulaması ticari portalı olduğunu, ....com alan adı da Müvekkilinin mülkiyetinde olduğunu, Müvekkilinin, uzun yıllardır büyük bir emek ve özveri ile söz konusu ibareyi kullanmakta ve “...” ibaresi üzerinde uzun yıllardır çalışmakta ve üretim gerçekleştirmekte olduğunu, Müvekkiline ait marka kesintisiz ve aktif bir şekilde uzun bir süredir kullanılmakta olup ilgili tüketici çevresinde benimsenmiş, bilinen, belirli ve yüksek bir pazar payına ulaşmış ve bu nedenle de somut olarak ayırt edici nitelik kazanmış olduğunu, bilirkişi raporunda da ilgili internet sitelerinin “Ürünler”, “Hizmetler” ve “Hikayemiz” kısmında, kısacası internet sitesi içeriklerinde “...” ibaresinin birçok alanda kullanıldığı tespit edildiğini, Rapor ile Müvekkilinin “...” üzerindeki özverili ve uzun yıllara dayanan çalışmaları neticesinde ayırt edicilik unsurunun oluştuğunu, bu nedenle SMK'nın 5. Maddesine dayanarak marka reddi talebinde bulunulamayacağını, SMK md. 5/1 c ve SMK 5/1 d bakımından; kamuya mal olmuş, serbest kalmış bu tür ad veya işaretler herhangi bir markada esas unsur olamayacağını ancak bu hususta SMK 5/2 hükmü saklı olmakla birlikte başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal ve hizmetler bakımından da bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanılması söz konusu ise SMK 5/1 c ve d bentleri uyarınca marka başvurusu reddedilemeyeceğini, somut olayda tanımlayıcı, kamuya mal olmuş, serbest kalmış bir addan bahsedilemeyeceği gibi kabul anlamına gelmemekle birlikte öyle olsaydı dahi Rapor'da ortaya konulduğu üzere ve Yerel Mahkemece söz konusu Rapor esas alınarak kurulan hüküm uyarınca Müvekkil Şirket'in uzun yıllara dayanan kullanımı somut olarak ayırt edici nitelik kazandırmış olup SMK 5/2 uyarınca SMK 5/1 e ve d bentlerine dayalı olarak reddin talep edilebilmesi mümkün olmayacağını, SMK 5/1 f ve SMK 5/1 1 bendi açısından; Davacı tarafça "..." teriminin ihale alan veya büyük satın almalara giren firmaların iş bitiminde karşılık olarak alacakları para için kullanıldığı ifade edildiğini, Hakedişin özellikle devlet destekli projelerde veya kamu ihalelerinde yer aldığı, dolayısıyla bu terimin devlet desteğini nitelediği ancak Müvekkiline ait markanın özel sektör adına tescilli olmasının yanıltıcılığa neden olduğu iddia edildiğini, "..." ibaresinin kamu ile ilişkilendirilebilir bir niteliği bulunmadığını, ... gerek özel sektörde gerekse kamu sektöründe yapılabilen bir çalışma olduğunu, müvekkili Şirket'in 7 işbu markanın kullanılarak göreceği mal ve hizmetlerin kamu hizmetiyle bir alakası bulunmadığını, söz konusu telime Türk Dil Kurumu'na (TDK) göre "Bir üretim veya yapım sırasında hak edilmiş durum, para, istihkak." anlamına geldiğini, "..." ibaresinin sadece kamuya özgülenmesi mümkün olmadığı gibi tüketicinin bu ibareyi doğrudan kamu hizmetleri ya da devlet teşvikleriyle ilişkilendirilebileceği bir durum söz konusu olmadığını, davacı ve davalı markaları arasında benzerlik olmadığını, görsel olarak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, kavramsal olarak da Davacı taraf, ... ibaresini markasında kullanmış bulunmakta ve dolayısıyla Müvekkili Şirket markası ile iltibasına imkân olmayacak derecede ayırt edicilik kazandırmış olduğunu, Davacı tarafça ... ifadesinin eklenmesiyle kavramsal ve işitsel benzerlik de ortadan kaldırıldığını, ... sayılı Davacı markası ..., ... sayılı Müvekkili şirket markası ... olduğunu, Davacı markası mavi renkte olup “...” ibaresi küçük harflerle yazılmış, “O” harfi için şekil içeren bir kompozisyon kullanılmış, “...” ibaresi ise baş harfi büyük olacak şekilde yazılmış olduğunu, Müvekkili Şirkete ait “...” markası ise büyük harflerle yazılmış olup siyah renkte olduğunu, yazı tiplerinin, puntolarının ve renklerinin farklı olduğu, Davacı'ya ait markada tamamlayıcı unsurların yer aldığı göz önünde bulundurulduğunda logoların birbirinden farklı olduğu ve farklı bir markayı temsil ettiği olağan hayatın akışında fark edilebilecek nitelikte olduğunu, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal herhangi bir benzerliğin bulunmaması nedeniyle SMK 6/1'e dayanılarak ret talep edilemeyecek olup bununla markanın da 42. sınıfta tescilli olmaları tek başına karıştırılma ve sebebiyet vermeyeceğini, tüketicilerin SMK m. 6/1 kapsamında farklı iki marka ile karşı karşıya olduklarını fark edebilecek dikkat seviyesinde olup her iki marka sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunmadığını, ortak bir çalışma kapsamında iş yapılmadığını anlayabilecek durumda olduğunu, Müvekkilinin markasının, Davacı tarafın markası ile herhangi bir alakası bulunmadığını, Müvekkilinin markası uzun yıllardır kendisi tarafından kullanılmakta olan, ün ve ayırt edici güce ihtiyacı olmayan bir marka olup Davacı'nın markasından herhangi bir şekilde kötüniyetle yarar sağlanması, Davacı'nın markasına zarar verilmesi mümkün olmadığını, somut olayda Müvekkilinin kötüniyetinden bahsedilemeyeceği Bilirkişi Raporu'nda da kabul edildiğini, “... ibaresini tek başına ilk başvuran tarafın davalı olmadığını, 2016/08236 başvuru numaralı ... markası, tescil aşamasına gelmiş, başvuru sahibinin ihmali neticesinde bu ibare tescilsiz kalmış olduğunu, Davacı tarafın ... ibaresinin başvurusunu yaptığı tarihte ... ibareli tescilli bir marka mevcut olmadığını, Davacı taraf, başvuru tarihinde tek başına ... ibaresini tescil ettirebilecek iken ... ibaresini tescil ettirdiğini, Davacının, Müvekkilinin kötü niyetle tescil başvurusu yaptığını ispatla yükümlü olup bu iddiasını ispata ilişkin herhangi bir somut delil sunmadığını, Davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, davalı adına tescilli 2019 95390 tescil numaralı ... markasının SMK 5. , 6/1,9 maddeleri uyarınca hükümsüzlük talebine ilişkindir.

Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ... tescil numaralı ... ŞEKİL markasının 42.sınıfta 10/10/2018 tarihinde davacı adına, 2019 95390 tescil numaralı ... markasının 42.sınıfta 10/12/2020 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.

Bilirkişi heyetinin raporunda özetle; davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “www.....com.tr” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının ... (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 13.03.1998 tarihinin kayıt olunduğu, alan adı sahibinin “.... Ltd. Şti.” isimli davalı firma adına kayıtlı olduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde web sitesinin içeriklerinde davaya konu “...” ibarelerin kullanıldığı, davalıya ait olan ilgili internet web sitesinin “www.....com.tr” adresinde davalı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 1999 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 1999 yılından bu yana davalı tarafından yoğun ve aralıksız bir şekilde kullanıldığı, internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde web sitesinin içeriklerinde davaya konu “...” ibarelerin kullanıldığı tespit edildiği, davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “www.....net” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının ... (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 18.06.2001 tarihinin kayıt olunduğu, alan adı sahibinin “.... Ltd. Şti.” isimli davalı firma adına kayıtlı olduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde web sitesinin içeriklerinde davaya konu “...” ibarelerin kullanıldığı, davalıya ait olan ilgili internet web sitesinin “www.....net” adresinde davalı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2002 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2002 yılından bu yana davalı tarafından yoğun ve aralıksız bir şekilde kullanıldığı, internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde web sitesinin içeriklerinde davaya konu “...” ibarelerin kullanıldığı tespit edildiği, davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “www.....org” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, ancak siteye güncel olarak girildiğinde “Güvenlik Uyarısı” vererek antivirüs tarafından sitenin açılmasının engellendiği, alan adının ... (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 14.02.2007 tarihinin kayıt olunduğu, alan adı sahibinin “.... Ltd. Şti.” isimli davalı firma adına kayıtlı olduğu, internet sitesinin içerikleri bu incelenememişse de web sitesinin (domain) alan adında davaya konu “...” ibaresinin kullanıldığı, davalıya ait olan ilgili internet web sitesinin “www.....org” adresinde davalı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2011 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2011 yılından bu yana davalı tarafından yoğun ve aralıksız bir şekilde kullanıldığı, internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde web sitesinin içeriklerinde davaya konu “...” ibarelerin kullanıldığı tespit edildiği, davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “www.....com” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının ... (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 08.12.2013 tarihinin kayıt olunduğu, alan adı sahibinin “.... Ltd. Şti.” isimli davalı firma adına kayıtlı olduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde web sitesinin içeriklerinde davaya konu “...” ibarelerin kullanıldığı, davalıya ait olan ilgili internet web sitesinin “www.....com” adresinde davalı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2014 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2014 yılından bu yana davalı tarafından yoğun ve aralıksız bir şekilde kullanıldığı, internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde web sitesinin içeriklerinde davaya konu “...” ibarelerin kullanıldığı tespit edildiği, davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “www.....com” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, ancak ilgili alan adına güncel olarak girildiğinde davalıya ait olduğu belirtilen “www.....com.tr” internet sitesine yönlendirilmiş olunduğu, alan adının ... (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 25.03.2000 tarihinin kayıt olunduğu, alan adı sahibinin “.... Ltd. Şti.” isimli davalı firma adına kayıtlı olduğu, ilgili (domain) alan adında davaya konu “...” ibaresinin kullanıldığı, dava konusu ... tescil numaralı ... markasının 42. Sınıfta başvurusunun yapıldığı, Markanın ... tarafından ilk incelemesi esnasında ... başvuru numaralı davacıya ait ... ibareli markadan dolayı reddedildiği, ancak redde gerekçe olan markanın da tescil ücretinin yatırılmamış olması 25.12.2019 tarihinde karar düzeltme yapılarak 42. Sınıfın tamamı için tescilin gerçekleştiği, mutlak red nedenleri bakımından yapılan incelemede ... ibaresinin özellikle finansal hizmetler veya 35. Sınıfta yer alan iş idaresi hizmetleri için genel ve tanımlayıcı bir ibare olarak kabul edilebileceği, ancak bu ibarenin 42. Sınıfta yer alan bilgisayar hizmetleri için tanımlayıcı bir ibare olmadığı, bununla birlikte ilgili tüketici kesimi bakımından 42. Sınıfta doğrudan 5. madde anlamında mutlak red nedeni olabilecek bir ibare olmasa da tescilinde engel bulunmayan zayıf bir ibare olduğu , yapılan teknik incelemede davalı tarafın ... ibaresini 42. Sınıfta çok uzun zamandan beri kullandığı dikkate alındığında artık 5. Madde anlamında bu markanın reddi söz konusu olamayacağından 5. Madde anlamında markanın hükümsüz kılınamayacağı, SMK 6/1 anlamında davacı tarafın, ... tescil numaralı markası ile davalı adına tescilli ... sayılı ''...'' markalarının benzer olduğunu bu nedenle de markanın hükümsüz kılınması gerektiğini beyan ettiği, davacı markasının bir bütün olarak ... olduğu ve özgün bir logo içerdiği, davacı markasının bir bütün olarak ... şekil olması, zayıf ibarelerin koruma eşiğinin daha düşük olması nedeniyle SMK 6/1 anlamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, ... ibaresini tek başına ilk başvuran tarafın davalı taraf olmaması, davacı tarafın ... ibaresinin başvurusunu yaptığı tarihte ... ibareli tescilli bir markanın bulunmaması, davacı taraf, başvuru tarihinde tek başına ... ibaresini tescil ettirebilecek iken ... ibaresini tescil ettirmiş olması, davalı tarafın tescil tarihinden ve davacı tarafın başvuru tarihinden çok daha önce ... ibaresini kullanıyor olması ve davalı tarafın somut olarak davacının faaliyetlerini engellemek amacıyla başvuru yaptığı delillendirilememesinden dolayı davalı tarafın kötü niyetinin ispatlanamadığı, SMK 6/9 anlamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığına dair görüş bildirmişlerdir.

Markalarda mutlak ret nedenleri 6769 sayılı SMK'nın 5. Maddesinde düzenlenmiştir. SMK 5/1 - b maddesi uyarınca "Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler" ile aynı yasanın 5/1- c bendi uyarınca " Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. Bir markanın tanımlayıcı olarak değerlendirilebilmesi için, ortalama tüketicilerin marka ile mal/hizmet arasında doğrudan refleks olarak ilişki kurması ibarenin doğrudan mal/hizmeti akla getirmesi gerekir. Tanımlayıcı ibareler mal ya da hizmetleri doğrudan tanımlayan, cins, çeşit, vasıf gibi özelliklerine ya da kalitesine doğrudan atıfta bulunan işaretlerdir. Bu tür ibarelerin kimsenin tekeline bırakılması söz konusu değildir.

Somut uyuşmazlıkta, ... ibaresinin özellikle finansal hizmetler veya 35. Sınıfta yer alan iş idaresi hizmetleri için genel ve tanımlayıcı bir ibare olduğu ancak davacı ve davalının 42. Sınıfta tescillerinin bulunduğu, 42. Sınıfta yer alan bilgisayar hizmetleri için bu ibarenin tanımlayıcı bir ibare olmadığı ancak zayıf bir ibare olduğu, davalı tarafın ... ibaresini 42. Sınıfta 1998 yılından itibaren tüm internet sitelerinde çok uzun zamandan beri kullandığı dikkate alınarak, SMK’nın 5/1-b ve c maddeleri kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı belirtilmiş ise de, bilirkişi raporuna davacı vekilince itiraz edildiği; bilirkişi heyetinde markanın tescil edildiği sınıflar itibariyle sektör bilirkişisinin bulunmadığı, davaya konu ... markasının tescilli olduğu tüm alt hizmet sınıfları yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekirken, raporun yeterli ve hükme esas alınabilir nitelikte olmadığı, markanın tescil sınıfları gözetilerek tanımlayıcı olup olmadığı, genel cins vasıf bildiren marka olup olmadığı değerlendirmesinin tekrar yapılması gerektiği, marka olarak tescil koşullarını taşıyıp taşımadığı, işletmesel kaynak, ayırt edicilik fonksiyonunun bulunup bulunmadığı , davalının bu ibareyi ticari faaliyeti kapsamında düzenlediği konusu itibariyle dürüst kullanım savunmasının değerlendirilmediği görüldüğünden, kararın eksik incelemeye dayalı olduğu, davacının rapora da itirazları değerlendirilerek, uyuşmazlığın çözümü bakımından belirtilen hususlarda inceleme ve değerlendirme içeren sektör bilirkişininde içinde bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak hükümsüzlük koşullarının incelenmesi gerektiği anlaşıldığından sair istinaf sebepleri incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;

2-İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/05/2024 tarih, ...E. 2024/137 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1341, K. 2026/1455, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1341-e-2026-1455-k-9373d7394f07