Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1163 E. 2026/1237 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1163
Karar No
2026/1237
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1163 - 2026/1237 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1163 KARAR NO : 2026/1237

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/12/2024 NUMARASI : 2024/162 Esas - 2024/945 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 15/09/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 16/09/2026

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 24/02/2023 tarihinde müvekkiline ait ... plakalı aracın Bayburt yolu üzerinde emniyet şeridinde beklerken, müvekkilinin aracını fark etmeden seyreden ...plakalı araç sürücüsünün emniyet şeridinde müvekkilinin aracına çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda, ...plakalı araç sürücüsü...'nun kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunu, müvekkilinin aracına herhangi bir kusur atfedilmediğini, sigorta şirketine başvuru yapıldığını, mevcut kaza sebebiyle aracın perte çıktığını, sigorta şirketi tarafından 270.000.00 TL fiyat takdir edildiğini, sovtaj bedeli 180.000 TL düşülerek müvekkiline 90.000 TL ödenerek dosyanın kapatıldığını, müvekkilinin düşmüş olduğu zor durum, araca ihtiyacının olması, araç piyasasının hergün değişmesi, satılan malın satış fiyatına göre aynısının alınamaması sebebiyle bu rakam düşülerek ve şerh düşerek kabul etmek zorunda kalındığını ve evrakı imzalayarak davalı tarafa gönderdiğini, daha sonrasında bakiye ödeme için talepte bulunulduğunu ancak sonuç alınamadığını, müvekkilinin zararının daha fazla olduğunu, bu sebeple davalı tarafın müvekkilinin bakiye zararından sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkilinin aracının gerçek zararının hesaplanmasını ve tazminini talep ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, trafik kazasında aracının perte ayrılması sebebiyle, bakiye hasarı oluşan müvekkili için şimdilik, 1.000,00 TL maddi zararının kazanın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tazmin ve tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 19/11/2024 tarihli dilekçesiyle talebini 10.000,00- TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki ilk itirazının kabulü ile müvekkili şirketin ticari merkezi olan yer mahkemesinin yetkili olmasından dolayı dosyanın İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini istediklerini, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının aracında söz konusu kaza nedeniyle meydana gelen hasarın poliçe özel ve genel şartları ile genel hükümler doğrultusunda tazmin edildiğini, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin haksız olduğunu, müvekkili şirketçe ödenmesi gereken tüm tutar ödendiğinden ve davacı taraf müvekkili şirketi bu ödemeyle ibra ettiğinden, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, her ne kadar davacı tarafça, davalı sigorta şirketince ödenen hasar bedelinin pert total işlemine tabi tutulan sigortalı aracın piyasa değerinin altında kaldığı ve bu nedenle eksik ödeme yapıldığı iddia edilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan varlığı inkar edilmeyen 27/03/2023 tarihli "Mutabakatname İbraname"de açıkça sigortalı aracın piyasa güncel değerinin 270.000,00 TL olduğu yönünde tarafların mutabık kaldığı, aracın hasarlı halinin (sovtaj) yapılan ihale sonucu 180.000 TL olduğu, aracın mutabık kalınan rayiç değeri ile hasarlı hali arasındaki tutarın %100 kusur nispetine denk gelen ve 90.000,00- TL'sinin trafik sigortası limitleri dahilinde davacıya tazminat olarak ödenmesine muvafakat ettiği ve davacının mutabakatnamede yazılı miktarın kendisine ödenmesi kaydıyla davalı şirketi ibra ettiği, yapılan ödemeler sırasında davacının herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediği, bu bağlamda taraflar arasında düzenlenen 27/03/2023 tarihli ibranamenin içeriği itibariyle TBK'nın 132.maddesi uyarınca tam bir ibra olduğu, tarafların yapmış oldukları işbu ibra sözleşmesi ile borcun tamamen ortadan kaldırıldığı, davacı taraf, kayıtsız şartsız şekilde ibranameyi imzalamış olup, davacı yanca zararın tamamının karşılanmadığından bahisle bakiye tazminat talebinde bulunulduğu, davacı yanca eldeki davada TBK'nın 28. maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma hükümlerine dayanılmakla birlikte aşırı yararlanma durumunun mevcut olayda bulunmadığının değerlendirildiği, ödemeyi kabul edip ibraname veren davacının müzayaka halinde olduğunun da kabul edilemeyeceği, KTK'nın 111. maddesinde ibranameden dönmeye ilişkin hükmün; "Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir." şartına bağlı olduğundan uygulanamayacağı gerekçesiyle; "Davanın REDDİNE," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; zorunlu trafik sigortacısının sorumluluğunun kamu düzenine ilişkin olduğunu, KTK m.111/1 hükmü, bu kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğunu, davacıya imzalatılan ibranamenin, sigortacının sorumluluğunu bakiye zarar açısından tamamen ortadan kaldırmayı amaçlayan bir belge olduğunu, kamu düzenine aykırı bu tür ibra veya feragat anlaşmaları kanunen hükümsüz olduğunu, davacı müvekkilinin, kaza sonrası acil ödeme ihtiyacı ve baskı altında imzaladığı bu belge, şeklen bir sözleşme gibi görünse de irade fesadı hallerinin mevcut olduğunu, nitekim TBK'nın 28. maddesi uyarınca, bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık orantısızlık varsa ve bu orantısızlık zarar görenin zor durumundan yararlanılarak yaratılmışsa, zarar gören sözleşme ile bağlı olmadığını bildirip verdiğini geri isteyebileceğini, somut olayda müvekkilinin uğradığı gerçek zararın altında bir ödeme almak zorunda kaldığını, dosyada alınan bilirkişi raporunun, davacının uğradığı maddi zararı ve yapılan ödemenin bu zararı karşılamadaki yetersizliğini açıkça ortaya koyduğunu, bilirkişi raporuna göre, davacının aracının kazadan önceki piyasa değeri ile kazadan sonraki hurda (sovtaj) değeri arasındaki farkın 100.000 TL olduğunu, bu tutarın davacının gerçek zararını yansıtmadığını, davalı Sigorta Şirketi'nin ise sadece 90.000 TL ödeme yaptığını, rapor, ödenen tazminat ile gerçek zarar arasında 10.000 TL fark kaldığını net biçimde belirlendiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Davacı vekilinin HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, bakiye pert (hasar) bedeli istemine ilişkindir. Somut olayda, davacıya ait aracın, karıştığı trafik kazası sonucunda, pert/total kabul edildiği zorunlu mali mesuliyet sigortacısı tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğu iddiası ile bakiye pert bedeli istemli eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 2918 sayılı KTK'nın hem işletenleri, hem de onların hukuki sorumluluğunu üzerine alan zorunlu mali sorumluluk sigortalarını bağlayan emredici nitelikteki 111. maddesinin 1. fıkrasında bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğu belirtilmiş, 2. fıkrasında ise; "Tazminat miktarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir." hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü gibi madde, ibranamenin iptali için zarar görene yetersizlik, zarar verene de fahişlik iddiası ile iptal hakkı tanımış, iptal sebebi olarak da objektif bir unsur olarak bu yetersizliğin veya fahişliğin açıkça belli olması halini kabul etmiştir. Bu durumdan anlaşılacağı gibi, maddede aşırı yararlanmayı düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 28. maddesinde öngörülen zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmış olması gibi halleri aranmamış, diğer bir deyişle sübjektif unsurlara yer verilmemiş, 6098 sayılı TBK’da öngörülen aşırı yararlanmanın şartları aranmaksızın sadece açıkça yetersizlik veya fahişlik objektif unsurunun yeterli olacağı kabul edilmiştir. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; ibranamenin imzalandığı tarih itibarı ile karşı tarafça yapılan ödenmenin yetersizliğinden bahsetmenin mümkün olmadığı, ödemenin dönem şartlarına uygun olduğu, edimler arasında açık bir orantısızlıktan bahsedilemeyeceği, konunun KTK'nın 111. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, ibranamede tarafların araç bedelinin 280.000,00 TL olduğu konusunda mutabık kaldıklarının anlaşılmasına göre, usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafça yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1163, K. 2026/1237, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1163-e-2026-1237-k-e0fe237db807