Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1237 E. 2026/10322 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1237
- Karar No
- 2026/10322
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2176 Esas, 2024/2437 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Gaziantep 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/182 Esas, 2024/250 Karar
Taraflar arasındaki uzlaşma yoluyla ödenen kamulaştırma bedelinin gabin nedeniyle düşük kaldığı iddiasına dayalı uğranılan zararın tazmini istemine yönelik davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, ... Mahallesi 9 20... parsele kayıtlı 15. ve 17.bağımsız bölümleri konu alan kamulaştırma işlemlerinde davalı belediyenin müvekkilinin deneyimsizliği, tecrübesizliği, acemiliğinden yararlandıklarını, gabin oluşması nedeniyle imzalanan ibranamenin iptali ile şimdilik 15.000,00 TL'nin tahsilini dava ettiğini, davaya konu taşınmazın kamulaştırma bedeli için Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/100 D.iş sayılı kamulaştırma dosyası ile bedelinin tespit edildiğini, kamulaştırmadan vazgeçtiklerini, daha sonra yine Gaziantep 11. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/64 D.iş ile tekrar bedelin tespit edildiğini, müvekkilini yanıltarak anlaşma yolu ile kamulaştırma işleminin yapıldığını, anlaşma gereğince 15 nolu bağımsız bölüm için 170.000,00 TL, 17 nolu bağımsız bölüm için 180.000,00 TL bedel ödendiğini, emsal niteliğindeki aynı bina içerisindeki taşınmazlara bilirkişiler tarafından ortalama 280.000,00 TL bedel tespit edildiğini, müvekkilinin ödenen bedeli kabul etmesinin olanaksız olduğunu, aynı bina içerisindeki başkalarına 2 kat ödeme yapıldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 28/1 inci maddesi gereğince oransızlığın giderilmesi gerektiğini, eksik bedelin taraflarına ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; kamulaştırma anlaşmasının özel kanuna bağlı idari bir işlem olduğunu, iptalini talep edemeyeceklerini, çünkü davacının anlaşma zorunluluğu olmadığını, ibraname verildiği iddia edilmiş ise de Belediyeye herhangi bir ibranamenin verilmediğini, yapılan bütün işlemlerin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu (2942 sayılı Kanun) uyarınca gerçekleştiğini, anlaşma bedeli olan 350.000,00 TL’nin ... adına yatırıldığını, daha evvel Gaziantep 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/107 Esas, 2015/6 Karar sayılı dosyasında dava açıldığını, 2942 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca davanın reddedildiğini, kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini ileri sürerek gabin iddiasının davacının ispatlaması gerektiğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu bağımsız bölümler nedeniyle ikinci kez başlanılan kamulaştırma işlemi sürecinde, ... tarafından, müvekkili ...'ın yaşı ile bilgisizliğinden faydalanarak ve yanıltarak anlaşma yoluyla kamulaştırma işlemi yapıldığı, verilmiş olan bu değerin emsallerinin çokça altında kalması ve davalı ... Başkanlığının müvekkilin tecrübesizliğinden yararlanıp taşınmazını değerinin çokça altında bir bedelle elinden almaya çalışması üzerine açıldığını, müvekkille davalı idare arasında imzalanan anlaşmadaki edimler arasında açıkça bir oransızlık mevcut olduğu ve gabinin objektif unsurunun oluştuğunu, dava konusu taşınmazların bedeli ile Belediye Başkanlığı tarafından verilmiş olan kamulaştırma bedeli arasında açık bir oransızlık olduğunu, Yargıtay kararlarında da bu durumun gabinin unsurlarının oluştuğu şeklinde değerlendirildiğini, somut olayımızda da davalı taraf müvekkilin bilgisizliğinden ve tecrübesizliğinden faydalanmış olduğundan gabinin objektif unsurlarının gerçekleştiğini, aynı kamulaştırma işlemine konu olan ve aynı bina içerisinde bulunan diğer taşınmazlara bilirkişiler tarafından ortalama 280.000,00 TL bedel tespit edildiğini, davalı idarenin bu anlaşmayı hukuka aykırı şekilde ''gabin'' hükümlerine dayandırarak kendi lehine yarar sağladığını, davacının kamulaştırma işleminde yaşı itibarıyla bilgisizliği ve tecrübesizliğinin kullanılarak taşınmazının değerinden çok daha az miktarda değer biçilmesinin hukuka uygunsuzluğundan yola çıkarak eksik kalan bakiyenin tamamlanmasını istemekte olduğunu, ikinci defa başlatılan kamulaştırma işleminde taşınmazların değerinin 2022 yılındaki metrekare fiyatından hesaplanması gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kamulaştırma işlemi yasal olarak tamamlanana kadar davacının bu işlem ile ilgili herhangi bir şikayetinin olmadığı, komşu parseldeki taşınmazlara davalı belediyenin metrekare fiyatı olarak daha yüksek bir fiyat verdiğini öğrenince itiraz ettiği, bu durumun ise kamulaştırma bedeline ve işlemine karşı dava açıldığının en büyük göstergesi olduğu, 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinde; taşınmaz maliki ile varılan uzlaşma sonucu kamulaştırılması sebebiyle kamulaştırma bedeline karşı itiraz davası açılamayacağının açık olarak düzenlendiği, ayrıca maddi tazminat talebi için ortada bir haksız fiil olması gerektiği, idarenin satın alma usulünü denemesinin 2942 sayılı Kanun'da açık olarak yazıldığı, taşınmaz sahiplerinin idare ile anlaşma zorunluluğunun ise olmadığı, tarafların fiyat konusunda uzun süre müzakere ederek anlaşmaya vardığı, bu yüzden haksız fiilin şartlarının da oluşmadığı, kaldı ki, davacının bu işlem sırasında 60 yaş civarında olduğu ve çok yaşlı olduğundan veya tecrübesizliğinden bahsedilemeyeceği, yine ... gösterilen komşu parseller için de idarece yaklaşık değerlerin teklif edildiği, yüksek şeklinde iddia edilen komşu parsel değerlerinin idarece teklif edilen değil, anlaşma olmadığı için sonradan açılan davalar sonucu mahkemelerce ulaşılan değerler olduğu, idarenin burada bir hile işleminde bulunduğunun düşünülemeyeceği, davaya konu taşınmazın tapu kaydı, yüzölçümü, acele el koyma dosyasındaki bilirkişi raporuna göre konumu ve özellikleri dikkate alındığında, dava konusu taşınmazın anlaşma tutanağında belirtilen bedeli arasında aşırı oransızlık bulunmadığı, zarar gördüğünü iddia eden davacının sözleşmeyi kendi özgür iradesi ile imzaladığı, davacının yaşı itibarıyla yaptığı hukuki işlemin sonucunu algılayabilecek olgunlukta olduğu ve bu anlamda davacı idare tarafından kandırılabilecek bir durumda bulunmadığı, dosya kapsamına göre davacı asilin akli melekelerinin ve fiili ehliyetinin yerinde olmadığına dair herhangi bir delil ve emare tespit edilmediği gibi davacı vekili tarafından da davacının fiil ehliyetinin yerinde olmadığı ve dolayısı ile yaptığı hukuki işlemlerin sonucunu algılayamayacak durumda olduğuna dair herhangi bir iddia ve kanıtta ileri sürülmediği, dosya kapsamına göre davacı asilin mevcut durumu itibarıyla yapmış olduğu hukuksal işlemlerin sonuç ve ehemmiyetini anlayabilecek yaşta ve maneviyatta olduğu kanaatine varıldığı ve yukarıda açıklanan 6098 sayılı Kanun'un gabin ile ilgili hükümlerinin uygulanabilmesi için kanunun aradığı koşulların somut olayda oluşmadığı, İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hükümde kanun ve içtihatlara aykırı bir yön bulunmadığından; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak zararın tazmini istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.