Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/16194 E. 2026/10318 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/16194
Karar No
2026/10318
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2087 Esas, 2025/3322 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/768 Esas, 2024/238 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Eskişehir ili, Odunpazarı ilçesi, ... Mahallesi 169 33... (2303 parsel) parsel sayılı taşınmazın kesinleşen 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında yol alanında kaldığını, taşınmaza davalı idarece kamulaştırmasız el atıldığını ileri sürerek tazminatın davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçelerinde özetle; zamanaşımı itirazları olduğunu, husumet itirazları olduğunu, dava konusu taşınmazın kamulaştırma yetki ve sorumluluğunun müvekkili idarede olmadığını, dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkilinin herhangi bir kamulaştırma çalışması ya da kamulaştırmasız el atması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının işbu davayı açmada hukuki menfaati bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiği, kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi kurulu raporunun hatalı olduğunu, bedelin fahiş belirlendiğini, vekâlet ücreti ve harcın maktu olarak alınması gerektiğini, husumet itirazlarının olduğunu, dava konusu taşınmazın kamulaştırma yetki ve sorumluluğunun idarelerinde olmadığını, ağaç bedeli, duvar ve bina değerinin hesaplanmasını kabul etmediklerini, parsel üzerindeki davacılara ait yapıların davacılar tarafından kullanıldığını ağaç, duvar ve yapı bedelinin tespit edilmesini kabul etmediklerini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında “yol alanında” kaldığı ve bu şekilde malikinin yararlanma olanağının tümü ile kalktığından, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılıp, dava konusu taşınmaz ile emsalin vergi rayiç değerleri de kıyaslanmak suretiyle dava tarihi itibarıyla arsa değerinin tespit edilmesinde ve zemin bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği; ancak dava konusu taşınmaz üzerindeki yapı ve ağaçlara davalı ... Başkanlığının fiili el atması mevcut olmadığı, zira ağaçların sökülüp kesilmediği gibi yapı ve duvarın da yerinde olduğu anlaşıldığından davalı idarenin muhtesatlara yönelik kamulaştırmasız el atmasının bulunmadığı, bu nedenle yapı, duvar ve ağaç bedeli yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken taşınmaza hukuken el atıldığından bahisle zemin bedeli ile birlikte yapı, duvar ve ağaç bedeline hükmedilerek davanın tam kabulü yönünde hüküm kurulması, 6745 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 1'de hukuki el atma düzenlendiğinden ve 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4’ün son fıkrası uyarınca hukuken el atılan dava konusu taşınmaza ilişkin tespit edilen tazminat bedeli yönünden maktu harca hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmediği gibi hükmedilen kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat bedeline Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda faiz işletilmesi gerektiğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde bulunan hususları tekrar ederek muhdesatlara el atma bulunmadığı gerekçesiyle muhdesat bedeli yönünden davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde bulunan hususları tekrar ederek ve kamulaştırma bedeline kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz uygulanmasının yerinde olmadığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz değerinin tespit edilmesi ve idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin sorumlu davalı idareden tahsili ile davacı tarafa ödenmesi, dava konusu taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile idare adına tesciline karar verilmesi yerindedir.

3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi "Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer." şeklinde düzenlenmiş olup davacının dava konusu taşınmaz üzerindeki mülkiyetinin üzerindeki yapı ve ağaçlar ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği gibi, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesinin ilgili fıkrası "Düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapı, ancak bir imar parseli içinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan ve mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülemeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe, bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur." şeklinde iken bu fıkra yürürlükten kaldırılmış yerine 04.07.2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanun ile "Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar/yapılar, belediye veya valilikçe bedeli/enkaz bedeli ödenerek sökülür ve yıkılır." hükmü getirilmiştir.

5. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde yer alan yapı ve ağaçların yerinde korunduğu ve davacı tarafından kullanılmaya devam edilmesi nedeniyle bedelinin ödenmemesi gerektiğine ilişkin gerekçenin dayanağı 3194 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin yukarıda belirtilen mülga fıkrası olup bu fıkra muhdesat malikine yerinde korunan muhdesatı kullanma hakkı tanımakta iken bu madde yürürlükten kaldırılmış olup, 3194 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin yürürlükte bulunan ilgili fıkrası ile taşınmaz üzerindeki muhdesatın arsanın ayrılmaz bir parçası (mütemmim cüzü) olduğuna ilişkin genel hukuk prensipleri de gözetilerek zemin bedeline hükmedilen taşınmazın üzerindeki muhdesatın bedelinin tahsiline de karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme biçimi ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne,

3. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/16194, K. 2026/10318, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-16194-e-2026-10318-k-5297f9e612fd