Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/17193 E. 2026/10312 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/17193
Karar No
2026/10312
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3372 Esas, 2025/3106 Karar KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/249 Esas, 2022/544 Karar

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapuda sahte vekâletname ile işlem yapılması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kendine daha büyük ve deniz manzaralı bir ev almak için emlakçılarla görüşmeye başladığını, bu bağlamda emlakçı ... ile 05.07.2010 tarihinde görüştüğünü, dava konusu İzmir ili, Konak ilçesi, ... Mahallesi 66 19... parsel sayılı taşınmazın 7 numaralı bağımsız bölümünün satılık olduğunu öğrendiğini, daireyi görmek için gidildiğinde dairenin satılık olduğunu söyleyen ... ile annesinin evde olduğunu, yapılan pazarlık ile 350.000,00 TL fiyatta anlaşıldığını, 06.07.2009 tarihine taraflar arasında gayrimenkul alım satım ve komisyon sözleşmesi imzalandığını, anlaşma gereği 350.000,00 TL'nin 245.000 TL'si nakit para olarak, bakiye borca karşılık .../İzmir adresindeki eşi ...'e ait dairenin verilmesi şeklinde anlaşıldığını, 06.07.2009 tarihinde 1000 Euro kapora verildiğini, ... Bankası ... Şubesinden 100.000,00 TL konut kredisi müracaatı edildiğini, tapuda satışın 05.07.2009 tarihinde gerçekleştiğini, satıcıya nakit olarak ödenecek paranın müvekkilinin ... Bankası ... Şubesindeki hesabından çekilip verildiğini, eşinin evinin devrinin de yapıldığını, müvekkili aleyhine İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/115 Esas sayılı dosya ile tapu iptali ve tescil davası açıldığını, bu davanın kabulüne karar verildiğini ve 15.03.2018 tarihinde karar düzeltme talebinin de reddine karar verilerek kararın kesinleştiğini, müvekilinin zarara uğradığını, Tapu Sicil Müdürlüğünün hukuka aykırı eylem ve işlemleri ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğunu, bu zarardan Devletin sorumlu olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalının elinden çıktığı tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği tarih olan 15.03.2018 tarihindeki değerinin belirlenmesi ve bu tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesini; 5.000,00 TL emlakçı ücretinin, 4.110,00 TL tapu harcının ve 125,00 TL döner sermaye bedelinin 15.07.2009 tarihinden, 21.405,48 TL mahkeme karar harcının 22.04.2015 tarihinden, 40.499,00 TL yargılama ve vekâlet ücretinin 26.04.2018 tarihinden, 15.000,00 TL avukatlık ücretinin 30.05.2018 tarihinden, 19.645,81 TL konut kredisi faizinin 13.012012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine, 40.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itiaberen yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; devletin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğundan söz etmenin mümkün olmadığını, zararlandırıcı sonucun ortaya çıkmasında bir üçüncü kişinin hukuka aykırı eyleminin bulunduğunun sabit olduğunu, söz konusu zararın haksız fiil sorumluluğu hükümlerine göre haksız fiili işleyen taraftan ve sebepsiz zenginleşme sorumluluğu hükümlerine göre sebepsiz zenginleşen taraftan tazmin ettirilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2022 tarihli ve 2021/249 Esas, 2022/544 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 12.07.2023 tarihli ve 2023/1092 Esas, 2023/2406 Karar sayılı kararı ile tapudaki işlemin dayanağını oluşturan vekâletnamenin sahtecilik yolu ile elde edildiği ve tescilin de yolsuz olarak gerçekleştiği, davacının sahte vekâletnameye dayalı olarak satın aldığı, gerçek malik tarafından açılan İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/115 Esas, 2014/274 Karar sayılı dava sonucunda verilen karar ile taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline karar verildiği ve bu kararın 15.03.2018 tarihinde kesinleştiği;Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2007/4-422 Esas, 2007/536 Karar sayılı kararı ile "dava, hukuksal dayanağını kusursuz sorumluluktan almakta ve kusura değil tehlike prensibine dayanmaktadır. Öte taraftan tapu sicil müdürlüğü görevlilerinin kusurlu olup olmadığının araştırılmasına ya da kusurun varlığının ispatına gerek olmadığı gibi, esasen devletin sorumluluğu için bu kusurun varlığı da şart değildir. Tapu sicil müdürlüğünün hukuka aykırı eylem ve işlemleri ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğuna göre bu zarardan devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir." denilmiş olduğu gözetildiğinde 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinde öngörülen koşulların oluştuğu; davacının tapu iptaline konu davada harcamak durumunda kaldığı 21.405,48 TL harç, 40.499,00 TL icra dosya borcu, 15.000,00 TL avukatlık ücreti olmak üzere toplam 76.904,48 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin, koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmesinin doğru bulunduğu; taşınmaza biçilen metrekare değerinin uygun olduğu ancak Yargıtay 5. Hukuk Dairesi içtihatları kapsamında değerlendirme tarihi dava tarihi olarak kabul edildiğinden, hukuki değerlendirmedeki değişiklik nedeniyle, bilirkişi raporunda dava tarihi itibarıyla belirlenen değerin esas alınması gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca açılan davada tapu kaydı iptal edilen taşınmaz bedeline hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken; yasal olmayan gerekçelerle asıl malik tarafından açılan tapu iptal ve tescil dosyasında davacı aleyhine hükmedilen yargılama harcı, vekâlet ücreti ile icra dosya borcu toplamı olan 76.904,48 TL bedelin davalı Hazineden tahsiline hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda yapılan incelemede; davanın tapu iptal ve tescil davasında yapılan masraflar nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin talebinin reddine karar vermek gerektiği, Anayasa Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 28.07.2022 tarihli ve 2018/32753 başvuru sayılı kararı gereğince maddi tazminata ilişkin davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmediği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası dikkate alınarak manevi tazminat talebi yönünden davalı lehine maktu vekâlet ücreti verilmesinin uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz 2009 yılında 350.000,00 TL ödenerek alındığı hâlde, 9 yıl sonra 565.961,00 TL ödenmesinin adil olmadığını, bedelin çok düşük belirlendiğini, emsal karşılaştırmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin yaşadıklarının etkisi ile karşılaştığı sağlık sorunları ve birikimlerini kaybettiği dikkate alındığında manevi tazminat talebinin reddinin doğru olmadığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazı alırken ödediği 5.000,00 TL emlakçı ücreti, 4.110,00 TL tapu harcı, 125,00 TL döner sermaye bedeli ile taşınmazın gerçek sahibinin müvekkili aleyhine açtığı davadan dolayı müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı 21.405.48 TL mahkeme harcı, 40.499,00 TL yargılama gideri ve vekâlet ücreti ve yine müvekkilinin avukatına ödediği 15.000,00 TL vekâlet ücreti, 19.645,00 TL konut kredisi için ödediği faizden doğan zararlarının karşılanması taleplerinin reddine karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın sahte vekâletname ile satışı nedeniyle doğan zararın üçüncü kişilerin ağır kusurundan kaynaklandığını, illiyet bağının ağır kusur nedeniyle kesildiğini belirterek öncelikle davanın reddi gerektiğini, aksi kabul halinde belirlenen bedelin çok yüksek olduğunu, yapılan kıyaslamanın hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihini kabul etmediklerini, davacının tapu iptal ve tescil davasından doğan zararına ilişkin maddi tazminat talebinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi kapsamında yer almaması nedeniyle reddine karar verildiği hâlde, müvekkili Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında buna gerekçe olarak gösterilen Anayasa Mahkemesi kararının kamulaştırmasız el atma sebebine dayanan tazminat davasına ilişkin olduğunu, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesine dayalı tazminat davasında uygulanamayacağını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması gerekçesiyle davacı taraf lehine 16.000,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, müvekkili Hazine lehine de istinaf duruşma vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. Asıl malik tarafından açılan tapu iptal ve tescil davasında davacı aleyhine hükmedilen yargılama harcı, vekâlet ücreti ile icra dosya borcu toplamı olan 76.904,48 TL bedelin dolaylı zarar niteliğinde olduğu gözetilerek davalı Hazineden tahsiline hükmedilmesi gerekirken Dairemiz bozma kararının maddi hataya dayandığı anlaşılmakla, maddi hata sonucu verilen kararların taraflar arasında usuli kazanılmış hak teşkil etmeyeceği gözetilerek dolaylı zarar kapsamındaki 76.904,48 TL bedelin davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinin gerekmesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin son paragrafında yer alan "maddi tazminat talebinin" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "76.904,48 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 13.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/17193, K. 2026/10312, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-17193-e-2026-10312-k-401627fbd937