Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/965 E. 2026/10325 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/965
- Karar No
- 2026/10325
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1750 Esas, 2025/1901 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Adıyaman 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/260 Esas, 2024/69 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Adıyaman ili, Merkez ilçesi, ... köyü 1 24... (eski 790) parsel ve 1 24... (eski 789 ) parsel sayılı taşınmazların ... Barajı Kamulaştırma Sahası içinde olduğunu, sular altında kaldığını ileri sürerek tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilerek, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarına yapılan itirazlar değerlendirilmeden, raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden, karar tarihine yakın tarihteki değerler üzerinden hesaplama yapılmadan usul ve kanuna aykırı karar verildiğini, dava konusu taşınmazların özellikleri, konumu ve fiyatına etki eden objektif kriterler bilirkişiler tarafından yeterince tartışılmadan bedel tespiti yapıldığını, kapitalizasyon faiz oranının oldukça yüksek hesaplandığını, taşınmazın konumu, ana arterlere yakınlığı, raporda belirtilen tüm özellikleri nazara alındığında %100 oranında uygulanan değer artış oranının düşük olduğunu, davanın açıldığı tarihten bu yana geçen zaman, son birkaç yıldır yaşanan enflasyon, paranın satın alma gücü, taşınmazların günden güne değerinin artması gibi hususlar dikkate alınarak değer tespitinin yapılması gerektiğini, 2023 yılı verileri dikkate alınarak hesaplama yapmaları gerekirken yazılı şekilde 2021 yılı verilerine göre hesaplama yapılan rapora istinaden karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, bilirkişi kurulunca rapor ekinde sunulan veri cetvellerinin aynen "2021 yılında yaşanan kuraklıktan dolayı verim kayıplarının göz önünde bulundurulmalıdır. " şeklinde kuraklık nedeniyle hesaplamalar yapıldığında bu olgunun dikkate alınması gerektiğini, mevsimsel ve yıla özgü kuraklık nedeniyle yetişen ürünlerde meydana gelen verim ve kalite düşüklüğü nedeniyle tespit edilen ortalama veriler, taşınmazın dava tarihi itibari ile gerçek değerinin tespitine olanak sağlayamayacağını ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarında, iklim koşulları, arazinin topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu göz önünde tutulduğunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde kapitalizasyon faiz oranının % 5, kuru tarım arazilerinde ise % 6 olarak alındığı, istinafa konu karara esas alınan bilirkişi raporunda kuru tarım arazisinin kapitalizasyon faiz oranının % 5 alınmasının kamulaştırma bedellerinin fazla çıkmasına sebebiyet verdiğini, taşınmazın bulunduğu bölgenin genelinde kuru şartlarda üretimi yapılan arpa, buğday, mercimek ürünlerinin baz alınması gerekirken, kamulaştırma bedelinin fazla çıkmasına sebebiyet verecek şekilde sulu şartlarda buğday, tütün, karpuz ürünlerinin alındığını, dava sonucu çıkan bedel için faizin ıslah tarihinden itibaren başlaması gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı idare tarafından taşınmazın kamulaştırıldığı ve bedelinin ödenmiş olduğu iddia edilmiş ise de dava konusu taşınmazın 26.06.1986 tarihinde kamulaştırılmaya konu edilen taşınmaz bedeli bankaya yatırılmışsa da malikin haberdar olduğunun ve bedelin malike ödendiğinin ispatlanamadığı, bankaya bedel depo edilirken maliklerin itirazlı olarak belirtildiği, bu durumda davalı idarenin el attığı alan yönünden geçerli ve kesinleşmiş bir kamulaştırma kararının bulunmadığı ve İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne yönelik hüküm kurulmasının dosya kapsamına uygun bulunduğu, dava konusu taşınmazların sulanabilir tarım arazisi niteliğinde olduğu, İlçe Tarım ve Ormancılık Müdürlüğünün 2021 yılı verilerinin dosya içerisinde bulunduğu, bilirkişi kurulunca 2021 yılı verilerine göre ve kuru tarım arazisi niteliğindeki taşınmaza uygun münavebe ürünleri alınmak suretiyle net gelirine göre değer biçilmesinin yerinde olduğu, bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazların zemin bedeline usulünce değer biçilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği, davaya konu taşınmazlar bakımından dava tarihi olan 2021 tarihi itibariyle arazi metrekare birim değeri tespit edilip ve bu değer üzerinden davalının hissesine düşen bedelin hesaplanması, dava konusu taşınmazlarda davalı adına olan payın iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmesinin uygun bulunduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu Adıyaman ili, Merkez ilçesi, ... köyü, 1 24... (eski 790) parsel ve 1 24... (eski 789 ) parsel sayılı taşınmazlara 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net gelir esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Dava konusu taşınmazların hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranı uygun görülmüştür.
4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.