Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/3150 E. 2026/2225 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/3150
- Karar No
- 2026/2225
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/3150 - 2026/2225 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/3150 KARAR NO : 2026/2225
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/07/2024 NUMARASI : 2023/121 Esas, 2024/754 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALILAR :1- VEKİLLERİ : Av. DAVANIN KONUSU : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ : 08/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/09/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.07.2024 tarih 2023/121 Esas 2024/754 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/01/2015 tarihinde, ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı E-91 kara yolu üzerinden ... ilçesi istikametinden Dörtyol ilçesi istikametine seyir hâlinde iken aynı istikametteki ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpışmaları sonucu, ... plaka sayılı araç sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucunda karşı şeride geçerek, Dörtyol ilçesinden ... ilçesi istikametinde seyir hâlinde olan ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca çarpması şeklinde meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkilinin desteği ...'ın ağır yaralandığını, hastaneye kaldırıldığını 3-4 aylık çeşitli tedavilerden sonra hayatını kaybettiğini, kazadan dolayı .... Asliye Ceza Mahkemesinin yargılanan sanık ... ve sanık ...nın cezalandırılmasına karar verildiğini, ceza dosyasında aldırılan kusur raporlarında ise müteveffa ...'ın trafik kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ...'ın sevk ve idaresindeki, ... adına kayıtlı ... plaka sayılı araç, ... Sigorta Anonim Şirketi nezdinde ... sayılı poliçe ile sigortalı olduğunu, ...nın sevk ve idaresindeki, ... adına kayıtlı ... plaka sayılı araç ise ... Sigorta Anonim Şirketi nezdinde ... sayılı poliçe ile sigortalı olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ilgili hükümleri gereğince usulüne uygun yasal başvurular yapıldığını, davalı sigorta şirketleri tarafından müvekkilinin uğramış olduğu zararların giderilmediğini, müteveffa ...'ın ölümünün ardından geride bıraktığı eşi ...'ın müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını, müvekkili ...'ın, yargılamaya konu trafik kazasına bağlı olarak vefat eden eşinin cenaze ve defin giderleri sebebi ile de zarara uğradığını, müteveffanın ailede çalışan ve evi geçindiren tek kişinin olduğunu, davacının hiçbir gelir kaynağına sahip olmadığını, müteveffa vefat etmeseydi ailesine destekte bulunmaya devam edeceğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, yargılama sırasında toplanacak delillere, Mahkemece yapılacak incelemelere ve tazminat hukuku alanında uzman bilirkişiden alınacak rapora göre belirlenecek maddi tazminat tutarlarının, peşin harcı yatırıldıktan sonra, hüküm altına alınmasını talep ettiklerini, yargılama harç ve giderlerini karşılayacak durumda olmadığını, adli yardım taleplerinin kabulü ile müvekkillerin yargılama harç ve giderlerinden muaf tutulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, adli yardım talepli davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın (destekten yoksun kalma tazminatı) olay tarihinden itibaren teselsül hükümlerine göre işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle: Açılan davayı kabul etmediklerini, dava şartı olan arabuluculuğa başvuru yapılmadan davanın açıldığını, dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, müvekkili Şirket sigortalısı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, kazanın meydana gelmesinde başka unsurların etken olup olmadığının araştırılmasını ve tam kusurun belirlenebilmesi açısından dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilerek kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, müvekkili Şirketin davacılara karşı sorumluluğu bulunmadığını, davacının talep edilen tazminat miktarını kabul etmediklerini, miktarın çok fahiş olduğunu, davayı ve davacının ileri sürdüğü tazminat taleplerinin zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı itirazlarının olduğunu, açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... (... sürücüsü) vekili cevap dilekçesinde özetle: Müteveffa ...'ın yaralanmasına neden olan trafik kazasının; 16/01/2015 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kendi şeridinden çıkarak davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araca arkadan çarpması ile müvekkilinin direksiyon hâkimiyetini kaybederek karşı yönden gelmekte olan ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile çarpışması sonucu meydana geldiğini, kazanın oluş şeklinin dosya muhteviyatında yer alan trafik kazası basit krokisinden görüldüğünü, 16/01/2015 tarihli trafik kazası nedeniyle ağır yaralanan müteveffa ...'ın aylar süren ağır ve yoğun tedaviler sonrasında vefat ettiğini, davalı müvekkilinin trafik kazasının meydana gelmesinde ve dolayısıyla müteveffanın ölümünde bir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, kazanın oluşumundan sonra mağduriyet yaşayanlardan birinin de müvekkili olduğunu, yeterli yol tecrübesine sahip olan müvekkilinin kullandığı aracın özelliklerini bilen araca hâkim olabilecek niteliklere haiz olduğunu, kazanın ortaya çıkmasına diğer davalı ...nın ağır kusurlu davranışlarının neden olduğunu, ...nın aracını süratli şekilde kullandığı esnada ...'ın aracına arkadan çarpmasıyla müvekkilinin tüm deneyim ve tecrübelerine rağmen kazaya engel olamadığını, kazaya ilişkin ceza yargılaması yapıldığını ve hükmün kesinleştiğini, 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/714 Esas sayılı dosyasında aldırılan ve hükme esas teşkil eden raporlar dikkate alındığında müvekkilinin tali kusurlu olduğu sonucuna ulaşıldığını, Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığınca 15/09/2022 tarih ve ... sayılı rapor ile "Davalı sürücü ...nın %85 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'ın %15 oranında kusurlu olduğuna" karar verildiğini, kazadan ve doğacak yükümlülüklerden asli kusurlu olan ... sorumlu olduğunu, ... sevk ve idaresindeki, ... adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın, ... Sigorta Anonim Şirketi nezdinde ... sayılı poliçe ile sigortalı olduğunu, ...nın sevk ve idaresindeki, ... adına kayıtlı ... plaka sayılı araç ise ... Sigorta Anonim Şirketi nezdinde ... sayılı poliçe ile sigortalı olduğunu, ...'ın tek başına hayatını devam ettirebilecek durumda olduğunu, müteveffa ile müşterek 3 çocuğu ..., ..., ...'ın çocuklarının da anne ...'a destek olma yükümlülüğü altında olduğunu, kazaya ilişkin .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/6 Esas, 2023/5 Karar sayılı dosyasında da belirtildiği üzere meydana gelen trafik kazası ile müteveffanın ölümü arasında illiyet bağı bulunmadığını, kaza ile müteveffanın ölümü arasında 14 ay gibi bir süre olduğunu, zarar ile eylem arasında illiyet bağı söz konusu olmadığından nedensellik kurulamadığından davalı ...'a sorumluluk yüklenmesinin hukuka ve adalete aykırılık teşkil ettiğini, davada zaman aşımı itirazlarının olduğunu, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, kazanın meydana geldiği tarih göz önünde bulundurularak zaman aşımından davanın reddine, bu savunmalar itibar edilmediği takdirde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... (... sürücüsü) ve ... (... işleteni) vekili cevap dilekçesinde özetle: Dosyaya sunulan arabulucu tutanağı incelendiğinde sadece sigorta şirketlerine başvuru yapıldığını, davacı vekilince, müvekkilleri ile sigorta şirketlerinin müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu iddia ettiğini, usul gereği davalı müvekkillerinin de zorunlu arabuluculuk sürecine dahil edilip bunun akabinde işbu davanın açılması gerektiğininden yasal mevzuata aykırı olacak şekilde bu davanın açılması hukuka aykırılık içerdiğini, kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, 16/01/2015 tarihinde müvekkili ..., ... ... kavşağı istikametinden D817 karayolunu takiben Denizciler istikametine doğru seyir hâlinde bulunduğu esnada kasıtlı olmayarak kazayla diğer davalı ...'ın sevk ve idaresindeki aracın sol arka çamurluk kısmına çarptığını, Bunun sonucunda ...'ın sevk ve idaresindeki araç karşı şeride geçerek ...'ın sevk ve idaresindeki araca çarpmıştır. Çarpmanın etkisiyle her ne kadar ... ve yanında bulunan eşi ... yaralanmış olsalar da olay sonrasında alınan ifadelerinde kimseden şikayetçi olmadıklarını beyan ettiklerini, bunun üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca 2015/1209 Soruşturma numaralı dosyadan 06/02/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, kazadan 14 ay sonra 16/03/2016 tarihinde ...'ın öldüğünü, davacının, eşinin yaralanmasına neden olan ... ile müvekkili ...dan şikayetçi olduğunu, Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/4209 numaralı dosyası üzerinden soruşturma işlemleri yapılarak .... Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2017/714 Esas sayılı kamu davası dosyası açıldığını, ...nın 21.200,00 TL adli para cezası aldığını, kararın istinafa taşındığını, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi kararı ile hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri de dahil olmak üzere müvekkilinin yaklaşık 25.000,00 TL üzerinde bir miktar cezayı ödemek durumunda kaldığını, davacının tazminat talep etme hakları bulunsa da bu durum bir zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğini, kusur oranı ne olursa olsun taksirle ölüme sebebiyet, sorumluların ekonomik gücünü yok edecek derecede yüksek bir tazminat isteğini haklı kılmadığını, olayda kasten işlenen bir durum bulunmadığını, olayla ilgili hazırlanan tutanak ve raporların müvekkili ...yı kusurlu olarak gösterse de 24/06/2016 tarihli ATK rapor sonucunda " Kişinin kesin ölüm sebebi hakkında kanaate varılamadığı, kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla tarafımızca düzenlenmiş otopsi raporu ile birlikte tüm tahkikat dosyasının ve tıbbi evrakının otopsi sırasında çekilen fotoğraflara ait görüntü kayıtlarını içerir CD ile birlikte ATK Başkanlığı (İstanbul) ilgili İhtisas Kurulu'na gönderilerek buradan görüş alınmasının uygun olacağı" bildirildiğini, davacının ileri sürdüğü tazminat talepleri davada zaman aşımına uğradığını ve itirazının bulunduğunu, haksız ve yersiz olarak açılan davanın usul yönünden reddine, aksi kanaat hasıl olursa esas yönünden davanın reddine ,yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle: Davaya konu kaza ile ölüm arasında illiyet bağı tespiti yönünden rapor alınması gerektiğini, kaza ile müteveffanın ölümü arasında ciddi süre geçtiğini, davacı tarafından müvekkili Şirkete başvuru yapılırken ve arabuluculuk aşamasında gerekli belgelerin sunulmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, müvekkili Şirket sigortalısı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, kazanın meydana gelmesinde başka unsurların etken olup olmadığının araştırılması ve tam kusurun belirlenebilmesi açısından dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesinin gerektiğini, hatır taşıması koşulları mevcut olduğunu, hatır taşıması indirimi koşullarının oluşması sebebiyle davayı kabul anlamına gelmemek ile birlikte; Mahkemece hükmedilecek tazminattan indirim yoluna gidilmesinin gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının kask ve koruyucu ekipman kullanmadığından dolayı müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, poliçe, 01.06.2015 tarihli kanun ve Genel Şartlar'da yapılan değişikliklerden sonra düzenlendiğini, davacının davasının zaman aşımına uğradığını ve zaman aşımı itirazında bulunduklarını, açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. ISLAH: Davacılar vekili 1.000,00 TL olarak talep etmiş oldukları miktarı 30.04.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile 394.402,29 TL'ye çıkararak ıslah etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ 02.07.2024 TARİHLİ KARARI: Alınan bilirkişi raporunun oluşa uygun olduğu, davacının, müteveffanın desteğinden yoksun kaldığı, tazminat istemi yönünden haklılığın ispat edildiği, davalıların müteselsilen sorumlu olduğu, hüküm kurulurken sehven bazı davalıların eksik yazıldığı ve dava kabul edilmesine rağmen "fazlaya ilişkin istemin reddine" ibaresinin yazılı kaldığı, belirtilen hususların hükmün tamamlanması ve tavzih yoluyla düzenlenmesinin mümkün olduğu anlaşılarak maddi tazminat yönünden davanın kabulüne karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; Tüm yazılı ve sözlü beyanlarını tekrar ettiklerini, müvekkilinin desteği ...'ın hayatını kaybettiğini, sigorta şirketlerinin dava tarihinden önce temerrüdün düşürülmüş olduğunu, sigorta şirketlerinden hasar dosyasının celp edildikten sonra hüküm kurulması gerektiğini, davalı ... Sigortanın sorumluluk miktarının hatalı olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin gerçek araç işleteni olmadığını, aracı ...'a sattığını, müvekkilinin sorumlu tutulması gerektiğini, işletenin sorumlu tutulabilmesi için trafik kazası ile zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerektiğini, kaza ile müteveffanın ölümü arasında 14 ay kadar uzun bir süre geçtiğini, müvekkilinin tazminat bakımından bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. Davalının eksik istinaf harcını tamamlaması için mahkemece çıkartılan kesin süre ihtarlı muhtıraya rağmen istinaf kanun yoluna başvurma harcı, İstinaf karar harcı ve istinaf gider avansının mahkeme veznesine yatırılmadığı anlaşılmakla mahkemece verilen 02.07.2024 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesi kararıyla davalı ...'in istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş olup işbu ek kararın davalı vekiline tebliğine rağmen ek karara karşı istinaf yoluna başvurulmamış olduğu anlaşılmakla işbu davalı tarafından yapılan istinaf başvurusu değerlendirmeye alınmamıştır. Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının tazminat talep etme hakları bulunsa da bu durumu bir zenginleşme aracı olarak kullanmaması gerektiğini, davayı ve davacının ileri sürdüğü tazminat taleplerini kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile dilekçede ayrıntılarını belirttikleri hususların yapılacak yargılama sürecinde değerlendirip tartışılarak sonucuna göre hüküm verilmesini talep ettiklerini, davada zaman aşımını olduğunu, , bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. Davalı ... Sigorta vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ceza yargılaması aşamasında alınan illiyet başına ilişkin rapor ve kusur yönünden alınan bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmemiş olduğunu, dolayısıyla anayasal savunma haklarının ihlal edildiğini, kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmeliğe göre PMF yaşam tablosu esas alınarak tazminat miktarı hesalanması gerekirken TRH 2010 ölüm tablosuna göre prograsif rant sistemi kullanılarak düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. Davalı ... Sigorta vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ceza yargılaması aşamasında alınan illiyet başına ilişkin rapor ve kusur yönünden alınan bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmemiş olduğunu, dolayısıyla anayasal savunma haklarının ihlal edildiğini, alınan hesap bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve uzman görüşüyle çeliştiğini, davalıya usulüne uygun başvuruda bulunulmamış olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalan davacının maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili, davalı ... ve ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin hukuki dinlenilme hakkına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalılar vekili, ceza yargılaması aşamasında alınan ölümle kaza arasında illiyet bağı bulunduğuna yönelik bilirkişi raporunun ve kusur raporunun hükme esas alınmış olmasına rağmen taraflarına tebliğ edilmediğini, dosyadan ayrıca kusur raporu da alınmadığını, buna göre hükme esas alınan bilirkişi raporlarının taraflarına tebliğ edilerek, raporlara karşı beyan ve itirazları da alınarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken Anayasal haklarının zedelenmiş olduğunu ve hukuki dinlenilme haklarına riayet edilmeksizin verilen hükmün kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Dosya kapsamı incelendiğinde, mahkemesince kusur raporu alınmamış olduğu, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/6 esas, 2023/5 karar sayılı dosyasındaki 15.09.2022 tarihli ATK raporunun ve .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/714 esas 2019/445 karar sayılı dosyasında alınan 14.09.2018 tarihli raporun hükme esas alındığı, ancak bilirkişi raporlarının taraflara tebliğ edilmediği, rapora karşı tarafların beyan ve itirazları da alınmaksızın rapor hükme esas alınarak karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. "Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. Maddesi ve Anayasanın 36. Maddesi adil yargılama hakkında düzenlenmiştir. Bu hak kapsamında olan silahların eşitliği ilkesi gereğince taraflar yargılamada eşit haklara sahip olup bir tarafın iddia ve savunmasına ilişkin olarak delillerinin tümünün toplanmasına rağmen diğer tarafın savunmasının temelini oluşturacak şekildeki delillerin toplanmamış olması silahların eşitliği ilkesine aykırı olacaktır. dolayısı ile adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğuracaktır. Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir. (Yaşasın Aslan, B. No:2013/1134, 16/5/2013 S.32). Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dahil edilen silahların eşitliği ilkesine Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. (Güher Ergun ve diğerleri, B. No:2012/13, 2/7/2013, S 38). Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için "silahların eşitliği" ve "çelişmeli yargılama" ilkeleri ışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması şarttır. HMK’nın 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Tüm bu açıklamalar ve tespitler kapsamında eldeki dosyaya baktığımızda, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/6 esas, 2023/5 karar sayılı dosyasındaki 15.09.2022 tarihli ATK rapor ve .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/714 esas 2019/445 karar sayılı dosyasında alınan 14.09.2018 tarihli rapor hükme esas alınmış, ancak yargılama aşamasında bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmemiş, raporlara ve kusur oranlarına karşı tarafların beyan ve itirazları da alınmaksızın rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir. Buna göre, Mahkemesince yapılması gereken, 15.09.2022 tarihli ATK raporu ve 14.09.2018 tarihli rapor dosya içine celp edilmekle birlikte taraf vekillerine tebliğe çıkartılarak, taraflarca bilirkişi raporlarına karşı süresi içinde yapılacak itirazlar ve beyanlar değerlendirilmekle sonuca göre karar verilmesi gerektiği halde taraflara bu hususta raporları inceleme ve raporlara karşı beyanda bulunarak gerekirse itirazlarını ileri sürerek savunma hakkı tanınmaksızın tarafların hukuki dinlenilme hakkına engel olacak şekilde yargılamaya devam edilerek karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Bu yönü ile davalı sigorta şirketleri vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş, Dairemizin karar türüne göre, sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 26. Ve 27. maddesi, 353/1-a.4,6 maddesi uyarınca kabulüne, davacı vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesi kararının tümüyle kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi gereğince KABULÜNE, davacı vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.07.2024 tarih 2023/121 Esas 2024/754 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Yukarıda belirtilen sebeplerle eksiklikler tamamlanarak davanın yeniden görülüp karar verilmesi için dosyanın yerel Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacı ve davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-Davacı ve davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-HMK'nın 359/4. maddesi gereğince karar tebliği ve ayrıca harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 7-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5.fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 08/09/2026
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.