Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1321 E. 2026/1609 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1321
- Karar No
- 2026/1609
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1321 KARAR NO : 2026/1609
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/07/2025 NUMARASI : 2025/309 Esas 2025/493 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 30/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin daha önce davalı tarafından talep edilen kimlik onay işlemlerini gerçekleştirerek kripto para alım/satım ve kripto para çekme /satma işlemlerini yapmış olmasına rağmen, bu defa Kişisel Verileri Korunması Kanunu’na aykırı davranarak müvekkili üzerine kayıtlı mülklerin değerleri gibi özel bilgilerin talep edilerek kimlik onay işleminin yenilenmesinin şüpheli tarafından talep edildiğini, 23.05.2024 tarihinde ise, müvekkiline ait eski tip Nüfus cüzdanın sıra ve seri numarasının istendiğini, Anne adı, Baba adı, Doğum yeri - Ülke, Eyalet, Şehir – bilgileri, müvekkilinin hesapta bulunan varlıklarına erişim için istendiğini, bunlara rağmen bilgilerin yanlış denilerek nüfus cüzdanın önlü arkalı görüntüsünün istendiğini, anılan bilgilerin davalı tarafına verilmeden kimlik onay işleminin yapılmadığı gibi kripto para çekme/satma işleminin de yapılamadığını, müvekkilinin Kanun gereği aydınlatma metni ile bilgilendirilmeksizin talep edilen belgelerin davalı tarafına sunma zorunluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin özeline ait mal varlığı bilgilerini hiçbir şekilde davalı tarafına sunulma zorunluluğu bulunmamakta olduğu gibi para çekme işlemi için gerekli bilgilerden olmadığını, müvekkili tarafından bu zamana kadar sunulmuş bilgilerle müvekkilinin rızası dışında yapılacak işlemlerin sorumluluğunun davalı tarafa ait olması ile birlikte, davalıya daha önce müvekkili tarafından para çekilmiş olduğunu hatırlatarak aynı kişisel verilerle bünyesinde bulunan miktarın müvekkilinin cüzdanlarına dağıtarak gönderildikten sonra davalı tarafında bulunan hesabın kapatılmasını, müvekkilinin kişisel verilerinin saklanmasına rızalarının olmaması sebebi ile verilerin imha edilmesine, aksi takdirde şikayet haklarının olduğunu, açılacak her türlü davada yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı tarafına yükletileceğini ihtar eden Karşıyaka 6. Noterliği'nin 14595 yevmiye no'lu ve Karşıyaka 4. Noterliği'nin 30269 yevmiye no'lu ihtarnamelerin gönderildiğini, parayı çekmek üzere müvekkilinden özel vekaletname dahi alınmadığını, ancak davalı tarafından müvekkilinin hesabına gelen herhangi bir işlem hareketi olmadığı gibi iletişime geçen de olmadığını, 21/05/2024 ve 24/05/2024 tarihlerinde müvekkili tarafından mail atıldığını, onlara da davalı tarafından cevap verilmediğini, davalı aleyhine Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığına 2024/14443 ve Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/29629 Soruşturma no'su ile şikayette bulunulduğunu, icra takibine geçildiğini, davalı aleyhine İstanbul 28 İcra Müdürlüğü’nün 2025/381 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, İstanbul 28 İcra Müdürlüğü’nün 2025/381 Esas sayılı dosyası ile geçilen icra takibine davalı yanca haksız olarak yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davayı kabul etmediklerini, davacının Know Your Customer/ Müşterini Tanı ("KYC") işlemlerini gereği gibi yerine getirmediğini, müvekkili şirketin Mali Suçlar Araştırma Kurulu ("MASAK"), Kanun ve Yönetmelik kapsamındaki yükümlülüğü ve 01.02.2022 tarihinden itibaren yasal uyum ve entegrosyanlarına uygun şekilde kullanıcılardan ek bilgi ve belge talebinde bulunulduğunu, davacının hesap açılış işlemleri esnasında sadece ehliyetini sunmuş olup anılan 01.02.2022 tarihinden sonra KYC yükümlülüklerinin yerine getirilebilmesi adına kimliğinin ön ve arka yüzünü yüklemesinin istendiğini, kişinin müvekkili şirket nezdinde bulunan mevcut hesabında KYC doğrulamalarının tamamlanması gerektiğini, davacı kullanıcıdan bu hususta talepte bulunulduğunu, kullanıcının KYC doğrulamalarına ilişkin eksik olan kimlik belgesinin ön ve arka yüzünü yüklemesi halinde hesap üzerinde dilediği işlemi gerçekleştirebilmesi mümkün olduğunu, hesabına ait erişim kısıtlaması bulunmadığını, davacıdan KYC doğrulamalarını tamamlanması adına talepte bulunulması üzerine davacı, kimlik belgesini sunamayacağını, pasaport ile KYC doğrulama işlemlerine devam etmek istediğini belirttiğini, ancak hesap onay işlemlerinde pasaport ve ehliyetin kullanılmadığını, yalnızca T.C kimlik belgesi ile onay işlemi yapılmadığını, davacıya defaaten bu husus bildirilmiş ise de, davacının KYC doğrulamalarına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmekten imtina ettiğini, MASAK yükümlüsü olan müvekkilinin yasal bakımdan müşteri kabullerinde ve işlemlerinde KYC şartlarını taşımayan müşteri hesaplarının aktif şekilde kullanılmasına izin vermemekle mükellef olduğunu, somut olayın cereyan ediş şekli ve müvekkilinin kripto varlık hizmet sağlayıcısı ("KVHS") sıfatıyla yükümlülükleri dikkate alındığında, davacının tüm iddia ve taleplerinde samimi olmadığını, uyuşmazlık konusunu ortadan kaldıracak nitelikteki işlemleri gerçekleştirebilme sorumluluğunun davacıya ait olduğunu, müvekkilinin atfı kabil bir kusurunun bulunmadığını, anılan davanın sadece haksız kazanç sağlamak maksadıyla ikame edildiğini ortaya koyduğunu, davanın görevsiz mahkemede ikame olduğunu, davacının "Tüketici Hukukundan Kaynaklanan Uyuşmazlıklar" konulu arabulucu başvurusunda bulunduğunu, davanın yetki yönünden de reddinin gerektiğini, taraflar arasında tahkim şartının açık ve net olarak kabul edilmesi nedeni ile, somut olayda yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, Kullanıcı Sözleşmesinin "Uyuşmazlıkların Çözümü" başlıklı 8.maddesinde; "...tarafından sunulan kripto varlık alım satımı, transfer ve diğer tüm iş ve hizmetlerden kaynaklı talep ve uyuşmazlıklar dahil işbu Sözleşmeden veya Platformların kullanımından doğan tüm uyuşmazlıklar, İstanbul Tahkim Merkezi Kuralları uyarınca nihai olarak tahkim yoluyla çözümlenecektir. Tahkim yeri İstanbul/Türkiyedir. Tahkim dili Türkçedir. Uyuşmazlığın esasına Türkiye Cumhuriyeti Hukuku uygulanır." demek suretiyle Kullanıcı Sözleşmesinde özel yetkili mahkemenin tayin edilmiş olduğunu ve bu doğrultuda çözüm yoluna başvurulması gerektiğini, uyuşmazlık çözümünde tahkim şartının tayin edilmiş olduğunu ve açıkça kullanıcı tarafından kabul edildiğinin anlaşıldığını, davanın bu sebeple yetki yönünden reddinin gerektiğini, uyuşmazlığın çözümüne ilişkin olarak davacıya da izah edildiği gibi; davacının kendi erişimi olduğu hesaba ulaşabilmesi için, yalnızca müvekkili şirket nezdindeki yükümlülüklerini yerine getirerek T.C. kimlik görüntüsünü eklemesi ile hesabına erişim sağlayabileceğini, hesabında bulunan bakiyesine ulaşacağını, gerçekten davacının talepleri gözetildiğinde, müvekkili tarafından KYC yükümlülüklerinin yerine getirilmediğinin bildirildiğini, fakat buna rağmen davacının alacak taleplerinde haksız ve mesnetsiz olarak ısrarcı olduğunun açıkça anlaşıldığını, davanın tarafları arasındaki "alacak" ilişkisinden kaynaklanmasından ziyade davanın KVHS olarak faaliyet gösteren müvekkili platformunda bir kullanıcı olarak yükümlülüklerini yerine getirmesine ilişkin olduğunu, uyuşmazlık çözümünde tahkim şartının tayin edilmiş olduğunu ve açıkça kullanıcı tarafından kabul edildiğinin anlaşıldığını, davanın bu sebeple yetki yönünden reddinin gerektiğini, taraflarca elektronik ortamda imzalanan Kullanıcı Sözleşmesinde tahkim unsurunun açık ve net bir şekilde düzenleme alanı bulduğunu, tarafların karşılıklı iradeleri sonucu sözleşmesel ilişki kurulduğunu, davaya bakmakta Karşıyaka/İzmir adresinin yetkisiz olduğunu, davacının dava dilekçesinin eki olarak sunduğu vekaletnamede; davacı asilin adresinin "....../LİTVANYA" olarak belirtildiğini, davacının müvekkili şirket ile görüşmelerinde de bu hususun belirtildiğini, davacının davayı ne müvekkilinin yerleşim yerinin bulunduğu ve dava konusu İstanbul 28. İcra Müdürlüğünde görülen icra takibinin bulunduğu İstanbul adresinde, ne de kendi fiili ikamet adresinde ikame ettiğini, davacı tarafından ilk önce Karşıyaka/İzmirde başlatılan icra takibine yetki itirazında bulunması üzerinde dosyanın yetkili İstanbul İcra Dairelerine gönderildiğini, itirazın iptali davasını görme yetkisinin, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi olduğunu, davacının arabuluculuk dava şartını yerine getirmediğini, davaya konu uyuşmazlığın, davacının bir kvhs kullanıcısı olarak yükümlülüklerini yerine getirmekten imtina etmesine dayandığını, müvekkilinin kvhs olarak faaliyet gösterdiği alanda özenle ve yükümlülüklerine uygun olarak hizmet verdiğini, müvekkil şirketin, 2018 yılında kurulduğunu, kripto varlıkların alım satımı ve muhafaza edilmesi için platform sağlayan, alanında saygın, ülkemizin en başarılı ve kurumsal kripto varlık hizmet sağlayıcılarından olduğunu, müvekkilinin kripto varlık alım-satım ve ticaretinin gerçekleştirildiği bir platforma sahip olduğunu savunarak, öncelikle görev, yetki, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesine ilişkin usuli itirazlarının kabulüne, aksi kanaat halinde, somut uyuşmazlıkta hiçbir şekilde müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmadığının dikkate alınarak davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince " ....Dava, alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın, İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali isteğine ilişkindir. Mahkememizin Yetkisine itiraz edilerek, davada davalı şirketin adresi mahkemelerinin yetkili olduğu belirtilmiş. Tarafların anlaşamadıkları ve çözülmesi gereken uyuşmazlıkların; davaya bakmakla görevli mahkemenin mahkememiz olup olmadığı, davalı tarafından ileri sürelen tahkim itirazı ile davalı tarafından yine ileri sürelen yine yetki itirazı itibariyle mahkememiz yetkili mahkeme olup olmadığı, esasa ilişkin ile davacının takip yapmakta haklı olup olmadığı, takipteki tutar kadar davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı noktalarında tespit edilmiştir. Mahkemenin görevine yönelik değerlendirme;TTK'nın 3. maddesinde; "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlemesine yer verilmiştir. TTK'nın 4. maddesinde ise bu kanundan doğan ve bu madde de belirtilen hukuk davaları, tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari dava; TTK'da düzenlenen bir hususa ilişkin olmamakla birlikte iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren davalar ise nispi ticari davadır. Hükme göre bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, hem davanın her iki tarafının tacir olması hem de uyuşmazlığın iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi gerekir. Somut uyuşmazlık hakkında; 02/07/2024 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7518 sayılı Kanun ile Sermaye Piyasası Kanunu'nda değişiklik yapılarak, kripto varlıklar sermaye piyasası aracı kabul edilmiştir. TTK'nın 4/1-f maddesi uyarınca "bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde yer alan hususlardan doğan davalar mutlak ticari dava niteliğindedir. Kripto varlıklar ile ilgili yasal düzenlemenin yapılmasıyla birlikte uyuşmazlıkta görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Bu suretle mahkememizin görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Her ne kadar davalı taraf tahkim ilk itirazında bulunarak taraflara arasındaki sözleşmede tahkim şartının bulunduğu savunulmuş ise de; sunulan taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde, davalının savunmasında geçtiği şekli ile bir tahkimin belirlenmediği, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözüleceğine dair bir sözleşme maddesinin de bulunmadığı anlaşılarak tahkim ilk itirazı yerinde bulunmamıştır. Mahkememizin yetkisine ilişkin olarak davalı tarafından yasal süresi içerisinde ilk itirazda bulunduğundan bu hususun da öncelikle değerlendirilmesi zorunludur. Davanın niteliği gereğince HMK'nun 6. Maddesi gereğince davacı davasını genel yetkili mahkemede açabileceği gibi HMK'nun 10. Maddesi gereğince borcun ifa edileceği yer mahkemesinde de açabilir. Uyuşmazlığın niteliği gereğince davada kamu düzenine ilişkin ve kesin yetki kuralı bullunmadığından, davalı tarafından yetki itirazı ilk itiraz ileri sürülmesi halinde mahkemece öncelikle incelenir. Davalı tarafından, davalının şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin davada yetkli olduğundan bahisle yetkiye itiraz etmiştir. HMK'nun 19.maddesinde; "(1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. (3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. (4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." hükmü yer almaktadır. Davacının yerleşim yeri adresinin ... /LİTVANYA CUMHURİYETİ, davalı şirket yerleşim yeri adresinin .../İstanbul takip dosyasının da İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün 2025/381 olduğu uyuşmazlık konusu değildir. İtirazın iptali davasında yetkili mahkeme genel hükümlere göre belirlenir. G Genel kural icra takibinin davalının ikametgahı İcra Müdürlüğünde başlatılması ve davanın da o yer mahkemesinde açılmasıdır (İİK: md 50, HMK. md. 6). Ayrıca HMK'nın 10. maddesi uyarınca akdin icra yeri icra müdürlüğü ile mahkemesi de yetkili kabul edilmiştir. Davalı şirket vekili 27.05.2025 havale tarihli dilekçesinde; yetki itirazında bulunarak yetkili mahkeme olarak davalı şirket merkezinin bulunduğu adreste davanın açılması gerektiğini bildirmiştir. İcra takip talebinde dava dilekçesinde ve cevap dilekçelerindeki kaşe ve ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin adresinin İstanbul/... olduğu konusunda herhangi bir kuşku ve duraksama bulunmayıp, davacının.... /LİTVANYA CUMHURİYETİ adresi itibari ile de mahkememizin yetkisi söz konusu değildir. HMK'nun 19/2.madde ve cümlesi uyarınca yetki itirazında bulunan davalının yetkili mahkemeyi açıkça bildirdiği, davalının süresinde yaptığı yetki itirazının kabulü ile seçim hakkı davalıya geçtiğinden davalının seçtiği yer olan "İstanbul" Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu anlaşılarak HMK'nun2004 sayılı İİK’nun 72. 6100 sayılı HMK’nun 6., ve 116/1-a maddeleri gereğince mahkememizin yetkisizliğine, yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine, yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."şeklindeki gerekçe ile " Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, Yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usule, hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, görev yönüyle eksik incelemeye dayalı hatalı hüküm tesis edildiğini, davacı alacaklı yanın, müvekkili şirket aleyhine öncelikle ilamsız icra takibine başvurulmuş olup, uyuşmazlık konusunun davacının kendi kusurundan kaynaklanan eylemleri nedeni ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun takibe yönelik taraflarınca süresi içerisinde itiraz edildiğini, bir an için aksi düşünülse ve Karşıyaka'da Tüketici Mahkemesi bulunmamasının değerlendirilmesi halinde dahi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında Tüketici Mahkemelerinin olmadığı yerlerde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olması gerektiğini, bu yönüyle ilk derece mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, aksi yönde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu varsayımında dahi dava şartının yerine getirilmemiş olmasından bahisle her halükarda davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafın, tüketici uyuşmazlığına ilişkin arabuluculuk tutanağı ile, ticari davalarda dava şartı olan arabuluculuk sürecini işletmeksizin ticaret mahkemesinde dava açıldığını, bu durumun, HMK'nın 115. maddesi uyarınca dava şartı noksanlığını teşkil etmekte olup, davanın usulden reddini gerektirdiğini, uyuşmazlık konusu hakkında eksik inceleme yapıldığını, yetkili mahkeme tayininin hatalı şekilde gerçekleştirildiğini, davacının esasa ilişkin iddialarının kül halinde reddi gerektiğini, somut uyuşmazlığın, davacının müvekkil platformda kullanıcı sıfatıyla yerine getirmesi gereken KYC yükümlülüğünü yerine getirmemesinden kaynaklanmakta olup, niteliği gereği TKHK kapsamında Tüketici Mahkemesinin (yoksa Asliye Hukuk Mahkemesinin) görev alanına girdiğini, davacının, "Tüketici Hukukundan Kaynaklanan Uyuşmazlık" başlıklı arabuluculuk sürecini işletmiş olmasına rağmen ticari dava şartı olan arabuluculuk tamamlamadan Asliye Ticaret Mahkemesinde davanın açıldığını, ayrıca taraflar arasında geçerli tahkim şartının bulunmasına karşın genel mahkemelerde yargılamanın talep edildiğini, ilk derece mahkemesinin eksik inceleme ile görev ve yetki yönünden vermiş olduğu kararının hukuka aykırı olduğunun sabit olduğunu, davanın görev, yetki ve dava şartı noksanlığı yönünden kapsamlı olarak değerlendirilerek, istinaf incelemesi neticesinde gerekçeli kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67.maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Mahkemenin yetkisizliğine, yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna" karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dava konusu İstanbul 28. İcra Müdürlüğü’nün 2025/381 Esas sayılı sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında toplam 272.893,01 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/k ve l maddelerinde, tüketici ve tüketici işlemi tanımlanmıştır. Buna göre tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere, ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere, her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. Aynı Yasanın "Diğer Tüketici Sözleşmeleri" başlıklı 5. bölümünde yer alan 49.maddesi, "Finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmeler" başlığını taşımaktadır. Bu maddenin 1. fıkrasına göre finansal hizmetler, her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade eder. Finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşme ise, finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde, sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmelerdir. Yine aynı Yasanın 73/1. maddesi, "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." hükmünü, 83. maddesi ise, "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümler uygulanır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili, diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." hükmünü amirdir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Aynı Kanun'un TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinin e) bendinde, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve f) bendinde ise, Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerden, kaynaklı davaların mutlak ticari dava sayılacağı belirtilmiştir. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 1. maddesinde; bu Kanunun amacının, sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi olarak açıklandığı, aynı yasanın 3/ş bendinde; Sermaye piyasası araçlarının, menkul kıymetler ve türev araçlar ile yatırım sözleşmeleri de dâhil olmak üzere Kurulca bu kapsamda olduğu belirlenen diğer sermaye piyasası araçlarını, 3/bb bendinde ise; Kripto varlığın, dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlıkları, 3/dd bendinde de ise; Platformun, kripto varlık alım satım, ilk satış ya da dağıtım, takas, transfer, bunların gerektirdiği saklama ve belirlenebilecek diğer işlemlerin bir veya daha fazlasının gerçekleştirildiği kuruluşları ifade ettiği açıklanmıştır. Kripto varlıklar, finansal yatırım aracı olarak, 2 Temmuz 2024 tarihinde 32590 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 26/6/2024 tarih ve 7518 sayılı yasa ile Sermaye Piyasası Kanununa dahil edilerek yasal düzenlemeye bağlanmış olup, bu nedenle mutlak ticari nitelikteki davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine ait bulunmaktadır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davalı vekilinin mahkemenin görevine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/07/2025 tarih ve 2025/309 Esas 2025/493 Karar sayılı kararına karşı davalının mahkemenin görevine ilişkin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, kararın niteliğine göre işin esasına yönelik diğer istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 116,60 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 30/06/2026