Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1041 E. 2026/897 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1041
- Karar No
- 2026/897
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1041 - Karar No:2026/897 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1041 KARAR NO : 2026/897
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/02/2024 NUMARASI : 2022/632 E-2024/121 K
DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ...- E-TEBLİGAT
DAVALI : VEKİLİ : Av. ...- E-TEBLİGAT
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/09/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkilinin yüklenici, davalının ise iş sahibi olup, aralarında akdedilen şifahi anlaşma gereğince, iş sahibine ait ... parsel sayılı tapu bilgilerinde kayıtlı arsa üzerinde enerji nakil hattı (elektrik iç tesisatı ve trafo yapım) işinin müvekkili tarafından üstlenildiğini, işbu sözleşmenin akabinde davalı tarafından müvekkiline Şereflikoçhisar Noterliği'nin 22.10.2020 tarih ve 9190 yevmiye numaralı vekaletnamenin verildiğini, vekaletnamenin içeriğinin ise, davaya konu taşınmaz üzerinden "....Belediyeler ile...AŞ.'ye müracaatla bilcümle iş takiplerimi yapmaya, Ruhsat almaya, ....projeleri ilgili makamlara tescil ettirmeye..." yetki verildiği hususunda olduğunu, müvekkili tarafından anlaşmaya konu taşınmazlar üzerinde enerji nakil hattına konu elektrik iç tesisatları ve trafolara ilişkin projeleri hazırlayarak ilgili kurum ve kuruluşlara müracaatının yapıldığını, müvekkili tarafından söz konusu trafolar ve elektrik iç tesisatın (enerji nakil hattı) anlaşma çerçevesinde taşınmaz üzerine kurularak hazır hale getirildiğini, dava konusu taşınmazlarda yapılacak olan keşif neticesinde görüleceği üzere müvekkilinin üstlendiği işi eksiksiz olarak tamamladığını, anlaşma gereğince müvekkiline toplam 220.000,00 TL + KDV bedel ödenmesi için anlaşıldığını ancak davalı tarafından davaya kadar ödenen 75.000,00 TL'nin davalı şirket yetkilisinin kızı ... tarafından ödendiğini, bu tutar dışında davalı şirket tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin karşı tarafın basiretli bir ticari işletme olarak kabul edip iyi niyetine güvenerek, sözleşmeyi şifahi olarak yaptığını ancak davalının yapılan sözleşmeye uymayarak ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, taraflar arasındaki anlaşma gereğince ... tarafından Ankara 47.Noterliği'nin 11.12.2020 tarih ve 28540 yevmiye numaralı sözleşmesi ile davalı ...'e ait MFC 400 KVA 33/0,4 KV AL-AL Normal İzolatör Hermetik Yağlı Tip Transformatör 99032-D-SERİ NO:103166 olan malzemenin müvekkiline 67.438,53 TL bedel karşılığında devredildiğini, taraflar arasındaki anlaşma gereğince işbu transformatörün ...'den alınarak dava konusu... parsel sayılı taşınmazlara montajının yapıldığını, salt bu hususun dahi taraflar arasındaki mevcut anlaşmayı gösterdiğini, müvekkilinin anlaşma gereğince üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, müvekkili tarafından TTK'ndan doğan zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak anlaşmaya varılamadığını, davalının sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla dava konusu enerji nakil hattı yapımından kaynaklı 1.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; usule ilişkin olarak, davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, HMK'nın 6.maddesine göre müvekkilinin ticaret sicil adresinin Şereflikoçhisar olduğunu, bu nedenle Şereflikoçhisar mahkemelerinin yetkili olup, Ankara mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, görevli mahkemenin ise davacının gerçek kişi olması nedeniyle asliye hukuk mahkemesi olduğunu, davacının iddialarının soyut nitelikte olup, ispatı noktasında herhangi bir delil sunulmadığını, ispat yükünün davacı da olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın bir an için edim yükümlülüğünü yerine getirdiği varsayılsa bile şifahi sözleşme ile belirlenen bedelin kendi ikrarından da anlaşıldığı üzere dava dışı ... tarafından 75.000,00 TL olarak ödendiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacı tarafın, taraflar arasında sözleşmenin 220.000,00 TL üzerinden mutabakata varıldığının belirtildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu, hesabi uzmanlık gerektiren bir durum olmayıp, davacı alacağın miktarını belirleyebilecek durumda olduğunu, bu sebeple davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, davacının, taraflar arasında şifahi olarak anlaşma yapıldığı, davalının sahibi olduğu taşınmazlarda enerji nakil hattı, transformatör ve iç tesisat işini yaptığı, işlerin toplam bedelinin 220.000,00 TL + KDV olarak belirlendiği, üstlendiği işi eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalının kızından 75.000,00 TL kısmı ödeme aldığı, bakiyesini alamadığı hususunun iddia edildiği, davalının ise görev ve yetki hususunda itirazda bulunarak, davacının yaptığı işi ispatla yükümlü olmasına rağmen ispat edemediğini ve davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından bahisle davanın reddini savunduğu, hukukumuzda egemen ilkenin “şekil serbestisi” olup, kural olarak eser sözleşmesi herhangi bir geçerlilik şartına tâbi olmamakla, yasada aksi öngörülmedikçe, sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabileceği, bununla birlikte bazı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için yasada belirlenen şekle uygun olarak yapılmasının zorunlu olduğu (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.11.2023 tarih ve 2022/23-290 E- 2023/1072 K), davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi olduğu, dosya içerisine sunulan Ankara 47. Noterliğinin satım sözleşmesi,...A.Ş tarafından dosyaya sunulan belgeler, keşif ve tanık anlatımlarından; taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin yazılı bir sözleşme ile kurulmadığı, sözlü bir anlaşma ile kurulduğu, iş bedeli konusunda uyuşmazlık konusunda ise sözleşmenin kurulduğu tarih itibarıyla yürürlükte bulunan TBK'nın 481. maddesinin "Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir." hükmü uyarınca bilirkişi ek raporunda hesaplama yapıldığı, dava konusu eserin yapım tarihindeki rayiç bedelinin 208.657,00 TL olduğu, davalının kızından alınan 75.000,00 TL toplam bedelden düşüldüğünde (208.657,00-75.000=) davacının 133.657,00 TL bakiye alacağının bulunduğunun hükme esas alınan bilirkişi raporları ile belirlendiği, davacının davalıdan belirlenen bu miktar kadar alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda; husumete ilişkin olarak, kabul anlamına gelmemekle beraber söz konusu esere ilişkin kurumlardan mahkemece toplanan evraklardan da anlaşılacağı üzere, ...'ın yalnızca elektrik mühendisi olarak anıldığını, bu doğrultuda, davacının taraf sıfatı niteliğine haiz olmadığını, zira, projeye ilişkin kurumlardan toplanan evraklarda da davacının bu davayı takip etme ehliyeti bulunduğuna dair herhangi bir delilin mevcut olmadığını, davada resmi kurumlardan gelen evraklardan da açıkça görüleceği üzere, davacı tarafın ismi yalnızca geçici kabul evrakında elektrik mühendisi olarak yer almakta olup, başkaca bir evrakta taraf sıfatını haiz niteliği olduğuna ilişkin bir belge/ delil bulunmadığını, projeden anlaşılacağı kadarıyla proje müellifinin ... Mühendislik olduğunun görüleceğini, bu nedenle davacının talep ve dava hakkı bulunmamakla, böyle bir iddia ve talepte bulunma yetkisine de haiz olmadığını, davacı ...'ın,... Mühendislik adına bir ticari faaliyette bulunduğunu veya buranın ortağı olarak iş ve işlem yaptığını iddia ediyor ise de, kendi adına davanın takipçisi olamayacağının açık olduğunu, ayrıca Gelir İdaresi Başkanlığı Uygulama ve Veri Yönetimi Daire Başkanlığı'nın 04.10.2023 tarihinde mahkemeye gönderdiği müzekkere cevabında "... T.C. kimlik numaralı ...'ın Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Şereflikoçhisar Vergi Dairesi Müdürlüğünde faal mükellefiyet kaydı, ortaklık ve yöneticilik bilgisinin bulunmadığı" şeklinde cevap verilmiş olup, bu yönden de haklılıklarının ispatlandığını, davacı tarafından beyan dilekçesi ile sunulan Vergi Levhasından da görüleceği üzere, ...'ın faaliyet gösterebileceği alanların yalnızca "Mühendislik Danışmanlık Hizmetleri" olarak belirtilmekle, (bir proje ile bağlantılı olanlar hariç) denilerek proje ile bağlantılı herhangi bir hizmetin verilemeyeceğinin de vergi kayıtlarından anlaşılacağını, Şereflikoçhisar Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü'nün 02.03.2023 tarihli yazısı ile mahkemeye sunulan tapu kayıtlarından da görüleceği üzere, davacının yapıldığını iddia ettiği enerji nakil hattı işine konu arazilerin davacının dava dilekçesinde iddia ettiği gibi müvekkiline ait olmadığını, davanın hukuka aykırı şekilde açıldığını ve davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle öncelikle husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi değil Asliye Hukuk Mahkemesi olması gerektiğini, HMK'nın 2.maddesinde ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.'' hükmünün bulunduğunu, TTK'nın 5/1 maddesinde ise "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." şeklinde hüküm bulunmakla, uyuşmazlık konusunun ticari iş veya işlemden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususuna göre görevli addedilecek mahkemenin değişiklik arz ettiğinin görüldüğünü, bu sebeple işin ticari iş olup olmadığının tespiti gerekir ve anılan hususun tespiti açısından ise TTK'ndaki "ticari işletme" kavramının esas alınması gerektiğini, somut olayda, davacı ...'ın...Odası’na kaydı bulunsa dahi söz konusu iş ve işlemleri ticari işletmesi adına yapmadığının anlaşılacağını, kaldı ki ticari işletmesi adına yaptığı varsayıldığında bile taraf sıfatının bulunmadığını, bu sebeple, dosya kapsamındaki uyuşmazlığın çözümü için görevli mahkemede dava açılmadığını ve davanın görev yönünden reddi gerektiğini, ayrıca HMK'nın 114 ve 115.maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise, mahkemece müvekkili tarafından ödenmesine hükmedilen değerin söz konusu eserin gerçek değerinin çok üzerinde olduğunu, 27.01.2024 tarihli bilirkişi kurul ek raporunda davaya konu eserin işin yapım tarihi itibariyle değerinin 208.657,00 TL olarak hesaplandığını, mahkemece söz konusu raporun hükme esas alınarak belirlenen 208.657,00 TL'den 75.000,00 TL'nin tenzil edilmesiyle kalan 133.657,00 TL'nin müvekkilinden tahsili yönünde hüküm kurulduğunu, yine 08.08.2023 tarihli bilirkişi kök raporunda eserin dava tarihi itibariyle değerinin serbest piyasa rayiçlerine göre 299.502,00 TL olarak belirlenmişken, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurul ek raporunda eserin işin yapım tarihi itibariyle değerinin 208.657,00 TL olarak hesaplanmasının açıkça hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, dava tarihi olan 30.09.2022 tarihiyle, eserin yapıldığı ve aynı zamanda sözleşmenin kurulduğu iddia edilen 22.10.2020 tarihi arasında takribi 2 yıl bulunmasına ve eserin yapıldığı tarih ile dava tarihi arasındaki zaman diliminde döviz kuru fiyatlarının ve ülkemizde yaşanan yüksek enflasyonun, fiyatları fahiş miktarda arttırmasına rağmen hesaplanan iki değer arasındaki farkın gerçeği yansıtmamakta olup, işin yapım tarihi itibariyle hesaplanan ve mahkemece hükme esas alınan değerin de 208.657,00 TL değil, çok daha düşük bir miktar olması gerektiğini, nitekim, TÜİK verilerine de bakıldığında, eserin yapıldığı iddia edilen tarih olan 2020 Ekim ayından dava tarihi olan 2022 Eylül ayına kadarki değişim oranı Tüketici Fiyat Endeksine (TÜFE) göre %114,80, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksine (Yİ-ÜFE) göre ise %249,63 olup, bilirkişi kurulu raporunda hesaplanan ve eserin dava tarihi itibariyle değeri olan 299.502,00 TL'nin, yine söz konusu eserin yapım tarihi itibariyle hesaplanmasında çok daha düşük bir değere tekabül etmesi gerekirken, bilirkişi kurul ek raporunda 208.657,00 TL olarak hesaplanarak gerçek değerinin çok üzerinde bir miktarın belirlendiğini, kaldı ki TÜİK rakamlarına yansıyan enflasyonun belirli bir sepet ürün baz alınarak hesaplandığından, piyasa fiyatlarına yansıyan fiyatlandırma davranışının bunun çok çok daha ötesinde ve çok daha fazla olduğunu, 2021 yılının başından, dava açılan döneme kadarki süreçte kur farklarının en az 2,5 kat artmış olup, bunun da basit bir araştırma ile dahi görülebileceğini, tüm bunların ötesinde, bilirkişilerce bedel tespiti yapılırken hangi ürün kaleminin fiyatının hangi rayice dayanılarak hesaplandığına, fiyatların nereden alındığına, hangi kalite ürün baz alınarak hesaplama yapıldığına ilişkin bilgilere bilirkişi kurul ek raporunda yer verilmediğini, bu haliyle raporun denetime elverişli olmayıp mahkemece hükme esas alınmasının hakkaniyete aykırı olacağını ve müvekkilininin mağduriyetine sebebiyet vereceğini, müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmesinde de dava konusu eser sözleşmesine ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığını, değerlendirilmesi gereken bir diğer hususun ise mahkemece hükme esas alınan 27.01.2024 tarihli bilirkişi kurul ek raporunda tarafların ticari defterleri incelenmiş olup, bilirkişilerce ticari defterlerin incelenmesi noktasında yapılan değerlendirmede; müvekkili şirketin ticari defterlerinde davacıya yapılmış herhangi bir ödeme kaydına rastlanmadığının ve "...davalının ticari defterlerinin incelenmesinde dava konusu eser sözleşmesine ilişkin herhangi bir kayda rastlanmamıştır..." denmek suretiyle taraflar arasında mevcut bir eser sözleşmesinin bulunduğuna yönelik herhangi bir somut delilin bulunmadığını, nitekim, tarafların ticari defter ve kayıtlarında işbu davaya konu iş ve işlemlere ait herhangi bir borç/ alacak kaydının da bulunmadığını, ilgili rapordan da anlaşılacağı üzere, taraflar arasında mevcut bir eser sözleşmesinin bulunmadığı açık olup, davacının var olduğunu iddia ettiği sözleşmenin somut gerekçelerini veya ispata yarar herhangi bir delili mahkemeye sunamadığını, haksız ve mesnetsiz gerekçeler ile davanın kısmen kabulüne yönelik verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, mahkeme mahkemenin kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle vergi levhasında davacının ticari unvanının ... olduğu, ... olarak başka bir işletmenin bulunmadığı, dava konusu 400 kVA enerji ihtiyacının karşılanması için...A.Ş'ye başvurunun davalı vekili olarak davacı tarafından yapıldığı ve dayanağının Şereflikoçhisar Noterliği'nin 22.10.2020 tarih ve 09190 yevmiye no'lu vekaletname olduğu, dosyaya kazandırılan...A.Ş tarafından gönderilen belgelerin incelenmesinde de, elektrik bağlantı bildirimi iş bitimi belgesine göre elektrik tesisatçısının davacı ... olduğu ve belgenin davacı ... ile...A.Ş görevlisi tarafından kaşelenip imzalandığı, yine,...Müdürlüğü Polatlı- Şereflikoçhisar OM bağlantı planlama komisyonu karar formunda, bağlantı planlama komisyonu AOM yatırım planlama takım yöneticisinin ...tarafından imzalandığı ve yapılacak olan dava konusu trafo ile ilgili bilgilerin yer aldığı, geçici kabul tutanağında ise, TUS görevlisi olarak...'ın imzasının bulunduğu ve geçici kabul belgesinin ...tarafından onaylandığı, geçici kabul tutanağının ekinde form-5 bulunduğu, bu belgede projenin Aralık 2021 tarihinde düzenlendiği, onaylandığı ve işin ...'a yapıldığı, işi yapanın ... olduğu hususlarının belirtildiği anlaşılmakla, taraflar arasında dava konusu işin yapımı konusunda sözlü eser sözleşmesi olduğunun kabulünün gerektiği, dosyaya kazandırılan vergi kaydına göre davacının tacir olduğu ve davanın görevli mahkemede açıldığı gibi Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları gereği davanın bir miktar para alacağına ilişkin olduğu gözetilerek TBK’nın 89/1. maddesi ve HMK’nın 10. maddesi hükümleri uyarınca yetkili mahkemede açıldığının anlaşılmasına ( Yargıtay 6 HD'nin 27.04.2026 tarih ve 2025/2667 E- 2026/1765 K sayılı ilamı), taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaması nedeniyle Yargıtayın yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere, iş bedelinin konusunda uzman bilirkişilerce işin yapıldığı tarihteki serbest piyasa rayiçlerine uygun olarak saptanmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.130,10 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.282,53TL harcın mahsubu ile bakiye 6.847,57 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04.06.2025 Tarihli Resmî Gazete’de Yayımlanan 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi dikkate alınarak belirlenen temyiz kesinlik sınırı ve HMK’nın 361. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 09/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır