Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1672 E. 2026/1767 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1672
- Karar No
- 2026/1767
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1672 Esas KARAR NO : 2026/1767 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/571 KARAR NO : 2026/512 KARAR TARİHİ : 17/06/2026 KESİNLEŞME TARİHİ : 07/07/2026
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : AYDIN 4.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/274 KARAR NO : 2026/246 KARAR TARİHİ : 12/05/2026 KESİNLEŞME TARİHİ : 10/06/2026 DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 03/09/2026 G.KARAR YAZIM TARİHİ: 03/09/2026
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi ile Aydın 4.Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmiş olmakla dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkil şirket ile davalı ... arasında on bin adet yumurta tavuğu satışına ilişkin sözlü bir anlaşma yapıldığını, müvekkilin 01/12/2025 tarihinde 300.000,00 TL ve 05/12/2025 tarihinde 350.000,00 TL olmak üzere toplam 650.000,00 TL tutarındaki bedeli kapora açıklamasıyla davalının banka hesabına gönderdiğini, anlaşma gereği düzenlenen çeklerin davalının eşi ....'e gönderilmesine rağmen karşı tarafın malları teslim etmekten haksız yere imtina ettiğini, sözleşmenin davalı tarafından haksız şekilde sona erdirilmesi üzerine ödenen bedelin iadesinin Çeşme 1. Noterliği'nin 04/03/2026 tarih ve 2189 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile talep edildiğini, davalının aralarındaki ilişkiyi reddetmesi üzerine müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla Aydın İcra Müdürlüğünün 2026/8272 Esas sayılı dosya ile başlatılan icra takibine davalının haksız şekilde itiraz ettiğini, davalının esnaf işletmesi olması ve tarafların her ikisinin de tacir sıfatını taşımaması nedeniyle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, uyuşmazlığın çözümünde Aydın mahkemelerinin yetkili kılındığını, gönderilen bedelin TBK'nun 177. maddesi kapsamında bağlanma parası niteliğinde olduğunu, davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle takibin durduğunu ve müvekkilin mağdur edildiğini, alacağın likit olması sebebiyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca davalının mal kaçırma ihtimali ve eşiyle boşanma aşamasında olması gibi hususlar göz önüne alınarak alacağın teminat altına alınması amacıyla davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını, davalının Aydın İcra Müdürlüğünün 2026/8272 Esas sayılı icra dosyasına yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davanın ilk açıldığı Aydın 4.Asliye Hukuk Mahkemesince dava konusu uyuşmazlığın ticari dava olması nedeniyle dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür. Dosyanın gönderildiği Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir olduğu, açılan davaya bakmaya Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle görevli mahkemenin Aydın 4.Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna dair karşı görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın da istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Dava itirazın iptali istemidir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3. maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,2-Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesi;Aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler: 1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 7.200.000.000 (2024 yılı için 1.400.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (2024 yılı için 2.000.000 TL) lirayı aşanlar; 2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (2024 yılı için 690.000 TL) lirayı aşanlar; 3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (2024 yılı için 1.400.000 TL) lirayı aşanlar; 4. Her türlü ticaret şirketleri (Adi şirketler iştigal nevileri yukardaki bentlerden hangisine giriyorsa o bent hükmüne tabidir.); 5. Kurumlar Vergisine tabi olan diğer tüzelkişiler (Bunlardan işlerinin icabı bilanço esasına göre defter tutmalarına imkan veya lüzum görülmeyenlerin, işletme hesabına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığınca müsaade edilir.); 6. İhtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih edenler. (Ek fıkra: 21/1/1983-2791/4 md.; Mülga: 4/12/1985-3239/136 md.) Aydın Vergi Dairesi Müdürlüğünün 12/06/2026 tarihli yazı cevabında; davalı ...'in gerçek usul mükellef olduğu, gelir vergisinden muaf olmadığı, işletme esasına göre defter tuttuğu bildirildiği, bu kapsamda davalının tacir sayılmadığı, davalının gerçek kişi tacir olmadığı, davalının faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırları içinde kaldığının anlaşıldığı, bu nedenle davaya bakmakla görevli mahkemenin HMK’nun 2. maddesi uyarınca genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılarak bu yönde karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. KARAR: 6100 sayılı HMK'nun 21 ve 22. maddeleri gereğince Aydın 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri belirlenmesi talep eden mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 03/09/2026