İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/5 E. 2026/528 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/5
Karar No
2026/528
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

2026/5 Esas KARAR NO : 2026/528

DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/01/2026 KARAR TARİHİ : 31/08/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı şirket arasında elektronik ticaret aracılık sözleşmesi bulunduğunu, davalının platform üzerinden faaliyet gösteren satıcıların fikri ve sınai hak ihlali oluşturan ürünlerini derhal yayından kaldırmak, tekrar satışa açılmasını engellemek, bu yönde gerekli teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlü olduğunu, müvekkilin ... markasının tek ve nihai yetkili satıcısı olduğunu, davalı tarafın işlettiği platform üzerinde ... ibareli ürün ve görsellerin müvekkilden bağımsız üçüncü kişilerce hukuka aykırı şekilde kullanıldığının tespit edildiğini, marka sahibi diğer müvekkil ... Tarafından ... Cumhuriyet Başsavcılığı kaçakçılık, uyuşturucu ve organize suçlar soruşturma bürosunun ... soruşturma numaralı dosyasında şikayette bulunulduğunu, soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda davalı platform üzerinden faaliyet gösteren ilgili kişiler tarafından ... markasına tecavüz edildiği ve marka ihlali gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, üçüncü kişilerce çok yüksek ciro elde edilerek milyonlarca liralık satış gerçekleştirildiğini, ihlallere dair davalı şirkete çok sayıda bildirim yapıldığını, davalı şirketin müvekkilin yapmış olduğu bildirimleri onaylayarak üçüncü kişilerin satmış olduğu ürünleri satışa kapattığını ancak daha sonradan sanki hiç ihlal bildirimleri gönderilmemiş gibi üçüncü kişilerin ihlalli ürünlerinin satışına izin verildiğini, daha sonra gönderilen ihlallere ilişkin davalı tarafça herhangi bir işlem yapılmadığını ve ihlal bildirimlerine ret yanıtı verildiğini, davalının herhangi bir caydırıcı veya kalıcı aksiyon almadığını, ihlalli ürün ve ilanları sistemden kaldırmadığını, müvekkilin ürün satışlarının büyük oranda azaldığını, pazar payının düştüğünü ve ciddi maddi kazanç kaybı ortaya çıktığını, yapılan şikayetlere rağmen ihlalli ürünlerin yayından kaldırılmadığını, aynı kişilerce yeni mağaza ve hesaplar açılarak satışların devam ettirildiğini, davalının gözetim, engelleme ve müdahale yükümlülüklerini yerine getirmediğini, marka hakkı ihlallerine göz yumduğunu, hukuka aykırılıkların kep sistemi üzerinden gönderilen ihtarname ile davalıya bildirilip okundu, kabul ve teslim delillerinin dosyada mevcut olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuki sebebinin bizzat davacı tarafından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'na dayandırıldığını, uyuşmazlığın özünün sınai mülkiyet hakkına ilişkin olduğunu, 6769 sayılı Kanun'un 156. maddesi gereğince bu davalara bakmakla görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğunu, görev hususunun kamu düzenine ilişkin olup 6100 sayılı HMK'nın 114 ve 115. maddeleri uyarınca mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğini, davanın işbu mahkemede ikame edilmesinin usule aykırı olduğunu, bu nedenle öncelikle görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli ve yetkili ihtisas mahkemesine gönderilmesi gerektiğini belirttiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda davanın tamamen haksız, dayanaksız ve maddi vakıalarla bağdaşmaz nitelikte olduğunu, müvekkil şirketin www. trendyol. com alan adlı internet Sitesi üzerinden pazaryeri modeli ile faaliyet gösterdiğini, platformda ürünlerin doğrudan üçüncü kişi satıcılar tarafından yüklenip fiyatlandırıldığını ve satışa sunulduğunu, 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile 5651 sayılı Kanun hükümleri uyarınca aracı hizmet sağlayıcı ve yer sağlayıcı konumunda bulunan müvekkilin üçüncü kişilerce oluşturulan içerikleri önceden denetleme, sürekli gözetim altında tutma veya hukuka uygunluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, sorumluluğun ancak usulüne uygun, açık ve somut bir ihlal bildiriminin ulaşması ve buna rağmen gerekli işlemin yapılmaması halinde gündeme gelebileceğini, davacı tarafın dava dilekçesinde ikrar ettiği üzere platformda satıcı olarak faaliyet gösteren kimselerden biri olduğunu, platformda satış yapmak isteyen herkesin müvekkil şirket ile elektronik ticaret aracılık sözleşmesi akdettiğini, sözleşmenin 4.3.1. maddesinin satıcıların operasyonel süreçlerin sürdürülebilmesi adına vermesi gereken taahhütleri içerdiğini, davacının platforma yüklediği her türlü görsel, metin ve sair içeriğe ilişkin olarak müvekkile sayı, süre ve mecra bakımından sınırsız, bedelsiz ve üçüncü kişilere de kullandırırılabilecek nitelikte basit ruhsat verdiğini açıkça kabul ettiğini, yüklediği içerikler üzerinde hak sahibi olduğunu, üçüncü kişi haklarını ihlal etmediğini ve doğabilecek hukuki sorumluluğun kendisine ait olduğunu taahhüt ettiğini, davacının söz konusu içeriklerin platform sistematiği içerisinde görünmesini marka hakkına tecavüz gibi nitelendirmesinin imzalamış olduğu sözleşme hükümleri ile çelişki teşkil ettiğini, müvekkil şirkete ait platformda farklı satıcılar tarafından satışa sunulan milyonlarca çeşit ürünün tüketicilerin incelemelerine buybox modeliyle sunulduğunu, söz konusu modelin aynı ürünün kaç farklı satıcı tarafından satılmakta olduğundan bağımsız olarak ilgili ürüne ilişkin tek bir içerik oluşturulması prensibiyle çalıştığını, bir ürün için içerik oluşturma işleminin satıcı tarafından ürün barkodu, görseli, açıklaması, ismi ve markası bilgilerinin paylaşılmasıyla tamamlandığını, satıcıların paylaştığı bilgilerle trendyol kataloğunun meydana geldiğini, satıcıların ürün eklerken katalogdan ekle seçeneğini kullanabildiğini, müvekkil şirketin ürün marka ve bilgilerinin beyan edilmesi aşamasında satıcılara müdahale etmediğini, satıcıların satışa sunacakları ürünleri kendi iradeleri doğrultusunda sisteme eklediğini, davacının işleyiş mekanizması incelendiğinde platformun teknolojik altyapısını kötü niyetli bir stratejiyle manipüle etmeye çalıştığının görülebileceğini, davacının sisteme yüklediği ürün kataloglarını başlangıçta genel veya farklı bir ürün sunuyormuş izlenimi verecek şekilde kurguladığını, bu sayede üçüncü kişi satıcıların katalogdan ürün yükle seçeneğini kullanarak buybox sistemine dahil olmalarını sağladığını, ancak bu aşamadan sonra davacının kataloğu esas ürün olmayan kendi ürününe dayanarak ihlal bildirimi yapmak suretiyle diğer satıcıları saf dışı bırakma yoluna gittiğini, piyasada yaygın olarak satılan teknolojik ürünler için ürün kartı oluşturduğunu, ardından kendisine ait olan ... markalı çeşitli eşyayı hediye olarak gönderdiğini ürün görsellerini güncellemek suretiyle kullanıcılara bildirdiğini, davacının buybox sistemini ve platformun rekabetçi yapısını suistimal ederek haksız avantaj devşirmeye çalıştığının tespit edildiğini, bu kapsamda elektronik ticaret aracılık sözleşmesi ve platform kuralları uyarınca 09.11.2025 16.19 tarihinde davacı tarafa buybox ihlali sebebiyle ihlal puanı yansıtıldığını ve yaptırımlar uygulandığını, davacının dilekçesinde ileri sürdüğü müvekkilin ihlallere göz yumduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirketin başvuruları teknik ve hukuki incelemeye tabi tuttuğunu, gerekli görülen hallerde ürünleri yayından kaldırdığını, ürünlerin kapatılması veya tekrar açılması süreçlerinin somut başvuruların içeriğine ve değerlendirmelere göre değişiklik gösterdiğini, bunun bilinçli bir ihmal veya kusur değil teknik değerlendirme sürecinin doğal sonucu olduğunu, davacının zarar iddialarının soyut ve ispatlanmamış olduğunu, e-ticaret alanında satış hacmini etkileyen çok sayıda faktör bulunduğunu, davacının iddialarını münhasıran müvekkil şirkete bağladığını ancak illiyet bağını ortaya koyamadığını, türk borçlar kanunu'nun 50. maddesi gereği zarar görenin zararını ve illiyet bağını ispatla yükümlü olduğunu, davacının bu yükümlülüğü yerine getiremediğini, davacı tarafın imzaladığı sözleşmenin açık hükümlerini bilmesine rağmen platformun teknik işleyişini marka ihlali gibi göstermeye çalışarak müvekkil şirketi haksız şekilde sorumlu tutma gayreti içerisinde olduğunu, bu yaklaşımın dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı gibi hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu belirterek öncelikle mahkemenin görevsizliğine karar verilerek dosyanın görevli ve yetkili fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi'ne gönderilmesini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davanın esastan tamamen reddine, avukatlık ücreti ile tüm yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Elektronik ticaret aracılık sözleşmesinden kaynaklanan zarar tazmini yasal şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Sınai Mülkiyet Kanunu Madde 156- (1) "Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir" hükmümü amirdir Yine aynı yasının 1. maddesinde kanunun konusu "Bu Kanun; marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin başvuruları, tescil ve tescil sonrası işlemleri ve bu hakların ihlaline dair hukuki ve cezai yaptırımları kapsar." şeklinde tanımlanmıştır. Yine aynı yasanın "Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller" başlıklı 29. Maddesinin 1. fıkrası "Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. "şeklindedir. Eldeki dava, davalının kendisine ait trendyol isimli e-ticaret sitesi üzerinden yürütülen platformda davacının tek ve nihai yetkili satıcısı olduğu markanın üçüncü kişilerce hukuka aykırı şekilde kullanıldığı, bu suretle davacıya ait markaya tecavüz edildiği ve marka ihlali gerçekleştirildiği iddiasıyla ihlalli ürün ve ilanların davacıya ait platformdan kaldırılmaması ve marka hakkını ihlal edenlerin satışına davalı tarafça aracılık edilmesi sebebiyle uğramış olduğu zararın tazmini istemine ilişkin olup; buna göre marka hakkına tecavüzden kaynaklı davanın münhasır yetkili sınai haklar mahkemesinin görevi kapsamında kaldığı (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ...Karar sayılı kararı), bu haliyle; davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-c maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğuna karar vermek gerekmiş, bu yönde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-c maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin ... FİKRİ SİNAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMELERİ olduğuna, 2-Mahkememizin görevsizliği sebebiyle HMK 20 madde gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli ... FİKRİ SİNAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-Belirtilen 2 haftalık süre içerisinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra taleple bulunulması halinde mahkememizce davacının açılmamış sayılacağına dair karar verileceğinin ihtarına, 4-HMK 331 maddesi uyarınca harç vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansının dosyasına aktarılmasına, Dair, tarafların yokluklarında gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi.31/08/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/5, K. 2026/528, T. 31.08.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-5-e-2026-528-k-9c7befcde4fe