İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/503 E. 2026/839 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/503
- Karar No
- 2026/839
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/503 Esas KARAR NO : 2026/839 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 18/06/2026 KARAR TARİHİ : 02/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'a ait ... plakalı aracın 31/01/2023 vade tarihli genişletilmiş kasko poliçesi ile müvekkil ... Sigorta Anonim Şirketi nezdinde sigortalı bulunduğunu, 25/11/2023 tarihinde sürücü ...'ın ... yaklaşık 5 kilometre gerisinde ... istikametine seyir halindeyken yola çıkan tilkiye çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, sigortalı araçta oluşan 113.160,68-TL tutarındaki hasarın müvekkil şirket tarafından onarım firmalarına ödendiğini, sigorta poliçesi umumi şartları ve Türk Ticaret Kanunu'nun 1481. maddesi uyarınca müvekkil şirketin sigortalısının haklarına halef olduğunu, kazanın meydana geldiği yolun davalı ... Şirketi'nin sorumluluk alanında kaldığını, otoyol kullanıcılarının can ve mal güvenliğinin sağlanmasından davalı kurumun sorumlu olduğunu, karayolunda gerekli trafik güvenliği tedbirlerini almayan davalı işletmecinin kazanın oluşumunda kusurlu olduğunu, müvekkil şirket tarafından ödenen hasar tazminatının tahsili amacıyla davalı aleyhine ... 12. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının söz konusu icra dosyasına haksız itirazda bulunması neticesinde takibin durdurulduğunu, alacağın likit olması sebebiyle davalının haksız itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davanın dayanağı olan alacağın Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesi gereğince zamanaşımına uğradığını, müvekkil şirketin otoyolun işletmesini azami dikkat ve özenle yürüttüğünü, gerekli tüm önlemleri aldığını ve davacının zarar ile müvekkil şirketin kusurunu ispat etmekle yükümlü olduğunu, olay günü otoyol hattına veya kolluk kuvvetlerine herhangi bir ihbarda bulunulmadığını, sürücünün tek taraflı beyanına dayanılarak müvekkil şirketin yokluğunda düzenlenen kaza tespit tutanağının hükme esas alınamayacağını, davacının iddiası ile müvekkil şirketin faaliyeti arasında nedensellik bağı bulunmadığını, davaya konu aracın kaza tarihinden öncekine ait hasar kayıtlarının incelenmesi gerektiğini ve talep edilen bedellerin fahiş olduğunu belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddini, kötü niyetli davacı sigorta şirketi aleyhine dava değerinin yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, tüm yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Mahkememizce yasaya uygun araştırma ve inceleme yapılmış ve tetkikinden; Huzurdaki davanın poliçe kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin zarar sorumlusu olduğu iddia edilen davalıdan rücuen tahsili için başlatılan ... 12. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı verilmesi istemine ilişkindir. Bilindiği üzere, sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davalarında görevli mahkemenin tespiti hususunda, ...tarih, ... esas, ... karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Başka bir ifadeyle, eğer davayı sigortalı açmış olsaydı hangi mahkemede dava açması görev kuralları gereği zorunlu ise, sigortacıda o mahkemede dava açabilir. 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2.fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Göreve ilişkin bu genel düzenlemeler yanında bazı kanunlarda belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak üzere kurulmuş özel olarak görevli mahkemeler de belirlenmiştir. Bu anlamda uyuşmazlıkla ilgili olması bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği düzenlenmiştir. Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir. Somut olayda; davacı sigorta şirketinin sigortalısı gerçek kişi olup, sigortalı ... plaka sayılı araç ise dosyadaki bilgi ve belgelere, tescil kaydına ve davacı ile sigortalı arasındaki sigorta sözleşmesine göre hususi araçtır (otomobil). Yani ticari nitelikte araç değildir. Davacının halefiyete dayalı olarak işbu davayı açtığı ve davacının sigortalısı ile davalı arasındaki eylemin haksız fiil niteliğinde bulunduğu gözönüne alındığında ve TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak veya nispi ticari davanın söz konusu olmadığı ve davanın görevli mahkeme olan Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşılmakla görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretlerinin o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair; Davacı tarafın yüzüne karşı diğer tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/10/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır