İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/2129 E. 2026/828 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2129
- Karar No
- 2026/828
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/2129 Esas KARAR NO : 2026/828
DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 30/09/2026 KARAR TARİHİ : 06/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... Bankası ...Şubesi nezdindeki çek hesabına ilişkin ... numaralı, 30.09.2026 tarihli ve 800.000,00 TL bedelli çekin bankaya/takas sistemine ibraz edildiğinin öğrenildiğini, çekin müvekkili tarafından düzenlenmediğini, çekin üzerindeki keşideci imzasının müvekkiline ait olmadığı gibi; bedel, tarih, lehtar ve sair tanzim unsurlarını oluşturan yazıların da müvekkilinin eli mahsulü olmadığını, Müvekkilinin çekin düzenlenmesine ilişkin herhangi bir iradesi, talimatı veya muvafakati bulunmadığını, keşideci imzasının sahte olduğunu, çek üzerindeki keşideci müvekkiline aidiyet taşımadığını, öncelikle dava konusu ... Bankası ... şubesi, ... seri numaralı 30/09/2026 keşide tarihli 800.000,00-TL bedelli çekin aslının ilgili banka/tasak biriminden celbine ve muhafaza altına alınmasına, çek üzerindeki keşideci imzası ile yazıların müvekkiline ait olup olmadığının mukayeseye elverişli örnekler üzerinden uzman bilirkişi marifetiyle incelenmesine, yargılama sonuna kadar, uyuşmazlığın safhası ve uygulanacak emredici hükümler gözetilerek dava konusu çek bedelinin davalıya/hamile ödenmemesi ve çekin tahsil işlemlerine konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, kararın ilgili bankaya ve gerekli takas birimlerine müzekkere edilmesine, müvekkilinin dava konusu ek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, takibe yapılan menfi tespit istemine ilişkindir. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 03/01/2011 tarihli ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen Madde 5/A ile, bu kanunun 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen Madde 18/A: (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 22.maddesinin 3 nolu bendi: Dava dilekçesi içeriğinden açıkça arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde derhal herhangi bir usuli işlem yapılmadan ve duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Davanın 7155 Sayılı Kanunun 26.maddesinde belirtilen yürürlük tarihi olan 01.01.2019 tarihinden sonra açıldığı, 6102 Sayılı kanunun 5.md/A bendinin yürürlükte bulunduğu, 6102 Sayılı Kanunun 5.md/A bendinin, "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzenlendiği, kanun maddesinin dava şartı niteliğinde bulunduğu, dava dilekçesinin ekinde arabuluculuk yoluna başvurulduğuna ilişkin belge ibraz edilmediği gibi karar tarihi itibariyle arabuluculuk anlaşamama tutanağının dosya kapsamında yer almadığı anlaşılmakla 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.l8/A-f.2, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 22/3 ve HMK 115/2 hükümleri gereğince davanın Arabuluculuk Dava Şartı Yokluğu Nedeni ile Usulden Reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre; 1-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.l8/A-f.2, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 22/3 ve HMK 115/2 hükümleri gereğince davanın Arabuluculuk Dava Şartı Yokluğu Nedeni ile Usulden Reddine, 2-Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kalan kısımlarının davacıya iadesine, 6100 Sayılı HMK.' nın 345./1Maddesi uyarınca ilgililere kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize vereceği bir dilekçe ile İSTİNAF YOLU açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde verilen karar alenen okunup usulen tefhim kılındı. 06/10/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır