Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/687 E. 2026/1168 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/687
- Karar No
- 2026/1168
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2026/687 Esas
KARAR NO:2026/1168
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:17/02/2026
NUMARASI:2024/256 ESAS, 2026/36 KARAR
DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini|Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 09/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP:Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’ın Yeşilçam döneminde imza attığı yapımların çoğu bakımından o dönem var olmayan haklarını doğal olarak devretmemiş olduğunu, hatta çoğu yapımda yazılı bir sözleşme dahi akdetmemiş olduğunu, buna rağmen müvekkilinin ismiyle ve performansıyla ünlenen bu yapımların, on yıllardır çeşitli suretlerde müvekkilinin izni olmaksızın kullanılmış olduğunu, müvekkilinin ise bu kullanımlardan en ufak karşılık elde edememiş olduğunu, Yeşilçam döneminde icracı sanatçı olarak sinema yapımlarında rol alan oyuncular bakımından FSEK m. 51. hükmünün kıyasen uygulanması sonucunda henüz mevcut olmayan hakların, o dönem yapılan bir sözleşmeyle devredilmiş olamayacağını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2020/11-350 Esas 2022/1638 Karar sayılı ve 01.12.2022 tarihli ilamıyla sabit hale gelmiş olduğunu, 21.2.2001 tarihinde FSEK m. 80. hükmü altında icracı sanatçılara tanınan haklar ve anılan içtihat uyarınca Yeşilçam filmlerine ilişkin olarak yapımcıların veya iyi niyetli olup olmadıklarına bakılmaksızın üçüncü kişiler (FSEK m. 54/1) tarafından icracı sanatçının komşu hakları bağlamında bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra gerekli izinleri alınmadan (FSEK m. 80/I-1-a, b) yapılan umuma iletme, erişime açma, çoğaltma ve genel itibarıyla yayma faaliyetleri, icracı sanatçının mali haklarına aykırılık teşkil etmekte olduğunu, müvekkili ... bakımından yapılan araştırmalar ışığında müvekkilinin başrol olarak yer aldığı ve “... Filmi” olarak tanınan birçok yapım bakımından davalı yan ile müvekkili arasında akdedilmiş bir sözleşmenin bulunmadığını ve bulunamayacağını, bir sözleşmenin varlığı öne sürülse dahi davalı yanın gelir elde ettiği mevcut yayma biçimlerinin (Youtube, Netflix, CD/DVD/Blu-Ray, TV kanalları vb…) anılan dönemde ilgili teknolojilerin mevcut olmamasından ve sözleşmelerin yalnızca sinema salonlarında gösterime ilişkin olmasından ötürü ilgili sözleşmelerde FSEK m. 52. hükmünün gereği gibi anılmış olamayacağını, münhasır bir sözleşmeden bağımsız olarak müvekkilinden icracı sanatçı sıfatıyla bu kullanımların gerçekleştirilmesi için 21.02.2001 tarihinden sonra bu kullanımlara ilişkin yeni komşu hakları doğrultusunda alınmış olması gereken izinlerin alınmadığını, sinema salonlarında gösterimleri sonlanmış olmasına rağmen bu yeni teknolojilere dayanan yayma yöntemleri üzerinden davalı yanca ciddi gelirler elde edilmiş olduğunu, anılan kullanımlardaki hukuka aykırılığın tespiti için işbu davanın açılması gerektiğini, 21.2.2001 tarihinde 4630 sayılı kanun ile 5846 sayılı kanunda yapılan değişiklikler sonucunda FSEK’in eser sahibinin haklarına komşu hakları düzenleyen 80/I-1-A hükmü ile, icracı sanatçılar olarak oyuncular lehine bir dizi mali hak ortaya konulmuş olduğunu, müvekkille davalı yan arasında anılan yapımlarla ilgili olarak yazılı bir sözleşme bulunmadığından, var olduğu öne sürülse dahi müvekkilinin ileride ortaya çıkmış komşu haklarının bu sözleşmenin yapıldığı tarihte devredilmiş olmasının mümkün olmadığını, ayrıca TBK m. 19 kapsamında gerçek iradenin gözetilmesi bakımından bugün elde edilen gelir biçimlerini kapsayamayacak olmasından ve dahi hakkaniyet ile genel ahlaka aykırılıkla hükümsüz olacağını, dolayısıyla komşu haklara dair yasal düzenlemenin vazedilmesinden sonra müvekkilinin bu hakları bakımından icracı sanatçı sıfatıyla vermiş olması gereken izinler alınmadan yapılan kullanımların hukuka aykırı olduğunu, ortaya çıkan hak ihlallerinin işbu davanın açılması gereğini ve anılan kullanım biçimlerinin her birinin hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesi gereğini doğurmuş olduğunu, bu nedenlerle ve tecavüzün men’ine, ref’ine, maddi ve manevi tazminata, iadeye, FSEK m. 71 bağlamında cezai süreçlere başvurulmasına, vekaletsiz iş görme hükümlerine ve her türlü fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle davanın kabulünü, müvekkilinin icralarının içerildiği yapımların, komşu hakların devredildiği bir sözleşmenin yokluğundan yahut varsa dahi bu sözleşmenin geçersizliğinden ötürü herhangi bir surette davalı yanca kullanılmasının hukuka aykırılığının tespitini, müvekkilinin EK-2 suretinde yer alan icralarının içerildiği yapımların, komşu hakların devredildiği bir sözleşmenin yokluğundan yahut varsa dahi bu sözleşmenin geçersizliğinden ötürü herhangi bir surette davalı yanca kullanılmasının ref’ine ve menine, müvekkilin icracı sanatçısı olduğu eser işletim belgelerinden görülebilen yapımlardan, davalının uhdesinde veya tasarruf yetkisinde bulunanların, bunların üçüncü kişilere devrinin, ruhsat/lisanslanmasının ve tasarruf mahiyetinde sair biçimlerde kullandırılmasının tedbiren durdurulmasını ve önlenmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmektedir.Birleşen Mahkememizin 2025/96 Esas sayılı dosyasında özetle; müvekkilinin başrol olarak yer aldığı ve “... FİLMİ” olarak tanınan birçok yapım bakımından, davalı yan ile müvekkili arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığı ve bulunamayacağı, bir sözleşmenin varlığı öne sürülse dahi davalı yanın gelir elde ettiği mevcut yayma biçimlerinin (Youtube, Netflix, CD/DVD/Blu-Ray, TV kanalları vb…) anılan dönemde ilgili teknolojilerin mevcut olmamasından ve sözleşmelerin yalnızca sinema salonlarında gösterime ilişkin olmasından ötürü ilgili sözleşmelerde FSEK m. 52 hükmünün gereği gibi anılmış olamayacağı, münhasır bir sözleşmeden bağımsız olarak, müvekkilden icracı sanatçı sıfatıyla bu kullanımların gerçekleştirilmesi için 21.02.2001 tarihinden sonra bu kullanımlara ilişkin yeni komşu hakları doğrultusunda alınmış olması gereken izinlerin alınmadığı ortaya çıkmıştır. Bunlar ışığında, sinema salonlarında gösterimleri sonlanmış olmasına rağmen, bu yeni teknolojilere dayanan yayma yöntemleri üzerinden davalı yanca ciddi gelirler elde edilmiş, anılan kullanımlardaki maddi ve manevi zararların tazminine için karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVAYA CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının davacının rol aldığı filmler içinde sadece “...” (1987) ve “...” (1986) isimli iki adet filmin yapımcısı, eser ve mali hak sahibi olup diğer (136 adet) filmler ile ilgisinin bulunmadığını, müvekkilinin sadece bu iki adet sinema eserini ve sahip olduğu haklar çerçevesinde ticari olarak kullandığını, müvekkili şirketin yapımcısı olduğu filmleri ticari kullanımının hukuka uygun olduğunu, Yargıtay 20 yıldan uzun süre içinde -4110 ve 4630 sayılı kanunlarla değişik- FSEK m.80 ve Ek m. 2/1 hükümlerini, 12.06.1995 tarihinden önce üretilmiş sinema eseri sahiplerinin icracı oyuncudan izin almasına gerek olmaksızın (FSEK m.80/2 de tanımlanan) “bağlantılı hakları” -kanunun yürürlüğe girmesi ile kendiliğinden- kazanacağı, oyuncunun haklarını yapımcıya devretmiş sayılacağı şeklinde yorumladığını ve uyguladığını, davalının filmlerinin televizyonda yayınlatması ve/veya ticari olarak kullanmış olmasının, kesinleşmiş yargı kararları ile yapımcıya aidiyetini kabul ettiğini, “bağlantılı haklar” dahil fikri mülkiyet haklarını kullanmış olmaktan ibaret olduğunu, müvekkilinin meri kanunlara ve mahkeme kararlarına tam da uygun olarak (bizzat film üretimi ile ve üreten yapımcıdan aslen iktisap sureti ile) mali haklar ve bağlantılı haklar yani “fikri mülkiyet hakları” kazandığını, Yargıtay’ın yorum ve uygulamada 20 küsür yıl aradan sonra yorum ve görüş değiştirdiğini beyanla öncelikle, Bu davanın sadece bir “tespit” davası olup “alacak” veya “tazminat” talebi içermediğinden, 3. şahıslara gönderilecek müzekkerelerde mali hususların bildirimi ve/veya mali hususlar içeren bilgi ve belge istenmemesini, istenmiş ise geri çağrılmasını, gelmiş ise mali bilgi içeren belgelerin dosyadan çıkarılmasını; b) müvekkili davalının delil olarak dayandığı mahkeme kararlarının örneklerinin ve kesinleşme bilgilerinin mahkemelerinden istenmesini; (Bu kararlar şunlardır:) İstanbul 2. FHHM 22/06/2018 tarih 2018/264 E. 2018/183 K. ; • İstanbul 2. FHHM 26/07/2007 tarih 2004/1034 E. tarih 2007/722 K. ; • İstanbul 2. FHHM 2003/75 E. 2004/38 K. 07.04.2004 T. İstanbul 4. FHHM 2006/113 E. 2007/152 K. 09/07/2007 T. İstanbul 4.FHHM 2007/75 E. 2008/29 K. 15.02.2007 T. ; • Yargıtay 11. HD’nin . 05/03/2020 t. 2018/5083 E., 2020/2391 K; • Yarg. 11. HD. 2007/14186 E. 2009/9426 K. 14/09/2009 T. Yarg.11. HD. 2008/7627 E. 2010/3199 K. 23/03/2010 T. Yarg. 11. HD. 2004/9680 E. , 2005/6680 K. 23.06.2005 T. AYM E. 2010/73 K.2011/176 - 29.12.2011 T. • AYM E.2014/177, K.2015/49 - 14/5/2015 T. AYM ... Başvuru No.lu 14.09.2022 T. 14.09.2022... Kararı. • c) Örnekleri istenecek mahkeme kararlarında görüleceği üzere, müvekkilinin davalının iddia edilen eylemi, kesinleşmiş yargı kararları ile mali haklarına ve bağlantılı haklarına sahip bulunduğu filmleri ticari olarak kullanmaktan ibaret olmakla “hukuka uygunluk” sebebiyle davanın red edilmesini; d)Türk Borçlar Kanunu m.63 uyarınca, “Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile, hukuka aykırı sayılmaz” hükmü kapsamında ve “Hukuka Aykırılığı Kaldıran Hal” varlığı dahi gözetilerek davanın reddine; e) Yukarıda 10 no.lu bentte açıklandığı üzere, Davacının talep ve davası “iyiniyet ilkelerine aykırılık” ve “hakkın kötüye kullanılması” (TMK m.2) gerekçesiyle red edilmesine; f) Yirmi küsür yıl aradan sonra görüş değiştiren Yargıtay’ın (YHGK’nun) 2020/11350 E. 2022/1638 K. 01.12.2022 T. kararına geçen yorum ve görüşü karşısında FSEK Ek m.2/f.1 düzenlemesinin ANAYASAYA AYKIRI olduğu itirazımızın ciddi bulunarak 6216 S.K. m. 40/(1) uyarınca gerekli işlemlerin yapılmasını; g) Bilirkişi incelemesi yapılması düşünülür ise, dilekçemizde beyan ettiğimiz itiraz ve savunmalarımız ile ihtilaf konusu olayın özelliklerinin incelemede dikkate alınmasının istenmesini; (Ayrıca, Dünyada ve Türkiye’de televizyonlarda ilk defa film yayını tarihi ile ilk defa Türk filmi yayını tarihinin, CD, VCD, DVD nin kullanımı tarihinin, tanınmış oyuncuların vaktiyle çok yüksek bedeller alarak rol kabul ettiklerinin, filmcilik uygulamasında yalnız sinema gösterimi için filmlerin çekilip çekilmediğinin,.. bilirkişiden sorulmasını); h) İhtiyati Tedbir kararının – özellikle yukarıda 9. ve 15. Bentlerde yazdığımız nedenlerle KALDIRILMASINI, i) Sonuç olarak davanın gerek usul gerek esas gerekse “iyiniyet ilkelerine aykırılık” yönünden yerinde olmadığı gözetilerek davanın REDDİNE karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İSTANBUL ANADOLU 2. FSHHM 2024/256 ESAS 2026/36 KARAR 17,02,2026 TARİH: "... HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A-Asıl davanın KABULÜ İLE; 1-... isimli sinema eserleri üzerinde davacının icracı sanatçı olması dolayısıyla FSEK 80. Maddesi vd. kapsamında komşu hak sahibi olduğunun tespitine, 2-Bu eserler üzerinde davacının FSEK 51/2. Maddesi gereği TV, İnternet vb. 12.06.1995 tarihinden sonraki umuma iletim hakları üzerindeki hakları davacının devretmediğinin tespiti ile bu tarihten önceki sözleşmelerde bu devrin yapılmadığı hususunun hilafına varsa sözleşme hükümlerinin geçersizliğine, 3-Davalı tarafça bu kapsamda yapılan yayınlar dolayısıyla yapılan umuma iletimlerin hukuka aykırılığının TESPİTİNE, kullanımların MEN'İ VE REF'İNE, ...B-1-Bileşen Mahkememizin 2025/96 E. Sayılı davasının HMK'nın 114/2 ve 115. Maddesi gereği özel dava şartı yokluğundan REDDİNE,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Asıl ve Birleşen Davada Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kararda ve yargılama aşamasında incelenmesi ve değerlendirilmesi eksik kalmış hususlar bulunduğunu, anayasaya aykırılık itirazı hakkında bir karar verilmediğini, kabul olunmayan davacı iddiaları için hüküm oluşturulmamış olması ve davacı aleyhine masraf ve avukatlık ücreti tayin edilmemiş olması yerinde olmadığını, yerel mahkemenin kısa kararı ile gerekçeli kararı birbiri ile uyumlu olmadığını, davalının “eser sahipliğinden” ve kanundan kaynaklı haklarını kullandığı, yargıtay içtihatları ile teyit edilen haklarını kullandığı savunmasının değerlendirilmediğini, “kesin delil” itirazı incelenip değerlendirilmediğini “hukuka aykırılığı kaldıran hal”, tbk m. 63 uyarınca "kanunun verdiği yetki" ve "meşru beklenti" savunması ve itirazının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporuna itirazları hakkında herhangi bir karar verilemediğini, hatalı ve çelişkili tespitler içeren 17.12.2025 tarihli raporun hükme esas alınması yerinde olmadığını, kararda, eser sahibini gözeten ve emredici mahiyette olan FSEK m.51 hükmü ile m.25 hükmünün eser sahibi lehine uygulanmamış olması kanuna aykırılık oluşturduğunu, yalnız sinema gösterimi için film üretildiği iddiası maddi gerçekliklere, yaşanmışlıklara, ticari hayatın olağan akışına ve kanunun lafzına tamamen aykırı olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, hükmün icrasının ertelenmesi talepleri bulunduğunu, birleşen karşı davanın özel dava şartı yokluğu sebebiyle reddine bir diyecekleri bulunmadığını ancak davada, kararın manevi tazminat yönünden reddolunmasına rağmen, davacı lehine karşı taraf vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olmadığını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Asıl dava; Davacı tarafın, davaya konu filmler yönünden mali hak sahibi olduğunun tespiti ile haksız kullanımların men ve ref'i talebi, Birleşen dava ise; FSEK'e dayalı mali hakların ihlali iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir. Karar, asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İlk derece mahkemesince kısa kararın tefhim edildiği 17/02/2026 tarihli celsede; "A-Asıl davanın KABULÜ İLE; 1-..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., . ..,..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ...., ...,..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ...,..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ...,..., ... (...), ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ...,..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli sinema eserleri üzerinde davacının icracı sanatçı olması dolayısıyla FSEK 80. Maddesi vd. kapsamında komşu hak sahibi olduğunun tespitine, Bu eserler üzerinde davacının FSEK 51/2. Maddesi gereği TV, İnternet vb. 12.06.1995 tarihinden sonraki umuma iletim hakları üzerindeki hakları davacının devretmediğinin tespiti ile bu tarihten önceki sözleşmelerde bu devrin yapılmadığı hususunun hilafına varsa sözleşme hükümlerinin geçersizliğine, Davalı tarafça bu kapsamda yapılan yayınlar dolayısıyla yapılan umuma iletimlerin hukuka aykırılığının TESPİTİNE, kullanımların MEN'İ VE REF'İNE, B-Bileşen Mahkememizin 2025/96 E. Sayılı davasının HMK'nın 114/2 ve 115. Maddesi gereği özel dava şartı yokluğundan REDDİNE," karar verildiği görülmüştür.
İstinafa konu gerekçeli kararda ise; Kısa kararda davacının başrol oyuncusu olduğu bütün filmlerin sehven yazıldığı, gerekçeli kararda bu hata düzeltilerek hükmün tashih edildiği gerekçesi ile; HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A-Asıl davanın KABULÜ İLE; 1-... isimli sinema eserleri üzerinde davacının icracı sanatçı olması dolayısıyla FSEK 80. Maddesi vd. kapsamında komşu hak sahibi olduğunun tespitine, 2-Bu eserler üzerinde davacının FSEK 51/2. Maddesi gereği TV, İnternet vb. 12.06.1995 tarihinden sonraki umuma iletim hakları üzerindeki hakları davacının devretmediğinin tespiti ile bu tarihten önceki sözleşmelerde bu devrin yapılmadığı hususunun hilafına varsa sözleşme hükümlerinin geçersizliğine, 3-Davalı tarafça bu kapsamda yapılan yayınlar dolayısıyla yapılan umuma iletimlerin hukuka aykırılığının TESPİTİNE, kullanımların MEN'İ VE REF'İNE, B-1-Bileşen Mahkememizin 2025/96 E. Sayılı davasının HMK'nın 114/2 ve 115. Maddesi gereği özel dava şartı yokluğundan REDDİNE,..." karar verildiği görülmüştür.Bu kapsamda, kısa karar ile gerekçeli karar arasında açık çelişki meydana geldiği görüldüğü gibi meydana gelen çelişkinin hükmün tashihi yoluyla düzeltilmesinin de mümkün olmadığı anlaşıldığından, 6100 sayılı HMK’nın 355/1. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık nedeniyle ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, kısa karar ve gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilmek ve usuli kazanılmış haklar da nazara alınarak usulüne uygun şekilde yeniden hüküm kurulması için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya ilişkin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve Birleşen Davada Davalı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kısmen KABULÜNE,
2-İstanbul Anadolu 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17.02.2026 Tarih ve 2024/256 Esas, 2026/36 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde inceleme yapılmak ve usuli kazaılmış haklar nazara alınarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,
4-Karar kaldırma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin, asıl ve birleşen davaya yönelik sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
5-Davalının, asıl ve birleşen davaya yönelik yatırdığı istinaf peşin harcının talebi halinde iadesine,
6- İstinaf aşamasında asıl dava yönünden davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı,340,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 2.342,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7- İstinaf aşamasında birleşen dava yönünden davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.09/07/2026