Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1575 E. 2026/1106 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1575
Karar No
2026/1106
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2024/1575

KARAR NO : 2026/1106

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 28/3/2023

NUMARASI : 2022/749 (E) - 2023/324 (K)

DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat

KARAR TARİHİ: 9/7/2026

Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 122'nci maddesi uyarınca aşkın (munzam) zarar tazmini istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğunu; aşkın zararın giderilmesi koşullarının oluştuğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99'uncu maddesi uyarınca hak sahibinin ... Sigortası (...) kapsamındaki zararların giderilesi başvurusu üzerine 8 iş günü içinde ödeme zorunluluğu altında olan sigorta şirketlerinin tazminat edimlerinin ifasında kasıtlı ve kusurlu davranarak ödemeyi geciktirdiğini, yüksek enflasyonun uzun yargılama süreleriyle birleşince, ödeme tarihindeki tazminatın miktarının gerçek zararın karşılamakta çok uzak kaldığını, sigorta şirketlerinin kanunda öngörülen zamanda ödeme yapmaktan çekinmesinin tek nedeninin ödemediği parayı uhdesinde tutarak kendisine gelir sağlamak olduğunu, açıklanan biçimde davranan sigorta şirketlerinin temerrüt nedeni ile ödeyeceği faizden daha yüksek kazanç sağladığını, TBK'nin 122'nci maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen "kusursuzluk" ögesinin, borçlunun temerrüde düşmekteki kusursuzluğu olduğunu, bu bakımdan davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmekte kusurunun bulunduğunu; her zaman kullanılması mümkün ve temettü getiren bir meta olan paranın geç ödenmesi durumunda, zararın doğmasının kesin olduğunu, paranın değerinin düşmesinin ve alım gücünün azalması biçiminde ortaya çıkan zarar istemlerinin aşkın zarar kapsamında değerlendirilmesi olanağı bulunduğunu, davalı sigorta şirketinin Sigorta Hukukunda geçerli olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1427'nci maddesi uyarınca "aynen tazmin" ilkesi uyarınca zararı aynen gidermekle yükümlü olduğu, somut olayda aşkın zararın koşullarından olan "zarar şartının" somut olayda ortaya konulduğunu, enflasyonist ortamda bireyin parasını sabit tutmak ve kazanç sağlamak için bir çaba ve girişimde bulunmasının, en azından vadeli mevduat veya kurları devamlı yükselen döviz yatırımlarında değerlendirilmesinin olayların normal akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşen karine olarak kabul edilmesi gerektiğini, zararın yalnızca pasiflerdeki artma ile değil aktiflerdeki erimeyle de gerçekleştiğini; 2023 yılı açısından Tüketici Fiyat Endeksindeki (TÜFE) değişimin %64,77 olduğunun belirlendiğini, yıllara göre verilen enflasyon oranlarının tüm iddiaları doğruladığını, 28/8/2019 günü yapılan başvuru üzerine tazminatı ödemeyen davalı şirketin temerrüde düştüğünü, alacağın tahkimde de karar altına alınmasına karşın, ödeme yapmamakta ısrar eden sigorta şirketinden alacağın ancak icra yoluyla 20/4/2021 günü tahsil edilebildiğini, paranın yıllık alım gücündeki düşüşün yeniden değerlenme oranıyla da sabit olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401 vd. maddelerinde düzenlenen Sigorta Hukukundan kaynaklanan eldeki davaya bakma görevinin, aynı Kanun'un 4'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "a" bendi uyarıca asliye ticaret mahkemesine ait olduğunun anlaşılması karşısında, bu konuya yönelen istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Somut uyuşmazlıkta, davaya konu trafik kazasının 25/8/2019 günü meydana geldiği anlaşılmış; davacı vekili Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakeminin 14/3/2021 gün ve 2020/123978 (E) - 2021/22224 (K) sayılı kararıyla hüküm altına alınan müvekkili davacıya ait ... plakalı aracın uğradığı değer kaybı tazminatının 20/4/2021 günü icra kanalıyla tahsil edildiğini, müvekkili davacının ise aşkın zararının ortaya çıktığını belirterek maddi tazminat isteminde bulunmuş; ilk derece mahkemesince, davanın zamanaşımı geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş; davacı vekili ise istinaf başvuru dilekçesinde zamanaşına ilişkin herhangi bir istinaf nedeni ileri sürmeyene davacı vekili, davanın esasıyla ilgili açıklamalarda bulunmuştur.

Bu itibarla, ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede, eldeki davada verilen nihai kararda kamu düzenine aykırılık bulunmadığından; zamanaşımı gerekçesine yönelik istinaf nedeni de ileri sürülmediği dikkate alındığında, zamanaşımı yönünden dairemizce kendiliğinden inceleme yapılmasına olanak bulunmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,

2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin ödenen 427,60 TL mahsup edilerek, bakiye 304,4 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,

3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca Dairemizin gerekçeli kararının tebliği tarihinden itibaren başlayan iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 9/7/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1575, K. 2026/1106, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1575-e-2026-1106-k-b8daf9e747de