Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/894 E. 2026/1373 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/894
Karar No
2026/1373
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/894 Esas

KARAR NO : 2026/1373 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2025/281 Esas- 2025/740 Karar

TARİH: 30/10/2025

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 02/07/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında birtakım ticari işler yapıldığını, davalı - borçlu"Promena Satın Alma Çözümleri" isimli sistem üzerinden "... - ... Sistemleri dosyası için Direk, Montaj Ayağı, Askı Aparatı Alımı" kod ve isimli bir iş açtığını, bu işe müvekkilinin teklif verdiğini, davalı - borçlu tarafından teklifin uygun görüldüğünü ve müvekkili tarafından işin teknik şartnameye uygun ifa edildiğini, müvekkili tarafından yapılan işler kapsamında birisi ... fatura nolu 10.12.2024 tarihli 1.710.252,00 TL, diğeri ... fatura nolu 10.12.2024 tarihli 61.632,00 TL iki fatura kesildiğini ve davalı - borçlu tarafından işbu faturalara ve aralarındaki sözleşme gereği ödenmesi gereken 521.884,00-TL bakiye borç kaldığını, davalı - borçlunun, müvekkilinin 23.09.2024 tarihli teklif formunun onaylanmasıyla işlerine başlandığını 10.12.2024 tarihinde süresi içerisinde davalı - borçluya işlerin tam ve kusursuz olarak teslim edildiğini, ödeme için bir vade süresinin belirlendiğini, müvekkilinin bu vadenin de dolmasını beklediğini, 25.01.2025 tarihinde bu vadenin dolduğunu, bunun üzerine müvekkilinin, davalı/borçlu ile iyiniyetli olarak iletişime geçip alacağını talep ettiğini ancak davalı/borçlunun müvekkilini adeta oyaladığını, bakiye borca ilişkin olarak davalı/borçlu ile defalarca iletişime geçilmesine rağmen borcun muaccel olmasına rağmen davalı/borçlu tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine 10/03/2025 tarihinde saat 16:47'de takibe geçildiğini, davalı/borçlunun icra takibi derdest olmasına rağmen takipten sonra 17/03/2025 tarihinde müvekkilinin ... Bankası hesabına sadece takip asıl alacak tutarı olan 521.884,00-TL ''cari ödeme'' açıklamasıyla ödeme yaptığını ve icra vekalet ücreti, harç, faizler ve sair icra masraflarına ilişkin ödemenin yapılmadığını, işbu dekontun bile davanın haklılığını ispat etmekte olduğunu ve fakat davalı/borçlu tarafından icra dosyasına itiraz edildiğini, bunun üzerine takibin ferilerine icra vekalet ücreti, harç, faizler ve sair icra masraflara ilişkin olarak da takibin durdurulduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre borçlunun takipten sonra ödeme yaptığı, bu sebeple alacaklının takipte haklı olduğu gözetilerek takip tarihi itibariyle tespit edilen toplam borç üzerinden borçlunun icra vekalet ücreti ve takibin ferileriyle masraflarından sorunlu olacağının kabul edildiğini beyanla İstanbul 4.İcra Dairesi ... E. sayılı icra dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin talepleri yönünde takip tarihi itibarıyla tespit edilen toplam borç üzerinden takibin ferileri, icra vekalet ücreti ve sair takip masrafları için devamına, davalı - borçlu aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, her türlü yargılama gideri, harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Usule ilişkin olarak, müvekkili şirket İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir iştiraki olup, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesine aldığı Altyapı Ruhsatı kapsamında çalışmalar yaptığını, buradaki ihtilafın idare hukukunun konusuna girdiğini, işbu davanın İdari Yargıda görülmesi gerektiğini, bu nedenle dosyaya ilişkin olarak görev yönünden itirazda bulunduklarını, dava dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119/f maddesi gereğince bir dava dilekçesinde bulunması gereken hususlardan olan “İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği” hükmüne uyulmadığını, davacı feshe gerekçe gösterilen hususların gerçeği yansıtmadığını iddia etmişse de bu iddiasını kanıtlayacak hiçbir delili sunamadığını, ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davacı vekilinin süresi içerisinde usulüne uygun delil listesi sunmadığının tespiti ile HMK’nun 119/2. Fıkrası uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, Esasa ilişkin olarak; davacı tarafça müvekkilin temerrüde düşmesini sağlayacak usule uygun bir bildirim yapılmadığını, bu durumda müvekkilin temerrüde düşmesinin mümkün olmadığından, herhangi bir faiz, icra gideri veya vekalet ücretinden sorumlu tutulması da hukuken mümkün olmadığını, içerik itibarıyla bağlayıcılığı bulunmayan e-posta yazışmaları, müvekkil kurum açısından hukuki sonuç doğurmayacağını ve idareyi taahhüt altına sokmayacağını beyanla öncelikle davanın Usulden reddine, mahkeme aynı görüşte değilse davanın esastan reddine, davacı yana %20'den aşağı olamamak üzere kötü niyet tazminatı taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 30/10/2025 tarih ve 2025/281 Esas- 2025/740 Karar sayılı kararında;

Davanın, alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili davası olduğu, İstanbul 4.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyanın UYAP üzerinden dosyamız arasına alındığı ve incelenmesinde takip dosyası kapsamından; davacı tarafın davalı/borçlu hakkında 521.884,00-TL alacağın ödetilmesi istemiyle ve ilamsız takip yoluyla icra takibinde bulunulduğu, ödeme emrinin 21/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, henüz ödeme emri tebliğ edilmeden davalının ''Cari ödeme'' açıklaması ile davacının banka hesabına asıl alacak miktarı kadar ödeme yapıldığı, 24/03/2025 tarihinde ise, takip borçlusu harici ödemeden bahsetmeksizin icra takibindeki alacak ve fer'ilerin tamamına itirazda bulunarak takibin durmasına yol açtığı, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, HMK'nun 320/2.maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının icra takibinin fer'ileri, icra vekalet ücreti ve sair takip masrafları yönünden davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacağının varlığı ve miktarı ve icra-inkar tazminatı talep koşullarının oluşup oluşmadığı ile davalının icra takibine vaki itirazının haklı olup olmadığı noktalarında toplandığı, davacı tarafça davalı aleyhine başlatılan davaya konu icra takibinde yer alan takip talebi incelendiğinde davalıdan sadece asıl alacak kaleminin talep edildiği, işlemiş faiz, BSMV vs. Gibi alacak kalemlerinin yer almadığı, davalının da işbu asıl alacak miktarını kendisine henüz ödeme emri tebliğ edilmeden ''Cari ödeme'' açıklaması ile davacının banka hesabına asıl alacak miktarı kadar ödeme yaptığı, 24/03/2025 tarihinde ise, harici ödemeden bahsetmeksizin icra takibindeki alacak ve fer'ilerin tamamına itirazda bulunarak takibin durmasına yol açtığı, davacının da İstanbul 4.İcra Dairesi ... E. sayılı icra dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin talepleri yönünde takip tarihi itibarıyla tespit edilen toplam borç üzerinden takibin ferileri, icra vekalet ücreti ve sair takip masrafları için devamına karar verilmesi talepli eldeki davayı açtığı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 19/06/2012 Tarih ve 2012/5424 Esas-2012/10365 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; borçlunun, takibe konu asıl alacağı haricen ödemesine rağmen icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesinde ödemeden bahsetmeksizin borç ve fer'ilerinin tamamına itiraz etmesi karışısında takip tümüyle durmuş olduğundan icra müdürlüğünün tahsilat yapılmış gibi kapak hesabı yapıp borcun fer'ileriyle ilgili davalı borçluya ayrıca muhtıra tebliği imkanı da kalmadığı, davalının asıl alacak miktarını takip başlatıldıktan sonra fakat ödeme emri henüz kendisine tebliğ edilmeden davacının hesabına ihtirazi kayıt olmadan ödediği, davacının takip başlatmakta dosyaya sunulan deliller ve celbedilen BA-BS formları ile yapılan ödeme nazara alındığında haklı olduğu kanaatine varılmakla davanın kabulüne; davalının İstanbul 4.İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın fer'iler yönünden iptaline, dava alacağın fer'ilerine ilişkin olmakla davacı yararına koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. (Benzer mahiyette içtihatlar Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18/11/2021 tarih, 2020/5103 Esas ve 2021/6375 Karar ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27.Hukuk Dairesinin 15/11/2018 tarih, 2018/1195 Esas ve 2018/1180 Karar sayılı ilamları) karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davalının itirazında haksız ve alacağın likit olması sebebiyle icra inkar tazminatı koşulları oluşmasına rağmen Mahkemece talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; borcun tamamının ödeme emri tebliğ edilmeden önce ifa edildiğini, bu sebeple alacağın fer'ilerinden davalının sorumlu tutulmasının ve aleyhine yargılama gideri ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava; fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, icra takibi dayanağı fatura bakiye alacağının ödenmemesi sebebiyle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibinden sonra 17/03/2025 tarihinde asıl alacağı ödediğini ve takibe itiraz ettiğini, ancak davalı tarafından icra vekalet ücreti, harç, faiz ve sair icra masraflarının ödenmediğinden bu alacakların tahsili için takibin devamına karar verilmesi ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş, Mahkemece de icra takibinin alacağın fer'ileri yönünden devamına karar verilmiştir. Ancak davacı tarafından asıl alacak miktarının ödendiği ve icra takibinin alacağın fer'ileri yönünden devamına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmesine rağmen asıl alacak miktarı üzerinden peşin karar ve ilam harcı yatırılmıştır. Bu durumda Mahkemece HMK'nın 31 maddesi uyarınca davacı vekiline talebini ve dava değerini açıklamak üzere süre verilmesi gerekirken söz konusu çelişki açıklattırılmadan takibin alacağın fer'ileri üzerinden devamına karar verilmesi ve davalı aleyhine harcı yatırılan ve ödenen asıl alacak miktarı üzerinden yargılama gideri ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmamıştır. Yine İcra takibine konu borcun takip tarihinden sonra kısmen ödenmesi halinde, alacaklının ödenen kısım yönünden itirazın iptalini talep etmekte herhangi bir hukuki yararı mevcut değildir. İcra takibinden sonra borçlu tarafından kısmi ödeme yapılması halinde, alacaklının yapılan bu kısmi ödemeyi alacağından mahsup ederek kalan miktar üzerinden dava açması gerekir. Öte yandan TBK'nın 100. maddesi uyarınca faiz ve giderleri ödemede gecikmesi bulunmayan borçlunun, yaptığı ödemeyi anapara borcuna mahsup edebilmesi mümkün ise de, takip tarihi itibariyle temerrüde düşen ve icra takip giderlerini ödemekle yükümlü bulunan borçlunun yapmış olduğu kısmi ödemenin anapara borcundan düşülmesi söz konusu olamayacağından, alacaklının takip talebinde bu yolda talepte bulunmuş olduğu da gözetildiğinde, kısmi ödemenin öncelikle ödeme anına kadar işlemiş faiz ve takip giderlerine mahsup edilmesi gerekir. Bu durumda Mahkemece, takip tarihi itibariyle tesbit edilen alacak tutarına, takip ile birlikte temerrüdün başladığı kabul edilmiş olduğundan, takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyen faiz tutarı, icra vekalet ücreti, icra harç ve masrafları eklenmek suretiyle bulunacak toplam alacağın tespit edilmesi, yapılan kısmi ödemelerin TBK'nın 100. maddesi gereği öncelikle fer'i alacaklardan mahsup edilmesi ve davacının alacağın ne kadarlık kısmı yönünden dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi ve davacının icra inkar tazminatı talebinin değerlendirilmesi gerekirken, bu yönde hiç bir hesaplama yaptırılmadan ve ödenmiş asıl alacak miktarı üzerinden davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.

Sonuç olarak, tarafların istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçelerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, tarafların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Tarafların istinaf başvurusunun KABULÜ ile;

İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/10/2025 tarih ve 2025/281 Esas- 2025/740 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde taraflara iadesine,

4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,

6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/894, K. 2026/1373, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-894-e-2026-1373-k-9aa4327e3f50