Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2356 E. 2026/1241 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2356
Karar No
2026/1241
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2356

KARAR NO:2026/1241

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:14/10/2022

NUMARASI:2020/31 Esas, 2022/642 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Kargo taşımadan kaynkalanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında kargo sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin, davalı ile aralarındaki kargo sözleşmesindeki taşıma taahhüdünü özen ve ivedilikle yerine getirdiğini, yapılan taşıma işlemleri neticesinde faturalar kestiğini, buna karşılık davalının ödeme yapmadığını, 10.856,14.- TL borcu olduğunu, alacağın tahsili amacıyla İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, takibe kötü niyetli olarak itiraz edilmesi neticesinde takibin durduğunu, arabuluculuk başvurularının olumsuz sonuçlandığını belirterek, icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " ...Dava; ticari hizmet (Kargo taşımacılık) satım ilişkisi nedeniyle düzenlenen faturalara dayalı borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Davacının İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 11/04/2019 tarihinde, davalı aleyhine, faturalara dayanarak, 9.591,51.-TL asıl alacak, 1.264,63.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.856,14.-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, (Örnek No:7) ödeme emrinin borçlu/davalıya 17/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 18/04/2019 tarihinde şirketin kayıtlı olduğu Adana ve Malatya illerinin yetkili olduğunu, hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini belirterek takibi durdurduğu, itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, davacının da 14/01/2020 tarihinde 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde 10.856,14.-TL toplam alacak üzerinden huzurdaki itirazın iptali davası açtığı anlaşılmaktadır. Davalı davaya cevap vermediğinden tarafların üzerinde anlaştığı bir husus bulunmamaktadır.Çözümlenmesi gereken sorun, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunup bulunmadığı, ver ise bu ticari hizmet ilişkisinden davacının alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda; Taraf defterleri üzerinde inceleme yapmaya ihtiyaç bulunduğundan ve bu iş uzmanlık gerektirdiğinden, ayrı ayrı bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Tarafların ibraz ettiği defter ve belgeler talimat yoluyla mali müşavir bir bilirkişiye incelettirilmiş, defterlerin elektronik ortamda tutulduğu, beratların da süresi içerisinde alındığı anlaşıldığından ticari defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir. Davalının defter kayıtlarına göre davalıya 9.958,21.-TL borçlu göründüğü, davacının defter kayıtlarına göre ise davalının 9.591,51.-TL davacıya borçlu göründüğü davacının da bu miktar üzerinden icra takibi başlattığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğu, defter kayıtlarının birbirlerini doğruladığı görülmektedir. Bu nedenle bilirkişi raporlarına itibar etmemek için bir neden görülmemiş, davacının defter kayıtları dikkate alınarak, davacının takip tarihi itibariyle 9.591,51.-TL davalıdan alacaklı olduğu kabul edilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun "Tacir Olmanın Hükümleri" başlıklı 18.maddesi gereğince her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. Davacı her ne kadar icra takibinde işlemiş faiz de talep etmekte ise de davalının TTK.nun 18/3 ve TBK.nun 117.maddeleri doğrultusunda temerrüde düşürüldüğüne dair bir belge ibraz edilmediğinden bu talebi kabul edilmemiş, likit (belirlenebilir) olduğu anlaşılan faturaya dayalı asıl alacak üzerinden davalının haksız itirazı nedeniyle takdiren % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş " gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının İstanbul 33. İcra Müdürlügünün ... sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine başlattığı icra takibine itirazın kısmen iptaline, takibin 9.591,51.-TL asıl alacak (işlemiş faiz çıkartılmak suretiyle) üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanunun 2. Maddesine göre takip tarihinden itibaren değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanmasına, icra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (9.591,51.-TL) üzerinden % 20 hesabıyla 1.918,30.-TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından kargo sözleşmesindeki temerrüt hükmünün ve davalıya gönderilen ihtarnamenin dikkate alınmadığını, Türk Borçlar Kanununun 117. maddesi "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer." hükmü ile borçlunun temerrüdünde genel kuralın ihtar olduğunun düzenlendiğini, anılan hükmün devamında tarafların anlaşmasıyla borcun ifa edileceği gün belirlenmiş ise o gün ödeme yapılmaması hâlinde borçlunun mütemerrit sayılacağının da düzenleme altına alındığını, taraflar arasında imzalanan Kargo Sözleşmesinde; " firma taşıma hizmet bedelini / bedellerini, fatura tarihinden itibaren 15 gün içinde ödemekle yükümlü olduğunu ve ödemenin zamanında yapılmaması durumunda ... Kargo'ya, günlük 0,001 olarak vade farkı ödemekle mükellef olduğunu kabul ve taahhüt eder." hükmünün düzenlendiğini, bu durumda müvekkili şirketin fatura alacağı için davalı tarafı ihtar ile temerrüde düşürmesi gerekmediğini, tarafların ifa zamanı ve temerrüt halinde uygulanacak faiz hususunda dahi anlaştıklarını somut olayda, müvekkili şirket tarafından bir zorunluluk olmamasına rağmen davalı tarafa posta yolu ile ihtar da gönderildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, kargo taşımasına ilişkin ilişkin faturaya bağlı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine, faturalara dayanarak, 9.591,51.-TL asıl alacak, 1.264,63.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.856,14.-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki davanın açıldığı Mahkemece icra takibine itirazın kısmen iptaline, takibin 9.591,51.-TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiştir.6098 sayılı TBK’nın 117. maddesi/2. fıkrasına göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur.Ancak sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır. Buna göre bir alacağa temerrüt faizi uygulanabilmesi için alacağın istenebilir olması yeterli olmayıp alacaklının miktar da belirterek ödeme talebini içeren ihtarıyla borçlunun temerrüte düşürülmesi ya da sözleşmede kesin vadenin kararlaştırılmış ya da saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan birisinin usulen bir ihbarıyla kesin vadenin tayin edilebilir olması zorunludur.Alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. Somut olayda, faturalara dayalı alacak yönünden takip öncesinde bir temerrüt uyarısının bulunmadığı sabittir. Fatura üzerinde yazılı olan ödeme tarihleri, temerrüt tarihi olarak kabul edilemez. Davacı tarafça taraflar arsında imzalanan herhangi bir sözleşme de sunulmamıştır. VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan ödeme tarihi vade olarak kabul edilemeyeceğinden, davacının işlemiş faiz isteminin reddine ilişkin hükme yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 25.06.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2356, K. 2026/1241, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2356-e-2026-1241-k-d14903586251