Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1753 E. 2026/847 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1753
Karar No
2026/847
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1753 KARAR NO : 2026/847

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2023 NUMARASI : 2017/836 Esas - 2023/522 Karar DAVA : Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan Bedensel Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 19/07/2017 BAM KARAR TARİHİ : 07/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/05/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2023 tarihli 2017/836 Esas ve 2023/522 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/03/2016 tarihinde sürücüsü firari olan ... renkli ... marka tescilsiz ve plakasız motosikleti ile Fevzi Paşa Bulvarı üzerinden Cumhuriyet Bulvarı istikametine seyrederken bir anda sağa doğru manevra yaparak otobüs durağına doğru seyretmesi sonucu ve motosikletin kontrolünü kaybederek otobüs durağı içinde, kaldırım üzerinde beklemekte olan yaya ....'a çarpması ve motosikleti bırakarak olay yerinden kaçması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, meydana gelen trafik kazasında yaya olan müvekkilinin ağır derecede yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100 TL geçici iş göremezlik, 100 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 28.05.2018 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını, taleplerinin ıslah yoluyla değil, HMK'nun 107/2.maddesi uyarınca arttırdıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı için talep etmiş oldukları 100 TL geçici işgöremezlik tazminatını 4.609,84 TL arttırmak suretiyle 4.709,84 TL geçici iş göremezlik, 100 TL sürekli işgöremezlik tazminatını 19.363,46 TL arttırmak suretiyle 19.463,46 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 24.173,30 TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 09.05.2023 tarihli ıslah dilekçesinde; daha öncesinde bedel artırım dilekçesi ile arttırmış oldukları 24.173,30 TL maddi tazminat talebini 53.638,28 TL ıslah etmek suretiyle 77.811,58 TL'ye yükselterek, toplam 77.811,58 TL maddi tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmadığı, plakası tespit edilemeyen araçların ispatının somut delillere dayanması gerektiği, kusur ve maluliyet oranının tespitinin ATK tarafından yapılması gerektiği,...nın sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; "...01/03/2016 tarihinde ... renkli ... marka tescilsiz ve plakasız motosikletin kimliği belirsiz sürücü sevk ve idaresinde Fevzi Paşa Bulvarı üzerinden Cumhuriyet Bulvarı istikametinde seyrederken otobüs cebi içerisinde kaldırım kenarında beklemekte olan davacıya çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiği, sürücünün motorsikleti olay yerinde bırakarak olay yerinden kaçtığı, söz konusu olaya ilişkin olarak İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/168 esas sayılı dosyasında taksirle yaralamaya neden olma suçundan .... isimli şahıs hakkında kamu davası açıldığı, ancak yapılan kovuşturma neticesinde adı geçen kişinin söz konusu motorsikletin sahibi olduğu, motorsikletin bu kişinin kullanımında iken 2013 yılında kaybolduğu/hırsızlandığı, kaza tarihi itibariyle bu kişinin elinde olmadığı, motorsikletin motor şase numarasının silindiği, bunun motorsikletin sahibi tarafından yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu kişinin kazaya karıştığının sabit olmadığı gerekçesi ile beraat kararı verildiği, bu kararın kesinleştiği, mahkememizce İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının söz konusu olaya ilişkin yürütülen başka soruşturma olup olmadığı hususunun sorulduğu, İzmir CBS'nin 05/10/2020 tarihli cevabı yazısına göre söz konusu olaya ilişkin başka adli soruşturma ve kovuşturma yürütülmediği, kazaya sebebiyet veren motorsikletin plakasının bulunmadığı, tescilsiz olduğu ve kazaya sebebiyet veren fail sürücünün kimliğinin belirlenemediği, mahkememizce alınan 21/05/2018 ve 21/11/2022 tarihli kusur raporlarına göre kimliği belirlenemeyen tescilsiz motorsiklet sürücüsünün olay tarihinde cadde üzerinde seyir halinde bulunduğu sırada önündeki aracı geçmek isterken şerit değiştirme kuralına uymadığı, sağa manevra yaptığı ve bu sırada direksiyon hakimiyetini kaybettiği, yol üzerinde otobüs durağı için ayrılan cep içerisinde otobüs beklemekte olan davacıya çarptığı, kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu, davacının ise kazanın önlenmesinde alabileceği herhangi bir tedbir bulunmadığı, kusursuz olduğu, anılan kusur bilirkişi raporlarında yapılan değerlendirmenin meydana gelen kazanın oluş biçimi, kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, maluliyet yönünden kaza tarihi olan 01/03/2016 tarihi itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen İstanbul ATK 2. Üst Kurulunun 07/07/2022 tarihli maluliyet raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, buna göre somut olayda davacının sürekli iş göremezlik (tüm vücut engellilik) oranının % 8, geçici iş göremezlik süresinin ise 4 ay olarak kabul edilmesinin ve dikkate alınmasının gerçek zarar ve hakkaniyete uygun olduğu, mahkememizce alınan 29/03/2023 tarihli aktüer bilirkişi raporunda TRH Yaşam Tablosu Progresif Rant Yöntemine göre davacının geliri asgari ücret olarak esas alınarak yapılan hesaplamada davacının geçici iş göremezlik zararının 4.749,08 TL, sürekli iş göremezlik zararının ise 73.062,50 TL olmak üzere toplam 77.811,58 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin 28/05/2018 tarihli değer arttırım ve 09/05/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile de dava değerini arttırdığı, davacının 03/07/2017 tarihinde davalıya müracaat ettiği, davalının 8 iş günlük yasal sürenin sonu olan 14/07/2017 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, davacının sıfatı, meydana gelen zararın niteliğine göre talep edilebilecek faiz türünün yasal faiz olduğu..." gerekçesiyle "...Davanın KABULÜ ile, 77.811,58 TL'nin 14/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE ...." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının, iddia edildiği gibi kesin ve kalıcı maluliyetinin bulunduğuna ilişkin olarak resmi ve yetkili bir hastane tarafından sağlık kurulu raporu düzenlenmesi gerektiğini, müvekkilinin, geçici iş göremezlik zararını karşılamakla sorumlu olmadığını, geçici iş göremezlik zararından söz edebilmek için kişinin iyileşme süresine ilişkin dönemde aktif sigortalı çalışması ve iyileşme süresi zarfından mevcut işine devam edememesi gerekiğini, başvuru sahibinin çalışıp çalışmadığı, çalışıyor ise ödeme alıp almadığına yönelik herhangi bir belge ve bilgi sunmadığını, geçici iş göremezlik ödemelerinin SGK tarafından yapıldığını, SGK tarafından başvuru sahibine geçici iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığı hususunda araştırma yapılmaksızın tazminat ödenmesine hükmedildiğini, teknik faiz uygulanmaksızın yapılan hesaplamayı kabul etmediklerini, başvuru dava şartının yerine getirilmediğini, hükmedilen faiz başlangıç tarihinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin kuruma başvuruyu usulüne uygun yapmadığını, tazminat ödenmesine hükmedilecek ise faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini, dava konusu olayda davacının, müvekkili kuruma yapılan başvurusunda kaza tarihinde geçerli yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmiş bir sağlık kurulu raporu olmadığını, bu eksikliğin giderilmesi gerektiğinin davacıya bildirildiğini, davacı tarafça eksiklik tamamlanmadan dava yoluna gidildiğini, bu nedenle başvuru şartının yerine getirilmediğini, başvuru şartı yerine getirilmeden dava açılmasında müvekkilinin kusuru bulunmadığını,davacının plakasının tespit edilemeyen aracın varlığı ve kusurlu bulunduğunu ispat etmek ile yükümlü olduğunu, bu hususu ispat edemediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen %100 kusur oranının yüksek olduğunu, ATK veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden ya da İTÜ'den seçilecek bilirkişi heyetinden kusur raporu alınması gerektiğini, davacının, iki kez ıslah yaptığını, ilk dava dilekçesinde davanın HMK madde 107 gereğince belirsiz alacak davası olarak açıldığının belirtilmediğini, bu husus dava dilekçesinde yer almadığından davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesi gerektiğini, bu nedenle de ikinci kez ıslah yapılmasının mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar sebebiyle açılan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 1. Dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına; davadan önce davacı tarafça davalı ...na başvurunun yapılmış olmasına, dava ve ceza dosyası kapsamı ile davacı yayanın, kendisine kimliği belirlenemeyen tescilsiz ve plakasız motosikletin çarpması neticesinde yaralandığının sabit olmasına, mahkemece gerek trafik bilirkişiden gerekse ATK Trafik İhtisas Dairesinden aldırılan kusur raporlarının birbiri ile uyumlu, dosyası kapsamı ve somut olayın gerçekleşme şekline uygun, açık anlaşılır ve denetime uygun olmasına göre mahkemece ATK kusur raporu dikkate alınarak kazanın gerçekleşmesinde tescilsiz ve plakasız motosiklet sürücüsünün %100 kusurlu kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine, mahkemece hükme esas alınan ve İstanbul ATK 2. Üst Kurulu tarafından düzenlenen 07.07.2022 tarihli raporun “Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümlerinden faydalanılarak hazırlanmış olmasına, maluliyet raporunun yeterli ve kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre usulünce düzenlenmesine, sürekli iş göremezlik zararı yönünden aktüer hesaplamanın 1.8 teknik faiz uygulanmadan Yargıtay içtihatlarında belirtilen TRH 2010 Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının doğru olmasına, hükme esas alınan 24.03.2023 tarihli aktüer hesap raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olmasına, Anayasa Mahkemesinin KTK 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alındığında TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici iş göremezlik zararından davalı ....nın sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece SGK'na yazı yazılarak davacıya kaza nedeniyle ödeme yapılmadığının tespit edilmiş olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan istinaf itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. 2. Dava dilekçesi incelendiğinde, açıkça belirsiz alacak ya da HMK'nın 107 nci maddesinden bahsedilmeksizin, "fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla" eldeki davanın açıldığı, belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişinin bunu açıkça dilekçesinde belirtmesi gerektiği, her ne kadar 28.05.2018 tarihli bedel artırım dilekçesinde davacı vekili “dava dilekçesinde davalarını belirsiz alacak davası olarak açtıklarını, bu nedenle ıslah yoluyla değil, HMK'nun 107. maddesine göre değer artırım dilekçesi sundukları” şeklinde açıklama yapmış ise de; davanın türünün bu şekilde değiştirilmesine imkân bulunmadığı, dolayısıyla davanın HMK'nın 109. maddesinde düzenlenen "kısmi dava" olduğunun kabulü gerekirken mahkemece dava türünün belirsiz alacak davası olduğu yönündeki kabulü isabetsiz olup, davalı vekilinin dava türüne ilişkin istinaf itirazı haklı görülmüştür. (bknz Yargıtay 4. HD'nin 2023/3996 esas - 2023/8750 karar sayılı, 2023/12408 esas - 2025/733 karar sayılı, 2024/5490 esas - 2024/11551 karar sayılı, 2021/11186 Esas - 2022/2410 Karar sayılı, Yargıtay HGK'nun 2021/(22)9-485 esas- 2021/971 karar sayılı, 2021/(15)6-192 esas - 2023/157 karar sayılı emsal ilamları). 3. 6100 sayılı Kanun'un 176' ncı maddesinin ikinci fıkrasında “Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.” hükmüne yer verilmiş olup, hukuki nitelendirme hakime ait olduğundan ve eldeki dava kısmi dava olarak açıldığından, davacı vekili tarafından ilk olarak sunulan 28.05.2018 tarihli dilekçenin ıslah dilekçesi olduğu, ilk ıslah dilekçesi olan bu dilekçedeki taleplerin dikkate alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile 28.05.2018 tarihli ıslah dilekçesinden sonra verilen 09.05.2023 tarihli ikinci ıslah dilekçesine itibar edilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuş, davalı vekilinin bu husustaki istinaf itirazı da yerinde görülmüştür. 4. Davacı vekili dava dilekçesinde, maddi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş ise de; 28.05.2018 tarihli ıslah dilekçesinde, ıslah edilen 4.709,84 TL geçici iş göremezlik ve 9.463,46 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 24.173,30 TL maddi tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini talep etmiştir. Islah dilekçesindeki faiz başlangıcı yönünden davacı vekilinin talebi aşılarak mahkemece dava tarihi yerine davalı kuruma yapılan başvuru dikkate alınarak belirlenen 14.07.2017 temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi de doğru olmamıştır. 5. Fakat, tüm bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, 28.05.2018 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınarak 4.709,84 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 19.463,46 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 24.173,30 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 19.07.2017 tarihinden itibaren davalıdan tahsili yönünde HMK 353/1-b-2.madde uyarınca Dairemizce yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan 09.05.2023 tarihli ikinci ıslah dilekçesine hukuken itibar edilemeyeceğinden, bu dilekçedeki istek Dairemizce yeniden kurulan hükümde nazara alınmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile kararın kaldırılarak HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Dairemizce yeniden hüküm tesisine, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/836 Esas ve 2023/522 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; "a-Davacının davasının KABULÜ ile 4.709,84 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 19.463,46 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 24.173,30 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 19.07.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b-Alınması gerekli 1.651,28 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan peşin alınan ve ıslahla tamamlanan 296,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.354,88 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, c-Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 31,40 TL peşin harç, 265,00 TL ıslah harcı, 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 6.246,70 TL ATK rapor ücretleri, 584,63 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 8.959,13 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/3 ve 13/1-4. maddeleri uyarınca takdir edilen 24.173,30 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-HMK.nun 333.maddesi uyarınca taraflarca yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine” ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2-Davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE, 3-İSTİNAF AŞAMASINDA; Davalı tarafından karşılanan toplam 1.993,25-TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 4-Davalı tarafından karşılanan 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 7-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 04/06/2025 tarihli 32920 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7550 Sayılı Yasanın 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’ nın Ek-1. maddesinin 2. fıkrası ve HMK’nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde,Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi’ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1753, K. 2026/847, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1753-e-2026-847-k-813196bcd903