İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/272 E. 2026/538 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/272
Karar No
2026/538
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/272 Esas KARAR NO :2026/538 Karar

DAVA:Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:27/08/2024 KARAR TARİHİ:09/07/2026

.... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Karar, 27/02/2025 tarihli Görevsizlik kararı üzerine Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Sigorta A.ş. nezdinde Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç, davalıların davalının sorumluluğunda bulunan yolda yaya kaldırımı yapımı için konan taşlara çarpması sonucu hasara uğradığını, işbu bu olay sebebiyle müvekkili olan şirket, Eksper marifetiyle hasar tespiti yaptırarak hasar ilgililerine sigorta tazminatı ödediğini, ... plakalı araç, 418. Sokak istikametinden gelerek 421. Sokağa dönüş yaptığı esnada, 421. Sokak içerisine yolun köşe konumuna yaya kaldırımı yapımı için konan bordür taşlarına çarpması sonucu hasara uğradığını, davalının sorumluluğunda bulunan cadde / sokak / yol v.s. usulüne uygun yapılmamış olması ve bakım ve onarımından sorumlu olması, karayolu yapısı üzerine araç ve yaya trafiğini güçleştirecek, tehlikeye sokacak veya engel yaratacak şekilde birşey bırakmak kuralını ihlal ettiğinden, dolayısıyla müvekkil şirketçe davalılara rücu edilebileceği tespiti yapılmıştır. İşbu hasar nedeniyle davalıların, öncelikle kusursuz - tehlike sorumluluk esaslarınca ve sonra üçüncü şahıslara zarar verilmemesi için gerekli önlemin alınmaması dolayısıyla kusuru ve sorumluluğu mevcut olduğunu, 10.810,66 TL hasar bedelinin, ödeme tarihi olan 08.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili; ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar uhdesinde tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Cevap Dilekçesi: Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle işbu dava trafik kazasından kaynaklanan bir tazminat davası olduğunu, davacı davasını hizmet kusuruna dayandırdığını, hizmet kusuruna dayalı açılacak davada görevli yargı yeri İDARİ YARGI olduğunu, bu davalara bakma görevi İdare Mahkemesinde olduğunu, bu nedenle Mahkememiz huzurunda açılan davada GÖREVSİZLİK kararı verilmesini, dosya kapsamına bakıldığında huzurdaki davanın icra takibine yapılan itirazdan sonraki bir yıllık hak düşürücü süreye uyulmadan işbu süre geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığını, olayda araç sürücüsünün kusurunun olup olmadığı ve neye dayanarak ödeme yapıldığı belli olmayıp; kusur durumuna ilişkin dosyada rapor bulunmadığını, dava konusu olayın meydana gelmesi sonucu oluşan zarara ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davanın dava şartı yokluğundan reddine, Görevsizlik nedeniyle reddine, Müvekkil kurum açısından husumet yokluğundan reddine, Davanın esastan reddine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Cevap Dilekçesi: Davalı ... Büyükşehir ... vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı davasını hizmet kusuruna dayandırdığını, hizmet kusuruna dayalı açılacak davada görevli yargı yeri İDARİ YARGI olduğunu, İdarenin sorumlu olabilmesi için idari davranış ile meydana gelen zarar arasında bir nedensellik bağı, yani neden - sonuç ilişkisi bulunması gerektiğini, zarar idari bir davranışın sonucu olmayıp da olayların normal akışı içinde beklenmeyen bir sonuç ise nedensellik bağından söz edilemeyeceğini, zarara idarenin sebep olmadığının açık olduğunu, davanın usulden reddine, davacının haksız ve yersiz,hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda davacı sigorta şirketi nezdinde Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın 03.09.2021 tarihinde ... ili, ... ilçesi, yerleşim yeri içerisinde, 421. Sokak ile 418. Sokak kesişimi olan üç yönlü (T) kavşak mahalline geldiğinde yol yapım çalışması nedeniyle aracının sağ yan kısımları ile kaldırım taşına çarpması sonucunda meydana gelen maddi hasarın davacı tarafından karşılanması sebebiyle dava dışı sigortalıya ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkin tazminat davası olduğu anlaşılmıştır. 6102 Sayılı TTK'nın Halefiyet başlıklı 1472. Maddesinin "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca işbu davada davacı dava dışı sigortalısı olan ... ... Anonim Şirketi yerine geçerek davayı açmış olup bu kapsamda davada görev hususu irdelenirken davanın ... ... Anonim Şirketi ile davalılar ... Büyükşehir ... ve ... ... arasında görülen bir dava gibi görülmesi gerektiği kabul edilerek inceleme yapılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." şeklindeki düzenlemesi uyarınca dava şartlarına ilişkin re'sen yapılacak olan kontrol işbu maddede yer alan sıralamaya göre yapılması gerektiğinden mahkememizce öncelikle görev hususu irdelenecektir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar" ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Emsal mahiyette olan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/12639 Esas, 2017/5840 Karar Sayılı, 24/05/2017 Tarihli "... Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. (6762 sayılı TTK'nun 1301.) maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsiline ilişkindir. ... Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) dikkate alınması zorunlu olmakla birlikte, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davacının dava dışı ... ... Anonim Şirketi yerine geçerek dava açmış olduğu görülmüş olup her ne kadar dava dışı sigortalı tüzel kişi tacir ise de davalıların ... olması, tacir vasfının bulunmaması sebebiyle mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2024/58 Esas, 2024/215 Karar Sayılı, 11/01/2024 Tarihli "... Somut olayda; davacı sigortacının, dava dışı sigortalısının aracı ile seyir halinde iken kaza yaptığı, kaza sonucunda sigortalıya araçtaki hasar bedelinin öndendiği, davalının yolun trafik güvenliğinin sağlamaması sonucunda kazanın meydana gelmesinden sorumlu olduğunu ileri sürerek, 6102 sayılı TTK'nın 1472 (6762 sayılı TTK'nın 1301) maddesi uyarınca, sigortalısına ödenen tazminatın, davalıdan rücuan tahsiline karar verilmesi istemi ile dava açtığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında; davaya konu istemin, davacının sigortalısı ile davalı arasındaki haksız fiil ilişkisine dayandığı açıktır. Bu durumda, davanın sigorta sözleşmesinden kaynaklanmadığı, davacının sigortalısı ile davalı Belediye arasında sigorta ilişkisinin bulunmadığı, uyuşmazlığın davalının kusuru ile gerçekleşmesine sebebiyet verdiği iddia edilen haksız fiilden kaynaklandığı, bu itibarla davacının sigortalısı ile davalı Belediye arasındaki hukuki ilişkinin haksız fiil olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, haksız fiilin tarafları dava dışı sigortalı ile davalı Belediye tacir olmadığından, uyuşmazlık tacirler arası haksız fiil niteliğinde de değildir. Bu nedenlerle, dava konusu olayda 6102 sayılı TTK m. 4 hükmü uyarınca mutlak ya da nispî ticarî dava bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK m. 2(1) hükmüne göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu nedenle hukuki uyuşmazlıklarda asliye mahkemelerinin görevi asıldır. Yukarıdan beri anlatılan hukuksal çerçevede; uyuşmazlığın adlî yargı yerinde çözümlenmesi gerekli olup, mutlak ya da nispî ticarî dava niteliğinde olmayan eldeki davada 6100 sayılı HMK m. 2(1) hükmü uyarınca asliye hukuk mahkemeleri görevlidir. Hâl böyle olunca, mahkemece davanın ilk açıldığı .... Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle idarî yargının görevli olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz görüldüğünden," şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda somut olayda tarafların karşılıklı tacir olmalarından ve ticari davadan bahsedilemeyeceği, davanın haksız fiilden kaynaklı bir dava olduğu kabul edilerek davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde karşı görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1- 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c). Maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK'nun 21/1-(c). Maddesi gereğince iş bu kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde .... Asliye Hukuk Mahkemesi ile mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı olması nedeniyle merci tayini için HMK'nun 22/2. Maddesi uyarınca dava dosyasının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 3-HMK'nun 20/1. maddesi gereğince .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesine ilişkin merci tayini kararı verilmesi halinde, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini istemesi halinde dosyanın görevli .... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini istememesi durumunda HMK'nun 331/2. maddesi gereğince talep halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, 4-HMK'nun 331/2. maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç, vekâlet ücreti ve yargılama giderinin görevli mahkemede değerlendirilerek hüküm altına alınmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 09/07/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/272, K. 2026/538, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-272-e-2026-538-k-c155b544c1ca