Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1744 E. 2026/886 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1744
Karar No
2026/886
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1744 KARAR NO : 2026/886

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/12/2022 (Dava) - 15/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/1023 Esas - 2023/381 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) BAM KARAR TARİHİ : 13/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/05/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2023 tarihli 2022/1023 Esas ve 2023/381 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/08/2022 tarihinde meydana gelen kaza ile müvekkilinin murisi ....'ın .... plakalı motosikletiyle kazanın meydana geldiğini ve müvekkilinin murisinin vefat ettiğini, kazada vefat eden ...'ın desteğinden mahrum kalan müvekkilinin davalı sigorta şirketine belirtilen limit dahilinde maddi tazminat talebinde bulunulduğunu ancak davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını beyan ederek kaza tarihi olan 29/08/2022 tarihinden itibaren hesaplanacak destekten yoksun kalmadan kaynaklı maddi tazminat ile müvekkilinin yaşadığı manevi ıstırap nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi sigortalısının yaşanan kaza ile ilgili kusuru olmadığını, şerit ihlali yaparak dava konusu kazanın meydana gelmesine davacının murisinin sebep olduğunu, sigortalısının kusursuz olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazasında müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını, kazanın oluşumunda asıl ve tek kusurlunun davacının murisi olduğunu, destekten yoksun kalma tazminat koşullarının da oluşmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İlk derece mahkemesince; "...29.08.2022 günü saat 18:00 sıralarında müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki .... plakalı motosiklet ile Nazilli istikametinden Bozdoğan yönüne seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde, karşı istikamet şeridine geçerek aracının ön kısmı ile karşı istikamette seyreden davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sol yan ön kısımlarının çarpışması neticesinde müteveffa sürücünün ölümüne ilişkin dava konusu trafik kazası meydana geldiği meydana gelen kazada;Müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile yol yüzeyinin ıslak-nemli, havanın yağmurlu olduğu iki yönlü il yolunda seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde, mahal şartlarını da dikkate alıp yola gereken dikkatini vermesi ve aracının seyrini kendi seyir şeridinde kalacak vaziyette kontrollü bir şekilde sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, karşı yön şeridine geçip karşı istikametten gelen davalı sürücü idaresindeki otomobilin istikamet şeridini kapatarak çarpıştığı kazada %100 kusurludur, davalı sürücü .... sevk ve idaresindeki otomobil ile iki yönlü il yolunda kendi seyir şeridi içerisinde seyrini sürdürdüğü sırada, karşı yönden istikamet şeridine kontrolsüzce giren ve seyir istikametini kapatan müteveffa sürücü idaresindeki araç ile çarpıştığı kazada kusursuz olduğu belirlenmiştir. ATK raporunda; "Müterafik (Birlikte) kusur kavramını belirten; TBK Borçlar Kanunu'nun 52. Maddesine göre; 'zarar gören... zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş, yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise; Hakim, tazminatı indirebilir ya da tamamen kaldırabilir' olarak düzenlenmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin uygulamaları doğrultusunda (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/7756 Esas ve 2019/3800 Karar sayılı ilamı) dava konusu kazada müterafik kusurun bulunup bulunmadığı ve değerlendirilmesinin takdiri sayın mahkemeye bırakılmış, müterafik kusur dikkate alınmadan kazanın oluşumundaki kusur durumları gözetilerek kaza irdelenmiştir. " denmişse de; müterafik kusur kavramının somut olayda uygulanamayacağı kanaatine varılmıştır...'' gerekçesiyle; ''...Maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza tutanağında müteveffanın birinci dereceden kusurlu olduğu davalı ....'ın ise ikinci dereceden kusurlu olduğunun tespit edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile kaza tespit tutanağı arasında çelişki bulunduğu halde kaza tespit tutanağı ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, bu durumda mahkemece, İstanbul Teknik Üniversitesi makine-trafik kürsüsünden ya da Karayolları Genel Müdürlüğü trafik-fen alanında uzman kişilerden oluşacak bilirkişi heyetinden, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken tek raporla yetinilerek eksik inceleme ile karar verilmesinin yerinde olmadığını, her ne kadar müvekkilinin desteği olan müteveffa.... tam kusurlu bulunmuş olsa dahi yerel mahkeme tarafından olaydan doğrudan zarar gören müvekkiline destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmemiş olmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, AYM’nin iptal kararından sonra Yargıtay’ın tazminat taleplerini değerlendirirken “Trafik Sigortası Genel Şartları”na göre değerlendirme yapmasının mümkün olmadığını, destek görenlere desteğin kusuru atfedilemeyeceğinden KTK md. 92/(g) bendinin varlığının tazminat talebine engel teşkil etmeyeceğini, KTK md. 85/1’de zarar gören ile ilgili bir sınırlama olmadığından destekten yoksun kalma tazminatının sigorta sorumluluk riski kapsamında olduğunu, AYM’nin iptal kararı sonrasında destek görenlerin tazminat taleplerinin KTK md. 92/(h) gereğince reddedilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca maddi tazminat talebinin red gerekçesi aynı olduğu halde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2.bendi uyarınca davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de yerinde olmadığını belirterek; usul ve yasaya aykırı Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Somut olayda; olay tarihi olan 29.08.2022 günü saat 18:00 sıralarında müteveffa sürücü .... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile Nazilli istikametinden Bozdoğan yönüne seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde, karşı istikamet şeridine geçerek aracının ön kısmı ile karşı istikamette seyreden davalı sürücü .... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sol yan ön kısımlarının çarpışması neticesinde müteveffa sürücünün ölümüne ilişkin dava konusu trafik kazası meydana geldiği anlaşılmaktadır. 1. Olaydan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında müteveffa ....' ın asli kusurlu, davalı/sürücü ...' in ise tali kusurlu olduğunun, müteveffanın .... plakalı motosikletin sürücüsü olduğu ve Olay Yeri Görgü Tespit Tutanağına göre kaza esnasında kask takılı olmadığının açıkça belirtildiği görülmektedir. Mahkemece İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi' nden alınan 14/03/2023 tarihli kusur raporunda; müteveffanın % 100 tam kusurlu olduğu, davalı/sürücü ...' in kusursuz olduğu, müteveffanın kaza esnasında 216 promil alkollü olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Ceza dosyasında alınan Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi' nin kusur raporunda aynı yönde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır. Davalı/sürücünün kazaya ilişkin sanık olarak yargılandığı Bozdoğan Asliye Ceza Mahkemesi' nin 2023/5 Esas - 2023/430 Karar sayılı dosyasında 28/11/2023 tarihli karar ile kusursuz olduğundan beraatine karar verildiği, kararın İzmir BAM 19. C.D.' nin 27/02/2024 tarihli ve 2024/216 esas - 2024/569 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği yapılan incelemeden tespit edilmiştir. Bu açıklamalara göre; müteveffanın kaza esnasında 216 promil alkollü olduğu ve kask takmadığı, alınan raporların birbiri ile uyumlu olduğu ve çelişki bulunmadığı, ceza dosyası kapsamı ile de uyumlu bulunduğu, dolayısıyla davalı/sürücüye atfı kabil bir kusur olmadığı, alınan raporların oluşa uygun, gerekçeli ve hüküm vermek için yeterli olduğu, yeniden rapor aldırılmasının sonuca etkili olmadığı ve dosyaya bir katkı sağlamayacağı anlaşıldığından Anayasanın 141/son ve HMK' nın 30. maddelerinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi gereği yeniden kusur raporu aldırılmasına gerek görülmemiş, davacı vekilinin kusura yönelen itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelen istinaf itirazının incelenmesinde ise; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT' nin 3/2 maddesine göre; müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur. Buna göre olayımızda, maddi tazminat yönünden ret sebebi her iki davalı yönünden aynı olduğundan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf itirazının vekalet ücreti yönünden kabulü gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2023 tarihli 2022/1023 Esas ve 2023/381 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; "a-Maddi manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL'den davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile 99,20 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, c-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, ç-Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin yargılama gideri olarak davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, d-Maddi tazminat açısından davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 1.000,00 vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit olarak verilmesine, e-Manevi tazminat açısından davalı .... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT md 10 uyarınca 9.200,00 vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, f-HMK 333.madde ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun Gider Avansı Tarifesi 5/1 maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine," ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2-Davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE, 3-İSTİNAF AŞAMASINDA; istinaf başvurusu sırasında davacıdan alınan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf incelemesi esnasında davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 04/06/2025 tarihli 32920 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanan 7550 Sayılı Yasanın 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’ nın Ek-1. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca ve HMK’ nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi’ ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1744, K. 2026/886, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1744-e-2026-886-k-46fa67d41cbb