Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2226 E. 2026/1208 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2226
Karar No
2026/1208
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2226

KARAR NO:2026/1208

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:01/07/2022

NUMARASI:2018/1376 E. - 2022/602 K.

DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki haksız rekabetin durdurulması ve maddi-manevi tazminat talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalılar ... ve ...'in davacı şirkette çalıştıklarını, davacı şirketten ayrıldıktan kısa bir süre sonra davalı ... isimli şirketi kurup davacının bir takım müşterilerine iş yapmaya, bir takım müşterilerine de iş teklifi yapmaya başladıklarını piyasadan duyduklarını,yapılan araştırmada bazı davacı müşterilerine teklif yaptıklarını, bazıları ile çalışmaya başladıklarını öğrendiklerini, davacının en büyük müşterisi olan ve Hollanda'da bulunanı şirkete de teklif gönderdiklerinin, rekabetin, kişinin kendi çaba ve emeğine dayanması gerektiğini, herhangi bir vasıtayla hukuka aykırı olarak başkasının çaba ve emeğinden yararlanmanın hukuka aykırı rekabet sayılacağını,TMK'nın objektif iyiniyet kurallarına da aykırı olduğunu, hukuka aykırı rekabet sonucunu doğurabileceğini, diğer açıdan, hukuka aykırı rekabetin, BK m. 41 ve devam maddelerine giren bir haksız fiil olduğunu, TTK m. 56'da yer alan tanıma göre, haksız rekabetin iki halde yani ekonomik rekabetin varlığı ve ekonomik rekabet etme hakkının objektif iyiniyet kurallarına aykırı olarak kullanılması hallerinde doğduğunu, bir fiilin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için gerekli olan üçüncü unsurun, bir fiilin haksız rekabet olarak kabulü için, sadece ekonomik rekabet etme hakkının objektif iyiniyet kurallarına aykırı olarak kullanılması yeterli olmayıp, ayrıca bu fiil dolayısıyla başka bir kişinin zarar görmesi veya zarar görme tehlikesi ile karşılaşmış bulunması gerektiğini, dördüncü ve son unsurunun ise, rekabet etme hakkının objektif iyiniyet kurallarına aykırı olarak kullanılmasını doğuran eylem ile zarar veya zarar görme tehlikesi arasında bir illiyet bağının bulunması gerektiğini,haksız rekabete ilişkin hükümlerin genel hüküm niteliğinde olduğunu, rekabet yasağı sözleşmesini tamamlayan düzenlemeler olduğunu, ancak, tüm bu söylenenlerin işçinin işvereniyle rekabeti için olduğunu, yoksa, iş sözleşmesi devam etsin ya da sona ersin, işçinin işletmenin sırlarını ele geçirmek(TK m.57/b.7) ya da üretim veya ticaret sırlarından yararlanmak (TK. 57/b.8) suretiyle yapacağı hukuka aykırı eylemlere doğrudan haksız rekabet hükümlerinin uygulanacağını, işçi ile işveren arasında rekabet yasağı sözleşmesi yoksa, işçinin rekabetten kaçınması şartları mevcutsa haksız rekabet hükümlerine göre istenebileceğini,Borçlar Kanunundaki düzenlemeye göre bir fiilin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi iki unsurun gerçekleşmiş olması gerektiğini, unsur gerçek olmayan ilânların yapılması ya da dürüstlük kurallarına aykırı hareketler, ikincisi ise bu fiile maruz kalan kişinin müşterilerinin azalması ya da onları kaybetme tehlikesiyle karşılaşmış olması olduğunu, müvekkiline yapılan bu haksız fiillerin madde bahsedilen haksız rekabetin tüm unsurlarını içerdiğini, davacının yoksun kalacağı karın tam olarak hesaplanamadığını,taraf defterleri incelendiğinde ortaya çıkacağını, belirsiz olduğunu, bu nedenle, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik davalılardan 5.000,00-TL'nin tahsilini talep ettiklerini,bu konuda, ileride başkaca haksız kullanımın tespiti halinde doğacak maddi ve manevi zararımızın tazmini konusunda dava açma haklarını saklı tuttuklarını,belirsiz nitelikte olduğundan ileride bilirkişi raporu ile tespit olunacak gerçek zararları ortaya çıkması halinde dava değerini yükseltme haklarını saklı tuttuklarını ileri sürerek, haksız rekabete yol açan ticari faaliyetin durdurulmasını, bu yönde dava sonuçlanıncaya kadar tedbir kararı verilmesini, haksız rekabet nedeniyle davacının uğradığı şimdilik 10.000-TL maddi zararın meydana geldiği tarihten itibaren işletilecek ticari avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00-TL manevi zararın meydana geldiği tarihten itibaren işletilecek ticari avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kararın yüksek tirajlı gazete ilanı ile kamu oyuna duyurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 14/03/2022 tarihli dilekçesi ile harcını tamamlayarak dava değerini 800.000 TL olarak belirlemiştir. Davalılar vekili,savunmasında özetle; davalılardan ...'in yıllarca tekstil, etiket, konfeksiyon sektöründe finans uzmanı olarak çalıştığını, bu tecrübesi sebebiyle bilgi birikimini değerlendirmek suretiyle kendi şirketini kurarak faaliyete geçtiğini, yasal mevzuat kapsamına uygun bir şekilde faaliyetlerine devam ettiğini, davalı ...'in 25 yıla varan bir süredir tekstil, etiket, konfeksiyon sektöründe satış, pazarlama, satınalma uzmanı olarak çalıştığını, akabinde yıllara varan bilgi ve tecrübesini eşinin kurmuş olduğu şirkette çalışmak suretiyle değerlendirdiğini, davalı ...'in 2012-2018 Nisan tarihleri arasında davacıda çalıştığını,davacı şirkette çalışmaya başlamadan önce de sektörde yer alan pek çok firmada çalışmasının olduğunu, son olarak da ... şirketinde çalıştığını, sektörde alanında uzmanlığıyla bilinen, kurmuş olduğu güvene dayalı ilişkiler ile ticari faaliyette bulunduğunu, davacıda çalışmaya başladığında da, daha öncesinde kurmuş olduğu ilişkiler ve deneyimleri doğrultusunda katkı sağladığını, kendi know howını getirmek suretiyle faaliyette bulunduğunu, etiket sektörünün herhangi bir formül, hammadde, faydalı model, tasarım vb gibi özellikli, salt herhangi bir şahsa/şirkete ait olabilecek nitelikte unsurlar içeren bir sektör olmadığını,müşteriler tarafından verilen ya da firmalar tarafından örnek olarak iletilerek müşterinin talebine özgülendirilen örnekte etiketler yapıldığını ve bunların ticari sır niteliğinde olmadığını, genel geçer hemen her etikette olabilecek ve hatta aynı anda pek çok firmaya mail ile iletilebilen çalışmalardan ibaret olduğunu, üretimin de hemen her şirket tarafından aşağı yukarı benzer şekilde gerçekleştiğini, müşterilerin yıllarca aynı etiketle çalışmayabileceğini, belirli periyotlarda bu etiketlerin formatları değişkenlik gösterebileceğini, bu sebeple söz konusu sektörde önemli olan, ürünü müşteri açısından makul bir fiyatla makul bir kalitede üretebildiğini, sektörde yer alan hemen hemen tüm firmaların birbirini tanıdığını, çalışanlarının da doğal olarak birbirlerinin ticari faaliyetleri hakkında bilgisi olduğunu,davalıların uzun yıllara varan şahsi deneyimlerini ve oluşturmuş oldukları bilgi birikimini (know how) kendi işlerini yaparak değerlendirmek istemesi kadar olağan bir şey bulunmadığını, AY'nın 48.maddesinin bunu koruduğunu, davalı ...'in çalışma hayatına davacı tarafta başlamış, sahip olduğu tüm müşteri çevresini ve nitelikleri davacı tarafta kazanmış olmadığını, taraflar arasında herhangi bir rekabet yasağı sözleşmesi bulunmadığını, davalıların davacının zarara uğramasına sebebiyet verecek herhangi bir haksız rekabet içeren faaliyette bulunmadığını,davalı....'un yaklaşık olarak 20 yıldır etiket, konfeksiyon, tekstil sektöründe çalıştığını, özellikle yurtdışındaki müşterilerle koordinasyonu sağlamak üzere pazarlama faaliyetleri yürüttüğünü, davalı ... ile ... firmasında birlikte çalıştıklarını, akabinde 2015- 2018 yılları arasında davacı şirkette çalıştığını, davalı ...'un da davacı şirkete geldiğinde, piyasada yıllara varan çalışması ile edinmiş olduğu müşteri çevresi olduğunu, bunun da davacıya katkı sağladığını, 2018 yılının sonundan itibaren ise kendi adına serbest olarak faaliyetlerini yürüttüğünü, davalı ...'un uzun yıllarda edinmiş olduğu tecrübesi ile yurtdışında bulunan firmalarla ilgili danışmanlık hizmeti verme, bu firmaların taleplerini alma, talepleri yurtiçindeki firmalara iletme, uygun fiyat ve kaliteyi taahhüt eden firmaların tekliflerini iletme ve bunun gibi tarafları biraraya getirerek çalışmalarını sağlamak hususunda aracılık faaliyeti gördüğünü, tüm iş ve işlemlerini bizzat kendi nam ve hesabına gerçekleştirdiğini, herhangi bir kişi veya firmanın nam ve hesabına çalışmadığını, bu sebeple huzurdaki davada neden kendisine husumet yöneltildiğinin anlaşılamadığını, davalı ... ile davacı arasında da herhangi bir rekabet etmeme sözleşmesi bulunmadığını, davalıların serbest rekabet koşulları çerçevesinde kendilerine ait uzmanlıkları serbest çalışmak suretiyle değerlendirdiğini,TTK'nın haksız rekabet hükümlerine ilişkin düzenlemelerine aykırılık olmadığını, herhangi bir kötüleme, karalama eylemi içerisinde bulunmadıklarını, gerçek dışı/yanıltıcı beyanlarla haksız olarak rekabet etmediklerini, başkasının iş ve ürünlerinden yararlanmadığı ezcümle ilgili hükümlerde sayılan şekilde hareket etmediklerini, kaldı ki davacı tarafça sunulan müşteri listesinde piyasada faaliyet gösteren tüm etiket işi yapan firmalar tarafından da tanınan bazı müşterilerin yer aldığını, hemen her firma pazarlama temsilcisinin bu firmalarla da iş ilişkisi bulunduğunu, yani bu listenin davacı tarafa özgü, özel, münhasıran davacı tarafın müşterisi niteliğinde bir liste olmadığını, bu firmaların yıllardır davacı konumundaki pek çok firmanın da çalıştığını, bir rekabetin haksız olduğundan, bir çalışanın salt herhangi bir şirketten ayrılarak başka bir yerde çalışmaya başlaması ya da kendi işini yapıyor olması gibi basit sebeplerle değil, ancak sübut bulmuş, somut, kesin delillerle ispat olunması halinde bahsedebilmenin mümkün olduğunu, yoksa piyasada her iş değiştirenin ya da kendi teşebbüsünü kuran çalışanlara bu tür iddiaların ileri sürülecek olursa, sadece çalışanlar değil serbest piyasa ekonomisinin de ciddi anlamda zarara uğrayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dosyanın yapılan incelemesinde, davacı tarafın dava dilekçesinde davalılar ... ile ...'in davacı şirkette çalıştıklarını, bu şirketten ayrıldıktan sonra ... ... isimli şirket kurup davacının bir takım müşterileri ile iş yapmaya başladıklarını, bazıları ile çalışmaya başladıklarını, davacının en büyük müşterisi olan Hollanda'da bulunan şirkete teklif gönderildiğini, rekabetin kişinin kendi emek ve çabasına dayanması gerektiğini, başkasının çaba ve emeğinden faydalanılmasının hukuka aykırı rekabet sayılacağını belirttiği ayrıca işçinin işletmenin sırlarını ele geçirmesinden üretim ve ticaret sırlarından yararlanmak suretiyle yapacağı hukuka aykırı eylemlere haksız rekabetin uygulanacağının belirtildiği, iş bu davanın maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacı vekilin 10 nolu celsede açıklamada bulunduğu, davalı ...'in SGK kayıtlarında mesleğinin pazarlamacı olarak belirtildiği, davacı işten çıkış kodunu 04 olduğu bu kodun açıklamasının sözleşmenin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi olduğu, işten çıkış tarihinin 30.05.2018 tarihi olduğu, diğer davalı ...'unda davacı ile iş sözleşmesinin davacı şirket tarafından 20.09.2018 tarihinde fesih edildiği, 27.07.2018 tarihli davacı tarafça sunulan belgede davalının müşteri temsilcisi olduğu, davacı tarafın dava dilekçesinde sunduğu mesaj çıktısında haksız rekabete ilişkin bir açıklama olmadığı, ... ...'in sözleşme ve odaya tarihinin 30.05.2018 tarihi olduğu, iş konusunun tekstil etiket ve aksesuar toptan alım satımı olduğu, davacı tarafça mail yazışmasının sunulduğu mail yazışma içeriğinden ...'un ... isimli kişiye bir şirket kurduğunu, etiket üretiminde çalışmaya devam edeceğini, kendisiyle çalışmak isterse geçmişte gönderilen sevkiyatlar gibi hizmet vermeye devam edileceğini belirttiği, Davalı ... ... ticaret sicil kaydının getirildiği, bu işletmenin şahıs işletmesi olduğu,Davacı tarafın 13.10.2020 tarihli dilekçesinde davalı ... ...'un görevinin satın alma görevlisi olduğunu çalışma süresinin 4 yıl 2 ay olduğunu, davalı ...'in görevinin pazarlamacı olduğunu, çalışma süresinin 6 yıl 1 ay olduğunu belirttiği,Dosya kapsamında rapor alındığı,... şirketinin 2018 ve 2019 yılına ilişkin çalışmasının olduğu, davalı tarafça mail gönderilen yurddışı şirket ile çalışmasının olmadığı,davacı şirketle ortak müşterilerinin olduğu anlaşıldığı, raporlara karşı tarafların beyan ve itiraz dilekçelerini sundukları,Dosya kapsamında tanık dinlenildiği, tanık beyanlarından özetle, etiket imalatında ham maddenin değişmediği, üstündeki baskının değiştiği, özel bir teknik ya da sırra vakıf olmaya gerek olmadığı, ... ...'in şirketten ayrılmasının şirkete etkisine ilişkin net bilgi olmadığı, ...'in şirketten ayrılmasından sonra şirketin cirosunun %50 oranında düştüğü, davacı şirketin diğer şirketlerden ayrı olarak yaptığı, görünce etiketin davacı tarafça yapıldığına ilişkin kullanılan materyal ya da done olmadığı, etiket işinde çalışan şirketlerin %90 aynı hammaddeyi kullandığının anlaşıldığı,Somut olayın incelenmesinde, davacı şirket ile davalı ... ve ... arasında iş sözleşmesi ilişkisi olduğu, rekabet yasağına ilişkin sözleşme olmadığı, iş sözleşmesinin davacı işveren tarafından kod 4 ile sona erdirildiği, davalıların davacı şirkette pazarlamacı ve müşteri temsilcisi olarak çalıştığı, davalı ...'in ... da çalışmasının bulunduğu ancak diğer davalı ...'un çalışmasının bulunmadığı, diğer davalı ile ise davacı şirket arasında çalışma sözleşmesi ilişkisi olmadığı, davalı taraf ile mail atılan yurdışı şirket arasında iş ilişkisi olmadığı, bilirkişi raporundaki mali kayıtlardan ... ile davacı tarafın ortak müşterilerinin olduğu, yıllara göre davacı ve davalının ortak çalışılan firmaların bazıları ile çalışmasının arttığı bazıları ile çalışmasının azaldığı, etiket sektörünün aynı maddeyi kullandığı, davacı şirketin diğer şirketlerden ayrı olarak yaptığı, görünce etiketin davacı tarafça yapıldığına ilişkin kullanılan materyal ya da done olmadığı, davalı işçilerin bir şirketteki işinden ayrılarak aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir firmada çalışmaya başlamasının haksız rekabet olarak kabulü mümkün olmayacağı, aksinin kabulünün, Anayasa'da güvence altına alınan çalışma özgürlüğünün ihlali anlamına geleceği, müşterilerin her iki taraf ile ticari ilişkide bulunmasının haksız rekabet olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığı, zira rekabetin serbest olup, hizmet alan müşterilerin daha uygun koşullarla iş yapan firmayla çalışmalarının, ticari hayatın gereklerine ve doğasına da uygun olduğu,davacı şirketin kendi iradesiyle işine son verdiği davalı çalışanlarının vazgeçilemez personel nitelik ve sayıda olmadıkları, piyasadaki müşterilerin sayısını piyasa koşullarının belirlediği, tarafların bulunduğu sektörde rakiplerin müşteriyi paylaşmak zorunda oldukları, bu itibarla davalının elde edeceği her müşterinin doğal olarak rakiplerinden elde edeceği müşterileri olacağı, davalıların hukuka aykırı eylemlerine rastlanılmadığı, davacının konumu ve davalı tarafın iş hacmi itibariyle davalı tarafın, davacı... mahvetme gayreti içinde bulunduğunun kabulüne de olanak olmadığı, bir şirkette hizmet sözleşmesiyle çalışan kimselerin, rakip şirket kurması veya ona geçiş yapmasının hukuken korunduğu, davacı tarafın iddialarının ispata muhtaç olduğu dikkate alınarak açılan davanın ispat edilemediğinden..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın konusunun davacı şirkette uzun süre çalıştıktan sonra ayrılan davalıların ... ve ... isimli şahısların davacı şirketten ayrıldıktan bir müddet sonra davalı ... isimli şirketi kurup davacının bir takım müşterilerine iş yapmaya, bir takım müşterilerine de iş teklifi yapmaya başlamaları, bu sebeple doğan zararın tazmini istemine ilişkin olduğunu, mahkemenin emsal olarak belirttiği kararların eldeki davadan farklı olduğunu, eldeki davanın konusunun davacı şirkette çalışan davalıların şirket kurması, kurdukları bu şirkette çalışan olarak başlaması (aslen kurucudur) ve davacının müşterilerine mail atması ve çalışması odluğunu, yani davalı şirketin ve çalışanlarının,davacının müşterisini alarak, bu müşteri ile müvekkilinin çalışmasının davalı tarafından engellenmesi sebebiyle haksız rekabet oluştuğunu, davalıların, davacının çalıştığı 6 firma ile çalıştığını, 3-5 firma gibi az firma ile çalışmış olsaydı mahkemenin bu kararının belki kabul edilebileceğini, ancak davalıların toplamda müvekkil şirketin çalışılan 16 firma ile çalıştığını, davacının iş hacminin yarısını teşkil eden bu çalışma ile hacminin % 50 sinin elinden alındığını, bu şekilde kanunda belirtilen haksız rekabetin koşullarının gerçekleştiğini, bilirkişi raporları ile de bu durumun netleştiğini, söz konusu mail'de davalıların müvekkili şirketin tüm ticari sırlarını ve çalışma sistemini bildiklerini ve buna göre hareket edeceklerini açık ve net olarak belirttiğini, davalıların gerek fiyat politikası gerekse çalışma düzeni bilmesi ve bunu kurdukları şirkette kullanacaklarını mail ile açık ve net olarak bildirmiş olmalarının haksız rekabet teşkil ettiğini, ... ...'un attığı mailin içerik ve atıldığı tarih dikkate alındığında davalılardan ... ...’un müvekkilinin işyerinde çalışırken daha önceden işten ayrılıp kendi şirketini kuracağını ve rekabetçi fiyatları olduğunu belirttiğini, bu durumun sadakat yükümlülüğüne aykırılık ve haksız rekabet teşkil ettiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava,TTK'nın 54 vd. maddeleri uyarınca, haksız rekabetin önlenmesi, maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davalılar ... ve ....'un davacı şirket çalışanı iken davacı şirketten ayrıldıktan hemen sonra davacı ile aynı faaliyet konusunda diğer davalı işletmeyi kurduklarını, davacının müşterileri ile iş yapmaya başladıklarını,bir kısmına da iş teklifi yaptıklarını, davacı müşterilerine mail attıklarını, davacının müşterilerinin bu şekilde alınarak davacının bu müşteriler ile çalışmasının davalılarca engellenmesi sebebiyle haksız rekabetin oluştuğunu, davacının zarara uğradığını ileri sürerek, haksız rekabetin önlenmesini ve maddi manevi zararın tazmini talep etmiştir.Davalılar vekili ise; davalı ...'in diğer davalı eşinin kurduğu işletmede tüm birikimini değerlendirmeyi amaçladığını davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin bulunmadığını savunmuştur. Haksız rekabet TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, TTK'nın 54/2.maddesinde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir. Haksız rekabet TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup 54/2. maddede rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir. TTK'nın 55.maddesinde, ''Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar'' kenar başlığı altında, altı ana başlık sayılmıştır. Bu ana başlığın ilk kategorisinde ''Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar" gelir (TTK md. 55/1.a-1). TTK'nın 55. maddesinde sayılanlarla sınırlı olmamak üzere başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiştir.Davacı iddiasını, ekonomik rekabetin iyiniyet kurallarına aykırı olarak kullanılmasına dayandırarak zarara uğradığını iddia etmektedir.Her ne kadar davacı vekili davalıların iyiniyet kurallarına aykırı olarak davalıların davacı şirketten ayrılıp diğer davalı işletmeyi kurup bünyesinde faaliyette bulunduklarını ileri sürmüş ise de, davacı tarafın davalı gerçek kişilerle arasında rekabet yasağı bulunduğuna dair bir sözleşmeye dayanmadığı, böyle bir sözleşmenin sunulmadığı, mali kayıtlardan ... işletmesi ile davacı tarafın ortak müşterilerinin olmasının serbest piyasa ekonomisinde olağan olduğu, davacının ve davalı işletmenin faaliyet konunun benzer ve etiket konusuna ilişkin olmasının tek başına dürüstlük ve iyiniyet kuralına aykırılık teşkil etmeyeceği,davalı gerçek kişilerin davadan ayrıldıktan sonra aynı sektörde davalı işçilerin bir şirketteki işinden ayrılarak aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir firmada çalışmaya başlamasının haksız rekabet olarak kabul edilemeyeceği, Anayasada belirlenen çalışma özgürlüğünün de bunu gerektirdiği, davalıların davacının yurt dışındaki müşterisine mail attığı ve teklif verdiğinin belirtildiği, ancak davalı şirketin ve davalıların bu firma ile bir ticari ilişkisinin bulunduğunun ortaya konulamadığı ve davacının iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekili, davalıların davacının fiyat politikasını ve ticari sırlarını bilerek faaliyette bulunduğunu ileri sürmüş ise de bu konudaki davacı iddiasını kanıtlayacak bir delil sunulmadığı gibi bu sebeple davacının bir zarara uğradığının da ortaya konulamamıştır.Gerekçeli karar başlığında davalı ... ... ismine yer verildikten sonra ayrıca ... ismine yer verilmesi hatalı olmuş ise de bu durum mahallinde düzeltilecek maddi hata niteliğinde olup kaldırma sebebi yapılmamış, Dairemiz karar başlığı bu şekilde düzenlenmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 25.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2226, K. 2026/1208, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2226-e-2026-1208-k-c2d68ae86834