Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2153 E. 2026/1105 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2153
Karar No
2026/1105
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2153

KARAR NO:2026/1105

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:25/05/2022

NUMARASI:2021/43 E. - 2022/416 K.

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı taşıma hizmeti konusunda ticari ilişki kurulduğunu, taraflar arasında 16.11.2016 tarihli yurt dışı kiralık araç anlaşması imzalandığını, bu ilişki sebebi ile davacının sözleşme gereğince vermesi gereken hizmeti verdiğini, davalı için taşıma yaparak gönderilecek olan malları Bursa'dan Fransa'ya taşıdığını, malları teslim ettiğini, davacının verdiği hizmet karşılığında alacağı doğduğunu, davacının alacağına ilişkin olarak 18.11.2016 tarihli ... numaralı, 3500 EURO bedelli faturayı düzenlediğini, davalıya gönderdiğini, davalının ise davacıya ekspres fark ve gümrük masrafı faturası adı altında 05.12.2016 tarihli ...-... numaralı 863 EURO bedelli faturayı yolladığını, davacıya, anlaşmaya aykırı olarak yollanan bu faturanın Kadıköy ...Noterliğinin 23.12.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yasal süresi içerisinde iade edildiğini, şifahi görüşmelere rağmen davalı tarafından borcun bir kısmının ödenmesine rağmen dava konusu olan bakiye kısmının ödenmemesi sebebi ile davalı aleyhine İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, kötü niyetli davalının yapılan icra takibine haksız olarak ve alacağı sürüncemede bırakmak maksadı ile itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı ve davalı arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, davalının zaman zaman yurt dışı taşıması için kiralık araç yoluna gittiğini, 16.11.2016 tarihli sözleşmenin de bu amaçla tanzim ve imza edildiğini, davacı ile davalı tanzim edilen yurt dışı kiralık araç sözleşmesine istinaden aynı hafta için 2 adet araç kiralandığını, ... plaka sayılı aracın Bursa ... firmasından komple yüklenerek Fransa 67 bölgesine götürülmesi gerektiğini, Bursa ... firmasından yüklenen aracın terminli yük olduğunu, yani belirli bir sürede teslimi gerektiğini, bu hususun davacıya bildirildiğini, aksi halde hat duruşu yaşanacağının da bildirildiğini, terminli olarak gönderilen yükün takibinin araç takip sistemi ile yapıldığını, Almanya'da görünen aracın termin gününde varması konusunda bir sorun gözükmemekte iken, aracın varmasını beklerken, davacı firma ye ... limanında beklediğini, şoförlerinin hatalı dorse alıp limandan ayrıldığını belirttiğini, davacı tarafından paylaşılan bu hatalı bilgilerin, yükün alıcısına taraflarınca iletildiğini, yükün Pazartesi Fransa’ya ulaşıp tesliminin yapılacağının belirtildiğini, davacıya kendi çalışanlarının hatasından kaynaklı olarak terminli yükün zamanında yetiştirilememesine rağmen, alıcı ile diyalog kurulup sorunun halledildiğini ve de yükün alıcısına mutlaka Pazartesi günü teslim edilmesini, aracın konumu ile ilgili doğru bilgilerin paylaşılması hususunun kendilerine ısrarlı olarak belirtildiğini, davalının hoşgörülü, yapıcı anlayışlı tavrına rağmen, davalının yükü Pazartesi günü alıcına teslim etmediği gibi hafta sonu yapılan tüm aramalarına rağmen sağlıklı bilgi akışı da sağlanamadığını, verilen bilgilerin de hatalı ve de gerçekle bağdaşmayan bilgiler olduğunu, Pazar akşamı şirket çalışanlarından birisi ile yapılan görüşmede, aracın hala ... limanında olduğu, çıkış yapmadığı, Avusturya ve Almanya'ya geçmediği bilgisinin verildiğini, hatalı yalan bilgiler verme nedenlerinin de, çekicilerinin olmadığı, ancak Cumartesi akşamı yolladıklarını, araçta gümrük kontrolü olduğundan araçta çıkmadığını, bu yüzden Pazar akşamına kadar sürekli gerçek dışı bilgi verildiğinin anlaşıldığını, Fransa'daki alıcının terminli yükünün zamanında teslim edilmemesi, davacının kusurlu ve de basiretli bir tacir gibi davranmamasından kaynaklı yaşayacağı hat duruşunu en aza indirmek için yoğun çaba harcadığını, bu amaçla, davalının kendi öz malı olan ve de davacıya ait araçlardan 1 hafta sonra yola çıkan, aynı alıcıya ait 2 araçtaki yükü davacıya da mail yoluyla bilgi verilerek eksprese çevirdiğini, davacı tarafından teslimi gereken yüklerin zamanında teslim edilmemesi nedeniyle, alıcı tepkisini en aza indirilmek üzere bu işlemin yapıldığını, terminli aracın zamanında varmaması üzerine bazı referanslardan dolayı ortaya çıkan hat duruşunun alıcı firma tarafından davalıya fatura edildiğini, dolayısıyla davacı tarafından kesilen ... numaralı faturaya istinaden ... ve de ... no’lu iade faturaları kesildiğini, bu faturaların davacı tarafa kargo yoluyla gönderildiğini, davacının faturaları noter vasıtasıyla iade ettiğini, davacının sözleşmeye göre taşıma işini zamanında yerine getirmediğini, 16.11.2016 tarihli sözleşmede Fransa 67 Bölge mallarının 24/11.2016 Perşembe günü teslim edilmiş olması gerektiği aksi takdirde hat duruşu yaşayacağı açıkça belirtilmiş olmasına rağmen davacı tarafın buna riayet etmediğini, bu sebeple davacı iddialarının yerinde olmadığını, 18.11.2016 günü yüklenip 24.11.2016 Perşembe günü teslim edilmesi gerekli yükün, Fransa saati itibarıyla 30.11.2016 günü saat 18.41'de ulaştığını, bu hususun mail yazışmalarından ve de resmi nitelikteki diğer belgelerden anlaşıldığını savunarak, davanın reddini ve %20 oranında tazminata hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Yapılan yargılama sonunda toplanan tüm deliller, BAM kararı da dikkate alınarak alınan ve denetlenip benimsenen ve somut olaya uygun görülen bilirkişi raporundaki gerekçeler ve hesaplamalara göre; davalının müşterisi ... firması tarafından davalı adına keşide edilen 13.12.2016 tarihli, 2.000 Euro tutarlı “geç teslim yansıma bedeli” açıklamalı faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının dava dışı ... firmasının düzenlediği gecikme zararına katlandığı ve bu miktarı hesaben ödediği, davalının 2.000 EURO fatura nedeni ile fatura keşidecisine mahsuplaşma şeklinde ödeme yaptığı, ödeme - mahsuplaşma yapılmış faturanın davacı tarafından yapılan taşıma ile ilgili olduğunun sabit olmadığı, davalının dava dışı ... firmasına ödediği katlandığı, gecikme zararı bakımından davacının sorumlu olduğunun da teyit edilmedi; davalı yanca sunulan delillere ve yazışma içeriklerine göre davacının sorumlu tutulabileceği zararın ancak 863 EURO tutarında olabileceği, zira davalı yanın davacı yana mail yazışmalarında bu miktar bir zarar yansıtma hususunda bildiriminin olduğu, davalının davacı yana gördürdüğü taşımada 863 EURO zarara uğramasının kadri maruf ve sözleşme hükümlerine uygun olabileceği, bu durumda davalının ancak 3.197,36 TL hesaplama ileri sürebileceği, ancak dosyada bu miktarlarla uyumlu bir talep veya fatura düzenlemesi de söz konusu olmadığı, davalının davacı adına “eksper fark tutarı ve yurt dışı gümrük masraf tutarı” ve “yurt dışı masraflar” adı altında fatura keşide ederek yansıttığı zararların 863 EURO olabileceği, ancak bu miktarın davalı ticari defterlerinde herhangi bir şekilde harcama olarak da tespit edilmediği, 10.797,74 TL hesaplanmakla; davalının buna karşı davacının sorumluluk alanında meydana gelen zararı ortaya koymadığı anlaşılmakla; Davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 10.795,75 TL üzerinden devamına, taraflar tacir olmakla bu miktara ... gereğince ticari faiz uygulanması gerektiği, alacak likit olmakla davalının İİK 67/2 maddesi gereğince 10.797,75 TL nin % 20 si oranında tazminat ile mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 10.795,75 TL üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren bu miktara ticari faiz uygulanmasına, davalının asıl alacak olan 10.795,75 TL'nin %20'si oranında tazminat ödemesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sözleşmede yükün terminli olduğu ve 24.11.2016 tarihinde teslim edilmiş olması gerektiği, aksi halde hat duruşu yaşanacağının sözleşmenin ''Önemli Notlar'' bölümünde ayrıca ve açıkça belirtildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 11.maddesinde varış süresinin aşılmasından ötürü ortaya çıkan zararın yüklenici tarafından tazmin edileceğinin kabul ve taahhüt edildiğini, davacı tarafından ... plaka sayılı araç ile taşınan terminli yükün kararlaştırılan tarihte teslim edilmediğini, taşıma sürecinde davalıdan anlık araç konumu ve bilgi bekleyen dava dışı alıcının davacının iyiniyet kurallarına ve ticari teamüllere aykırı şekilde müvekkiline gerçeğe aykırı bilgi vermesi nedeniyle hatalı bilgilendirildiğini, davacının davalının uğradığı zarardan sorumlu olduğunun kabulü gerektiğini, geç teslim nedeniyle ortaya çıkacak hat duruşu masrafının çok daha fazla tutarda olabilecekken, davalının 2 aracı eksprese çevirmesi sayesinde, bu tutarın en aza indirgendiğini, davalının çabaları ile teslimin daha fazla gecikmesi engellendiği için ekspres masrafının alıcı şirket tarafından faturalandırma ile (13.12.2016 tarihli fatura) karşı taraf alıcı şirkete (...) 2.000,00 EURO olarak mahsuplaşılarak ödendiğini, davacı şirketten kaynaklanan nedenlerle yaşanan gecikmeden dolayı ödenmek zorunda kalınan hat duruşu bedelinin ve bu bedelin daha fazla artmaması için yapılan masrafın davacıya yansıtılmasında hukuka aykırılık olmadığını, iki aracın eksprese çevrilmesi nedeniyle ortaya çıkacak ek masrafın davacı şirkete mail yoluyla bildirildiğini, herhangi bir itiraza uğramadığını, bu halde illiyet bağını davalı yanın ortaya koyduğunu,aksi yöndeki içeriği ile çelişen raporun ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmaması gerektiğini, bilirkişi raporunda sonuç kısmının "E bendinde"mail yazışmalarında belirtilen "863 Euro karşılığı fatura tanzim edilmiş olsaydı" şeklindeki değerlendirmenin, incelemenin eksik, raporun hatalı olduğunu gösterdiğini, söz konusu alacak kalemleri yönünden davalı tarafından davacıya (27.08.2018 tarihli raporda belirtilen davalı şirketin 2016 yılı ticari defterlerinde yer alan 05.12.2016 ve de 07.12.2016 tarihli faturalar) düzenlendiğini, buna rağmen gerek yıl gerekse ay ve gün olarak davacı tarafça süresinde yapılamayan taşıma tarihlerine denk geldiğini, davacı tarafa yansıtılan 05.12.2016 tarihli ve 07.12.2016 tarihli faturalar ekspres fark tutarı ve yurtdışı gümrük masraflarından oluştuğunu, bu masrafların, davacı tarafından yükün sözleşme ile kararlaştırılan tarihte, varış adresine teslim edilemeyecek olması nedeniyle, müvekkili şirkete ait iki aracın eksprese çevrilerek teslimin bir an önce gerçekleştirilmesi için yapıldığını, bu durumun davacı şirkete mail aracılığıyla bildirildiğini, tüm masraf kalemlerinin ayrıntılı olarak gösterildiğini, bu aşamada herhangi bir itiraz ileri sürmeyen davacının gönderilen faturaları sözleşmeye aykırı olarak kötü niyetli olarak iade ettiğini, 2000 EURO bedelli faturanın dava dışı ... firması tarafından davalıya kesilen geç teslimat yansıtma bedeli açıklamalı faturaya karşılık davalı tarafından davacıya; mail yazışmalarında belirtilen 863 EURO bedelli fatura ( her bir araç için 2 x 350 Euro=700 Euro ekspres masrafı, 163 Euro gümrük masrafı olmak üzere; 863 Euro bir bedel yansıtılacağı)nın belirtildiğini, bu bedeller yanında ayrıca yapılan yurt dışı diğer ücretler açıklaması ile yapılan masraflar da olduğunu, davacı şirketin kusurlu hareketleri ile neden olduğu gecikmeden doğacak zararın en aza indirgenmesi amacıyla taşıma halindeki araçtan bir hafta sonra yola çıkan müvekkil şirkete ait iki araç eksprese çevrilerek teslimatın gerçekleştirildiğini, ayrıca sözleşmede de belirtildiği üzere gecikme nedeniyle hat duruşu yaşandığından müvekkili şirketin müşterisi olan ... unvanlı firma müvekkile hat duruşu masrafını fatura ettiğini, yani, davacıya fatura edilen gecikme bedeli olmadığını, kaldı ki, sözleşmeyle kararlaştırılan gecikme bedeli 100 Euro değil günlük 179 Euro olduğunu, davacıya fatura edilen masrafların, gecikme nedeniyle müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen ekspres fark tutarı ve gümrük masrafı faturası ile hat duruşu faturası olduğunu, bu durumun davacı şirkete mail aracılığıyla bildirildiğini, tüm masraf kalemleri ayrıntılı olarak gösterildiğini,bu aşamada herhangi bir itiraz ileri sürmeyen davacı şirket, gönderilen faturaları sözleşmeye aykırı olarak kötü niyetli olarak iade ettiğini, BAM kararında yer verildiği üzere ilk derece mahkemesi tarafından gecikmeden kaynaklı kusurun kime ne oranda yüklenebileceği hususunun kesin şekilde ortaya konulması gerektiğini, davacı tarafın gecikmeyi telafi etmeye çalışmasının da kusurun kabulü anlamına geldiğini, ilk derece mahkemesi tarafından kusur tespitine ilişkin gerekçenin yetersiz olduğunu,05.12.2016 tarihli ve 07.12.2016 tarihli faturalar ile yapılan masraf ve harcamaların ticari defterlerde yer alıp almadığının tespitinin yapılamadığını belirtip; mail yazışmalarında yer verilen 863 Euro alacak için fiili irtibat kurulmadığının ileri sürülmesinin hatalı olduğunu,BAM kararına aykırı olduğunu, maildeki açıklama ile birebir örtüşen faturaya rağmen bu şekilde görüş bildirilmesinin çelişkili olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacının davalı ile arasındaki 16.11.2016 tarihli yurt dışı kiralık araç sözleşmesi uyarınca vermesi gereken hizmeti verdiğini,davalı için taşıma yaparak gönderilecek olan malları Bursa'dan Fransa'ya taşıdığını, malları teslim ettiğini, bu sebeple davalıya 18.11.2016 tarihli, ... numaralı ve 3500 EURO bedelli faturanın düzenlendiğini, davalının kısmi ödeme yaptığını, davacının taşımaya ilişkin kusurunun bulunmadığını, davalının zarar iddiasının yerinde olmadığını, ileri sürerek, bakiye bedelin tahsili için takip başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır.Davalı vekili ise; davacının sözleşmeye aykırı şekilde terminli yükü geç teslim ettiğini, bu sebeple davalının masraflar yaptığını,bunların gecikme nedeniyle davalı tarafından gerçekleştirilen ekspres fark tutarı, gümrük masrafı ile hat duruşu masrafı olduğunu, bunları içeren iki fatura düzenlenerek davacıya gönderildiğini, davacının bu faturaları haksız iade ettiğini ve davalının borcu bulunmadığını savunuştur.Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu 12.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 10.797,75 TL asıl alacak, 289,54 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.087,29 TL alacak yönünden 23.02.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak ''10.797,75 TL fatura, 18.11.2016 tarihli ... nolu, 3500 Euro bedelli fatura bakiyesinin tahsili- ... plakalı aracı ile yapılan taşıma bedeli''nin gösterildiği, ödeme emrinin 27.02.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 06.03.2017 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 30.12.2020 tarihli ve 2019/302 Esas, 2020/1487 Karar sayılı kararı ile eksik inceleme bulunduğu belirtilerek kaldırılmış, mahkemece yeniden yapılan yargılama sırasında kaldırma kararı uyarınca bilirkişi raporu alınarak mailler, faturalar ve taraf ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında ''yurt dışı kiralık araç anlaşma formu" başlıklı belge imzalanmış olup bu kapsamda davacı tarafından davalının gönderilerinin Bursa'dan Fransa'ya taşındığı ve teslim edildiği sabittir. Davalı, davacının taşıma konusu emtiaları geç teslim ettiğini, kendisinin bu sebeple zarara uğradığını savunmaktadır. Bu kapsamda davacıya düzenlediği faturaların ise davacı yanca iade edildiği görülmektedir.Gerek sunulan emailler, gerek davalı yanca sunulan faturalar ve ticari defter kayıtları, gerek taşıma belgeleri, gerekse yeniden alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerledirildiğinde; davalının, davacının taşıma hizmeti sırasında kusurlu olduğunu, kendisinin de bu sebeple zarara uğradığını ispat edemediği, davalının salt fatura düzenlemiş olmasının zararın varlığını göstermeyeceği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Zira ilk derece mahkemesince kaldırma kararı kapsamında inceleme yapılarak yeniden bilirkişi raporu alınmış, alınan raporda da davalının hesaplaşma için düzenlediği faturalar ile gerek mail yazışmasında belirtilen 863 EURO alacak, gerekse davalının katlandığını iddia ettiği 2000 EURO gecikme zararı ile fiili irtibat tespit edilemediği, bir diğer deyişle, davalının, davacıdan kaynaklı sebeplerle gecikme zararına katlandıysa bunu davacıya yansıtabileceği, ancak söz konusu gecikme zararının davacının taşımasındaki gecikme ile illiyet bağının ortaya konulamadığı belirtilmiştir. Hal böyle olunca davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiş ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 553,20 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.11.06.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2153, K. 2026/1105, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2153-e-2026-1105-k-9db5f13355fa