Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2078 E. 2026/1065 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2078
- Karar No
- 2026/1065
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2078
KARAR NO:2026/1065
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:26.04.2022
NUMARASI:2021/503 Esas - 2022/382 Karar
DAVA:Alacak (Bankacılık işleminden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankaya ait ... seri numaralı 25.07.2018 keşide tarihli 450.000,00 TL bedelli çeki süresi içerisinde davalı bankanın ... şubesine ibraz ettiğini, davalı bankanın ise çekin tarih, yazı ve rakam kısmının tahrif edilmesi ve yapılan değişikliğin yanındaki imzanın keşidecinin bankadaki imzası ile uyumlu olmaması nedeniyle çek hakkında herhangi bir işlem yapılmayarak iade edildiğini, bankanın çekin keşideci olan dava dışı ... Şirketinin hesabında yeterli bakiyenin olup olmadığına dair bir bilgi vermediğini, çek hakkında karşılıksız işlemi de yapmadığını, bankanın imza denetlemesine ilişkin yetkisi bulunmadığını, tahrifat iddiasına keşidecinin itiraz edebileceğini, keşideci şirket yetkilisi ile yapılan sözleşmede, çekin davalı bankaya ibraz edilmiş hâli ile keşideci yetkilisi tarafından müvekkiline verildiğinin ispatlandığını, çekte yapılan düzeltmelerin keşidecinin onaylaması halinde geçerli olacağını, bu onayın düzeltmenin yanına atılacak bir imza ile verilebileceğini, düzeltme imzasının kendisine ait olmadığını iddia eden keşidecinin bunu ispatlaması gerektiğini, bankanın buradaki tek sorumluluğunun ıslak imza olup olmadığının denetlemekten ibaret olduğunu, davacının bankanın hukuka aykırı işlemine ilişkin olarak davalıya 11.11.2020 tarihinde başvurduğunu, bu işleme ilişkin bir yargı kararı olup olmadığı, keşidecinin imzanın kendisine ait olmadığı yönünde bankaya başvurusunun olup olmadığı gibi hususları cevaplamasının istendiğini, ancak bankanın cevap vermediğini ileri sürerek, karşılıksız işlemi yapılmayan çek hakkında Çek Kanun'unun 3/7-a,b maddesi uyarınca 100,00 TL gecikme cezasının davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 09.03.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 100,00 TL'den 34.000,00 TL'ye yükselterek harcını ödemiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; dava konusu çekin karşılıksız şerhi içeren bir çek olmadığını, çekin bankaya ibraz edildiği tarihte arkasına karşılıksız kaşesi değil, çekin tahrif edildiğinin ve işlem yapılmayarak iade edildiği şerhi düşülerek çekin hamiline iade edildiğini, bankaların karşılıksız kaşesi içermeyen bir çekin sorumluluk bedelini ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, TTK hükümlerine göre bankaların ödeme için kendilerine ibraz edilen çeklerdeki keşideci imzalarını inceleme ve çekin tahrif edilip edilmediğini kontrol yükümlülüğü bulunduğunu, sahte ve tahrif edilmiş bir çekin ödenmesinden doğan zararın muhatap bankaya ait olacağını, keşideci imzasından farklı bir imza içeren çeki ödeyen muhatap bankanın keşidecinin imza itirazı halinde ödenen çek bedelinin keşideciye iade etmekle yükümlü olduğunu, dava konusu çekle ilgili olarak keşidecinin 25.07.2018 tarihinde yazdığı talimatta, çekte oynama yapılarak tutar bilgisinin değiştirildiği ve imzanın taklit edildiğini belirterek çekin işleme alınmamasını istediğini, keşideci şirketin bu talebi ile ibraz edilen çek üzerinde inceleme yapıldığında dava konusu çekin tarih kısmının tahrif edildiğinin belirlendiği, yazı ile rakam kısmı tahrif edilmiş ve yazı ile rakamda yapılan değişikliğin yanında yer alan imzanın keşidecinin banka kayıtlarındaki imzası ile uyumlu olmadığının tespiti karşısında karşılıksız işlemi yapılamayacağını, muhatap bankanın yasal sorumluluk bedelini ödeme yükümlülüğünün doğması için şartların oluşmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Bu kapsamda; çek keşidecisi ....Şti. yetkilisi ...’ın imza örneklerinin bulunduğu belge asılları ile talimat yazısı aslı ve çek üzerinde inceleme yapılarak, çekteki imza ve parafın dava dışı keşideciye ait olup olmadığı hususunda grafolog bilirkişiden rapor hazırlaması istenmiş, bilirkişi raporunda, keşideci imzasının dava dışı şirket yetkilisi ...’a ait olduğu, parafın ise imza yolu net belirlenemediğinden teşhis ve tespite götürecek nitelikte olmadığı tespit edilmiştir. Dava dışı keşideci, davalı bankaya çek bedeli üzerinde tahrifat yapıldığı ile imza ve cironun taklit edildiğini beyan ederek, çekin ödenmemesini talep etmiştir. Çek üzerindeki imzaya ve parafa ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmış, imzanın keşideciye ait olduğu tespit edilmekle, keşidecinin beyanının aksine çekin ciro edilmediği ve lehtar tarafından bankaya ibraz edildiği görülmektedir. Davalı her ne kadar parafın dava dışı keşideciye ait olduğunun tespit edilemediğini ve çekte tahrifat yapıldığını iddia etse de çek bedelinin 450.000-TL olarak rakamla belirtildiği fakat yazı ile yazılan kısımda harf hatası yapılarak 'dörtyüzellibir' yazıldığı, bu kısmın ise paraf ile “dörtyüzellibin” olarak düzeltildiği, paraf ile yapılan değişikliğin harf hatasını düzeltmekten ibaret olduğu ve çek bedelini değiştirir nitelikte olmadığı dolayısıyla bu değişikliğin tahrifat olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığına karar verilmiştir. Sonuç olarak; çekte mevcut imzanın hem ilk bakışta hem de bilirkişi incelemesi neticesinde dava dışı keşideciye ait olması, 'dörtyüzellibir' yazılı kısmın 'dörtyüzellibin' olarak değiştirilmesinin, aynı miktarın rakamla belirtilmiş olması kapsamında tahrifat niteliğinde olmadığı zira rakamla belirtilen miktarın değiştirilmediği, dolayısıyla bankanın çek sorumluluk bedelini ödememek için haklı bir sebebinin mevcut olmadığı, salt keşideci beyanı ile somut bir dayanak bulunmamasına rağmen çekin ödenmemesi nedeniyle davacının gecikme zammı talep edebileceği değerlendirilmiştir. Banka kayıtlarından ibraz tarihinde çekin hiçbir karşılığının bulunmadığı anlaşılmakla, bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktarın ibraz tarihi olan 2018 yılında 1.600-TL olacağı, ibraz tarihi ile dava tarihi arasında 1057 gün olduğu ve Çek Kanununun 3/7.maddesi uyarınca bankanın ödemekle yükümlü olduğu bu bedel üzerinden günlük binde üç gecikme cezasının hesaplanması gerektiği değerlendirilmekle; (1.600* 0,003*1057=)5.073,60-TL gecikme cezasının davalıdan talep edilebileceği..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.073,60 TL gecikme cezasının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda çekteki imzanın hem ilk bakışta hem de bilirkişi incelemesi neticesinde dava dışı keşideciye ait olması, "dörtyüzellibir" yazılı kısmın “dörtyüzellibin” olarak değiştirilmesinin, aynı miktarın rakamla belirtilmiş olması kapsamında tahrifat niteliğinde olmadığı kabul edilerek müvekkilinin haklılığının belirlendiğini, ayrıca salt keşideci beyanı ile somut bir dayanak bulunmamasına rağmen çekin ödenmemesi nedeniyle davacının gecikme zammı talep edebileceğinin kabul edildiğini, ancak ibraz tarihinde çekin karşılığının bulunmadığı gerekçesiyle bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktarın ibraz tarihi olan 2018 yılında 1.600,00 TL olacağı, ibraz tarihi ile dava tarihi arasında 1057 gün için Çek Kanunu'nun 3/7. maddesi uyarınca bankanın ödemekle yükümlü olduğu bu bedel üzerinden günlük binde üç gecikme cezasının hesaplanması gerektiğinin kabul edildiğini, Oysa mahkeme kararında atıf yapılan Çek Kanun'unun 3/7. maddesinde, "Banka; a) Çekin karşılığının hesapta bulunmasına rağmen hamiline ödenmesinin geciktirilmesi, b) Kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın hamile ödenmesinin geciktirilmesi, hâllerinde, çek hamiline, her geçen gün için binde üç gecikme cezası öder. Bu hâllerde 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uygulanmaz." şeklinde düzenleme bulunduğunu, yasada binde üçün hesaplanmasında hangi bedelin kullanılacağının açıkça yazılmasa da kanunun tamamı irdelendiğinde çek bedelinin kast edildiğinin anlaşılacağını, hukuka aykırı olarak ödeme veya karşılıksızdır işlemi yapmayan muhatap bankanın, müvekkilinin alacağını tahsil etmesini ve icra mahkemesinde şikayetçi olunmasını engellediğini, keşide için öngörülen karşılıksız çek düzenleme hükümlerinin uygulanmasının önüne geçtiğini, mahkeme ise verdiği kararda kanunda açıkça belirtilmemesine karşın binde üçlük hesabı çek kağıt bedeli üzerinden yaptığını, bunun ile müvekkilinin 450.000,00 TL alacağı karşılığında 5.073,60 TL'ye hükmedildiğini, bankanın usulsüz işlemleri olmaması halinde müvekkilinin bu sonuçlarla karşılaşmayacağını, karşılıksız işlemi yapılması halinde müvekkilinin icra takibi başlatarak şikayetçi olabileceğini ve keşidecinin çek kullanımının yasaklanabileceğini, hesapta para bulunmadığına ilişkin beyanın bankanın tek yanlı beyanı olduğunu, bu hususun Bankalar Birliği ve Merkez Bankası gibi devlet kurumlarından teyit edilmesi gerektiğini, istinaf başvurusu yapılan tarihte dahi alacağın ödenmemesi nedeniyle faize de karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; çekteki düzeltmelerin keşideci tarafından paraf edilmemesi halinde çekin geçersiz olacağını, çek üzerinde yazı ile çek bedelinin önce “dörtyüzellibir TL” yazıldığını, daha sonra üzerinde yapılan değişiklikle “dörtyüzellibin TL” yapılarak paraf atıldığını, çek üzerindeki rakam ile yazan kısım da 450.000 TL olduğunu, yazı ve rakam arasında farklılık mevcut ise yazı ile yazan bedele öncelik verileceğini ve yazı ile yazan bedel kadar evrakın geçerli kabul edileceğini, 451 TL ile 450 bin TL arasında karşılaştırma yapılamayacak kadar büyük fark bulunduğunu, çekteki miktarın değiştirilmesinin tahrifat niteliğinde olduğunu, dava konusu çekin karşılıksız şerhi içeren bir çek olmadığını, çekin ibraz edildiği 31.07.2018 tarihinde arkasına karşılıksız kaşesi değil çekin tahrif edildiğine ilişkin yazı yazılarak hamiline iade edildiğini, bankanın karşılıksız işlemi yapılmayan çek garanti bedelini ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, ayrıca bankanın ibraz edilen çekin tahrif edilip edilmediğini inceleme yükümlülüğü bulunduğunu ve bunun yanı sıra keşideci imzasından farklı bir imza içeren çeki ödeyen veya bu çeke karşılıksız işlemi yapan bankanın, keşidecinin imzaya itiraz etmesi halinde tazmin yükümlülüğü bulunduğunu, keşidecinin de bankaya 25.07.2018 tarihinde talimat yazarak çekin tahrif edildiğini bildirerek ödeme yapılmamasını istediğini, çekteki imzanın keşideciye ait olduğunu kanıtlama yükümlülüğünün alacaklıya ait olduğunu, mahkemenin ise çekteki değişiklik, çizik ve paraflara ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırdığını ve bilirkişi raporunda “çek üzerindeki paraf ve imzaların keşidecinin eli ürünü olup olmadığının tespitinin yapılamadığı” belirlediğini, buna göre davacının ispat yükünü yerine getiremediğini,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davacı tarafından davalı bankaya ibraz edilen çekin tahrif edildiği gerekçesiyle karşılıksız işlemi yapılmamasından kaynaklanan gecikme cezasının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince ayrı ayrı, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin davadaki kabul kararına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca, miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bu miktar yeniden değerleme oranı ile hüküm tarihi olan 2022 yılı itibariyle 8.000,00 TL'ye baliğ olmuştur.Mahkemece 34.000 TL olarak ıslah edilen davanın 5.073,60 TL'si kabul edilmiş olup, davanın alacak davası olarak açılan bu davada kabul edilen kısım yönünden mahkeme karının kesin nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili olarak ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları hakkında aynı Yasa'nın 352/1.b maddesi gereğince istinaf mahkemesince de karar verilmesi mümkündür. Bu açıklamalar ışığında, kanun yolu başvurusuna konu edilen davadaki kabul edilen kısmın karar tarihi itibariyle taraflar yönünden kesin nitelikte olması nedeniyle istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; dava dışı .... Şti. tarafından keşide edilen... AŞ ... Şubesine ait 25.03.2018 keşide tarihli ve ... numaralı çek davacı emrine keşide edilmiştir. Çekin rakam kısmında 450.000 TL yazılıdır. Yazı kısmında ise yazı ile "Dörtülellibir" yazılı olup, daha sonra bu kısmın para ile "Dörtyüzellibin" şekline getirildiği anlaşılmıştır. Çekin 31.07.2018 tarihinde davalı bankaya ibraz edildiği ve banka tarafından "İş bu çekin tarih kısmı tahrif edildiğinden ve yazı ile rakam kısmı tahrif edilmiş ve yazı ile rakamda yapılan değişikliğin yanında yer alan imza keşidecinin bankamız kayıtlarındaki imzası ile uyumlu olmadığından çek hakkında herhangi bir işlem yapılmayarak iade edilmiştir" şerhi yazılmıştır. Davacı tarafından ibraz edilen çekin karşılığının ibraz tarihinde bankada bulunmadığı hususu, davalı bankanın 02.07.2021 tarihli yazısından anlaşılmıştır. Bankanın bu cevabının yeterli olduğu, güven kurumu olan bankanın çek hesabında, çekin ödenmesi için gerekli olan miktarın bulunmadığı durumlarda tek taraflı beyan ile karşılıksız işlemi yapabildiği dikkate alındığında, kanun koyucunun bankanın tespit ve beyanını yeterli gördüğü, bu nedenle bankada ibraz tarihinde karşılık bulunup bulunmadığı hususunda bankanın beyanının yanı sıra Merkez Bankası veya Bankalar Birliğinden bilgi talep edilmesinin çek karşılıksız işlemine tabi tutulmasına ilişkin temel ilkelere aykırı olacağı sonucuna varılmıştır.Keşideci tarafından sunulan yazıda, çekte tahrifat yapıldığı belirtilmiş ve bu yazı cevap dilekçesi ekinde sunulmuştur. Mahkemece çek üzerinde yapılan incelemede keşideci imzasının keşideci şirket yetkilisine ait olduğu belirlenmiş, ancak paraf konusunda inceleme yapılamadığı 10.02.2022 tarihli raporda belirtilmiştir. Dava dilekçesinde sadece karşılıksız işlemi yapılmayan çek için Çek Kanunu'nun 3/7-a ve b maddeleri uyarınca her geçen gün için binde üç oranında gecikme cezası talep edilmiş8 ve açıkça faiz talep edilmediği belirtilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin son paragrafındaki faize ilişkin talebi yerinde değildir. Yetkili hamil tarafından ibraz edilen çekteki keşideci imzasının kontrolü gerekmektedir. Çekin keşideci tarafından imzalandığının belirlenmesi hâlinde, banka çekin bankadaki karşılığı ödenecektir. Çekin ibrazı, çek bedelinin tahsili talebini içerdiği gibi, bankanın sorumluluk tutarının ödenmesine ilişkin bir irade açıklamasını da içermektedir. Bu nedenle çekin karşılığının bulunmaması hâlinde bankanın sorumluluk bedelinin de ödenmesi gerekmektedir. Mahkemece yapılan incelemede çekteki imzanın keşideciye ait olduğu belirlenmiştir. Çekte rakamla yazılı olan kısımda 450.000 TL yazılıdır. Yazı ile yazılan kısım ise sonradan rakamla yazılı olan miktarla aynı hâle getirilerek paraf edilmiştir. Ancak paraftaki imzanın keşideciye ait olup olmadığı belirlenememiştir. Mahkemece belirlendiği üzere, her rakamla ve yazı ile yazılan miktarın aynı olması nedeniyle esasında çekte bir tahrifat bulunmamaktadır. Bu durumda ibraz hâlinde bankada çek karşılığının bulunmaması nedeniyle bankanın çek garanti bedelini ödemesi gerekmektedir. 2018 yılında bu miktar 1.600 TL olup, çekin ibrazı ile dava tarihi arasındaki 1057 günlük süre için mahkemece Çek Kanunu'nun 3/7 maddesine göre, çek garanti bedeli üzerinden günlük binde üç oranında gecikme cezası belirlenmesi yerindedir. Bu miktarın çekin tamamı üzerinden ödeneceğine ilişkin yasada bir açıklık bulunmamaktadır. Bu nedenle çekin karşılığı bulunmaması nedeniyle bankaca ödenmesi gereken miktar üzerinden gecikme cezası belirlenmelidir. Çekin karşılıksız işlemine tabi tutulmaması nedeniyle keşidecinin başka hakları ile bu nedenle uğranılan zararlar dava konusu edilmemiştir. Bu nedenle dava konusu edilmeyen hususlarda mahkemece inceleme yapılarak karar verilmesi mümkün değildir. Çek Kanun'unun 3/7.maddesinde, "Banka; a) Çekin karşılığının hesapta bulunmasına rağmen hamiline ödenmesinin geciktirilmesi,b) Kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın hamile ödenmesinin geciktirilmesi, hâllerinde, çek hamiline, her geçen gün için binde üç gecikme cezası öder. Bu hâllerde 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uygulanmaz." düzenlemesi bulunmaktadır. Mahkemece yapılan inceleme anılan madde hükmüne uygun olup, bu maddede hesapta yeterli bakiyesi bulunmayan çek bedelinin tamamı üzerinden, bankanın gecikme cezası ödeyeceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle bankanın, hesapta bulunan bakiyeye göre ödemesi gereken miktar üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir.Hesapta ödeme için bir bakiye bulunmadığından bankanın sorumlu olduğu miktar çekin garanti tutarı olup, bankaya bunu aşan bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kısmının davalı bakımından kesin nitelikte olması nedeniyle, davalı yönünden istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşılmakla, davalı vekillinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 346 ve 352 maddeleri uyarınca reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-HMK'nın 346. ve 352. maddeleri uyarınca, davalı vekilinin kesin karara yönelik istinaf başvuru dilekçesinin reddine, davalı tarafça yatırılan istinaf karar hancının, talep hâlinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,
6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 04.06.2026 tarihinde, ...oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.