Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2227 E. 2026/1209 K. – Maddi Tazminat
Konu: Maddi Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2227
- Karar No
- 2026/1209
- Karar Tarihi
- Konu
- Maddi Tazminat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2227
KARAR NO:2026/1209
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:31/05/2022
NUMARASI:2020/176 E. - 2022/397 K.
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı,davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile .... AŞ arasında 01.03.2017 tarihinde 1 adet ''...'' için kit karşılığı cihaz kullanımına ilişkin sözleşme, 09.01.2017 tarihinde 1 adet ''... marka ...'' için kit karşılığı cihaz kullanımına ilişkin sözleşme, 09.02.2017 tarihinde ise 1 adet ''... marka Sedimentasyon Cihazı'' için kit karşılığı cihaz kullanımına ilişkin sözleşme olmak üzere toplamda üç adet kit karşılığı cihaz kullanımına ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşmelerin davacı ve davalı ... .... AŞ arasında imzalanmış ise de bir süre sonra şirket yetkilisi ...'ın sözleşmelerin kendi gerçek kişi işletmesi olan davalı ... ve ...-... ünvanlı ticari işletmesine temlikini, faturaların bundan sonra bunun adına kesilmesini istediğini, imzalana devir ve temlik protokolleri ile sözleşmelere konu olan cihazlar ve bu cihazlara ait her türlü kit ve sarf malzemesi tedarik işinin davalı ... ve...-...'a devir ve temlik edildiğini, protokollerin 2.maddesinde ise her iki davalının davacıya karşı birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olmaya devam edeceklerinin hükme bağlandığını, sözleşme uyarınca cihazların davalı kullanımına sunulduğunu, bir süre sonra davalının testleri başka bir yerde yapmaya veya test kitlerini başka bir yerden tedarik etmeye başladığını, davacıya kit siparişi vermemeye başladığını, sözleşmelerin haksız olarak feshedildiği tarihe kadar, davalıların sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediğini,sözleşme kapsamında taahhüt edilen miktar kadar test kiti satın almadığını, davacının bu yüzden zarara uğratıldığını, davacıya test kiti siparişi vermeyen ve sözleşmelerde belirtilen yıllık asgari kit alımlarını yapmayan davalının Kartal .... Noterliği vasıtası ile keşide ettiği 14 Ekim 2019 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarname ile tek taraflı ve haksız olarak sözleşmeleri feshettiğini, sözleşmelerin tek taraflı ve haksız olarak feshedilmesi sebebiyle davacının sözleşmelerden edineceği kazançtan yoksun bırakıldığını, davacının sözleşmeler uğruna cihazlar aldığını, yatırım yaptığını, personel aldığını, davacının zor durumda kaldığını ileri sürerek,şimdilik 5.000-TL alacağın fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 07.03.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile dava değerini arttırarak, 62.730,05 TL'nin fesih tarihinde itibaren avans faizi ile tahsilini istemiştir.Davalı vekili, savunmasında ve duruşma beyanında özetle; müvekkilleri ile davacı arasında söz konusu sözleşmelerin yapıldığın, inşaat şantiyelerinde çalışan işçilerin alması gereken sağlık raporlarının temini yönünde faaliyet gösteren işletmeler olduğunu ve inşaat sektöründe olduğunu, her iki tarafın da yükümlülüklerini belirli bir süre eksiksiz olarak devam ettirdiğini, ancak 2018 yılında yaşanana ekonomik kriz ve döviz kurlarındaki olağanüstü dalgalanmadan inşaat sektörünün etkilendiğini, davalıların hizmet verdiği şantiyelerin çok kısa zaman içerisinde faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldığını, hatta hala bile şantiyelerin çalışmadığı ve uzunca bir süredir inşaat sektörünün durağan olduğunu, ekonomik krizin yaratmış olduğu daralmanın, OSGB hizmeti almaya gelen hasta sayılarını neredeyse günlük tek hanelere kadar düşürdüğünü, iş hacmindeki bu düşüşün davacı taraf ile yapılan sözleşmelerde taahhüt edilen kit alım sayısını da etkilediğini, fakat sözleşme metinleri dikkatlice incelendiğinde ve cari hesap ve faturalar göz önünde bulundurulduğunda, davacı tarafın huzudaki davayı açmakta hiç bir hukuki menfaatinin olmadığının ortaya çıkacağını, söz konusu kit sayısının taahhüt edilenin altında olması sebebiyle, davacı şirkete ilk sözleşme konusu bu makine için aylık 750,00 TL kira bedeli ödenmeye başlandığını, iş bu kira bedellerine ilişkin faturaları sunduklarını,dolayısıyla ilk sözleşme kapsamında davacı zararı olmadığını, diğer iki sözleşmede ise bu iki sözleşmenin geçerlilik süresinin akdedilme tarihinden itibaren 3 yıl olduğunu, dolayısıyla 14.10.2019 tarihinde davacıya fesih ihtarnamesi gönderilmeseydi bile bu iki sözleşmenin geçerlilik sürelerinin yaklaşık 1-2 ay içerisinde sonra erecek olduğunun çok rahatlıkla tespit edilebileceğini, dolayısıyla, davacı tarafın dilekçesinde belirtmiş olduğunun aksine bu iki sözleşmenin bitiş tarihine çok kısa bir zaman kalmış olmakla birlikte, iddia edilenin aksine fesih nedeniyle uğranılan herhangi bir zararın bulunmadığını, davalı ... ve ...-...'ın dava konusu 3 sözleşmenin kendisine devrinden, fesih tarihi olan 14.10.2019 tarihine kadar davacı şirkete toplamda 232.851,80 TL cari hesap ekstresinde görünen ödemeleri yaptığını, davalı ... .... AŞ'nin dava konusu 3 sözleşmenin akdedilmesinden, fesih tarihi olan 14.10.2019 tarihine kadar davacı şirkete toplamda 52.085,24 TL ödeme yapıldığını, toplamda her iki müvekkili şirketten, davacı şirkete 284.937,04 TL ödeme yapıldığını, dolayısıyla, bilirkişinin yapacağı hesap ile birlikte açıkça ortaya çıkacağı gibi erken feshedilmesine rağmen, sözleşmelerin süre bakımından tamamen ifası gerçekleşmiş olsa dahi, davacı şirkete ödedikleri bedelin, her halükarda sözleşmeler bazındaki bütün maddi yükümlülüklerini karşıladığını, 01.03.2017 sözleşmenin 3.12 maddesine göre, test alım sayısı sözleşmede belirtilenin altına düştüğü zaman, davacıya aylık 750,00 TL "Kiralama Bedeli" ödendiği hususunun dikkate alınması gerektiğini, dolayısıyla, iş bu sözleşmedeki yıllık 80.000 adet test alım taahhüdünün geçerliliğini yitirdiğini, bu nedenle, hem 80.000 kit alımı taahhüdü bulunan sözleşme hem de diğer iki sözleşme ile ilgili yapılacak bilirkişi incelemesinde, bu hususların göz önüne alınması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... taraflar arasında Kit Karşılığı Cihaz Kullanımına İlişkin Sözleşmelerin imzalandığı ve sözleşmelerin davalılar tarafından süresinden önce feshedildiği hususlarında herhangi bir ihtilafın bulunmadığı, uyuşmazlığın sözleşmelerin davalı tarafından süresinden önce feshinin haklı olup olmadığı ve davacının zarar tazmini talebinde bulunup bulunamayacağı hususlarından kaynaklandığı, davalı tarafından gönderilen fesih ihbarnamesinde ya da aşamalarda sözleşmelerin sona erdirilmesinde davacıya atfedilebilecek herhangi somut bir kusur iddiasına ve deliline rastlanmadığından yapılan fesih bildiriminin haklı nedene dayanmadığının kabulünün gerektiği ve TBK m.112 gereğince davacının sözleşmenin erken feshi nedeniyle kar kaybına ilişkin talebinin müspet zarar kapsamında kısmen yerinde olduğu kanaatine varılarak hükme elverişli bulunan ek raporda yapılan hesaplamalar doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile toplam 60.806,18 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilşikin talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile toplam 60.806,18 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilşikin talebin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; erken fesih nedeni ile davacı borçlu bulunulmadığını,sözleşmelerin fesih tarihine kadar, davacının hesabına davalılarca 284.937,04 TL ödeme yapıldığını, bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor esnasında incelenen hesap hareketlerinden de tespit edildiğini, ödenen bu bedel esas alındığında sözleşmelerin feshi nedeni ile davacının herhangi bir zararı bulunmadığının görüleceğini,ancak 03.12.2021 tarihinde düzenlenen ek raporda, davacıya vermiş oldukları toplamda 38.510,20 TL'lik 3 adet karşılıksız çekin davalılara iade edildiği ve bu nedenle de davacıya yapılan ödemenin toplamda 240.789,71 TL olduğu tespit edildiğini, ancak yapılan araştırmalar neticesinde, söz konusu karşılıksız çekler yerine 1 adet çek verdiklerini, bu çekin de ödenmiş olduğu tespit ettiklerini,yapılan çek ödemesini davacı şirket defterlerine kayıt etmediklerini, ancak bilirkişi incelemesinde, davacının, toplam tutarı 38.510,20 TL olan 3 adet çeki karşılıksız çıkması nedeni ile iade ettiği ve bu nedenle de davacıya yapılan tutarın aslında 240.789,71 TL olduğunun tespit edildiğini,davacıya, karşılıksız çıkan çeklerin yerine, .... Şti' ye ait (Ek-1) 30.11.2018 keşide tarihli 35.000,00 TL'lik çek verildiğini, söz konusu çekin de 30.11.2018 tarihinde ekte sunulan dekonttan da anlaşılacağı gibi davacı tarafından tahsil edildiğini, iş bu çekin davacıya verildiğine dair tahsilat makbuzu (Ek-3) da ibraz edildiğini, dolayısıyla burada belirtilmesi gereken en önemli hususun, davacının, bilirkişi raporunda belirtilen karşılıksız çıkan çeklerin yerine davalılarca yeni bir çek aldığı ve bu çeki de tahsil etmesine rağmen, davalı müvekkillerinin cari hesaplarından düşememesi, hem bilirkişi raporunun hatalı düzenlenmesine hem de mahkemenin vermiş olduğu kararın hatalı doğmasına sebep olduğunu,aslında bilirkişi raporundan anlaşılanın davacının yukarıda belirtmiş olduğumuz çeki hiç bir zaman defterlerine kayıt etmediği olduğunu, söz konusu durumun davalılarca istinaf aşamasında tespit edildiğini, daha doğrusu, davacıya vermiş oldukları çekin taraflarına ait olmadığı için, çek sahiplerinden ödemenin yapılıp yapılmadığı bilgisine ancak istinaf aşamasında öğrendiklerini,davacının, ödemesi yapılan çeki defterlere kayıt etmeyerek yargılamanın selametini etkilemek dışında, ayrıca defterlerini bilerek yanlış tutması nedeni ile vergi usul hukukuna aykırı hareket ettiğini, bu sebeple de davacının yapmış olduğu hukuka aykırı hareketi sonucu yaşanan hak kaybı nedeni ile ilgili kurumlara şikayette bulunacaklarını, taraflar arasındaki sözleşme maddelerinin bilirkişiler tarafından yanlış yorumlandığını, hesaplama hatası yapıldığını, ... marka ... ile alakalı "Kit Karşılığı Cihaz Kullanımına İlişkin Sözleşme" de yıllık 80.000 adet kit alımı garanti edildiğini, ancak söz konusu test kiti alımı belirtilen sayı altında kaldığında, sözleşmenin 3.12 maddesinde belirtildiği gibi 6 aydan sonra cihaz için 750,00 TL kira bedeli ve normalde ücretsiz verilen kontrol serumlarına da ücret ödeneceği hususunun kararlaştırıldığını, fakat işte tam da burada bilirkişilerin iş bu maddeyi yanlış yorumlayarak hatalı hesaplama yaptığını, söz konusu maddeye göre, test kiti alımı belirtilen rakamda olmaz ise davalı bunun yerine cihaz için kira bedeli hem de kontrol serumları için ücret ödemeye başlanılacağını, öyle ki bilirkişi raporunda da tespit edildiği gibi davalılarca da davacıya hem kira bedeli hem de kontrol serumları için ücret ödendiğini, ancak bilirkişilerin hesaplama sırasında madde gereği yerine başka bedeller ödenmesine rağmen, eksik kalan kit sayısının da hesaplandığını, bunun zarar hesabına dahil edildiğini, cihaz kira bedeli ve kontrol serum bedeli ödemeye başlamalarına rağmen, sözleşmede belirtilen 80.000 kit sayısı üzerinden hesaplama yapıldığını, kira bedeli ödenmeye başlandıktan sonra eksik kalan kit sayısının hesaba dahil edilmemesi gerektiğini, sözleşmede yer alan bu madde ile, söz konusu makine için alınması gereken kit sayısı gereğinden altta kaldığında ödenecek ekstra kira bedeli ile davacı tarafın sözleşmeden kaynaklı zararının telafisi göz önünde bulundurulduğunu, dolayısıyla, davacı taraf o makine ile ilgili satılan kit sayısının ücretini alırken, hedef sayı tutturulamadığında bir de "Kira Bedeli" almaya hak kazandığını, satılamayan kit sayısının bedelleri zarar diye tahsil edilebilecek ise, kit sayısı belirlenenden az olduğunda neden ekstra bir kira bedeli ödendiğini sorulması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava,taraflar arasındaki sözleşmenin davalı yanca haksız feshedildiği iddiasına dayalı yoksun kalınan kazancın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilince, taraflar arasındaki üç adet kit karşılığı cihaz kullanımına ilişkin sözleşmelerin davalı yanca süresinden önce ve haksız şekilde feshedildiği, bu sebeple davacının yoksun kaldığı kazanç bakımından zarara uğradığı ileri sürerek eldeki dava açılmış; davalılar vekilince, 2018 yılı ekonomik krizi sebebiyle işlerin ve hasta sayılarının azalması yüzünden sözleşmenin feshedildiği, ancak davalıların davacıya yaptıkları ödemeler nazara alındığında davacının fesih sebebiyle bir zararı olmadığını, iki sözleşme bakımından da sürenin bitmesine az kaldığı ve zarar oluşmadığı savunulmuştur. Dosya kapsamının incelenmesinde; davacı ile davalı ... .... AŞ arasında 01.03.2017 tarihinde 1 adet ''...'' için kit karşılığı cihaz kullanımına ilişkin, 09.01.2017 tarihinde 1 adet ''... marka ...'' için kit karşılığı cihaz kullanımına ilişkin, 09.02.2017 tarihinde ise 1 adet ''... marka Sedimentasyon Cihazı'' için kit karşılığı cihaz kullanımına ilişkin sözleşme olmak üzere toplamda üç adet kit karşılığı cihaz kullanımına ilişkin sözleşme imzalandığı, daha sonra imzalanan protokoller ile sözleşmelerin diğer davalıya devir edildiği, protokollerde her iki davalının da müteselsil sorumluluğu bulunduğunun kabul edildiği, 01.03.2017 tarihli sözleşmenin 4 yıllık süre için, 09.02.2017 ve 09.01.2017 tarihli sözleşmelerin ise sözleşme tarihinden itibaren 3'er yıllık süre için imzalandığı, ancak davalı ... .... AŞ tarafından 14.10.2019 tarihli ihtarname ile 01.03.2017 tarihli sözleşmenin feshedildiği,ancak taraf beyanlarına göre her üç sözleşmenin de feshedildiği anlaşılmaktadır. Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Sözleşmenin haksız feshedilmesi halinde bu nedenle uğranılan müspet zararın tazmininin istenebilmesi mümkündür.Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla , haksız olarak fesheden taraftan istenir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/15 6 -874 Esas, 2023/118 Karar sayılı kararı).İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında da belirtildiği üzere, davalı taraf sözleşmelerin haklı nedenle feshedildiğini ispat edememiş, ekonomik kriz ve hasta sayılarının azalmasını sebep göstermiştir. Bu sebeple mahkemece sözleşmelerin, davalı yanca süresinden önce, haksız olarak feshedildiği tespiti yerinde olmuştur. İlk derece mahkemesince, davacının uğradığı kar kaybının tespiti için alınan bilirkişi kök ve ek raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişli olup ticari defter kayıtlarının incelenmesi ile davacının zararı belirlenerek davanın kısmen kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalılar vekili, 01.03.2017 tarihli sözleşmenin 3.12.maddesinin hatalı yorumlandığını, bu madde uyarınca davacının zarar talebinde bulunamayacağını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.
01.03.2017 tarihli sözleşmenin 2.maddesine göre davacı yanca, ''...'' için belirtilen sürede ve sayıda biyokimya testi için gerekli test kitini alma karşılığında cihazın kullanım hakkının davacıya verildiği, 3.6 maddesinde davalıların davacıdan 1 yılda en az 80.000 adet test kitinini davacıdan almayı taahhüt ettiği görülmektedir. Sözleşmenin 3.12.maddesinde ise ''Yasal Sağlık Hizmetleri sözleşme içeriğindeki yıllık test sayısının altında kaldığı takdirde 6 aydan sonra cihaz için aylık 750 TL kira bedeli ve Kontrol Serumlarına ücret ödemeye başlıyacaktır.'' hükmü yer almakta olup söz konusu maddeye göre davalılar, sözleşme uyarınca cihazın kullanımı karşılığı davacıdan satın almayı taahhüt ettikleri 80.000 adet kit alımı edimlerini gerçekleştiremedikleri takdirde bunun yerine kira bedeli ve kontrol serum ücreti ödeyeceklerini taahhüt etmişlerdir. Bir diğer deyişle, sözleşmede davalıların taahhüt ettikleri miktarda kit alımı edimini yerine getiremedikleri takdirde 3.12'de belirlenen edimi yerine getirecekleri taahhüt edilmiştir. Dolayısıyla davalıların 3.12 maddesi kapsamında ödedikleri tespit edilen kira bedeli ödemeleri, davalıların taahhüt ettikleri sözleşme edimleridir. Bu nedenle söz konusu madde uyarınca davalıların belirlenen sayıda kiti almamaları üzerine kira bedeli ödemeleri davacının erken fesih sebebiyle zarara uğramadığı anlamına gelmez. Ayrıca, taraflar arasında sözleşme edimleri kapsamında düzenlenen faturalara karşılık yapılan ödemelerin, haksız fesih sebebiyle kazanç kaybın tazmini talepli eldeki dava ile bir ilgisi de tespit edilememiştir.Bu sebeple, aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalılar vekili, davacıya üç adet çek yerine verilen bir adet çekin davacı yanca tahsil edildiği ve davacıya borçlu olunmadığı ileri sürülmüş ise de, HMK'nın 357/1. maddesi gereğince, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların istinafta ileri sürülemeyeceği, yeni delile dayanılamayacağı gerekçesiyle davalının bu konudaki istinafı yerinde görülmemiştir. Kaldı ki, eldeki dava sözleşmenin feshi sebebiyle uğranılan kazanç kaybının tahsili davası olup çek sebebiyle yapılan ödemenin dava konusu ile ilgisi bulunduğu da ortaya konulamamıştır. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2- Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 3.106,14 TL istinaf nispi karar harcının davalılardan tahsiline,
3-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 25.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.