Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1301 E. 2026/1786 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1301
Karar No
2026/1786
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1301 KARAR NO : 2026/1786

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/04/2026 NUMARASI : 2026/272 D.İş 2026/274 Karar DAVA : İHTİYATİ TEDBİR KARAR TARİHİ : 06/08/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/08/2026

Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/272 D.İş ve 2026/274 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı İhtiyati tedbir talep edenler vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İhtiyati tedbir talep edenler vekili dilekçelerinde özetle; ''İcra ve İflas Kanunu m. 72/2 ve HMK m. 389 vd. hükümleri uyarınca, rıza dışı elden çıkarılan, temel borç ilişkisinden yoksun ve bedelsiz olan çeklerin bankaya ibrazının önlenmesi ve icra takibine konu edilmemesi talepli, ivedi ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebidir. Öncelikle aşağıda detayları yazılı olan somut olay özetle; Müvekkiller ile davalı taraf arasındaki ticari münasebet, taraflar arasındaki şirket ortaklığı ve ailevi güven ilişkisi çerçevesinde başlamıştır. Bu süreçte, müvekkillerin kızı tarafından keşide edilen ve herhangi bir borç ilişkisine dayanmayan, yalnızca aile içi güvene dayalı olarak düzenlenen ve müvekkillerin babasının kontrolündeki kasada muhafaza edilen çekler, davalı tarafından rıza dışı ele geçirilmiştir. Davalı, hukuka aykırı şekilde ele geçirdiği bu bedelsiz çekleri kötü niyetli olarak üçüncü kişilere ciro ederek piyasaya sürmüş; ve söz konusu çekler bankaya ibraz edilmiştir. Tarafımızca söz konusu olay bankanın müvekkil ...'i davalının çeki bankaya ibraz ettiğini söylemek üzere araması ile öğrenilmiş olup müvekkilin haksız icra takibine konu edilme riski doğmuştur. Müvekkillerin ticari itibarını ve malvarlığını korumak adına, rıza dışı elden çıkan bu çekler hakkında ivedilikle icra takibini durdurma yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi zorunluluk arz etmektedir. Müvekkil, uzun yıllardır seramik ticareti ile iştigal eden, ticari itibarı yüksek bir tacirdir. Davalı taraf ile müvekkil arasındaki hukuki münasebet, müvekkilin mülkiyetinde bulunan bir taşınmazın davalıya devredilmesi ile başlamıştır. Söz konusu taşınmaz satışı karşılığında davalı tarafça müvekkile toplam 6.250.000 TL bedelli 5 adet çek teslim edilmiştir. Ancak müvekkil, bu çekleri ticari faaliyetlerinde kullanmış ve akabinde çekler bankaya ibraz ettiğinde, çeklerin tamamının karşılıksız çıktığı gerçeğiyle karşılaşılmıştır. Bu durum, davalı tarafın henüz ilişkinin en başında dahi edimlerini ifa etmekten kaçındığını ve müvekkili ağır bir mali külfet altına soktuğunu açıkça ortaya koymaktadır. Davalının bu borçlu ve temerrüt hali, somut olaydaki kötü niyetli yaklaşımının ve ileride gerçekleştireceği hukuka aykırı eylemlerin ilk emaresini teşkil etmektedir. Nitekim davalı, bu borçlarını ödemek yerine müvekkile şirket ortaklığı teklif ederek süreci daha karmaşık bir boyuta taşımış ve müvekkilin oğlu ...’in davalı şirkete %50 oranında ortak olmasıyla taraflar arasındaki güven ilişkisi ailevi bir boyuta evrilmiştir. Bu güven ortamı, maalesef davalı tarafından müvekkilin malvarlığına kastetmek amacıyla bir araç olarak kullanılmıştır. Taraflar arasındaki ortaklık ve ailevi yakınlık neticesinde oluşan güven ikliminde; müvekkillerden ... tarafından keşide edilen ve diğer müvekkil ...'in lehtar olarak gösterilen bir kısım çekler ihdas edilmiştir. Önemle belirtmek gerekir ki; bu çeklerin düzenlenme amacı herhangi bir somut mal veya hizmet alımı, yahut mevcut bir borcun ifası değildir. Söz konusu çekler, tamamen aile içi güven ilişkisinin bir gereği olarak, ileride doğabilecek muhtemel ihtiyaçlar veya teminat mülahazasıyla, bedel kısımları boş bırakılarak veya belirli bir borç ilişkisine dayanmaksızın imza altına alınmıştır. Bu kıymetli evraklar, tedavüle çıkarılmak amacıyla değil, müvekkillerin babası olan ve ticari işletmeyi sevk ve idare eden ...'in bizzat kontrolü ve zilyetliği altında bulunan çelik kasada muhafaza edilmek üzere düzenlenmiştir. Hukukumuzda "bedelsizlik" olgusu, senedin ihdas edilmesine neden olan temel ilişkinin hiç kurulmamış olması veya kurulsa dahi geçerliliğini yitirmesi halini ifade eder. Yukarıda arz ve izah edilen ve re’sen gözetilecek nedenlerle; müvekkillerin rızası dışında ele geçirilen ve hiçbir temel borç ilişkisine dayanmayan bedelsiz çeklerin yaratacağı telafisi imkansız zararların önlenmesi amacıyla: ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne, söz konusu çeklere dayalı olarak müvekkiller aleyhine icra takibi başlatılmasının ve başlatılmış/başlatılacak takiplerin iik m. 72/2 uyarınca tedbiren durdurulmasına, ihtiyati tedbir kararının, müvekkiller tarafından sunulacak %15 oranındaki teminat karşılığında ve davanın esası hakkında hüküm kesinleşinceye kadar devamına, kararın gereği için ilgili banka genel müdürlüklerine ve şubelerine ivedilikle müzekkere yazılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten saygılarımla arz ve talep ederim.'' şeklinde beyanda bulunmuştur. MAHKEMECE: "...Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; talebe dayanak olarak bir kısım çek örneklerinin sunulduğu, bunun dışında çeklerin rıza dışında elden çıktığı, hukuka aykırı şekilde ele geçirildiği, herhangi bir borç ilişkisine dayanmaksızın düzenlendiği yahut bedelsiz kaldığı yönündeki iddiaları destekleyen nitelikte somut ve kanaat verici başkaca delil ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Talep edenler ile karşı taraf arasındaki hukuki ve ticari ilişkinin mahiyeti, çeklerin hangi sebeple düzenlendiği, taraflar arasında temel borç ilişkisinin bulunup bulunmadığı, çeklerin tedavüle iradi olarak çıkarılıp çıkarılmadığı, ileri sürülen bedelsizlik ve rıza dışı elden çıkma iddialarının yerinde olup olmadığı hususları yargılama yapılmasını gerektirmektedir. Diğer taraftan çek, kambiyo senedi niteliğinde olup ticari hayatta ödeme aracı olarak kullanılan ve tedavül kabiliyeti bulunan kıymetli evraktır. Bu nitelikteki senetler yönünden, yaklaşık ispat koşulları somut biçimde ortaya konulmaksızın tedavülün veya ibrazın engellenmesine yönelik tedbir kararı verilmesi, geçici hukuki koruma kurumunun amacıyla bağdaşmayacağı gibi kambiyo hukukunda güven ve istikrar ilkelerini de zedeleyebilecektir. Bu itibarla, mevcut delil durumu itibariyle talep edenlerin iddialarını yaklaşık ispat seviyesinde ortaya koyamadıkları, ileri sürülen hususların esas yargılamayı gerektirdiği ve HMK’nın 389 ve 390. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir şartlarının somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmakla, talep eden vekilinin İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE" şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep edenler vekili istinaf dilekçesinde özetle; Çeklerin rıza dışı elden çıkmış olup sahte ciro silsilesi oluştuğunu, dava sürecinde ve icra takibinin başlatılmasıyla birlikte ortaya çıkan en vahim maddi gerçek, çeklerin arka yüzünde lehtar sıfatıyla yer alan müvekkili ...’in ciro imzalarının açıkça sahte olduğunu, müvekkili ...'in, söz konusu çekleri hiçbir zaman ciro etmemiş ve kimseye teslim etmediğini, çeklerin üzerindeki imzalar ile müvekkili resmi kurumlardaki ve vekaletnamesindeki imzaları arasında çıplak gözle dahi fark edilebilecek derecede bariz tersim farklılıkları bulunduğunu, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 170 uyarınca, imzaya itiraz mutlak bir hak olup, sahte imza ile başlatılan bir takibin devamı hukuk düzeni tarafından korunamayacağını, ciro zinciri kopmuş olup kötü niyetli iktisap yapıldığını, müvekkili ..., imza sahteliği ve ciro kopukluğu vakıalarını yargı mercileri önünde tescil ettirmek amacıyla Turgutlu İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde 2026/2318 Esas sayılı dosya ile imzaya ve borca itiraz davası ikame ettiğini, bu davanın varlığı, ihtiyati tedbir talebinin haklılığını destekleyen en güçlü delillerden biri olduğunu, icra takibine konu edilen çeklerdeki imza inkarı, yargılama neticesinde kesinlik kazanacak olsa da, mevcut aşamada sunulan imza örnekleri ve vakıaların seyri "yaklaşık ispat" koşulunu fazlasıyla karşıladığını, icra takibine konu edilen 1.000.000,00 TL toplam bedelli iki adet çek üzerindeki imza sahteliği vakıasının, huzurdaki ihtiyati tedbir talebinin en temel ve sarsılmaz hukuki dayanağını teşkil ettiğini, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takiplerde imza, senedin varlık şartı olup, imzanın borçluya ait olmaması senedin kambiyo vasfını ve takibin yasal dayanağını ortadan kaldıran mutlak bir def'i olduğunu, somut olayda, müvekkil ... adına atılan ciro imzalarının sahteliği, sadece bir iddia düzeyinde kalmadığını, sunulan belgeler ve başlatılan yasal süreçlerle "yaklaşık ispat" eşiğini fazlasıyla aştığını, müvekkili ...’in gerçek imza örnekleri ile takibe konu çeklerin arka yüzünde yer alan lehtar ciro imzaları arasında, herhangi bir uzmanlık gerektirmeksizin çıplak gözle dahi fark edilebilecek derecede bariz tersim farkları bulunduğunu, Müvekkili dosyaya sunulan vekaletnamesindeki imza karakteri; harf yapıları, işleklik derecesi, imzanın başlangıç ve bitiş noktaları ile eğimi açısından belirli bir istikrar arz ettiğini, buna karşın, 6987088 ve 6987085 seri numaralı çeklerin arka yüzünde yer alan imzaların, müvekkili yerleşik imza alışkanlıklarından tamamen uzak, taklit kabiliyeti düşük ve zorlama bir kurgu ile oluşturulduğunu, karşı tarafça haksız yere alınan ihtiyati haciz kararı uyarınca, müvekkili ...'in eczanesinde fiili haciz işlemi gerçekleştirildiğini, ilaçlara, kozmetik eşyalarına ve işletme demirbaşlarına el konulduğunu, söz konusu hacze konu mallar son tüketim tarihleri olan taşınırlar olduğundan bu hususta müvekkili dönülmez zararlara uğramasının önüne geçilmesi için takibin durdurularak ivedilikle hacizlerin kaldırılması gerektiğini, kamu sağlığını doğrudan ilgilendiren bir işletmede yapılan bu haksız haciz, müvekkilin ticari itibarını zedelediği gibi eczane faaliyetlerini durma noktasına getirdiğini, İİK M. 170/2 hükmü uyarınca, sahtelik iddiasının ciddiyeti ve mevcut fiili haciz baskısı gözetilerek, takibin ivedilikle durdurulması ve uygulanan hacizlerin kaldırılmasının zorunluluk arz ettiğini, red kararı yeni vakıa ışığında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, teminatsız veya en düşük oranda teminatla takibin durdurulması talebinin müvekkili, ... adına atılan ciro imzalarının sahteliği ve çeklerin rıza dışı elden çıkması vakıaları karşısında, telafisi imkansız zararların önlenmesi amacıyla, davalı .... tarafından Turgutlu İcra Dairesi'nin 2026/2318 Esas sayılı dosyası ile başlatılan İCRA TAKİBİNİN İİK m. 72/2 ve HMK m. 389 vd. hükümleri uyarınca tedbiren durdurulmasını, haksız hacizlerin kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup; hüküm ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi ...nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosya kapsamına, İlk Derece Mahkemesince hukuki nitelendirmenin davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunmasına, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edilmesine, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olmasına, mahkeme hükmünün yasal unsurları taşımasına, somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmamasına, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için HMK' nın 389/1 maddesi uyarınca yasal şartların oluşmamış bulunmasına, ihtiyati tedbir talep eden tarafından ilk derece Mahkemesinin karar tarihinden sonra alınan bilirkişi raporuna dayalı olarak HMK 357/1 maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesinden ihtiyati tedbir talep edilemeyeceğine, ihtiyati tedbir talep eden tarafça istinaf dilekçesine taraf olarak eklenen 3.kişinin hukukunu etkiler şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğine, ihtiyati tedbir talep eden tarafça yeni delillere dayanarak ilk derece mahkemesinden ihtiyati tedbir talep edebileceğinin anlaşılmasına göre ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden vekilinin Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/04/2026 tarihli ve 2026/272 D.İş 2026/274 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcı peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1301, K. 2026/1786, T. 06.08.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1301-e-2026-1786-k-a581f90edeca