Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1813 E. 2026/1095 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1813
- Karar No
- 2026/1095
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1813 KARAR NO : 2026/1095
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/03/2023 (Dava) - 11/05/2023 (Karar) NUMARASI : 2023/164 Esas - 2023/326 Karar DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) BAM KARAR TARİHİ : 10/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/06/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/05/2023 tarih ve 2023/164 Esas - 2023/326 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/05/2008 tarihinden bu yana davalı şirkete %20 payla ortak olarak bulunduğunu, 01/10/2010 tarihinde ortağı olduğu şirketten hiçbir maddi hak almadan ayrıldığını, ayrıldığı esnada diğer ortağı ile yaptığı görüşmede kendisinden pay devri için zaman istediğini, en kısa sürede yapı kadar oranı başkasına devredeceğinin söylendiğini ancak bu güne kadar ortaklık devri için yerine kimseyi bulamadığını ve konuda hiçbir şey yapmadığını, 2017 yılında şirkete ait SGK prim borçlarının tebliğ edildiğini ve payı kadar olanı ödediğini, diğer ortak ile hiç şekilde iletişim kuramadığını, ortaklık yapı ile ilgili hiçbir maddi ya da manevi talebinin bulunmadığını ileri sürerek, ortaklıktan çıkarılmasını ve ticaret sicil müdürlüğüne tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı şirkete usulüne uygun tebligat yasal süresi içerisinde yapılmış, herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamış ve dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların inkarı mahiyetinde olduğu kabul edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İlk derece mahkemesince; "... davacının şirket ortaklığından çıkmaya ilişkin haklı bir sebep bulunduğunu ispat edemediği, pay devrine ilişkin usulüne uygun bir pay devrinin yapıldığını ispat edemediği..." gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 01/10/2010 yılında faaliyeti sigorta acenteliği olan şirketten ayrıldığını, o tarihten sonra iki ay kadar faaliyette kalıp sonra hiç bir şekilde aktif olmadığını, ayrıldıktan sonra 2017 yılında tarafına şirketin SGK prim borcuna hissesi oranında kadar ödeme yaptığını, şirketle ilgili hiçbir şekilde bilgi alamadığını, şirketin diğer ortağına ulaşamadığını, hiç bir şekilde aktif olmayan şirketten çıkmak istediğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkmaya izin verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm davacı tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 638/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Anılan maddede ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde çıkma davası açabilme olanağı tanınmıştır. Bu nedenle, çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını mahkeme değerlendirecektir. Türk Ticaret Kanunu'nda limited şirketin feshinde haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplerin neler olabileceğine madde metninde yer verilmemiştir. Ancak Anonim Şirkete ilişkin TTK'nun 531. maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldığı ifade edilmiştir. Doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması", "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması", "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi", "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması", "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve "pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması" şirketin feshi açısından örnek olacak şekilde haklı sebep olarak sayılmıştır. Bununla birlikte hangi sebeplerin haklı sebep olduğu konusunda kollektif şirketlere ilişkin TTK.'nın 245. maddesindeki tanımdan kıyasen yararlanmak mümkündür. Anılan maddedeki tanımlamaya göre, haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır. Aynı maddede örnek kabilinden bazı haklı sebep halleri sayılmış olmakla birlikte bunlar sınırlı değildir. Burada sayılan örneklere göre, bir ortağın şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, bir ortağın uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı üstüne aldığı şirket işlerini yapamayacak duruma gelmesi gibi haller haklı sebepler olarak sayılmıştır. Ancak asıl tanım yukarıda açıklandığı şekilde birinci fıkrada yapılmıştır. Hakim her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. ...’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur. Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebepler de haklı sebep olarak ileri sürülebilir. Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteliği ve ortaya çıkardığı sorunlar gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir. Bu düzenlemeler ışığında somut olayda; davacı, davalı şirketin ortağı olduğunu ancak hissesini sözlü devrettiğini, 2017 yılında davalı şirketin SGK prim borçlarının kendi payına düşen kısmını ödemek zorunda kaldığını, herhangi bir alacak talebi olmadan sadece şirketten ayrılmak istediğini belirtse de, bu hususların tek başına haklı sebep sayılamayacağı, davacının dava dilekçesinde şirketin gayrifaal olduğunu da belirtmediği, bu husustan istinaf dilekçesinde bahsetse de HMK 357/1.madde de dikkate alınarak istinaf aşamasında davacının bu konudaki iddiasını genişletmesi mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/164 Esas - 2023/326 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 04/06/2025 tarihli 32920 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7550 Sayılı Yasanın 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın Ek-1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ve HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/06/2026