İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/758 E. 2026/599 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/758
- Karar No
- 2026/599
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/758 Esas KARAR NO : 2026/599 DAVA : Tapu İptali ve Tescil DAVA TARİHİ : 06/08/2026 KARAR TARİHİ : 07/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan tapu iptali ve tescil davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket hakkında, Fon Kurulunun ... tarihli, ... /... sayılı kararı ve İstanbul ... . Sulh Ceza Hakimliği'nin ... Tarih, ... /... D.iş sayılı kararı ile kayyım olarak TMSF atandığını, T.C. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ... . Tahsilat Daire Başkanlığının ... Tarih, ... ... ... sayılı kararı ile ise dosyanız borçlusu ... A.Ş.'nin malvarlıkları üzerinde "... ... " oluşturulduğunu, davacı şirket açmış olduğu davalarda harçtan muaf olduğunu, dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... parsel ... arsa payı, ... Blok ... kat ... .... niteliğindeki taşınmazı, satış tarihinde şirket müdürü olan .... ... .... tarihinde davalı kızı ... 'e satış gibi gösterdiğini, davalı şirket müdürü olan babasına bir bedel ödemeden dava konusu taşınmazı şirket kayıtlarından düşürüp, davalı adına tescil edilmiş işlemleri davalıyı velayeten/ temsilen ... yaptığını, Satış Bedeli olarak ... tarih ... no ... TL birim fiyat ... TL+ KDV toplam ... TL bedelli ekli fatura kesildiğini, davacı şirket müdürü ... kızı davalı ...'e dava konusu taşınmazı bedelsiz olarak tapuda satış gibi göstererek davacı adına olan kaydı işlevsiz hale getirdiğini, satış tarihi itibariyle şirket müdürü kötü niyetli olarak ve bedelsiz şekilde davacı şirket adına olan tapu kaydını kızı adına yaptırdığını, kayyım yönetimi bu durumu tespit ettiği için görevlerini basiretli tacir gibi yapma ve şirketi yönetme görevi kapsamında değerlendirme yaptığını ve muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil ve alacak davası açtıklarını, arabuluculuğa başvurulduğunu anlaşmaya varılmadığını, bu nedenlerle ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... parsel ... arsa payı, ... Blok ... kat ... ... niteliğindeki taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline; bu mümkün görülmediği taktirde dava konusu taşınmazın bedeli muvazalı olduğundan keşifle belirlenecek bedelin davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Tensiple birlikte karar verildiğinde davalı cevap verememiştir. DAVA : Dava, muvazaa iddiasına dayalı tapu ve iptal tescil/ tazminat istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Dava konusu olayla ilgili hukuk kurulları şunlardır; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 19. maddesi; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 1., 2., 114., 115/1. ve 138. maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesi. Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 1. maddesi şöyledir; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/02/2016 tarih 2014/17-2389E. 2016/129K. sayılı kararında; "... Ne tasarrufun iptali davası, ne de TBK m. 19 gereğince İİK’nin 283. Maddesinin kıyasen uygulanması istemli muvazaa davası TTK’nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari dava niteliğine haiz olduğundan 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanında kalmaktadır..." denilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2025 tarih 2025/908E. 2025/1653K. sayılı kararında; "... Genel bir ilke olarak görevli mahkemenin belirlenmesinde temel ölçüt, muvazaaya konu malvarlığı haklarını oluşturan unsurların niteliği olmayıp, muvazaanın varlığının tespitini talep edenlerin hukukunu zedeleyen malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemi olup olmadığıdır. Bunu değerlendirme görevi de 6100 sayılı HMK'nun 2 maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Öte yandan, Hukuk Genel Kurulu'nun 10/02/2016 gün ve 2014/17-2389 Esas 2016/129 Karar sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere (ki Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ve 14. Hukuk Dairesi'nin uygulamasıdır) TBK'da da düzenlenen muvazaa iddiasına dayalı açılan davalar muvazaa nedeniyle geçersizliği istenilen sözleşme tipinden ayrı olarak nitelendirilir ve Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Somut olaya gelince; davacı tarafça ortağı olduğu davalı şirkete ait taşınmazın dava dışı diğer ortak tarafından , diğer ortağın oğlu davalı ... ... ... 'e ve onu tarafından da birleşen dosya davalısına yapılan satış işleminin muvazaalı olduğundan bahisle taşınmazın tapu kaydının iptali ile ortağı olduğu davalı ... ... Limited Şirketi adına tapuya tescilinin talep edildiği, davacı tarafça TTK'nun 408 maddesine dayanılmadığı gibi, davalılar arasında davalı ... .... Şirketi'nin diğer ortağının da yer almadığı görülmüştür. Hal böyle olunca, TBK'nun 19.maddesi kapsamında muvazaaya dayalı olarak davacının ortağı olduğu şirket ortakları dışında üçüncü kişilere karşı açılan eldeki dava TTK'nun 4.maddesi kapsamındaki ticari dava niteliğinde olmadığından işbu açılan davada asliye hukuk mahkemesi görevli olmakla, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur..." denilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15/04/2014 tarih 2013/18229E. 2014/7385K. sayılı kararında; "... Dava, davacı şirkete ait gayrimenkullerin diğer davacı şirket müdürü tarafından, şirketin ortağı olan davalıya düşük bedelle muvazaalı şekilde satıldığı iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davası olup, iddianın ileri sürülüş biçimine göre, davada 6102 sayılı TTK'nın şirketler hukukuna ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda, dava, şirket ve şirketin müdürü tarafından şirket ortağı aleyhine açılmış olmakla, Yasa'nın 4. ve 5. maddeleri gereğince ticaret mahkemeleri bu davaya bakmakla görevli olduğundan, mahkemece yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir..." denilmiştir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 24/04/2025 tarih 2025/717E. 2025/814K. sayılı kararında; "... muvazaalı şekilde satıldığı iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davası olup, davacının, taşınmazların dava dışı şirkete ait olduğunun belirtilmesine ve şirket adına tescillerinin istenmiş olunmalarına göre davada 6102 sayılı TTK'nın şirketler hukukuna ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda, dava, şirket ve şirketin müdürü tarafından şirket ortağı aleyhine açılmış olmakla, Yasa'nın 4. ve 5. maddeleri gereğince ticaret mahkemeleri bu davaya bakmakla görevli olduğundan mahkemece yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüştür..." denilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 10/07/2025 tarih 2025/832E. 2025/794K. sayılı kararında; "... Dava; davacının ortağı olduğu davalı şirkete ait taşınmaz payının davalı gerçek kişilere satışına yönelik hukuki işlemin muvazaalı olduğunun tespitine yöneliktir... Muvazaa davası yapılan tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar görenler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Genel bir ilke olarak görevli mahkemenin belirlenmesinde temel ölçüt, muvazaaya konu malvarlığı haklarını oluşturan unsurların niteliği olmayıp, muvazaanın varlığının tespitini talep edenlerin hukukunu zedeleyen malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemi olup olmadığıdır. Bunu değerlendirme görevi de 6100 sayılı HMK'nun 2 maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Somut olaya gelince; TBK'nun 19. maddesi kapsamında muvazaaya dayalı olarak açılan davalar TTK'nun 4.maddesi kapsamındaki ticari dava niteliğinde olmadığından işbu açılan davada asliye hukuk mahkemesi görevli olmakla, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosyanın asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken..." denilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/04/2019 tarih 2017/15-2141E. 2019/442K. sayılı kararında; "...Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, mahkemece dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkündür..." denilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "...vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı şirket, şirket müdürü tarafından şirkete ait taşınmazın muvazaalı olarak davalıya devredildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil/ tazminat istemi ile dava açmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/1. maddesi hükmüne göre; aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli kılınmıştır. Söz konusu hüküm ile ticari davalar bakımından görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu benimsenmiştir. Ne var ki bu hükmün uygulanabilmesi kanunda “aksine bir hüküm bulunmaması” koşuluna bağlı tutulmuştur. Genel bir ilke olarak görevli mahkemenin belirlenmesinde temel ölçüt, muvazaaya konu malvarlığı haklarını oluşturan unsurların niteliği olmayıp, muvazaanın varlığının tespitini talep edenlerin hukukunu zedeleyen malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemi olup olmadığıdır. Bunu değerlendirme görevi de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeler Kanunun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Davacı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 408. maddesine dayanılmadığı gibi, davalılar arasında davacı şirket diğer ortağının da yer almadığı görülmüştür. Hal böyle olunca, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 19. maddesi kapsamında muvazaaya dayalı olarak davacının şirket ortakları dışında üçüncü kişiye karşı açılan eldeki dava 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesi kapsamındaki ticari dava niteliğinde olmadığından işbu açılan davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Talebin bu özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmaktadır. Aksi uygulama, Asliye Ticaret Mahkemelerinin kuruluş amacına ve niteliğine aykırı düşecektir. Hal böyle olunca, eldeki talebe bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkün olması nedeniyle, görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğundan dava dilekçesinin görev yönünden reddine mahkememizin görevsizliğine kararı verilmesi gerekmiştir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2. Davacı ve/veya davalıdan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 5. Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya ve davalıya iadesine, 6. İhtiyati tedbir talebinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 6100 sayılı HMK.nun 20/1. maddesi delaletiyle, 114/1-c. maddesi yollamasıyla 6100 sayılı HMK.nun 115/1-2. maddesi gereğince, 6100 sayılı HMK.'nun 341/1-a., 342. ve 345. maddeleri gereğince Mahkememiz gerekçeli kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE İÇERİSİNDE Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE İSTİNAF KANUN YOLU açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 07/08/2026
Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza