İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1566 E. 2026/571 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1566
- Karar No
- 2026/571
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1566 Esas KARAR NO : 2026/571
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 04/08/2026 KARAR TARİHİ : 05/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; Müvekkili Nurcan Karataş' a ait olan ... plakalı araç seyir halinde iken ... yönetimindeki ... plakalı aracın 15.01.2026 tarihinde çarpmasıyla maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, kazada müvekkile ait ... plakalı araç seyir halinde iken ... plakalı ticari aracın müvekkiline ait araca çarptığı, kazadan ötürü müvekkilinin aracının değer kaybına uğradığı yaklaşık bir aydan fazla süre aracı kullanamadığı , dava konusu hasar tutarı davalıya ait ... plakalı aracın ... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi kapsamında sigortacısı olan ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından karşılandığı, piyasa üzerinde yapılan araştırmalar ve müvekkile ait aracın onarımda kaldığı süre dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucunda araç mahrumiyet bedelinin, 50 gün onarım süresi x 3.000,00-TL günlük ikame araç bedeli üzerinden toplam 150.000,00-TL olarak belirlendiği, müvekkilinin bu kaza sebebiyle aracını kullanamamasının hayatını olumsuz etkilediği, tüm işlerini taksi kullanarak halletmeye çalıştığı, zaman ve para kaybının meydana geldiği, müvekkilimin mağduriyetinin söz konusu olduğu, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesine göre; "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. '' İşbu sebeple söz konusu dava da ... plakalı aracın sahibi olarak da davalı ... Sanayi Ve Ticareti Limited Şirketine de yöneltildiği, dolaylı bir zarar olan hak mahrumiyetinin sigorta teminatı kapsamında olmadığı, dava konusu alacağı sigortadan talep etme imkanının söz konusu olmadığı, İşbu sebeplerle, 6098 sayılı Borçlar Kanununun haksız fiillerden doğan borç ilişkileri hükümleri ve KTK m. 85 uyarınca; %100 kusurla dava konusu kazaya sebebiyet verdiği ... plakalı aracın sahibi olan ... Sanayi Ve Ticareti Limited Şirketine dava konusu hak mahrumiyeti bedelini talep etme zorunluluklarının doğduğunu, meydana gelen hak mahrumiyeti sebebiyle ... plakalı aracın sahibi olan ... Sanayi Ve Ticareti Limited Şirketi aleyhine .... İcra Dairesi 2026/... E. Sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığı, davalının süresi içinde borca itiraz ettiği, Kusurlu aracın ticaret şirketi adına kayıtlı olması, çalışan tarafından kullanılması nedeniyle işbu davanın ticari nitelikte olduğu, davalı yanın itirazının haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle davalılar aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, gerçekleştiği iddia edilen trafik kazası nedeniyle mahrum kalınan araç için iakme araç bedeli istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir. Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmıştır. Burada öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/(4). maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde, Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması kararın kaldırılmasını gerektirecek bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır. Davacı adına tescilli aracın trafik kaydına göre, binek türü bir araç olup tescil kaydında otomobil şeklinde yazdığı, davacının tacir olduğuna dair bir kayıt olmayıp, tacir sıfatına sahip olsa bile; davacıya ait aracın tescil kaydında ticari araç olduğuna dair bir ibarenin bulunmadığı, ticari araçların yolcu ve yük taşımacılığı işleri için tercih edilen ve yüksek iç hacme sahip olan araçlar olduğu, hususi araçların ise kişisel kullanım özeliklerine göre ruhsat bilgilerinde belirtildiği anlaşılmaktadır. Davalılar kazaya karışan aracın işleteni ile sürücüsüdür. Kaza tespit tutanağından anlaşıldığı üzere davacı Medeni Yavuz'a ait hususi otomobil hasara uğramıştır. Davalılar arasında karşı tarafın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmamaktadır. Davacının talebi kendi adına tescilli özel otomobilinin kazadan dolayı ikame araç bedeline ilişkindir. Bu itibarla dava ticari dava niteliğinde olmayıp Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanı içinde bulunmaktadır. ( ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi : 2024/1191E.- 2025/475K. Sayılı İlamı )
Belirtilen açıklamalar ışığında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi karannın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 4-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMESİNE, 5-İş bu ilam taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde talep halinde HMK 20. maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtaratına, 6-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair tarafların yokluğunda dosya üzerinden karar verildi. 05/08/2026
Katip ... e-imzalıdır.
Hakim ... e-imzalıdır.