Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1923 E. 2026/900 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1923
- Karar No
- 2026/900
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1923 KARAR NO : 2026/900
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/11/2022 (Dava) - 21/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/909 Esas - 2023/575 Karar DAVA : İtirazın iptali BAM KARAR TARİHİ : 13/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/05/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/909 Esas-2023/575 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ... Şubesi ile davalı ... arasında Genel Nakdi/Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığını ve kredi tahsis edildiğini, davalı/borçlunun firmasına kullandırılan kredinin geri ödemelerinin yapılmaması üzerine, Aydın 4. Noterliği’nin 01.11.2021 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, buna rağmen de borcun ödenmemesi üzerine borçlu hakkında İzmir 18. İcra Müdürlüğü’nün 2021/12447 sayılı dosyasından takip işlemlerine geçildiğini, davalı/borçlunun yetkiye, borca, faiz oranına, miktarına ve diğer fer'ilerine itiraz ettiğini, itiraz üzerine yapılan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşmaya varılamadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 13. ve devamı maddelerine göre ihtilaf halinde bankanın defter ve kayıtlarının delil olacağını, yetkili icra dairesinin İzmir İcra Daireleri olduğunu, sözleşmenin “Yetkili Mahkeme ve İcra Müdürlükleri” başlıklı 86. maddesinin; “Müşteri, işbu sözleşmeden doğacak her türlü anlaşmazlıklarda, sözleşmeyi imzalayan Banka Şubesinin bulunduğu yer ile İZMİR Mahkeme ve İcra Müdürlüklerinin ayrı ayrı yetkili olduğunu kabul eder” hükmünü haiz olduğunu, yetki itirazının yasal dayanağının bulunmadığını, müvekkili bankanın sözleşmenin kendisine tanıdığı yetkiler dahilinde tamamen yasal olarak alacağını tahsil etmek için icra takibi yürüttüğünü belirterek, takibe konu edilen ve davalının sorumlu tutulduğu taksitli ticari kredi riskinden, fazlaya ilişkin her türlü hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 39.538,38-TL müvekkil banka alacağına, takip tarihinden itibaren işleyecek faiz ve fer'ileri yönünden yapılan itirazların iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine asıl alacağın %20' sinden aşağı olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen, ancak davaya cevap vermediği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, "...Somut olayda; delillerin toplandığı, bilirkişinin yapmış olduğu inceleme sonucu düzenlediği raporunda davalı borçlunun (...) 18.11.2021 tarihi itibariyle, asıl alacak 39.538,38 TL, işlemiş temerrüt faizi %54 (27.10.2021 - 08.11.2021) 672,95 TL, BSMV 33,65 TL, masraf 321,48 TL olmak üzere toplam 40.566,46 TL borçtan sorumlu olacağı ve davacı vekili talebinin tespit edilenin altında olması nedeniyle talebi ile bağlı kalınmakla, sonuç olarak; DAVANIN KABULÜNE, İzmir 18.İcra Müdürlüğü'nün 2021/12447 sayılı takip dosyasında davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptali ile 39.538,38 TL alacak üzerinden takibin devamına, davalı tarafından yapılan itiraz haksız ve alacak likit olduğu kabul edildiğinden hüküm altına alınan 39.538,38 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra-inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine…" şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından; "…Davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davaya bakmaya Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, takibe karşı açıkça yetki itirazında bulunulmasına rağmen, dosyanın yetkili icra müdürlüğüne gönderilmediğini, öncelikle müvekkilinin Aydın'da ikamet etmekte olup, mernis adresinin de yine Aydın olduğunu, ancak takibin İzmir' de açıldığını, yetkiye itirazları icra dosyasında açıkça belirtilmesine rağmen gerek arabuluculuk dosyası gerekse itirazın iptali davasının İzmir' de açıldığını, söz konusu kredi devlet destekli KGF kredisi olduğundan, işbu kredinin muaccel hale gelmesi ve devletten talep edilebilmesi için uyulması zorunlu olan şart ve koşullara uyulmadığını, bilirkişi raporunun hatalı tanzim edildiğini, eksik araştırma yapıldığını ve faiz hususunda da hatalı olduğunu, bankaca taşınmaz üzerinde ipotek mevcut olup bu durum dahi dikkate alınmayarak ve alacağın güvence altında olduğu da belirgin olmasına rağmen takibe geçildiğini..." beyanla mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; somut olayda, davacı bankanın ... Şubesi ile davalı ... arasında Genel Nakdi/Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığı ve kredi tahsis edildiği, davalı/borçlu ile imzalanan sözleşmeler uyarınca kullandırılan kredinin geri ödemelerinin yapılmaması üzerine, Aydın 4. Noterliği’nin 01.11.2021 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiği, keşide edilen bu ihtarnameye rağmen de borcun ödenmemesi üzerine davalı/borçlu hakkında İzmir 18. İcra Müdürlüğü’nün 2021/12447 sayılı dosyasından icra takibi işlemlerine geçildiği, davalı/borçlunun itirazı üzerine takibin durmasına karar verildiği ve davacı tarafından itirazın iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermek için yeterli değildir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu kapsamda; 1-Davacı tarafça, gerek icra takibinde ve gerekse dava dilekçesinde takibe konu borcun hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığı açıklanmamıştır. Taraflar arasından birden fazla GKS bulunduğu anlaşılmakta olup, bu hususta davacı taraftan HMK' nın 31. maddesi uyarınca açıklama istenilerek, borcun kaynaklandığı kredi sözleşmesinin açıkça tespit edilmesi ve bu şekilde borcun dayanağı olan kredi sözleşmesi tespit edildikten sonra kredi sözleşmesinin tamamı, ödeme belgeleri, hesap ekstreleri, ödeme planı ve kredi dosyasının tamamı taraf ve yargı denetimine elverişli olarak eksiksiz bir şekilde dosya içerisine celp edilmesi gerekmektedir. Davacı tarafın beyanı alındıktan ve eksik belgeler tamamlandıktan sonra, dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek, borcun kaynağı olan kredi sözleşmesine yönelik inceleme yapılması, ayrıca davalı tarafın 03/04/2023 tarihli bilirkişi raporuna itirazları konusunda ek rapor tanzim ettirilmesi ve sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerektiğinden, mahkeme kararının eksik incelemeden dolayı kaldırılması gerekmiştir. 2-Davalı taraf kredi borcunun ipotekli olduğunu beyan ettiği halde, mahkemece bu konuda bir araştırma yapılmamış ve davacı taraftan beyan alınmamıştır. Bu hususta, mahkemece gerekli araştırmanın yapılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. 3-İtirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığı dava şartı olup, 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesi uyarınca dava şartının varlığı yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmelidir. İtirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetki bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır ( HGK’nın 28.03.2001 gün ve 2001/19-267 E. 2001/311 K.; 20.03.2002 gün ve 2002/13-241 E.,2002/208 K. ). Buna göre; davalı tarafça takibe itiraz dilekçesinde icra müdürlüğünün yetkisine de açıkça itiraz edildiğinden, mahkemece takibe konu edilen kredi borcunun kaynağı olan kredi sözleşmesi tereddüte mahal vermeyecek şekilde tespit edildikten sonra, bu kredi sözleşmesinde yetki şartı bulunup bulunmadığı da incelenerek, icra dairesinin yetkisine itiraz konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta bir değerlendirme yapılmaması doğru olmadığından, kararın bu yönden de kaldırılması gerekmiştir. 4-Kararın kaldırılma sebep ve şekline göre davalı tarafın diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/909 Esas - 2023/575 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ ŞİMDİLİK İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan 675,22 TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/05/2026