Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/4717 E. 2026/6407 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4717
Karar No
2026/6407
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1376 E., 2024/1846 K. DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. Aile Mahkemesi SAYISI : 2018/780 E., 2024/117 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen davacı erkek mirasçısı vekili ve davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı erkek mirasçısı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesinde; Öncelikle, somut olayda; Mahkemece 125 71... parsel 9 nolu bağımsız bölüm yönünden davacının katkısının olduğuna yönelik kabulü yerinde ise de taşınmazın değeri hatalı belirlenmiştir. Şöyle ki, dava katkı payı alacağı istemine ilişkin olup katkı payı alacağının taşınmazın dava tarihi itibariyle (11.09.2018) belirlenen sürüm (rayiç) değeri (362.438,28) ile belirlenen katkı payı oranının çarpılmak suretiyle hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde taşınmazın değerinin 326.438,00 TL olduğu esas alınarak katkı payı alacağının hesaplanması hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

Ayrıca, dava belirsiz alacak davası niteliğinde olup HMK'nin 107/2. maddesi uyarınca alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden kendiliğinden davacıya süre verilmesi gerekir. O halde, Mahkemece HMK'nin 107/2. maddesi uyarınca davacıya talebini tam ve kesin olarak belirlemesi için kendiliğinden süre verilmesi gerekirken, davacıya bu imkan ve süre verilmeden karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

3. Davalı kadın vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesinde; Öncelikle, somut olayda; dava dilekçesinde davacının alacak talebinin hangi kalem için ne kadar olduğu açıklanmamış; davacının talepleri açık olmadığı halde Mahkemece açıklatma da yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, öncelikle Mahkemece yapılacak iş, HMK'nin 31. maddesindeki hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacıya talep ettiği alacak kalemlerinin her biri yönünden talep ettiği alacak miktarını ayrı ayrı açıklattırılması; davacı taraf talebini açıklamaz ise, bu durumda her bir kalem için eşit alacak talebinde bulunulduğunun kabulü gerekir.

Diğer yandan, hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK md. 26). Ayrıca, HMK'nin 297/2 maddesine göre, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur. Somut olayda, dava dilekçesinde iki adet taşınmaz nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi talep edildiği ve Mahkemece tek taşınmaz yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde, hüküm kısmında davanın tam kabulü şeklinde karar verildiği anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece davacının her bir talebi yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 3. Taraf vekillerinin bozma kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/4717, K. 2026/6407, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2025-4717-e-2026-6407-k-b6dd12804ebf