İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/690 E. 2026/625 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/690
Karar No
2026/625
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/690 Esas KARAR NO : 2026/625

DAVA : Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 23/10/2023 KARAR TARİHİ : 10/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firma ile davalı firma arasında dava dışı ... A.Ş'ne ait malların ...'dan ...'ya getirilmesi için 26.05.2022 tarihinde yükleme anlaşması yapıldığını, sözleşme öncesi sürecin dilekçe ekinde sunulan taraflar arasındaki mail yazışmalarında bulunduğunu, tarafların yükleme tarihi, fiyat ve sair hususlar konusunda mutabakata vararak sözleşmeyi akdettiğini, taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde dava dışı ... A. Ş.'ne ait malların ...tarihinde ... plakalı araca yüklenerek taşımanın yapılacağı konusunda anlaşıldığını, fakat sözleşmeye aykırı olarak 07.06.2022 tarihinde yükleme işleminin gerçekleştirilmediğini, davalı firma tarafından müvekkil firmaya hiçbir açıklama yapılmadığını, belirlenen yükleme gününden iki gün sonra 09.06.2022 tarihinde, yükleme tarihi ve yükleme yapılacak araç bilgilerinin değiştiği bilgisinin verildiğini, oysa malların Türkiye'ye giriş tarihinin müvekkilİ firmanın, dava dışı diğer firma ve firmalarla yaptığı ve yapacağı ticari faaliyetleri ve sözleşmelerini de etkileyeceğinden müvekkilİ firma için belirlenen tarihlerde taşıma işleminin yapılmasının son derece elzem olduğunu, müvekkilİ firmanın bu hususu defaatle davalı firmaya dile getirmiş olmasına rağmen, haklı ve geçerli bir gerekçe olmaksızın yükleme tarihi ve diğer belirlenen hususların davalı firma tarafından tek taraflı olarak değiştirildiğini, 09.06.2022 tarihinde müvekkilİ firmaya bilgilendirme yapıldığını, yükleme tarihinin 13.06.2023 olduğunu, yüklemenin ... plakalı araç ile yapılacağını ancak bu tarihlerde de yükleme yapılmadığını ve dolayısıyla müvekkilİ firmanın söz konusu mallara ulaşamadığını, Ayrıca taraflar arasındaki 26.05.2022 tarihli yükleme sözleşmesinde kararlaştırılmamış olmasına rağmen, davalı firmanın müvekkil firmadan iki kez avans ödemesi istediğini ve müvekkil firmanın işin bir an evvel çözülmesi amacıyla bu avans ödemelerini yaptığını, Davalı firmanın yükleme yapılacağını bildirmiş olduğu aracın yükleme yerine 27.06.2022 tarihinde ulaştığını ve malların bu tarihte araca yüklenebildiğini, müvekkili firmanın malların ...'dan ...'ya getirilmesi için taşıma işlemlerine başlayacakken, davalı firmanın müvekkili firmadan, 5.000,00 Euro ek avans talep ettiğini ve müvekkili firmanın aracı bir an önce hareket ettirmek adına istenen avansı yine gönderdiğini fakat Müvekkili firma, 29.06.2022 tarihinde davalı firma şoförlerinin işi bıraktığını, yükleme yapılan aracının ise yükleme adresinde olup hareket etmediğini öğrendiğini, yeni şoförün yükleme adresine 11.07.2022 tarihinde yönlendirilebildiğini ve aracın ancak bu tarihte harekete geçtiğini, Müvekkili firmanın tüm uğraşlarına karşın malların yüklenmesini ve yükleme aracının yola çıkmasını sözleşmede belirlenen tarihten yaklaşık bir ay sonra sağlayabildiğini, gecikmeden dolayı birçok maddi ve manevi zarara uğradığını, ayrıca taraflar arasında sözleşme ile belirlenmemiş olan birçok ek ödeme yapmak durumunda kaldığını, tüm bu süreç müvekkili firmanın davalı firmayla olan ticari ilişkisini ciddi anlamda zedelediğini fakat bu işin aciliyeti ve müvekkili firma tarafından davalı firmaya ödenilen ücretler düşünülerek taşıma işleminin neticeye varmasının beklendiğini, Müvekkili firmanın iyi niyetli tavrı ve anlayışlı kriz yönetiminin karşısında, taşıma işleminin tekrar sekteye uğradığını, firma sahibinin ve yeni görevlendirilen şoförün vizesinin olmaması nedeniyle aracın yola devam edemediğini, vize için konsolosluğa başvuru yapılacağını, yükleme aracının....'de park ettiğini ve taşımanın ancak vize işlemleri tamamlandığında devam edebileceğini öğrendiğini, artık malları davalı firma aracına yükletmiş olan müvekkil firmanın, taşımanın tamamlanmasını beklemekten ve bu durumu kolaylaştırmak için maddi ve manevi destek sunmaktan başka bir şansı kalmadığını, malların davalı firma aracında olması sebebiyle sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesinin de mümkün olmadığını, Müvekkili firma tarafından, malların bir an önce Türkiye'ye ve ardından ...'ya getirilebilmesi için her türlü desteğin sağlandığını, süreci hızlandırabilmek adına firma sahibi ve firma şoförünün vize başvuru masraflarını ve Almanya'ya dönerek vize sürecini halletmeleri için uçak bileti masraflarını müvekkil firmanın karşıladığını, ancak sözleşme hükümlerine aykırı davranan davalı firma için yapılan bu masrafların müvekkili firmaya ödenmesi gerektiğini, Tüm bu nedenlerle, Açıklanan nedenler doğrultusunda; davalının anlaşmaya aykırı davranması nedeniyle müvekkili firmanın zararlarına karşılık olmak üzere ve fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik, 5,000,00 EUR'lik alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ve 50.000,00.- TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili için işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, Neticeten, haklı davanın kabulüne, müvekkil şirketin maddi zararlarına karşılık olmak üzere fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00.-EUR nun ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı firmanın sözleşmeye aykırı davranışları ve Müvekkili firmaya karşı sergilediği olumsuz tutumu sonucunda piyasada uğranılan prestij ve ticari itbar kaybı nedeniyle müvekkil firmanın manevi zararlarına karşılık olmak üzere 50.000,00.- TL manevi tazminatı, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA/ Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davalı firmayla davacı firma arasında akdedilen sözleşmenin 8. Maddesinde de CMR hükümlerine atıfta bulunarak, taraflar arasındaki sözleşmenin CMR hükümlerince yürürlüğe girdiğinin kabul edildiğini, buna göre, mahkeme nezdindeki uyuşmazlığın CMR Sözleşmesi hükümlerine göre görülüp, çözümlenmesi gerektiğini, Borçlar hukukuna egemen olan nisbilik ilkesi gereğince, borç ilişkisi sadece ilişkinin tarafları arasında hüküm ve sonuç doğurduğunu, üçüncü kişiler söz konusu ilişkiye yabancı kabul edildiğini, bu nedenle, hiç kimsenin tarafı olmadığı bir borç ilişkisinden alacak hakkı kazanamadığını, alacak hakkının sahibinin borç ilişkisine taraf olarak alacaklı sıfatına sahip olan kişi olduğunu, talep, dava ve cebri icraya başvurma haklarının da sadece ona ait olduğunu,Davacı firma tarafından, dava dilekçesinin ekinde yer alan e-mail yazışmalarının eksik olarak dosyaya sunulduğunu, İlgili yazışmaların incelendiği taktirde, davacının davalı firma ile arasındaki taşıma sözleşmesini hiçe sayarak davalı firmanın alt taşımacısı olan ... ile iletişime geçtiğini, davacı tarafın salt işin kendilerine göre daha hızlı bir şekilde çözülmesi için dava dışı ve fiili taşıma işini yapan ilk firma olan ... firmasına ödeme yaptığını, firmanın da direkt olarak davacı tarafa fatura kestiğini, faturanın muhatap taraflarından hiçbirinin müvekkil firma olmadığını, ödenen tutarlardan müvekkil firmanın sorumlu tutulmasının abesle iştigal olduğunu, davacı tarafın, dava dilekçesinde ekstra çıkan masrafları kabul etmediğini beyan ettiğini fakat kendi operasyonel süreçlerini iyi yürütememelerinden ve yapılacak işi aceleye getirmelerinden dolayı bir kısım ekstra masrafın çıktığını, davacı firma tarafından bu masrafların kabul edilip ödendiğini, davacının yan süreçte müvekkil firmayı dahi es geçerek ... firması ile iletişime geçtiğini ve ödemeleri direkt olarak ... firmasına yaptığını, ödemeler sürecinde fatura ve ödeme aracı olarak hiçbir şekilde müvekkili firmanın yer almadığını, haberdar dahi olmadığı ödemeler sebebiyle müvekkil firmadan tazmin talebinde bulunulduğunu,Davacı tarafın açıkça gerçeğe aykırı beyanda bulunarak, kendi kusurlu eylemlerini davalıya yansıtma çabasına giriştiğini ve buradan menfaat elde etmeye çalıştığını, ancak cevap dilekçemiz ekinde yer alan faturalardan da görüleceği üzere, dava konusu yükün taşınmasına ve teslimine ilişkin olarak Nodrtruck ve ... Nakliyat firmalarına ödemeler müvekkil şirket tarafından yapıldığını, üstelik sözleşme gereği davacı firma Müvekkil şirkete hiçbir ödeme yapmadığını, davacı tarafın tüm bu süreç bittikten ve son teslim olan 10.10.2022 tarihinden çok sonra iş bu davayı ikame etmesi alenen kötü niyet göstergesi olup kötü niyetin hukuk düzeni tarafından korunmaması gerektiğini, Tüm bu nedenlerle, davacı tarafça hak düşürücü zaman aşımı süresi geçtikten sonra açılan iş bu davanın öncelikle usulden reddine, her halükarda delillendirilemeyen davanın esastan reddine, dava dışı alt taşıyıcı ... Limited Şirketine davanın ihbarına, yargılama gideri ve avukatlık vekâlet davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep ettiği görülmüştür. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, tazminat davasıdır. Dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasında akdedilen 26/05/2022 tarihinde taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı iddia olan maddi ve manevi zararların tahsili istemine ilişkin hususlarından kaynaklandığı görülmüştür. Davacının taşımasını üstlendiği yükün, ...'dan ...'ye taşınması için davalı şirket ile anlaştığı, davalının da bu işi dava dışı ...firmasına yaptırdığı hususu ihtilafsızdır. Taşıma üç araçlık bir iş şeklinde... arasında bir uluslararası eşya taşıma sözleşmesi olarak akdedilmiştir. Taraflar arasında her biri 10.750 EURO iki ayrı sal kasa taşıması, bir adet 52.450 EURO bedelli ... taşıması konusunda sözleşme akdedildiği, sözleşme bedeli 73.950 EURO olup, ... taşımasının davalı yanca üstlenildiği %70 peşin, %30 vadeli kararlaştırılan ödeme ve sözleşme şartlarında taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı yan, yüklemenin taahhüt edildiği tarihte başlamadığı, taşımanın geç başladığı ve taşıma sürecinde davalı yanca işin verildiği taşıyıcı şoförünün vize sorunları sebebi ile gecikmeler olduğu iddiası ile katlandığı masraflar, manevi zarar bakımından tazminat talep etmektedir. Taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunması ve taşınan eşyanın teslim ve varış noktalarının CMR Konvansiyonu'na taraf devletlerde bulunması nedeniyle zararın varlığının ve miktarının tespitinde CMR hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu kapsamda; Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi'nin (CMR) 1. maddesi uyarınca "(1)Bu Sözleşme, Sözleşmede belirtildiği gibi yükleme yeri ve teslim için belirlenen yerin en az biri akit ülke olan iki ayrı ülkede olması halinde, tarafların ikametgahı ve milliyetine bakılmaksızın ücret karşılığında yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her mukaveleye uygulanacaktır. (2)Bu Sözleşmenin uygulanması bakımından "taşıt" sözcüğü 19 Eylül 1949 tarihli Karayolu Trafiği Anlaşmasının 4 üncü maddesinde tanımlandığı gibi motorlu taşıtlar, dizi halinde taşıtlar, römorklar ve yarı römorklar anlamına gelir. CMR'nin 4. maddesi uyarınca "Taşıma mukavelesi bir sevk mektubunun düzenlenmesi ile gerçekleştirilir. Bu mektubun yokluğu usule aykırı oluşu veya kaybolması, bu Sözleşme hükümlerine tabi olacak olan taşıma mukavelesinin varlığı ve geçerliliğini etkilemez. CMR'nin 9. maddesi uyarınca "(1)Sevk mektubu, taşıma mukavelesinin akdine, mukavelenin koşullarına ve yüklerin taşımacı tarafından kabulüne, karine teşkil eder. (2) Sevk mektubunda, taşımacı tarafından beyan edilmiş çekince yok ise aksi kanıtlanmadıkça tesellümde yükün ve ambalajların iyi durumda olduğu, sayılarının, marka ve numaralarının sevk mektubunda yazılı olanlara uyduğu varsayılır." CMR'nin 19. maddesi uyarınca "Yük kararlaştırılan zaman limiti içinde teslim edilmemiş ise veya kararlaştırılmış zaman limiti olmadığı hallerde, taşımanın normal süresi ve özellikle parçalı yüklerde tüm yükü bir araya getirmek için gerekli zaman, gayretli bir taşımacıya gerekli zamanı geçiyor ise teslimde gecikme var demektir." CMR'nin 23/5. maddesi uyarınca "Gecikme halinde, hak sahibi zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlarsa, taşımacı bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere tazminat öder." CMR'nin 27. maddesi uyarınca "Hak sahibi ödenecek tazminat için faiz isteyebilir. Yılda % 5 üzerinden hesap edilecek bu faiz, ödeme isteğinin yazılı olarak, taşımacıya gönderildiği tarihten başlar. Böyle bir istekte bulunulmamış ise, tahakkuk dava açıldığı tarihten itibaren yapılır." CMR'nin 32. maddesi uyarınca "Bu Sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir." düzenlenmesine havidir. Davalı vekili tarafından CMR 32 maddeye göre açılacak davaların 1 yıl içinde açılması gerektiğini, ancak süresinde açılmayan davanın zaman aşımına uğradığı savunmasında bulunulmuş ise de, davacı tarafından arabuluculuk sürecinin 03.04.2023 tarihinde başlatıldığı, 15.05.2023 tarihinde sona erdiği, bu yönü ile de zamanaşımı süresinin arabulucu süreci kadar durmuş olmakla, zamanaşımı süresinin 42 gün uzadığı, davacı, davasını bu sürenin 13.gününde ikame ettiği anlaşılmakla, davalının işbu itirazı yerinde görülememiştir. Mahkememizin 08/05/2024 tarihli ara kararı ile ... nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak mali müşavir bilirkişi ...'ın görevlendirilerek davacı yanın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasının istenilmesine karar verilmiş, mahkememizce ... Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmış ve bilirkişi... tarafından düzenlenen 23/08/2024 tarihli raporunda özetle; "Davacı ...Tic. A. Ş.'nin defter ve belgeleri incelenmiş olup, inceleme sonunda Cari Hesap kayıtlarında Davalı ... A. Ş.'nin 31.12.2023 tarihi itibariyle Davacı ... A. Ş.'ye 298.539,79.-TL borçlu olduğu görülmektedir. Bilirkişiye verilen görev çerçevesinde ... Tic. A. Ş.'nin ilgili yıllar defter ve belgelerinin incelemesi yapılmış olup; Yapılan inceleme sonunda cari hesap kayıtlarına göre Davacının 31.12.2023 tarihi itibariyle Davalıdan 298.539,79.- TL alacağı olduğunun görüldüğü, sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 30/04/2026 tarihli duruşmasının 6 nolu ara kararı ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek 1 uluslararası taşımacılık konusunda uzman ve 1 mali müşavir bilirkişiye tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları sunulan deliller kapsamında davacının maddi zararının oluşup oluşmadığı , oluşması halinde ne kadar olduğu konusunda rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişiler ...ve ...'a tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından düzenlenen 20/09/2025 tarihli raporda özetle; "Yukarıda yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez bilgi, belge ve sunulan cari hesap ekstresi çerçevesinde yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmeler neticesinde; Dava konusunun Uluslararası taşımacılık sözleşmesine istinaden yaşanıldığı iddia edilen gecikme sebebiyle oluştuğu belirtilen davacı zararının davalıdan tazmin talebinden ibaret olduğu, Davacı tarafından gönderilen Euro para cinsi olarak tutulan cari hesap ekstresine göre, dava tarihi itibariyle (23.10.2023) davacının davalından 9.165.00 EURO tutarında alacaklı olduğu, davacı tarafından gönderilen TL para cinsi olarak tutulan cari hesap ekstresine göre, dava tarihi itibariyle (23.10.2023) davacının davalından 266.064,53 TL tutarında alacaklı olduğu, Davalı firmanın muavin defter dökümlerini göndermemesi sebebiyle davalının firmanın ticari defterlerine göre, taraflar arasındaki borç-alacak ilişkisine dair bir tespit yapılamadığı, davalı tarafından davacı adına 3 adet fatura tanzim edildiği, bu faturaların toplamının 73.950,00 Euro olduğu, Davacı tarafından Sayın Mahkeme'ye sunulan banka dekontları incelendiğini davacı tarafından davalıya toplam 81.865,00 Euro ödeme yapıldığının tespit edildi buna göre de davacının 7.915,00 Euro fazla ödemesinin tespit edildiği, Taşıma süreci ve CMR hükümlerine göre davalının gecikme ile taşıma yaptığı, gecikmenin yol açtığı zararları tazmin etmesi gerektiği, Davacının fazla ödemesi 7.915 EURO tutarını iade talep edebileceği, Ayrıca davalının sorumluluğu 73.950 EURO ile sınırlı olmak üzere, dava dışı yük ilgilisinin ihtarına konu ve davacıdan talep edilmiş ancak ödediği sabit olması halinde 17.340,25 EURO tutarını gecikme tazminatı olarak talep ve dava edebileceği, davacının bu taşıma ile ilgili başkaca katlandığı masraf varsa ve bu gecikme sebebi ile olmak şartı ile davalıdan talep edilebileceği, sonuç ve Kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 16/12/2025 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile Davalı vekilinin itirazının değerlendirilmesi için dosyamızın önceki Bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişilere yeniden tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından sunulan 08/03/2026 tarihli ek raporda özetle; " Sayın mahkeme EK görevlendirmesi gözetilerek yapılan ek inceleme ve değerlendirme neticesinde; KÖK raporda çelişki olmadığı, KÖK rapor inceleme, tespit ve değerlendirmelerinin yerinde olduğu, hukuki nitelendirme, değerlendirme ve takdirin tamamen yüce mahkemeye ait olduğu, ek sonuçlarına varılmıştır. " şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizce alınan rapor ve ek raporun gerekçeli ve denetime olanaklı olduğu anlaşılmakla rapor ve ek rapora itibar edilmiştir. Dava, Uluslararası taşımacılık sözleşmesine istinaden yaşanıldığı iddia edilen gecikme sebebiyle oluştuğu belirtilen davacı zararının davalıdan tazmin talebinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Taşımanın güzergahı itibariyle uyuşmazlığın tabi olduğu CMR'nin 23/5 maddesinde, gecikme halinde, hak sahibinin zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlaması halinde, taşımacının bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere tazminat ödeyeceği düzenlenmiştir. Anılan düzenleme gereğince taşıyıcının CMR hükümleri gereğince gecikmeden dolayı sorumlu tutulabilmesi için; taşıma süresinin aşılmasının yani gecikmenin yanı sıra, bu gecikmeden dolayı bir zararın doğmuş olması, ayrıca gecikme ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekir. CMR'nin 19. maddesi hükmü dikkate alındığında gecikme, taşıyıcının taşınmak üzere teslim aldığı eşyayı kararlaştırılan sürede veya böyle bir süre yoksa taşımanın gerçekleştirilmesi için gerekli makul süre içerisinde teslim edememesi halinde söz konusu olur. Gecikme bir zarara yol açmamışsa, taşıyıcının sorumluluğuna gidilemez. Davalı, gecikmenin davacı kaynaklı olduğunu, davacının talimatlarının gecikmenin sebebini oluşturduğunu, davacının, davalı yanı aşarak, dava dışı Lowbed firması ile hukuki ve mali ilişkiye girdiğini, sözleşmelerin nispiliği ilkesini ihlal ettiği, meydana geldiği iddia olunan zarardan davalının sorumluluğunun bulunmadığını savunmasında bulunmuş ise de, taşıma sürecinde taraflar arasında gerçekleşen e-posta yazışmaları ile keşide edilen ihtarnameler dosyaya sunulmuştur. Bu belgelere göre, davacının üstlendiği taşımayı davalıyla anlaşarak, davalının ... plakalı taşıtı ile yapılması hususunda ihtilaf bulunmamakla birlikte, bu aracın değiştirildiği, sonraki araç yüklemesinin de önemli ölçüde geciktiği ve bu aracın şirket sahibi ve yeni görevlendirilen şoförün vizesinin olmaması nedeniyle aracın yola devam edemediği, davalı tarafından bu gecikmenin davacının talimatları ile gerçekleştiği iddia edilmiş ise de, uluslararası karayolu taşımasında kullanılacak taşıtın izinlerinin olmaması, belge bilgi düzeninin tam ve gereği gibi tesis edilmemesine karşın, yola çıkması, taşıma sürecine girmesi, davalının kendi sorumluluğudur. Hangi emir ve talimat olursa olsun, araç “yola elverişsiz” ise davalının işi üstlenmemesi, üstlendiğinde bu belge, bilgi ve izin süreçlerinin kendi risk ve sorumluluk alanında olduğunu gözetmesi gerekir. Somut olayda, aracın "yola elverişsizliği” sebebi ile oluşan zararlar davalının sorumluluğu olarak değerlendirilmektedir. Davalının taşıma sürecinde alt taşıyıcılar kullanması halinde sözleşmelerin nispiliği ilkesine karşın, fiili taşıma söz konusu olduğundan, taşınan yükü taşıtına alan alt taşıyıcılara karşı yük ilgilisinin üstün ayni hak sahibi olması, gönderen sıfatı gereği müdahale hakkının bulunduğu, Fiili taşıyıcı TTK m.888 gereği yükü taşıtına almakla, yük ilgililerinin kendisine yönlendirme yapma, emir ve talimat verme hakkına sahip olduğu, buna karşın fiili taşıyıcının da yük ilgilisine karşı, sanki yük ilgilisi ile akdi ilişki içinde gibi, hapis hakkı kullanması, navlunu talep etmesinin mümkün olduğu, yani taşıma sözleşmeleri gönderen ile akdi taşıyıcı arasında kurulmakta ise de gönderilen, alt taşıyıcılar da fiili taşıma aşamalarında akdi ilişkinin tarafı olarak değerlendirileceği, davacının alt taşıyıcılar ile irtibat kurması ve taşıma sürecinin başarısı için girişimlerde bulunmasının sözleşmeye aykırılık olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Yargıtay (kapatılan) 19. HD ...Esas ... Karar sayılı ilamında"...Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2012 tarih ve ... Esas, ...Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 219. (1086 sayılı HUMK’nın 326.) maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. (6762 sayılı TTK’nın 83/2.) maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK'nın m. 220 (HUMK'nın 330.) maddesindeki genel düzenlemelere tabidir. HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesi, bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki; HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HMK m. 220. madde (HUMK'nın 330 ve sonraki maddeleri) anlamında “vesika” niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 82.) maddesindeki hüküm, “I Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. 6762 sayılı TTK'nın 69. vd. (6102 sayılı TTK'nın 64.) maddeleri uyarınca da defterlerini yöntemince tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. (HMK. m. 222/4, 6762 sayılı TTK'nın 84,85) HMK 222.(1) madde hükmü gereği " Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut....deliller ile ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Mahkememizce, HMK 222 gereği tarafların ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapılmasına karar verilmiş olup; davacının ticari defterlerinin kanuna uygun tutulduğundan sahibi lehine delil niteliği taşıdığı belirlenmiştir.Davacının delil niteliğinde bulunan ticari defterlerinde uyuşmazlığa konu faturaların ve cari hesap ilişkinin yer aldığı, davalıya usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçındığından davacının lehine delil vasfında olan ticari defter ve kayıtlarına göre, davalı tarafından davacı adına 3 adet fatura tanzim edildiği, bu faturaların toplamının 73.950,00 Euro olduğu, davacı tarafından sunulan banka dekontları incelendiğinde, davacı tarafından davalıya toplam 81.865,00 Euro ödeme yapıldığının tespit edildiği, buna göre de davacının 7.915,00 Euro fazla ödemesinin tespit edildiği, taşıma süreci ve CMR hükümlerine göre davalının gecikme ile taşıma yaptığı, gecikmenin yol açtığı zararları tazmin etmesi gerektiği, davacının fazla ödediği 7.915,00 Euro tutarını davalıdan iadesini talep edebileceği, zira davacı ödemesinin tamamını davalıya yapmış, davalı da buna karşın ödeme tutarından daha az fatura tanzim etmiştir. 3.kişi alt taşıyıcılara ödeme yapmak, süreç masraflarını karşılamak davalının sorumluluğunda olup, davalı kendi fatura toplamı ile alt taşıyıcıların alacaklarını ve yapılan süreç masraflarına katlanmak durumunda olup, davalının tahsil ettiği ve fatura konusu olmayan ödemeleri 3.kişi alt yükleniciler için ve taşıma sürecinin başarısı için aldığı savunması bu tutarda oluşan farkı iade etmemesi için haklı sebep oluşturmayacağı bu nedenle davacının 7.915,00 Euro fazla ödemeyi davalıdan talep edebileceği ancak davacı tarafça dava değerinin 5.000 Euro olarak gösterildiği, bedel arttırım dilekçesi ya da ıslah dilekçesinin sunulmadığı görülmekle HMK md. 26 uyarınca talebe bağlı kalınarak işbu miktar üzerinden maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. CMR'nin 23/5 maddesinde, gecikme halinde, hak sahibinin zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlaması halinde, taşımacının bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere tazminat ödeyeceği düzenlenmiştir. Anılan düzenleme gereğince taşıyıcının CMR hükümleri gereğince gecikmeden dolayı sorumlu tutulabilmesi için; taşıma süresinin aşılmasının yani gecikmenin yanı sıra, bu gecikmeden dolayı bir zararın doğmuş olması, ayrıca gecikme ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Somut olayda, dava belirsiz alacak davası olarak açılmakla birlikte davacı tarafça her ne kadar dava dışı yük sahibi için 17.340,25 EURO gecikme zararını ödemiş olduğu iddia edilmiş ise de, davacı tarafından sunulan ticari defter ve kayıtlar ile faturaların incelenmesinde davacının dava dilekçesinde belirtilen işbu zararı ispatlayamadığı eş deyişle gecikme ile iddia edilen zarar arasında illiyet bağının dosyaya yansıtılmadığı görülmekle davacının bu miktar tazminatı talep edebilmesi için bu miktara kendisinin katlanmış olması gerektiği hususunun ispatlanamadığı görülmüştür. Davacı tarafın ayrıca manevi tazminat talebinde bulunduğu da anlaşılmakla, TBK 58. maddesinde, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir denilmiştir. Şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için 818 sayılı BK 49. (TBK 58) maddede belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır. (Bkz. Prof.Dr. Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, dava konusu taşıma işleminin tamamlanamamış olması nedeniyle davacının ticari itibar kaybına uğradığına ilişkin sebebin TBK'nun 58 maddesi anlamında kişilik haklarının ihlaline neden olacağının kabulü mümkün olmamakla, her sözleşmeye aykırılık manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle ticari itibarının sarsıldığı ispat edilememiştir. Bu itibarla, davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı, TBK'nun 58 maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmaka ( Yargıtay 11. H.D, 01/10/2014 Tarih, ...Esas,... Karar), Mahkememizce tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın kısmen kabulü ile 5.000,00-Euro alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve Manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KISMEN KABULÜ ile 5.000,00-Euro alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 10.171,70-TL karar harcının 2.536,01-TL peşin harçtan mahsubu ile noksan kalan 7.635,69-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-) Manevi tazminat talebinin reddine, MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının peşin yatırılan 2.536,01 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.804,01-TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince red edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinden, 2.335,70-TL'nin davalıdan, 784,30-TL'nin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 4-)Davacı tarafından yatırılan 9.617,00-TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 7.199,51-TL yargılama giderinin ve 2.536,01-TL peşin harç, 269,85-TL başvurma harcı, 860,79-TL tamamlama harcı toplamı 10.866,16-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-)Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin ve ihbar olunan vekilinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/07/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/690, K. 2026/625, T. 10.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-690-e-2026-625-k-166b789ae15d