Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/1190 E. 2026/2818 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1190
Karar No
2026/2818
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/158 E., 2025/515 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleştirilen 2019/60 Esas sayılı dava davalısı/birleştirilen 2012/557 Esas sayılı dava davacısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl dava davacısı/birleştirilen 2012/557 Esas sayılı dava davalısı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının 19.06.2006 tarihinde düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yaptığını, davalının sözleşme ve dava konusu 12 59... parsel sayılı taşınmazdaki 20/294 oranındaki paya tekabül eden 4 numaralı daireyi 21.000,00 TL karşığında satmayı vadettiğini, ancak davalının kötüniyetli olarak bu sözleşmeyi ifaya hiçbir şekilde yanaşmadığını ileri sürerek, davalı adına kayıtlı olan taşınmazdaki payın iptali ile müvekkili adına tescilini ve 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş; birleştirilen 2012/557 Esas sayılı davada davanın reddini savunmuş; birleştirilen 2019/60 Esas sayılı davada ise davalı adına kayıtlı olan bu taşınmazdaki payın iptali ile müvekkili adına tescilini ve 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl dava davalısı/birleştirilen 2012/557 Esas sayılı dava davacısı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmede kararlaştırılan bedelin müvekkiline ödenmediğini, müvekkilinin bu sözleşmeye yönelik iptal davası açmış olduğunu ve bu davanın sonucunun beklenmesinin gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuş; birleştirilen 2012/557 Esas sayılı davası ile sözleşme bedelinin müvekkiline ödenmediğini ileri sürerek, satış vaadi sözleşmesinin iptalini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI 1.Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.09.2014 tarihli ve 2012/486 Esas, 2014/396 Karar sayılı kararıyla “...2012/486 Esas sayılı dava dosyası yönünden davacısı vekilinin duruşma gün ve saatinden haberdar olduğu hâlde 18.03.2014 tarihli duruşmaya katılmadığı, mazeret de bildirmediği görüldüğü ve davalı vekilince dava dosyasının taraflarınca takip edilmeyeceğinin beyan edildiği, bu nedenle iş bu dava dosyasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150/1. maddesi gereğince 18.03.2014 tarihi itibarıyla işlemden kaldırıldığı, bu tarihten itibaren üç ay içerisinde de davacı tarafça dava dosyasının yenilenmediğinin tespit edildiği, bu itibarla 2012/486 Esas sayılı dava dosyası yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği, bu dava dosyası ile birleştirilen dava dosyası yönünden yapılan yargılama sırasında davacı tarafça iddiaların yazılı delille ispatlanamadığı, 03.12.2012 tarihli delil listesinde yemin deliline de dayanıldığının görüldüğü, birleşen dosya davacı tarafına söz konusu bedelin davalı tarafça kendilerine ödenip ödenmediği hususunda yemin deliline dayanıp dayanmadıklarını bildirmeleri için kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde birleşen dosya davacı tarafça yemin deliline dayanılmayacağının bildirildiği, hâl böyle olunca birleşen dava dosyası yönünden ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı...” gerekçesiyle 2012/486 Esas sayılı bu dava dosyası yönünden davanın açılmamış sayılmasına; bu dava dosyası ile birleştirilen 2012/557 Esas sayılı dava dosyası yönünden davanın reddine karar verilmiştir. 2. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davalısı/birleştirilen 2012/557 Esas sayılı dava davacısı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 10.06.2020 tarihli ve 2020/1765 Esas, 2020/4487 Karar sayılı kararıyla “...Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan 2019/60 Esas sayılı dava dosyasında asıl davacının birleşen davacıya yönelik taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde satışı vaat edilen hissenin adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açtığının anlaşıldığı, her iki dosyanın taraflarının ve dava konularının birbiriyle irtibatlı olduğunun sabit olduğu, başka bir anlatımla Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan 2019/60 Esas sayılı dava ile eldeki dava arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğunun, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek nitelikte olduğunun, her iki davanın aynı sözleşmeye dayandığının ve aralarında bağlantı mevcut olduğunun anlaşıldığı, bu durumda gerek yargılamanın daha sağlıklı şekilde yürütülmesinin sağlanması ve gerekse çelişkili kararların önüne geçilmesi bakımından davaların birlikte görülmesi ile delillerin birlikte değerlendirilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmesi gerektiği, hâl böyle olunca anılan davaların birleştirilmesi hususu değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunun ve bozmayı gerektirdiğinin anlaşıldığı...” gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.03.2023 tarihli ve 2021/425 Esas, 2023/138 Karar sayılı kararıyla "asıl davada davanın açılmamış sayılmasına dair mahkememizin 2012/486 E. ve 2014/396 K. sayılı kararının temyiz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği anlaşıldığından bu dosya yönünden karar verilmesine yer olmadığına; birleştirilen Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/557 Esas sayılı davasında davanın reddine; birleştirilen Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/60 Esas sayılı davasında tapu iptali ve tescil talebi yönünden davanın kabulü ile İstanbul ili, Bağcılar İlçesi, Barbaros Mah. 1259 ada, 1 parsel sayılı 294.31 m² yüzölçümlü arsa vasıflı taşınmazda davalı adına kayıtlı hisseden 20/294 hisseye tekabül eden bodrum ve zemin kat hariç 2. normal katta bulunan girişe göre sağ arka tarafta kalan 4 no'lu dairenin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline bakiye hissenin davalı üzerine bırakılmasına, manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen 2019/60 Esas sayılı dava davalısı/birleştirilen 2012/557 Esas sayılı dava davacısı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 25.11.2024 tarihli ve 2024/4046 Esas, 2024/5228 Karar sayılı kararıyla “...Mahkemece satış vaadi alacaklısı ... tarafından açılan ve birleştirilen Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/60 Esas sayılı dava dosyasında, ‘davanın kabulü ile dava konusu arsa vasıflı taşınmazda davalı adına kayıtlı hisseden 20/294 hisseye tekabül eden bodrum ve zemin kat hariç 2. normal katta bulunan ve girişe göre sağ arka tarafta kalan 4 numaralı dairenin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline’ karar verildiği, satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasında talep sonucunun dava konusu taşınmazın 20/294 hissesine yönelik olduğunun anlaşıldığı, öte yandan dava konusu arsa üzerinde bulunan binada kat irtifakı veya kat mülkiyeti tesis edilmediğinin sabit olduğu, bu nedenle mahkemece 4 numaralı daire yönünden kurulan hükmün infaz kabiliyetinin bulunmadığı, mahkemece satış vaadi sözleşmesine konu hisse üzerinden tapu iptal ve tescil kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği...” gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.12.2025 tarihli ve 2025/158 Esas, 2025/515 Karar sayılı kararıyla “...asıl dava dosyası yönünden davanın açılmamış sayılmasına ilişkin olarak mahkememizin 2012/486 E. ve 2014/396 K. sayılı kararının temyiz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği, birleştirilen Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/557 E. sayılı dosyasında davacı tarafça satış bedelinin ödenmemesi nedeniyle satış vaadi sözleşmesinin iptaline ilişkin iddiaların yazılı delil ile ispatlanamadığı, birleştirilen dava davacısına söz konusu bedelin davalı tarafça kendilerine ödenip ödenmediği hususunda yemin deliline dayanıp dayanmadıklarını bildirmeleri için kesin sürenin verildiği, bu süre içerisinde birleştirilen dava davacısı tarafından yemin deliline dayanılmayacağının bildirildiği, bu nedenle birleştirilen dava dosyası yönünden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinin gerektiği, birleştirilen Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/60 E. sayılı dosyasında ise satış vaadi sözleşmesi kapsamında mahallinde keşfin yapıldığı, çekişme konusu bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç değerinin belirlendiği, ayrıca davacının peşin ödediği bedelin satış vaadi sözleşmesindeki taşınmaz satış bedeline oranının saptandığı, bu orana tekabül eden bedelin taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinden mahsup edilmesinden sonra bakiye bedelin depo edildiği, bu itibarla resmi şekilde yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca tapunun davacı adına tescili için gerekli şartların oluştuğu, satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak davacı ... tarafından açılan tapu iptali ve tescil talepli davada, talep sonucunun dava konusu taşınmazın 20/294 hissesine yönelik bulunduğu, dava konusu arsa üzerinde yer alan binada kat irtifakı veya kat mülkiyeti tesis edilmediğinin anlaşıldığı, bu nedenle 4 numaralı daire yönünden kurulan hükmün infaz kabiliyetinin bulunmadığı, bu sebeple satış vaadi sözleşmesine konu hisse üzerinden tapu iptali ve tescil kararı verilmesinin gerektiği, manevi tazminat istemi yönünden ise manevi zararın kişilik değerlerinde meydana gelen objektif eksilme olduğu, duyulan acı ve çekilen ızdırabın manevi zararın görünümü niteliğinde bulunduğu, yasaların manevi tazminat verilebilecek halleri sınırlı olarak düzenlediği, bunların kişilik değerlerinin zedelenmesi, isme saldırı, nişanın bozulması, evlenmenin feshi, bedensel zarar veya ölüm ile kişilik haklarının ihlali hallerinin olduğu, özellikle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi ile 6098 sayılı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesinin daha kapsamlı düzenlemeler içerdiği, kişilik haklarının ise kişinin bedensel ve ruhsal bütünlüğü ile şeref, haysiyet ve özel yaşam gibi kişisel varlıklarının korunmasına ilişkin bulunduğu, somut olayda tapu iptali ve tescile ilişkin uyuşmazlık bakımından manevi tazminat koşullarının oluşmadığı...” gerekçesiyle, asıl davada davanın açılmamış sayılmasına dair mahkememizin 2012/486 E. ve 2014/396 K. sayılı kararının temyiz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği anlaşıldığından bu dosya yönünden karar verilmesine yer olmadığına; birleştirilen Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/557 Esas sayılı davasında davanın reddine; birleştirilen Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/60 Esas sayılı davasında tapu iptali ve tescil talebi yönünden davanın kabulü ile İstanbul ili, Bağcılar ilçesi, Barbaros Mah. 12 59... parsel sayılı 294.31 m² yüzölçümlü arsa vasıflı taşınmazda davalı adına kayıtlı hisseden 20/294 hisseye tekabül eden kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline bakiye hissenin davalı üzerine bırakılmasına, manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleştirilen 2019/60 Esas sayılı dava davalısı/birleştirilen 2012/557 Esas sayılı dava davacısı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Sözleşme konusu bedelin müvekkiline ödenmediğini, 2. Sözleşmede açıkça 4 numaralı bağımsız bölümden bahsedilmiş olduğundan sözleşme ediminin yerine getirilemeyeceğini, 3. İfa imkansızlığının bulunduğunu, 4. Taşınmazın ödenmeyen bedeli yönünden depo kararı verilmesi durumunda taşınmazın karara en yakın tarihteki değerinin esas alınmasının gerektiğini, 5. Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; asıl davada, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ile manevi tazminatın tahsili; birleştirilen Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/557 Esas sayılı davasında, sözleşmenin iptali; birleştirilen Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/60 Esas sayılı davasında, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ile manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleştirilen 2019/60 Esas sayılı dava davalısı/birleştirilen 2012/557 Esas sayılı dava davacısı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/1190, K. 2026/2818, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-1190-e-2026-2818-k-f7cdd750c093