Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1953 E. 2026/1048 K. – Haksız Rekabet

Konu: Haksız Rekabet

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1953
Karar No
2026/1048
Karar Tarihi
Konu
Haksız Rekabet

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1953

KARAR NO:2026/1048

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:02/11/2021

NUMARASI:2018/806 Esas - 2021/1156 Karar

DAVANIN KONUSU:Haksız Rekabet

Taraflar arasındaki haksız rekabet davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Petrol-... ...'un maliki olduğu İstanbul İli, Sancaktepe İlçesi, ... Mahallesi, ... mevkinde kain, tapuda 484 ada, 2 parsel sayıda kayıtlı gayrimenkulün 23.01.2013 tarihli kira sözleşmesi ile 7 yıl süreliğine müvekkili şirkete kiralandığını ve kira sözleşmesinin tapuya şerh edildiğini, anılan kira sözleşmesi uyarınca dava konusu taşınmazın her türlü kullanım hakkının 7 yıl süre ile müvekkili şirkete ait olduğunu, yine dava dışı .... A.Ş.” nin maliki olduğu İstanbul İli, Sancaktepe İlçesi, ... mahallesinde kain, tapuda 7506 ada, parselde kayıtlı gayrimenkulün kullanım hakkının 20.12.2012 tarihli intifa sözleşmesi ile 8 yıl süreliğine müvekkili şirkete bırakıldığını, müvekkili şirket ile dava dışı ... Şti. (...) arasında müvekkilinin kullanım hakkına sahip olduğu taşınmazlar üzerinde kurulu akaryakıt istasyonlarının işletilmesi için bayilik sözleşmeleri ve çerçeve protokoller akdedildiğini, ... Akaryakıtın, keşide ettiği Üsküdar .. Noterliğinin 04.04.2018 tarih ve ...,... numaralı ihtarları ile müvekkili ile akdettiği bayilik sözleşmelerini haksız olarak süresinden önce feshettiğini, dava dışı ... Akaryakıtın feshinin hemen ardından müvekkili şirkete ait kurumsal kimliklerini söktüğünü ve davalı ile akdettiği bayilik anlaşmaları kapsamında davalının bayisi olarak faaliyete başladığını, müvekkilinin hukuki tasarruf hakkına sahip olduğu taşınmazlar üzerindeki haksız işgali nedeniyle İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/499 Esas ve İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/472 Esas sayılı dosyalarından el atmanın önlenmesi talepli davaların ikame edildiğini, söz konusu davaların halen derdest olduğunu, akaryakıt piyasasının genel işleyişine ilişkin teamül ve uygulamanın, dağıtım şirketinin akaryakıt istasyonu kurulu taşınmazın mal sahipleri ile taşınmazın kullanım hakkına ilişkin anlaşma akdetmesi ve ardından söz konusu akaryakıt istasyonunu kendi markası altında işletilmesi şartıyla akdettiği bayilik sözleşmeleri ile bayiye tevdi edilmesi şeklinde olduğunu, akaryakıt istasyonunda akaryakıt satışına kullanılacak demirbaşların da taşınmazın kullanım hakkı sahibi dağıtım şirketi tarafından sağlandığını, 1963 yılından beri akaryakıt piyasasında faaliyet gösteren davalı şirketinde bu uygulamadan haberdar olduğunu, müvekkili tarafından bu çerçevede davalıya yönelik olarak keşide edilen Beşiktaş ... Noterliğinin 13.04.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarında, taşınmazların hukuki kullanım hakkının müvekkili şirkete ait olduğunun, davalının eylemlerinin hukuka aykırı olduğunun ve eylemlerine derhal son vermesinin gerektiğinin bildirildiğini, olayların gelişimi ile ortaya konduğu üzere; davalının bir plan çerçevesinde hareket ettiğini, dava dışı ... Akaryakıtı müvekkili ile arasında yürürlükte bulunan anlaşmasını sona erdirmeye, taahhütlerini ihlal etmeye yönelttiğini, dava dışı ... Akaryakıtı müvekkili ile arasında akdedilmiş bayilik sözleşmesinin feshinden hemen sonra davalı şirketin bayiliğini üstlenmiş olmasının bunun en bariz kanıtı olduğunu, davalı şirketin kira-intifa bedellerinin müvekkili tarafından ödenen aynı zamanda tüm demirbaşları müvekkili tarafından sağlanan akaryakıt istasyonunda cebinden beş kuruş para çıkmaksızın kendi ürünlerinin satışını sağladığını ve sağlayama devam ettiğini, müvekkilinin herkese karşı ileri sürebileceği tapuya şerh edilmiş kiracılık-intifa hakkını çiğneyerek müvekkilinin yegane kullanım hakkına sahip olduğu taşınmazlarda kendi ürünlerinin satışını sağlamak amaçlı haksız, iyi niyetten yoksun ve dürüstlük kuralına aykırı eylemler sergilediğini ve sergilemeye devam ettiğini, davalı şirketin hukuka aykırı şekilde müvekkilinin geçerli olan kiracılık-intifa hakkına sahip olduğu ve yıllık 360.000 USD*KDV tutarında intifa bedeli, 44.642 USD 4 255.000 TL4 KDV tutarında kira bedeli ödediği taşınmazlar üzerinde, üstelik müvekkilinin taşınmaza sağladığı demirbaşları da kullanarak haksız biçimde faaliyetini sürdürmek şeklinde eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinden davanın kabulü gerektiğini, müvekkili şirketin geçerli olan kiracılık-intifa hakkına sahip olduğu ve kira-intifa bedellerini maliklerine ödediği söz konusu taşınmazlarda akaryakıt dağıtım faaliyetini sürdüremediğinden maddi anlamda ağır zarara uğratıldığını iddia ederek, haksız rekabetin tespitine, menine, şimdilik 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hüküm özetinin tirajı en yüksek 5 gazeteden birinde yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 27.07.2021 tarihli dilekçesi ile bedel artırım talebinde bulunarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 35.740,81 TL maddi tazminat ve 100.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işlemiş avans faiziyle davalıdan tahsiline, hüküm özetinin tirajı en yüksek 5 gazeteden birinde yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; davacı ile dava dışı ... arasındaki bayilik sözleşmelerinin feshinin müvekkili şirketin müdahil olabileceği bir husus olmadığını, her iki tarafında tacir olduğunu ve yaptıkları işlemlerden münferiden sorumlu olduklarını, müvekkili şirketin dava dışı ... Akaryakıtı, davacı ile olan bayilik sözleşmesinden caydırma, sözleşmeyi feshe yönlendirme veya benzeri bir etkisinin olmasının söz konusu olmadığını, dava dışı ... Akaryakıtın, davacı ile olan bayilik sözleşmelerinden birini sözleşme süresinin bitmesine 5 gün kala feshettiğini, fesih ihtarında belirttiği haklı sebeplerle feshetmemiş olsa bile zaten 5 gün sonra bayilik sözleşmesinin kendiliğinden sona ereceğini, somut olayda dağıtıcı firma davacı ile bayi dava dışı ... arasındaki 09.04.2013 tarihli bayilik sözleşmesinin, sözleşme süresinin bitim tarihinden 3 ay önceden yenileneceğine dair taraflar arasında bir anlaşma olmadığından, bayi tarafından 04.04.2018 tarihi itibariyle feshedilmemiş olsaydı 09.04.2018 tarihinde kendiliğinden sona ereceğini, dolayısıyla müvekkili şirketin davacının iddia ettiği üzere TTK 55.maddesinin (b) bendine aykırılık teşkil eden bir eyleminin bulunmadığının açık olduğunu, müvekkili şirketin ... ile bayilik sözleşmesi akdetmiş olmasının haksız rekabete ilişkin mevzuatın ihlal edildiği sonucunu doğurmayacağını, akaryakıt sektöründe hiçbir akaryakıt istasyonunun |gün dahi faaliyetini durdurma riskini alamayacağını ve bayilik sözleşmelerinin ara vermeksizin feshedilerek farklı dağıtıcı firmalarla tekrar imzalandığını, petrol piyasası kanunun 7.maddesinin son cümlesinde de bayinin yeni dağıtıcı firma ile faaliyete geçmesini ve eski dağıtıcı firmaya ait tüm belirtilerin kaldırılmasını yasal bir gereklilik olarak düzenlediğini, ... Akaryakıtın davacıya tebliğ ettiği ihtarnamelerde, davacının zamanında akaryakıt temin etmemesinden, şirketlerinin davacı ile akdedilen sözleşme kapsamında yaptığı faaliyetlerden kar edememesinden ve sözleşmeye göre faaliyeti ekonomik olarak mümkün bulunmadığından dolayı bayilik sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini beyan ettiğini, davacının sadece kanun maddelerini yazarak müvekkili şirketin söz konusu eylemlerde bulunduğunu iddia ettiğini ve fakat dilekçesinde bu iddiaları somut şekilde ispatlayan hiçbir delil sunmadığını, ... markalı tüm ürünler ve otomasyon sisteminin müvekkili tarafından ... Akaryakıta temin edildiğini, davacıya ait olup da ... tarafından kullanılan herhangi bir ariyet söz konusu ise bunun müvekkili şirkete değil dava dışı ... Akaryakıta karşı ileri sürülmesinin gerektiğini müvekkili şirketin söz konusu akaryakıt istasyonlarında kullanılan kendisine ait ariyetlerin haricindeki demirbaşlara ilişkin olarak tasarruf yetkisinin bulunmadığını, bizzat kullanımı veya yararlanmasının da söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yapılan yargılamada davacı ile dava dışı ... şirketi arasında bir bayilik sözleşmesi akdedildiği bayilik sözleşmesinin dava dışı şirket tarafından haksız olarak feshedildiği, sözleşmenin son bulmasına rağmen dava dışı şirketin istasyonları tahliye etmediği, davalının ise dava dışı şirket ile bayilik sözleşmesi imzaladığının ve bu durumun da haksız rekabete yol açtığının iddia olunduğu anlaşılmıştır. Davacı ile ... arasındaki iki farklı bayilik sözleşmesinden Sancaktepe İlçesi... Mah. ... mevkii484 ada 2 parsel için olan sözleşmenin 09/04/2013 tarihinde 5 yıllık olarak imzalandığı diğer bayi olan Sancaktepe ilçesi ... mah. 7506 ada 1 parselde bulunan bayi için olan sözleşmenin 01/03/2016 tarihinde 5 yıllık olarak imzalandığı ancak ... tarafından 04/04/2018 tarihinde keşide edilen ... yevmiye numaralı ihtarname ile bu iki sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği davalı ile 05/04/2018 tarihinde yeni bir bayilik sözleşmesi imzaladığı tespit edilmiştir. Bu durumun davacı aleyhinde kar kaybına neden olacağı ve haksız rekabet teşkil edeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacının uğradığını iddia ettiği zararın tespiti ve talep edebileceği maddi tazminatın hesabı noktasında ise dosyaya kazandırılan kök ve ek bilirkişi raporları incelenmiş olup ek raporda bilirkişiler tarafından yapılan hesaplama denetime elverişli bulunarak hükme esas alınmış olup talep edilebilecek maddi tazminat miktarı 35.740,81 TL olarak tespit edilmiştir. Manevi tazminat yönünden ise davacının her iki bayiden kaynaklı olarak kar kaybına uğramasının manevi yönden bir zarara yol açmayacağı kanaati hasıl olmakla manevi tazminata dair davanın reddi gerekmektedir.İzah olunan nedenler ile haksız rekabete ilişkin davanın kabulü ile davalının eylemlerinin TTK 56 maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine TTK 59 maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra masrafı davalılara ait olacak şekilde tirajı en yüksek bir gazetede bir kere ilanına, maddi tazminata ilişkin davanın kabulüne manevi tazminata ilişkin davanın ise reddine dair karar verilmesi gerekmiş..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının eylemlerinin TTK'nın 56. maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabetin men'ine, kararın TTK'nın 59. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra masrafı davalılara ait olacak şekilde tirajı en yüksek bir gazetede bir kere ilanına, maddi tazminata ilişkin davanın kabulü ile 35.740,81 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dışı ... Petrol'ün maliki olduğu ve müvekkilinin ayrı ayrı intifa hakkına dayalı olarak iki akaryakıt istasyonu üzerinde müvekkilinin marka ve logosu altında bayilik yürütülmek üzere ... ile 5 yıl süreli sözleşme ve eklerinin imzalandığını, bayinin istasyonları haksız feshe rağmen teslim etmediğini, işgalci olarak faaliyetine devam ettiğini, davalı şirketin ise müvekkilinin kullanım hakkından haberdar olmasına rağmen sözleşmenin bayi tarafından feshinden hemen sonra ... ile bayilik ilişkisi tesis ettiğini, müvekkiline ait ekipmanların kullanılması suretiyle haksız kazanç elde etmeye başladığını, ihtara rağmen davalının fiillerini açıkça haksız rekabet niteliğinde olduğundan bu hususun tespiti ile maddi ve manevi zararın tazmini için dava açıldığını, bilirkişi raporundaki maddi tazminata ilişkin itirazların sunulduğunu, talebin 35.740,81 TL olarak yükseltildiğini, manevi tazminat talebinin reddine ilişkin yeterli gerekçenin ortaya konulamadığını, mahkeme tarafından davalı fiilinin haksız rekabet teşkil ettiğine dair tespite rağmen bu yöndeki gerekçenin çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin tapuya şerh edilmiş kira hakkı ve yine tapuda görünen ve dolayısıyla davalının haberdar olmamasının düşünülemeyeceği, intifa hakkına dayalı olarak kullanım hakkına sahip olduğu iki farklı istasyon üzerinde fiillerini gerçekleştirmesi, istasyonlara davalının hiçbir yatırım yapmaksızın müvekkiline ait ekipmanlar kullanılarak bayilik tesis etmesi, davalının basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı olarak sektörel teamülleri hiçe sayarak hiç külfete katlanmaksızın müvekkili bayisi ile sözleşme ilişkisine girmiş olması, ihtarnameye rağmen hakkız rekabet teşkil eden fiillerini sonlandırmaması, İstanbul gibi sektörel açıdan değerli ve iç hacmi yüksek bir şehirde kullanım hakkına sahip olan istasyonlardaki kurumsal kimliğin marka ve logolarının hukuka aykırı şekilde sökülmesi ve müvekkilinin ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle manevi zarara uğradığının aşikar olduğunu, TTK 56/1-e hükmü uyarınca TBK 58.maddesi kapsamında manevi tazminat verilebileceğini, müvekkilinin ticari itibarının zedelenmediğini ve manevi zarara uğramadığını iddia etmenin mümkün olmadığını, ayrıca maddi tazminat talebine dair hükme esas alınabilmesi mümkün olmayan bilirkişi raporundaki hesaplamaya dayanarak kabul kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin iki akaryakıt istasyonundan elde edebileceği kazanç tutarının bu derece düşük hesaplanmasının matematiksel ve sektörel açılan kabul edilebilir yönü bulunmadığını, belirsiz alacak olarak yöneltilen maddi tazminat taleplerinin ek rapor doğrultusunda yeniden talep artırma talebinde bulunma hakları saklı tutularak yükseltildiğini, itirazlarında ayrıntılı olarak ve ısrarlı açıklandığı üzere hesaplamaların kabul edilebilir yönü bulunmadığını, müvekkilinin bahse konu istasyonlar için yıllık 365.000,00 ABD Doları intifa bedeli ve 44.642,00 ABD Doları + 225.000,00 TL kira bedeli ödediği göz önünde bulundurulduğunda müvekkilinin raporda belirtilen tutarlarda kar elde etmek için bu kadar geniş kapsamlı ticari ilişkiye girmiş olamayacağının açıkça anlaşıldığını, hükme esas alınan raporun hesaplamasının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili tarafından haksız rekabet teşkil eden fiillerin sonlandırılmasına dair davadan önce ihtar gönderildiği dikkate alındığında maddi tazminat alacağına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının hükmü ve ferilerinin hatalı olduğunu, manevi tazminatını reddi sonucunda maktu vekalet ücreti verildiğini, hatalı olduğunu, kararın hukuki gerekçeden yoksun olduğunu, haksız rekabet unsurlarının bulunmadığını, salt müvekkili şirket ile dava dışı ... Şirketi arasında bayilik sözleşmesinin imzalanmış olmasının haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna ve kanaatine varıldığını, gerekçede hiçbir hukuki başka bir gerekçe ve dayanağa yer verilmediğini, yalnızca bayilik ilişkisi kurulmuş olmasının haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varılmasının açıkça yasalara ve tüzel kişilerin ticari hayattaki hukuki güvenliğine aykırı olduğunu, müvekkili ile dava dışı şirket arasında biri ... Mahallesi Sancaktepe ilçesi , diğeri ... Mahallesi Sancaktepe ilçesinde iki ayrı akaryakıt istasyonu ile ilgili akdedilmiş olan 05.04.2018 tarihli bayilik sözleşmelerinin mevcut olduğunu, sözleşmeler akdedilirken hiçbir şekilde haksız rekabet teşkil edecek bir eylem ve işlemde bulunulmadığını, davacı ile dava dışı şirket arasındaki bayilik sözleşmelerinin feshinin müvekkili şirketin müdahil olabileceği bir husus olmadığını, her iki tarafın tacir olup işlemlerinden münferiden sorumlu olduğunu ayrıca dava dışı şirket ile davacı arasındaki bayilik sözleşmelerinden birinin sürenin bitmesine 5 gün kala feshedildiğini, zaten 5 gün sonra sözleşmenin kendiliğinden yasa gereğince sona ereceğini, müvekkili şirketin davacının iddia ettiği gibi TTK 55.maddenin (b) bendine aykırılık teşkil edecek bir eyleminin bulunmadığını, dava dışı bayinin davacıya göndermiş olduğu ihtarnamelerde davacının zamanında akaryakıt temin etmemesinden şirketlerinin davacı ile akdedilen sözleşme kapsamında yaptığı faaliyetlerden kar edememesinden ve sözleşmeye göre faaliyeti ekonomik olarak mümkün bulunmadığından bayilik sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini beyan ettiğini, davacıya ait ariyetlerin 10 gün içerisinde teslim alınmasını alınmadığı takdirde söküleceğinin bildirildiğini, feshin müvekkili ile hiçbir bilgisinin bulunmadığını, davacı tarafın demirbaşlarının müvekkili şirket tarafından kullanılarak haksız biçimde faaliyet gösterildiğinin iddia edildiğini, iddianın kötü niyetli ve son derece yanlış olduğunu, faturalardan anlaşılacağı üzere müvekkiline ait markalı tüm ürünler ve otomasyon sisteminin müvekkili şirket tarafından bayiye temin edildiğini, davacıya ait olupta bayi tarafından kullanılan herhangi bir ariyetin varlığı halinde bunun müvekkiline karşı değil dava dışı bayiye karşı ileri sürülmesi gerektiğini, 09.04.2013 tarihli belgede demirbaş listesinin boş gözüktüğünü, iddianın son derece kötü niyetli olduğunu, emsal ilamlar karşısında davanın reddi gerektiğini, davacının dağıtıcı şirket lisansının sonlandırıldığını, mahkemece gözetilmediğini, davacının iddialarına ilişkin somut delil sunmamış olmasına rağmen davanın kabulünün haksız olduğunu, bilirkişi raporlarının açıkça hatalı olduğunu, davacının grup şirketinin akaryakıt dağıtım lisansına sahip olmasının davacı şirketin faaliyet gösterdiği anlamına gelmediğini, Sancaktepe ... Mahallesinde bulunan istasyon için davacının lisansının sona erdiği 28.06.2018 tarihinden sonra için herhangi bir kar kaybı hesabının yapılmamasının gerektiğini, ayrıca Sancaktepe/... Mahallesinde bulunan istasyon için dava açılış tarihinin dikkate alınmasının mesnetsiz ve açık hatalı olduğunu, bayilik sözleşmesinin sona erme tarihi itibariyle dağıtım şirketi ile bayi arasındaki hukuki ilişkinin kendiliğinden sona ereceğini, EPDK mevzuatı gereğince bayilik sözleşmesinin otomatik yenilenmesi veya bayinin sözleşmenin devamına zorlanmasının yasak olduğunu, müvekkilinin TTK 55.maddenin (b) bendine aykırılık teşkil eden bir eyleminin bulunmadığını, fesih tarihinden dava tarihine kadar kar kaybı hesaplamasının yapıldığını, halbuki söz konusu 2 nolu parsele ilişkin akdedilen bayilik sözleşme süresinin zaten 09.04.2018 tarihinde sona ereceğini, bilirkişilerin hesaplamalarda ısrarla dava açılış tarihini baz aldığını, bayilik sözleşmesinin sona erdiği tarihten sonra kar kaybı hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kar kaydı hesabı yapılacaksa bunun ancak 5 gün ile sınırlı olmak üzere yapılması gerektiğini, yerleşik içtihatlara göre bayilik sözleşmesinin geri kalan süresinin tamamını kapsayacak şekilde kar kaybı hesabının yapılamayacağını, 35 aylık döneme ilişkin hesap edilmiş olduğunu, böyle bir hesaplamanın mümkün olmayacağını, akaryakıt sektöründe satışların aynı şekilde ve düzenli artan miktarlarda devam edip etmeyeceğinin asla bilinemeyeceğini, sürekli değişkenlik arz eden bir sektörde 35 aylık öngörüde bulunulmasının mümkün olmadığını, davacının lisansının sona erdiği bir durumdaki somut olayda durumun böyle olduğunu, zaten kar kaybından bahsedilemeyeceğini iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini aksi halde hükmün ferileri yönünden düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TTK'nın 54 vd. maddeleri gereğince haksız rekabetin tespiti, meni, maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, haksız rekabet hükümlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği, yapılan hesaplama ve bilirkişi raporu ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı ile davalı yararına verilen vekalet ücretinin isabetli olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı ile dava dışı ... Şirketi arasında 09.04.2013 tarihinde standart bayilik sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin süresinin 4.maddesinde 5 yıl olarak belirlendiği, bayinin İstanbul ili Sancaktepe ilçesi 484 ada, 2 parsel sayıda kayıtlı gayrimenkul üzerinde kurulu bulunan akaryakıt istasyonunda bayilik yapacağına ilişkin olduğu, çerçeve protokolün 01.03.2016 tarihinde imzalandığı, standart bayilik anlaşmasının eki ve ayrılmaz parçası olduğunun son bölümünde belirtildiği, çerçeve protokolde; ... Mahallesi ... Caddesi Sancaktepe İstanbul adresinde bir parsel sayılı taşınmaz üzerinde kurulu bulunan bayilikle ilgili olduğu, 01.03.2016 tarihli standart bayilik sözleşmesinin yine taraflar arasında 5 yıl süreli olarak imzalanmış olduğu, sözleşmenin bir parsel sayılı taşınmaz üzerindeki bayilikle ilgili olduğu, buna dair çerçeve sözleşmenin düzenlendiği, dava dışı bayi ile davacı şirket arasında 01.03.2016 tarihli ariyet demirbaş belgesinin düzenlendiği, söz konusu demirbaş belgesinde şirkete ait evsaf, cins ve kıymeti yazılı eşyanın kusursuz, kullanıma elverişli ve mükemmel bir şekilde teslim alındığı, anılan malzeme ve teçhizatların satış faaliyetleri için kullanılacağı, imzalanan standart bayilik sözleşmesi ve eki niteliğindeki çerçeve protokol ve sair taahhütnamelerin ve anlaşmaların herhangi bir neden veya şekilde sona ermesi veya feshi halinde malzeme ve teçhizatın iadesi talep hakkı bulunduğunun kabul ve bu hak kullanıldığı takdirde teslim edileceği, teslimde gecikme olunca cezai şart ödeneceği vb hususlara yer verildiği, belgenin ekinde ariyet demirbaş listesinin olduğu, 09.04.2013 tarihli ariyet demirbaş belgesininde yine dava dışı ... Şirketi tarafından imzalanmış olduğu, davacı şirket ile dava dışı... arasında 484 ada, 2 parsel sayıda kayıtlı üzerinde akaryakıt ve otogaz satış istasyonu kurulu bulunan gayrimenkulle ilgili olarak 23.01.2013 tarihinde kira sözleşmesinin imzalandığı, kira sözleşmesinin süresinin yedi yıl olarak belirlendiği, kira sözleşme süresinin tamamına ait olmak üzere peşin ödenecek tutarın 312.500,00 USD olarak belirlendiği, ayrıca fiilen satışa başlanmasının müteakip her ayın ilk beş günü içerisinde ödenecek aylık brüt ücretin 18.750,00 TL olarak belirlendiği, dava dışı ... tarafından davacı şirkete gönderilen noter ihtarnamesi ile 09.04.2013 tarihinde akdedilen bayilik sözleşmesinin şirketin sözleşme kapsamında yaptığı faaliyetlerden kar edememesi ve sözleşmeye göre faaliyetin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle sözleşmenin 04.04.2018 tarihi itibariyle feshedildiği, muhataba herhangi bir borcun bulunmadığı belirtilerek verilen teminat mektubu ve çeklerin iade edilmesi, verilen ariyet ödüncü malzeme ve donanımların muhatap tarafından sözleşme tarihinin bitiminden itibaren 15 gün içinde teslim alınması gerektiği, teslim alınmadığı takdirde malzemelerin taraflarınca sökülmesi halinde oluşabilecek hasarlardan ve diğer giderlerden muhatapların sorumlu olacağı hususuna yer verildiği, dava dışı ... Bayisi tarafından 04.04.2018 tarihinde davalı şirkete gönderilen ihtarname ile bu kez 01.03.2016tarihinde akdedilen bayilik sözleşmesinin sözleşme kapsamında faaliyetlerden kar edememesi sözleşmeye göre faaliyetin ekonomik olarak mümkün bulunmadığı gerekçesiyle bayilik sözleşmesinin 04.04.2018 tarihi itibariyle feshedildiğinin belirtildiği, davacı şirket tarafından Beşiktaş ... Noterliğinde 13.04.2018 tarihli ihtarnamenin davalı şirkete keşide edildiği, söz konusu ihtarnamede; Sancaktepe İstanbul adresinde bulunan taşınmazların mülkiyet hakkı sahibi ile akdedilen kira sözleşmesi çerçevesinde 23.01.2020 ve 20.12.2020 tarihlerine kadar müvekkili şirkete kiralandığını ve kira sözleşmelerinin tapuya şerh edildiği, kira sözleşmesi uyarınca taşınmazın her türlü kullanım hakkının belirtilen tarihlere kadar münhasıran müvekkili şirkete ait olduğunu belirterek taşınmazlar üzerinde müvekkili ile akdedilen bayilik sözleşmeleri çerçevesinde bayilik faaliyeti yürüten ... şirketinin 04.04.2018 tarihinde bayilik sözleşmelerini herhangi bir geçerli veya haklı neden olmaksızın feshettiğini ancak yapılan ihtara rağmen istasyonun bulunduğu taşınmazların müvekkili şirkete teslim edilmeyerek taşınmazların haksız ve hukuksuz olarak işgal etmeye devam edildiği, yapılan araştırmada ...'ün müvekkilinin hukuksal tasarruf hakkına sahip olduğu ,taşınmazlarda haksız işgal teşkil edecek faaliyetini sürdürmek amacıyla muhatap ile bayilik ilişkisine girdiğinin tespit edildiği, muhatabın dağıtıcı olarak faaliyette bulunduğu, taşınmazların kullanım hakkının münhasıran müvekkili şirkete ait olduğu, dava dışı bayi ve muhatabın müvekkilinin kira hakkı süresince istasyonu kullanmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği, bayinin ve dağıtım şirketinin haksız işgalci olduğu, müvekkilinin zarar gördüğü belirtilerek yasal yollara başvurulacağının ifade edildiği ve taşınmazların kullanılmasının ve üzerinde faaliyette bulunulmasının engellenmesinin eylemlerin derhal sonlandırılmasının talep edildiği, davacı şirket tarafından dava dışı ... Şirketi aleyhine 26.04.2018 tarihinden İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/472 Esas sayılı dosyasında elatmanın önlenmesine dair dava açtığı, dava dışı ... ile davalı şirket arasında 05.04.2018 tarihinde 5 yıllık bayilik sözleşmesinin imzalandığı, bayilik adresinin 484 pafta, 2 nolu parsel olduğu, davacı şirket tarafından iddia edilen sebepler ve davalı şirkete karşı 05.07.2018 tarihinde TTK 54 vd maddeleri gereğince 54.maddenin 2.bendine göre haksız rekabet sebebi ile maddi ve manevi tazminat davasını ve haksız rekabetin tespiti ve menine dair davayı açmış olduğu anlaşılmıştır.Tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 07.07.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Sancaktepe İlçesi, ... Mahallesi, ... mevkünde kain ve tapuda 484 ada, 2 parsel sayıda kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonuna ilişkin 09.04.2013 tarihli 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi imzalanmış olduğu, sözleşmenin bitiş tarihinin 09.04.2018 olduğu, ancak dava dışı Bayi tarafından Üsküdar .. Noterliğinin 04.04.2018 tarihli ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile feshedildiği, İşbu taşınmaza ilişkin Kira Sözleşmesi'nin incelenmesinde madde 6- Fesih ve Mücbir Sebeplerin; Kiracı ile kiralayan arasında akdedilen Bayilik Anlaşması ve eklerinin her ne sebeple olursa olsun sona ermesi halinde kiracı; işbu mecuru herhangi bir ihbar veya ihtara gerek kalmaksızın derhal tahliye etmek suretiyle kiralayana, tüm ekipmanlar ve teferruatlarıyla birlikte teslim etmeyi... taahhüt etmiştir.” denilmiş olmasına rağmen dava dışı ... şirketinin mecuru tahliye etmediği ve davalı ile 05.04.2018 tarihinde 5 yıllık Bayilik Sözleşmesi imzalamış olduğunun görüldüğü, dava dışı bayinin sözleşme bitince yeri teslim etmediği ve davalı şirketin de bayilik sözleşmesi imzalayarak mal vermeye devam ettiği için dava süresine kadar geçen her ay başına daha önceki yıllara göre aylık karşılar kaybı oluşmasında haksız rekabetin bulunduğu değerlendirilerek, davacının bu Akaryakıt İstasyonu yönünden uğramış olduğu 3 aylık kaybı, davacının faaliyet kârı oranı 900,13 bulunarak geriye dönük olarak 3 aylık mal satışı üzerinden hesaplandığı, davacı şirketin dava dışı ... şirketi Sancaktepe-... Bayisine 2018 yılı Ocak, Şubat, Mart dönemlerinde (dava tarihine kadar 3 aylık zararı için, geriye dönük 3 aylık satışı tespit edilerek) toplam 1.999.419,68 TL tutarlı mal satışında bulunduğunun tespit edildiği, davacı şirketin geçmiş yıllara ilişkin bilanço ve gelir tablolarının incelenmesinde, faaliyet kârı oranının 940,13 olduğu, davacının işbu yer ile ilgili 04.04.2018 fesih tarihinden 05.07.2018 dava tarihine kadar olan 3 aylık sürede aylık kar kaybının hesaplanabilmesi için Ocak-Şubat-Mart/2018 döneminde davacı tarafından dava dışı bayiye satışı yapılan malların 1.999.419,68 TL olduğu, bu tutara davacının faaliyet kârı oranı uygulandığında, davacının talep edebileceği kâr kaybının (1.999.419,68*040,13) 2.599,25 TL olarak hesaplandığı,Sancaktepe İlçesi, ... Mahallesinde kain ve tapuda 7506 ada, | parsel” sayılı taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonuna ilişkin 01.03.2016 tarihli 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi imzalanmış olduğu, sözleşmenin bitiş süresinin 01.03.2021 olmasına rağmen, dava dışı Bayi tarafından Üsküdar ... Noterliğinin 04.04.2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğinin görüldüğü, işbu taşınmaza ilişkin Kira Sözleşmesi'nin incelenmesinde Madde 6- Fesih ve Mücbir Sebeplerin kiracı ile kiralayan arasında akdedilen Bayilik Anlaşması ve eklerinin her ne sebeple olursa olsun sona ermesi halinde kiracı; işbu mecuru herhangi bir ihbar veya ihtara gerek kalmaksızın derhal tahliye etmek suretiyle kiralayana, tüm ekipmanlar ve teferruatlarıyla birlikte teslim etmeyi...taahhüt etmiştir.” denilmiş olmasına rağmen dava dışı ... şirketinin mecuru tahliye etmediği ve davalı ile 05.04.2018 tarihinde 5 yıllık Bayilik Sözleşmesi imzalamış olduğunun görüldüğü, dava dışı bayinin sözleşme bitince yeri teslim etmediği ve davalı şirketin de bayilik sözleşmesi imzalayarak mal vermeye devam ettiği için, 01.03.2016 tarihinde imzalanan 5 yıllık sözleşmenin 04.04.2018 tarihinde feshedildiği için, sözleşmenin feshinden, sözleşmenin bitiş tarihine kadar 35 aylık süre için davalı dağıtıcının buraya mal verdiği için haksız rekabetten dolayı davacının kâr kaybının bulunduğu, bu kâr kaybının da önceki yıllara ait mal satışlarına Tefe-Üfe ortalaması doğrultusunda artış uygulayarak, davacının bu Akaryakıt İstasyonu yönünden uğramış olduğu 35 aylık kaybı, davacının faaliyet kârı oranı 960,13 bulunarak hesaplandığı, davacı şirketin dava dışı ... şirketi Sancaktepe- ... Bayisine yapılan satışlara Tefe-Üfe ortalaması doğrultusunda artış uygulayarak, davacının kalan 35 aylık sürede yapabileceği satışlar toplamı 28.866.872,63 TL olarak hesaplandığı, davacı şirketin geçmiş yıllara ilişkin Bilanço ve Gelir Tablolarının İncelenmesinde, faaliyet kârı oranının 940,13 olduğu, davacının işbu yer ile ilgili 04.04.2018 fesih tarihinden 01.03.2021 sözleşme bitiş tarihine kadar olan 35 aylık kâr kaybının hesaplanabilmesi için Nisan/2018-Şubat/2021 dönemi 35 aylık yapabileceği mal satışı toplamı olan 28.866.872,63 TL'ye davacının faaliyet kârı oranı uygulandığında, davacının talep edebileceği kâr kaybının (28.866.872,63**40,13) 37.526,93 TL olarak hesaplandığı, netice itibariyle, davacı şirketin, davalı şirketin haksız rekabetinden dolayı iki bayilikten (Sancaktepe-... ve Sancaktepe-... Bayilikleri) kaybı 40.126,18 TL 2.599,25437.526,93) olarak hesaplandığı, davacı şirketin talep etmiş olduğu manevi tazminatın mahkemenin takdirinde olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı yönünden: davacı şirketin yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2013-2014 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, 2015-2016-2017-2018 yılına ilişkin ticari defterlerinin GIB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği ve tazminat talebi yönünden: teknik değerlendirme bölümünde detayları yazıldığı üzere, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği ve davacının talep edebileceği zararın 40.126,18 TL (2.599,25437.526,93) olarak hesaplandığı, manevi tazminat talebinin mahkemenin takdirinde olduğu, ancak, mahkemenin gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren tamamen davalı müdafaaları yönünde hüküm kurmak hususunda da hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, sair hususların yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; akaryakıt istasyonlarının ticari kapasitesi ile müvekkili ve davalının karlılık oranı belirlenebilecek iken bilirkişinin ülke genelindeki müvekkilinin bütün ticari faaliyetlerinin ortalamasına göre bulunan karlılık oranına göre hesaplama yapmasının hatalı olduğunu, zarar taleplerinin müvekkilinin dava konusu istasyonlardaki faaliyetinin davalının fiilleri sonucunda engellenmesi olgusuna dayandığını ve bu zararın ölçütünün ancak ve sadece dava konusu istasyonların ticari kapasitesi üzerinden değerlendirilebileceğini, müvekkilinin genel karlılık oranları üzerinden ulaşılan zarar hesaplarının 7506 ada 1 parselde bulunan ... İstasyonundan dolayı 35 aylık süre için 37.526,33 TL, 484 ada 2 parsel bulunan Sancaktepe İstasyonundan dolayı üç aylık süre için 2.599,25 TL kar elde etmekten mahrum kalındığı tespitin kabul edilemeyeceğini belirterek, tarafların defter ve kayıtları üzerinde yeniden inceleme yapılmasını ve ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili rapora itirazında; haksız rekabet unsurlarının oluşmadığını, TTK 54/2.maddede gösterilen hiçbir durumun somut olayda söz konusu olmadığını, müvekkilinin dava dışı ...'ı aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerde aykırı bir eyleminin söz konusu olmadığını, müvekkili ile dava dışı bayi arasındaki sözleşme tarihlerinin belli olduğunu, bayilik ilişkisinin dava dışı bayinin sözleşmelerinin sona erdiği tarihten sonra başladığını, ihtarnamede dava dışı bayi tarafından davacıya ait ariyetlerin 10 gün içerisinde teslim alınması aksi takdirde kendisi tarafından söküleceğinin bildirildiğini, davacının dağıtıcı lisansının sonlandırılmış olmasının dikkate alınmadığını, davacının dava açıldığı tarihten önce kendi talebi ile dağıtıcı lisansını sona erdirdiğini, dava tarihi itibariyle artık dağıtıcı lisansına sahip olmayan bir şirket olduğunu, davacı lisansının 28.06.2018 tarihinde sona erdiğini, söz konusu tarihten sonra davacının dağıtıcı olarak herhangi bir ticari faaliyet yapması mümkün değilken kar kaybı hesabının kabul edilemeyeceğini ayrıca akaryakıt sektöründe 35 aylık öngörüde bulunulmasının mümkün olmadığını belirterek, ek rapor alınmasını talep etmiştir. 06.06.2021 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; dava dışı bayinin ve davalı şirketin de bayilik sözleşmesi imzalayarak mal vermeye devam ettiği için, 01.03.2016 tarihinde imzalanan 5 yıllık sözleşmenin 04.04.2018 tarihinde feshedildiği için, sözleşmenin feshinden, sözleşmenin bitiş tarihine kadar 35 aylık süre için davalı dağıtıcının buraya mal verdiği için haksız rekabetten dolayı davacının kâr kaybının bulunduğu, bu kâr kaybının da önceki 25 aylık dönemdeki satışların kalan 35 aya oranlanması suretiyle (aşağıda davalı itirazının değerlendirilmesinde hesaplandığı gibi), davacının bu Akaryakıt İstasyonu yönünden uğramış olduğu 35 aylık kaybı, davacının faaliyet kârı oranı %0,13 bulunarak, davacının talep edebileceği kâr kaybının (25.493.511,32 X %013-) 33.141,56 TL olarak hesaplandığı, netice itibariyle, davacı şirketin, davalı şirketin haksız rekabetinden dolayı iki bayilikten (Sancaktepe-... ve Sancaktepe-... Bayilikleri) kâr kaybı (33.141,5642.599,25x) 35.740,81 TL olarak hesaplanarak revize edildiği, davacı şirketin talep etmiş olduğu manevi tazminatın ise mahkemenin takdirinde olduğu, davacı şirket ile dava dışı ... şirketi arasındaki bayilik sözleşmesi feshinde müvekilin ilgisinin bulunmadığı 09.04.2013 tarihli Bayilik Sözleşmesinin, feshedilmemiş olsa idi 09.04.2018 tarihinde kendiliğinden sona ereceğinden, fesih tarihi olan 04.04.2018 tarihinden dava tarihi olan 05.07.2018 tarihine kadar kar kaybı hesaplaması yapılmasının hatalı olduğu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir kar kaybı hesaplanacaksa dahi bunun ancak 5 gün için hesaplanması gerektiği yönünden: Sözleşmenin feshi ile dava tarihi arasında geçen süre 3 ay olduğundan hesaplamada 3 aylık kâr kaybı hesap edilmiş olup, davalının bu yöndeki itirazlarının yerinde olamayacağı belirtilmiştir.Davacı vekili tarafından belirsiz alacak davası şeklinde açılan dava mahkeme ara kararı gereğince maddi tazminat talebi rapor sonucuna göre artırılmıştır. Taraf vekilleri ek rapora karşı da itirazlarını belirtmişlerdir. Mahkeme tarafından bilirkişi raporuna göre, maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat isteminin ise koşullar oluşmadığı gerekçesiyle reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Davacı ile dava dışı bayi arasında iki ayrı taşınmazda kurulu olan bayilik nedeniyle imzalanan iki ayrı sözleşmenin dava dışı bayi tarafından sözleşme sürelerinden önce feshedildiği ve fesih tarihinden sonra davacının kiralayarak bayilik yapılması için dava dışı bayiye teslim ettiği taşınmazla ilgili olarak davalı ile dava dışı bayi arasında bayilik sözleşmesinin imzalanmış olduğu çekişmesizdir. Davacı, TTK 55/1-b, c ve e maddesine dayanarak haksız rekabet hükümleri nedeniyle iş bu davayı açmış ve aynı yasanın 56.maddesi kapsamında ise taleplerini dile getirmiştir.Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350.). TTK haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması gibi hususlar aranmamaktadır. Bununla birlikte failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır. TTK’nin 55. maddesinde, dürüstlük kuralına aykırı davranışlar belirtildikten sonra, yasada haksız rekabet teşkil edecek başlıca haller düzenlenmiştir. TTK 55/1-a bendinde; dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle ifadesi sonrasında hukuka aykırı davranışlara yer verilmiştir. TTK 55/1-a-1.bendinde; "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek" TTK 55/1-a-2.bentte ise; "Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek" düzenlemeleri de mevcuttur. Aynı yasanın 56. maddesinde hukuki sorumluluk ve çeşitli davalar başlığı ile haksız rekabet sonucunda açılacak davalara yer almaktadır. TTK'nın 56/1-e bendinde; "e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir." düzenlemesi mevcuttur. Yasanın atıf yapmış olduğu TBK'nın 58.maddesinde ise kişilik hakkının zedelenmesi başlığı ile "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir." düzenlemesi mevcuttur.Davacı dava dilekçesinde ,haksız rekabet iddialarını ,TTK 55/1-b , c ve e maddeleri ile ilgili bentlerine dayandırmıştır. İddialar üç ayrı nedene dayanmaktadır. Davacı dava dilekçesinde; sözleşme süresi öncesinde bayilik sözleşmesinin dava dışı bayi tarafından fesih edilerek davalı şirket ile sözleşme kurulmuş olması ve kendisinin kiracı olduğu kiralarını ödediği taşınmazda bayilik yapılmasından dolayı TTK'nın yukarıda yer verilen 55/1-b maddesinin 1.bendi ile (c) maddesinin 1,bendi ile (e) maddesine dayanarak iş bu davayı açmıştır. Somut olayda, sözleşmenin dava dışı bayi tarafından fesih edilmesi ile birlikte davalı şirket ile dava dışı bayinin aynı taşınmazlarda bayilik faaliyeti için sözleşme imzalamış olması ve davacı tasarrufunda bulunan taşınmaz üzerinde bayilik işletilmesi, davalının akaryakıt temin etmesi ve davalı ile dava dışı bayinin kar elde ederken davacının aynı oranda zarara uğramasından dolayı yasanın yukarıda yer verilen hükümleri gereğince haksız rekabetin gerçekleşmiş olduğunun kabulü uygun görülmüştür. Diğer taraftan 09.04.2013 tarihli 5 yıllık bayilik sözleşmesi 04.04.2018 tarihinde yani bitim tarihinden 5 gün önce fesih edilmişse de davacının kira bedelini ödediği ve tasarrufunda olan taşınmaz üzerinde bayilik devam ettirildiğinden dava tarihine kadar geçen 3 aylık sürenin hesaplamada esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Çünkü TTK'nın 55/c maddesinde başkasının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak haksız rekabet hâlleri arasındadır. Davacı vekili faiz başlangıcınında hatalı olduğunu iddia etmiştir. Dava dilekçesinde faiz başlangıcına dair bir talepte bulunulmamıştır. Her ne kadar dava değerini artırım dilekçesinde temerrüt tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmuş ise de dava dilekçesi ekinde yer alan davalı adına düzenlenen ihtarnamenin tebliğine dair tebliğ belgesine dosyada ulaşılmamıştır. TBK'nın 117. madde gereğinde davadan önce davalının ihtarname sonucu temerrüde düşürüldüğü ispat edilemediğinden dava tarihinden itibaren faize karar verilmiş olmasında da herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacının diğer bir talebi ise yapılan eylemlerden dolayı müvekkilinin manevi zarara uğradığına ilişkindir. Dava dilekçesinde ,müvekkilinin marka ve logosunun haksız olarak söküldüğünü ,marka ve ticari itibarının zedelenmesi neticesinde müvekkili şirketin manevi zarara uğradığını iddia etmiştir.TBK'nın 58. maddesinde kişilik hakkının zedelenmesi başlığı ile "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir." düzenlemesi mevcuttur. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi ise “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” hükmüne yer verilmiştir.TBK'nın 114/2 hükmü uyarınca, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, niteliğine uygun düştüğü ölçüde sözleşmeye aykırılık hâllerinde de uygulanır. Tüzel kişinin de itibarının ve diğer kişilik haklarının zedelenmesi hâlinde manevi tazminat talep hakkının bulunduğu tartışmasızdır. Sözleşmeye aykırılık hâlinde davacının manevi tazminat talep edebilmesi için, davalının akde aykırı davranışları nedeniyle davacının kişilik haklarının da zarar görmüş olması ve bu zararın davacı tarafından kanıtlanmış olması gerekir. Somut olayda davacının tespit edilen maddi zararının tazminine karar verilmiştir. Davacı, hüküm altına alınan maddi zararının dışında ayrıca ticari itibarının ve diğer kişilik haklarının zedelendiğini kanıtlayamamıştır .İşin niteliği gereği dava dışı bayi fesih ettiği sözleşme kapsamında davacının marka ve logosunu zaten kullanamayacaktır. Marka ve logonun sökülmesi neticesinde uğranıldığı iddia edilen manevi zarara dair herhangi bir delil mevcut değildir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.Davalı vekili ise haksız rekabet şartlarının oluşmadığını ve reddedilen manevi tazminat yönünden müvekkili lehine maktu vekalet ücreti verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Yukarıda açıklanan gerekçeler ve yasal düzenlemeler kapsamında, davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varıldığından davalı tarafın buna ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Mahkemece, davacının manevi tazminat istemi koşulları oluşmadığı gerekçesiyle tümden reddedilmiştir. Manevi tazminat talebi 100.000,00 TL'dir mahkemece reddedilen manevi tazminat yönünden davalı yararına 4.080,00 TL vekalet ücreti takdir etmiştir.Hüküm tarihi 02.11.2021'dir. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin genel hükümlerinin 10.maddesinde; Manevi tazminat davalarında ücret başlığı ile; " (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.

(2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.

(3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.

(4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesi mevcuttur. Bu kapsamında, mahkemenin tümden reddedilen manevi tazminat yönünden davalı yararına maktu vekalet ücreti takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı ve davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.831,05 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,

4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 04.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1953, K. 2026/1048, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1953-e-2026-1048-k-18028e73d384