Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/6191 E. 2026/3752 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6191
Karar No
2026/3752
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/77 E., 2025/1934 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/113 E., 2024/452 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin yaşadığı nakit sıkıntısı nedeniyle davalıyla şifahi olarak anlaşma yaptıklarını, davalının 25.04.2017 tarihinde 71.500,00 TL'yi müvekkiline verdiğini ve müvekkilinin de aynı gün 45... plakalı 2012 model aracını görünürde satış işlemi yaparak davalıya teminat olarak verdiğini, müvekkilinin davalıdan aldığı 71.500,00 TL miktarlı borcunu banka mevduat faizleri ile birlikte davalı tarafa ödediğinde, bahse konu aracın tekrardan müvekkiline geri devredileceği konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin 71.500,00 TL'lik borcun 20.000,00 TL'sini 25.01.2018 tarihinde, 15.000,00 TL'sini 06.12.2018 tarihinde, 10.000,00 TL'sini 12.02.2018 tarihinde, 10.000,00 TL'sini 04.05.2018 tarihinde olmak üzere toplamda 55.000,00 TL ve ayrıca 4.000,00 TL'sini de elden ödemek suretiyle toplamda 59.000,00 TL'lik kısmını ödediğini, müvekkilinin bakiye 12.500,00 TL ve ayrıca traktör satışından kaynaklanan 16.000,00 TL ile birlikte 28.500,00 TL borcunu yasal faizleriyle birlikte davalıya ödeyeceğini söylemişse de davalının kalan borçtan çok daha fazla bir miktar söyleyerek aracı müvekkiline devretmeyeceğini söylediğini, bakiye borç konusunda anlaşmazlık çıkması üzerine 85.000,00 TL bedelde anlaştıklarını ve müvekkili tarafından keşide edilen 25.11.2021 keşide tarihli, 85.000,00 TL bedelli davalının lehdarı olduğu çekin ilçede faaliyet gösteren Avukat ...ye emanet olarak verildiğini, çek bedeli ödendiğinde aracın satışının müvekkiline devredileceği konusunda anlaştıklarını, davalıya bu hususları içeren 07.07.2021 tarihli ihtarname gönderildiğini ancak davalının herhangi bir cevap vermediğini, dava konusu aracın 02.01.2022 tarihinde fiilen İzmir İcra Müdürlüğünün esas dosyası gereğince haczedildiğini ve muhafaza altına alındığını, 03.01.2022 tarihinde aracın kati satışının 3. kişiye yapılarak teslim edildiğini, müvekkili tarafından yapılan suç duyurusu doğrultusunda başlatılan soruşturmanın devam ettiğini, davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek; davalıya teminat karşılığı verilmiş olan dava konusu aracın davalı tarafından 2022 yılı içerisinde 3. kişiye satışı ile elde edilen miktardan müvekkilinin davalıya olan 28.500,00 TL borcu düşülerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kaymak kaydıyla bakiye miktar için şimdilik 1.000,00 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 29.04.2024 tarihli dilekçe ile, müvekkilinin davalı ile 85.000,00 TL üzerinden mutabakata vardığı, fakat sonrasında davalının anılan dava konusu aracı 396.456,00 TL'ye sattığı anlaşıldığından, davalının 311.456,00 TL sebepsiz olarak zenginleşmesi sebebiyle anılan bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı asil; davacının iddialarının asılsız olduğunu, dava konusu aracı davacıdan bedelini ödeyerek satın aldığını, teminat iddiasının asılsız olduğunu, davacıya dava konusu araç karşılığı 71.500,00 TL'yi banka hesabından, 35.000,00 TL'yi de elden ödediğini, traktörünü satmak için davacının galerisine 2017 yılı Mayıs ayında bıraktığını, traktörünün satıldığını ancak bedelini kendisine ödemediklerini, davacı tarafından kendisine gönderilen havalelerin kendisinden alınan borç paranın iadesine ilişkin olduğunu, ne dava konusu aracın ne de traktör parasıyla ilgisinin olmadığını, davacıya herhangi bir araç satmadığını, inanç sözleşmelerinin yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı olduğu, davalının .... Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde; aracı 2017 yılında satın aldığını, aracın davacı tarafından kendisine teslim edilmediğini, aralarında araca ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığını, aracı bedelini ödeyerek satın aldığını, borçları nedeniyle aracı 3. kişiye sattığını ve borçlarını ödediğini beyan ettiği, dosya kapsamına alınan Türkiye İş Bankasının 28.11.2022 tarihli müzekkere cevabı ekinde yer alan dekontlardan, davacının davalıya farklı tarihlerde farklı tutarlarda ödeme yaptığı, 06.12.2018 tarihli ödemenin açıklama kısmında " 45... plakalı araç satışı için" şeklinde açıklama bulunduğu, taraflar arasındaki ilişkiye yönelik banka dekontlarının delil başlangıcı sayılması kanaatine varıldığı, davalı tarafından dava konusu aracın bedeli ödenmek suretiyle satın alındığı iddia edilmiş ise de, aracın davacı tarafından davalıya devredildiği tarih ile davalı tarafından 3. kişiye devredildiği tarih arasında yaklaşık 5 yıllık bir zamanın geçtiği gözetildiğinde, taşınır satışlarında mülkiyet hakkının zilyetlik ile birlikte devredilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı tanıklarının beyanlarına itibar edildiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile, 311.456,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında inanç sözleşmesine dair anlaşmanın yükümlülüklerinin davalı tarafından yerine getirilmediği anlaşıldığından Mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Mahkemece 85.000,00 TL anlaşma yapılmasına rağmen 28.500,00 TL bakiye borç kabul ederek mahsup yapıldığının açıklanmadığını, kabulü göre davacının inanç sözleşmesi gereğince öncelikle kendi edimi olan ödemeyi yapması gerektiğini, davacının galerici olduğunu ve müvekkiline sattığı araç üzerinde borcundan dolayı rehin olduğunu, satış bedelinin bir bölümüyle bu rehin kaldırılarak müvekkiline satış yapıldığını, 16.000,00 TL ile traktör satın alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin galerici olan davacıya itimat ile traktörünü galeriye bıraktığını ancak satışı yapan davacının ödeme yapmadığını, Yerel Mahkemece, usul ve hukuka aykırı olarak banka dekontunun yazılı delil başlangıcı sayıldığını, ancak taraflar arasında sürekli para alışverişi olduğunu, davacı bir ödeme hariç diğer ödemelerde dekonta araç bedeli diye açıklama yazmadığını, yatırılan paralar ile dava konusunun bağlantılı olmadığını, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarının olayı ispatlar mahiyette olmadığını, müvekkilinin dava konusu aracı yatırım için aldığını, aralarında güven ilişkisi bulunduğu için aracın galerinin deposunda muhafaza edildiğini, müvekkilinin kendi kullanımında bir aracı daha olduğunu, müvekkilin izni ile davacının aracı kullandığını, müvekkilinin aracı fiile kullanmamış olmasının aracı teslim almadığı anlamına gelmediğini, davacının beyanı esas alındığı için davacının tüm borçlarını hiçbir faiz ödemeden ana para ile kapatacağını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı araç bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 1. Araç mülkiyetinin devri 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesine göre resmi şekil şartına bağlanmıştır. Araç mülkiyetinin devrini gerçekleştiren her türlü sözleşmenin (bağış, trampa, satış) resmi şekilde yapılması geçerlilik şeklidir. 2. İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, tarafların hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmeleri kaynağını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi ile 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'ndan alır. Sözü edilen bu karar uyarınca inanç ilişkisi ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Kısaca, inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin ya da açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek, karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığı aranır. Yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge varsa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi "tanık" dahil her türlü delille ispat edilebilir. (Hukuk Genel Kurulunun, 04.07.2010 tarihli ve 2010/14-394 E., 2010/395 K. sayılı ilamı) 3.Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; davacının iddiasının inançlı işleme dayalı olduğu, bu iddianın 05.02.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlanması gerektiği, banka dekontları ve makbuzların tek başına ispata yeterli olmadığı gibi davacı tarafından sunulan 06.12.2018 tarihli " 45... plakalı araç satışı için" açıklamalı banka dekontunun yazılı delil başlangıcı niteliğinin bulunmadığı, taraflar arasındaki inançlı işlem sözleşmesine ilişkin yazılı delil niteliğinde dosya kapsamında herhangi bir bilgi ya da belge bulunmadığından tanık dinlenemeyeceği gibi, tanık beyanları esas alınarak da hüküm kurulamayacağı sabit olduğundan, tarafların iddia ve savunmaları, ibraz ettikleri tüm bilgi, belge ve deliller toplanıp yeniden değerlendirildikten sonra hasıl olacak sonuca uygun hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, Mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı şekilde banka dekontu yazılı delil başlangıcı kabul edilerek tanık beyanlarına itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/6191, K. 2026/3752, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-6191-e-2026-3752-k-20752d3e8543