Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2145 E. 2026/1206 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2145
Karar No
2026/1206
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2145

KARAR NO:2026/1206

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:09/09/2022

NUMARASI:2020/586 E. - 2022/773 K.

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nın ...isimli şirketiyle inşaat ve tekstil alanında faaliyet gösterdiğini, yapmış olduğu inşaat için daha önce de çalışmış olduğu davalıdan bir kısım ürün alımı için anlaştığını, davalıya çek ve senetler tanzim ederek ön ödemelerde bulunduğunu ve satın aldığı inşaat ürünlerinin teslimini beklediğini, davacının ödemelerini yapmış olmasına rağmen, davalının ürünleri davacıya ulaştırmadığını, davacının inşaat faaliyetinin sekteye uğramasına sebebiyet verdiğini, davalının ayrıca kötü niyetli olarak işbu çekleri Bakırköy 17. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ve Bakırköy 9. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile icra takibine konu ettiğini, hatta Bakırköy 6. İcra Ceza Mahkemesinin 2018/863 Esas sayılı dosyası ile karşılıksız çek şikayetinde bulunarak davacının n yargılanmasına ve ceza almasına sebebiyet verdiğini, davalının, davacıyı icra kanalıyla teslim edilmeyen ürünlerin bedelini ödemek zorunda bıraktığını, davacının davalıya bu bedellerin tamamını ödemek zorunda kaldığını, davacının davalıdan satın alıp bedelini ödediği inşaat ürünlerini göndermemesi sebebiyle davacının alacağını tahsil için Bakırköy 16. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibine giriştiğini, davalının haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, icra takibindeki alacak miktarından feragat anlamına gelmemek üzere şimdilik 49.968,78 TL bedel üzerinden davanın kabulüne, itirazın iptaline ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili ile davacı arasındaki ticari ilişkinin 15 adet faturadan kaynaklandığını, müvekkili tarafından kesilen faturaların yasal itiraz sürelerinin de geçtiğini, toplamda 88.408,58 TL faturalarla alışveriş yapıldığını, borçlu davacının borcuna karşılık 15/11/2018 keşide tarihli, 25.000-TL bedelli, 15/12/2018 keşide tarihli, 24.000,00-TL bedelli ve 30/09/2018 keşide tarihli, 20.000,00-TL bedelli çekleri davalıya verdiğini, çekler vadesinde ödenmeyince borçlu hakkında icra takipleri yapıldığını, borçlunun hiçbir takibe süresi içinde itirazda bulunmadığını, dava açmadığını, dolayısı ile borçlunun verdiği çek takiplerine itirazda bulunmaması borcunu kabul ettiği anlamına geldiğini, davacının iddia ettiğinin aksine hiçbir çekin avans çeki olmayıp, tamamının fatura tarihlerinden sonra verilmiş, vadelerinde ödenmeyince icra takibi ile tahsil edilebilen çekler olduğunu, davacının hiçbir takibe itiraz yahut işbu dava dosyasındaki gibi dava açma gereği duymadığını, hakkında açılan çek şikayeti davalarında (borcunun olmadığı yönünde) bu yönde hiçbir savunma yapmadığını,davacının, sadece müvekkiline değil aynı yöntemi başka gerçek kişi veya tüzel kişilere karşı da kullanarak dava açtığını, bunun nedeninin davacının kendi uhdesinde kullandığı bazı malları almadığını inkar edebileceğini düşünmesinden kaynaklandığını,10.05.2018 tarihinde başlayan ve 14.09.2018 tarihine kadar devam eden ticari ilişki sırasında satılan inşaat malzemelerinin istenen yere teslim edildiğini, ödemelere ilişkin, -malzeme peşin alınmasına rağmen- uzun vadeli çekler verildiğini, hiçbir çekin vadesinde ödenmediğini, cebri icra yolu ile 1-2 yıl içinde tahsil edilebildiğini, takip dayanaklarının kambiyo senedi olduğundan, yasal olarak olması gereken süresinde menfi tespit davalarının veya istirdat davalarının açılması gerektiğini, davacının ise tam tersine cari hesaptan müvekkiline karşı icra takibi başlattığını, davacıya ödeme kolaylığı dahi sağlandığını, buna rağmen ticari ilişkinin üzerinden iki sene, son tahsilatın üzerinden neredeyse bir sene geçmesinin ardından faturada geçen emtiayı teslim almadığını iddia ettiğini, ilamsız icra takibini 62.031.22.TL. üzerinden başlattığını, itirazın kaldırılması talebini 49.968.78.TL ile sınırlandırdığını, davacının iyi niyetli olmadığını, icra takiplerinden dolayı davalının sadece asıl alacağını alarak davacının cari hesabını kapattığını, davalının davacı yana hiçbir borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... taraflar arasında mal ve hizmet alım satımına dayalı ticari bir ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında davacı tarafından bedelleri ödenmesine rağmen alım-satıma konu ürünlerin teslim edilmediği iddia edilerek davalı hakkında icra takibine girişildiği, davalı tarafça borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine işbu itirazın iptali istemli davanın açıldığı, taraflar tacir sıfatına haiz olup uyuşmazlığın ticari nitelik arz ettiği, HMK'da yapılan değişiklik gereğince uyuşmazlık değeri 500.000,00 TL'nın altında olduğundan davada basit yargılama usulünün uygulandığı, taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 05/02/2021 ve 20/05/2022 havale tarihli bilirkişi kök ve ek raporlarında; tarafların 2018, 2019 ve 2020 yılları ticari defterlerinin lehlerine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 49.968,78-TL alacağının bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalının davacıya borcunun bulunmadığı, taraf ticari defterleri arasındaki cari hesap farkının 49.968,80-TL olduğu, bu farkın davalının davacıya düzenlemiş olduğu e-arşiv faturalarından kaynaklı olduğu, mezkur faturalara dayanak olarak (sevk irsaliyesi, teslim belgesi vb) evraklar dosyada bulunmadığından davalı ispatına muhtaç olduğu, dosyaya celp edilen davacı BA-BS formlarına göre taraflarında ticari defterleri ile uyumlu olduğu üzere davalının davacıya düzenlemiş olduğu 7 adet KDV hariç 15.678,92-TL tutarlı faturaların taraf ticari defterlerinde kayıtlı ve kabulünde olduğu, diğer söz konusu KDV hariç 58.845,60-TL tutarlı faturaların davacı ticari defterlerinde ve BA formlarında yer almadığının tespit edildiği, neticeten; takip tarihi itibariyle davalının ispatına muhtaç bırakılan faturaların mahsubu sonucunda taleple bağlılık ilkesi gereği davacının davalıdan 49.968,78-TL alacaklı olduğu hususlarının tespit edildiği, satım konusu emtianın usulüne uygun şekilde alıcıya teslim edildiğini kanıtlama yükümlülüğünün davalı/satıcıya ait olduğu, satıcının bu yükümlülüğünü yerine getirdiğini usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerektiği, davalının fatura içeriği malların davacıya teslim edildiğini ispatlayamadığı, davalının yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla; dosya kapsamında yapılan inceleme ve alınan bilirkişi kök ve ek raporları ile dosyaya ibraz edilmiş olan fatura, ödeme makbuzları ve tarafların ticari defterlerindeki kayıtlarla hep birlikte göz önünde bulundurulduğunda denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi kök ve ek raporları da dikkate alınarak; davacının davalıdan 49.968,78-TL alacaklı olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılmakla; davanın kabulü ile davalının Bakırköy 16. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 49.968,78-TL asıl alacak yönünden kısmen iptali ile; takibin bu miktar üzerinden takip tarihinden itibaren takipteki koşullar üzerinden faiz uygulanmak suretiyle devamına, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu alacağın likit ve bilinebilir olduğu dikkate alınarak hüküm altına alınan 49.968,78-TL asıl alacağın %20'sine tekabül eden 9.993,75-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının Bakırköy 16.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 49.968,78 TL asıl alacak yönünden kısmen iptali ile takibin bu miktar üzerinden takip tarihinden itibaren takipteki koşullar üzerinden faiz uygulanmak suretiyle devamına, hüküm altına alınan 49.968,78 TL asıl alacağın %20'sine tekabül eden 9.993,75 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasındaki ticari ilişkinin 15 adet faturadan kaynaklandığını, müvekkili tarafından kesilen faturaların yasal itiraz sürelerinin de geçtiğini, toplamda 88.408,58 TL faturalarla alışveriş yapıldığını, borçlu davacının borcuna karşılık 15/11/2018 keşide tarihli, 25.000-TL bedelli, 15/12/2018 keşide tarihli, 24.000,00-TL bedelli ve 30/09/2018 keşide tarihli, 20.000,00-TL bedelli çekleri davalıya verdiğini, davacı tarafından, aradaki ticari ilişkiye ilişkin verilen çeklerle ilgili icra takiplerine de hiçbir itiraz edilmediğini, dava açılmadığını, davacının iddia ettiğinin aksine hiçbir çekin avans çeki olmadığını, tamamının 10.05.2018 -14.09.2018 tarih aralığında satılan faturalı mallara ilişkin olduğunu, bu tarihlerden sonrası için vadeli çekler veriliğini, ödenmeyince davacıdan 2019-2020 yıllarında icra takibi ile tahsil edilebildiğini, davacının 88.408,58 TL faturalı mal satın (ve teslim aldığı halde) aldığı bilirkişi raporunda ve buna esas hükümde de belirtildiği üzere BA-BS formlarına göre taraflarında ticari defterleri ile uyumlu olduğu üzere davalının davacıya düzenlemiş olduğu 7 adet KDV hariç 15.678,92-TL tutarlı faturaların taraf ticari defterlerinde kayıtlı ve kabulünde olduğunu kayıtlarına işlediğini, bu kadarcık yani 15.678,92 TL alışverişine ilişkin -nakit ödemeler dışında- takibe konu 69.000 TL çeki müvekkili firmaya avans verdiğini, sadece bu kısımın bile davacının teslim aldığı malları defterlerine işlemediğini ispat ettiğini, kaldı ki kendisine karşı başlatılan icra takipleri ve çek şikayetlerinde hiçbir şekilde bu şekilde bir savunma yapmadığını, itiraz etmediğini, borcunu olması gerektiği şekilde ödediğini, menfi tespit gibi dava açmadığını, davacının esasında kendisi yahut çalışanı tarafından teslim alınan, inşaatlarında kullanılan faturalı malzemeleri almamış gibi -defterlerine de işlemeyerek- bir mizansen ile ödemeleri geri isteyerek esasında hiçbir konuda hiçbir sıkıntı olmayan bu durumu bir kazanç kapısı haline getirdiğini,Sakarya 6. Asliye Hukuk Mahkemelerinde 2021/14 D.İş dosyasında müvekkil firmanın davacı yana sattığı ve davacı yanca teslimi istenen adreste kullanılan mallar ile müvekkil firmanın sattığı faturaya konu malların bilirkişi marifeti ile tespiti istenildiğini, mahkemenin esas davada istenebileceği gerekçesiyle bu taleplerinin reddedildiğini, davacı yan tarafından teslim alınan ve Sakarya'da inşaatta kullanılan faturalı mallara ilişkin yerinde tespit yapılması halinde tanık ifadeleri ışığında da müvekkili tarafından satılan faturalı malların davacının inşaatında kullanıldığının açıkça ortaya çıkacakken bu taleplerinin kabul görmediğini, faturalı malları Sakarya'ya taşıyan ve teslim eden ...'in ifadesinin dikkate alınmadığını, tanığın, davalını davacıya sattığı ve fakat davacı yan tarafından kayıtlarına işlenmediği ortaya çıkan faturalı mallarını esasında davacının yapmakta olduğu inşaata teslim edildiğinin ortaya çıktığını, ilamsız icra takibine asıl alacak ve tüm ferileri üzerinden itiraz edildiğini, istenen %15 faiz ve işlemiş faiz miktarı 17.938,07 TL bakımından mahkemece hiçbir inceleme yapılmadan hüküm kurulduğunu, cari hesap bakiyesi adı altında başlatılan takiple muacceliyet bulunmadığından işlemiş faiz istenmesi mümkün olmadığını, gerek takip öncesi gerekse takip sonrası %15 faiz miktarının da talep edilmesinin hukuki ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari satım ilişkisi kapsamında avans çeki olarak verilen çekler karşılığında malların teslim edilmediği iddiasına dayalı olarak alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı,davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı ile arasında inşaat malzemeleri alım satımına dair ticari ilişki bulunduğunu, çek ve senetlerle davalıya ödeme yapmasına rağmen davalının teslim etmesi gereken inşaat malzemelerini teslim etmediğini, bu sebeple davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek takip başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, davacı ile arasındaki ticari ilişkinin 15 adet faturadan kaynaklandığını, toplamda 88.408,58 TL faturalarla alışveriş yapıldığını, davacının borcuna karşılık 15/11/2018 keşide tarihli, 25.000-TL bedelli, 15/12/2018 keşide tarihli, 24.000,00-TL bedelli ve 30/09/2018 keşide tarihli, 20.000,00-TL bedelli çekleri verdiğini, hiçbir çekin avans çeki olmadığını, tamamının 10.05.2018 -14.09.2018 tarih aralığında satılan faturalı mallara ilişkin olduğunu, malların teslim edildiğini, ödenmeyince davacıdan 2019-2020 yıllarında icra takibi ile tahsil edilebildiğini, davacıya borcu bulunmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan Bakırköy 16. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 62.031,22 TL asıl alacak, 17.938,07 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 79.969,29 TL alacak yönünden 07.07.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak cari hesap alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 11.07.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 17.07.2020 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece alınan bilirkişi raporlarına göre, davalının davacıya düzenlediği faturaların sadece 7 adedinin davacıda kayıtlı olduğu, diğer faturaların davacıda kayıtlı olmadığı, davalının bu faturalara konu malları teslim ettiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Davacı dava dilekçesi ekinde, kendisi tarafından hamiline keşide edilen 15/11/2018 tarihli, 25.000-TL bedelli, 15/12/2018 tarihli, 24.000,00-TL bedelli çekler ile bunları davalıya teslim ettiğini gösteren tahsilat makbuzlarını sunmuş, çek ile ödemelerine rağmen malların teslim edilmediğini iddia etmiştir. Alınan bilirkişi kök ve ek raporunda taraf ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı yanca düzenlenen 7 fatura dışındaki faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, yukarıda belirtilen iki adet çekin davacı ve davalı defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.Söz konusu 15/11/2018 tarihli, ... seri numaralı ve 25.000-TL bedelli çekin karşılıksız çıkması üzerine davalı yanca bu çek için Bakırköy 17.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davacı tarafından haricen yapılan ödeme ile dosyanın kapatıldığı,15/12/2018 tarihli, ... seri numaralı ve 24.000,00-TL bedelli çekin de karşılıksız çıkması üzerine davalı tarafından çek için Bakırköy 9.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, borçlu tarafından yapılan haricen ödeme ile dosyanın kapatıldığı anlaşılmaktadır. Çek, hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracıdır. Poliçenin bir kredi vasıtası olmasına karşı çek, nakit para yerine ödeme amacıyla kullanılır. Çekin şartlarından da anlaşıldığı üzere kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. TBK'nın 207. maddesine göre, asıl olan peşin satış olup peşin satışta mal teslimi ile bedelin teslimi aynı anda olur. Bir başka anlatımla alıcı ve satıcının yüklendiği edimler aynı anda ifa edilmektedir.HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu tespit ve bilgilere göre somut olayın değerlendirilmesinde; Somut olayda, taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir satım sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı, davalının çek karşılığı malı teslim etmeyerek çeklerin bedelsiz kaldığını iddia etmektedir. Hukuki ilişkiden mücerret olan çekteki imza da inkâr edilmemiştir.Ödeme vasıtası olarak düzenlenen çeklerin avans olarak verilmesine rağmen malın teslim edilmediği iddia edilmiştir. Bu durumda, ispat yükü yer değiştirmiş ve somut olayda edimlerin aynı anda ifası gerektiğinden bu karinenin aksinin ispat külfeti davacıya geçmiştir. Kambiyo senedi hukuken geçerli olduğundan, davacı borçlunun malların tesliminden önce avans olarak çeklerin verildiğini, malın teslim edilmediğini ve senedin bedelsizliğini usul hükümleri gereğince yazılı delille ispatlaması gerekmektedir.İddianın ileri sürülüş şekline göre dava dilekçesinde belirtilen iki adet toplam 49.000 TL yönünden ispat yükü davacıdadır. Davacı, çeki avans olarak verdiğini ve muaccel bir borç için vermediğini kanıtlamalıdır. Çek yazılı belge olup, satım sözleşmesinde tarafların edimlerini aynı anda ifa etmesi gerektiğine ilişkin karineye göre davalının savunmasını ispatladığı kabul edilmelidir. Davalının savunması, talil niteliğinde olmayıp, satım sözleşmesine ilişkin TBK'nın 207. maddesinde düzenlenen yasal karineye uygundur.Yukarıda da belirtildiği üzere, çek bir ödeme aracı olup kural olarak muaccel bir borcun tasfiyesi için verilir. Bu hususun aksi ancak kesin delillerle ispat edilmelidir. Davacının avans çeki iddiasının yasal ve kesin delillerle kanıtlanmadığı, yasadaki çeke ilişkin düzenlemeler dikkate alındığında, çek hamilinin her durumda mal veya hizmet teslimini kanıtlama yükü altında bırakılmasının, çeke ilişkin düzenlemelere aykırı olduğu açıktır. Bu tür bir kabul tarzı çekin ve çeke ilişkin düzenlemelerin anlamsız kalması sonucunu doğuracaktır.Ancak somut olayda, mahkemece ispat yükünün davalıda olduğu şeklindeki yanılgılı gerekçeyle hüküm kurulması hatalı olmuştur. Zira, ödeme aracı olan ve yazılı belge niteliğindeki çeki elinde bulunduran davalının ayrıca emtiayı teslim ettiğini kanıtlamasına gerek bulunmamaktadır. Bu durumda, ispat yükü üzerinde olan davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı, esasen cezai sonuç doğuracak konularda yemin teklifinin mümkün olmadığı nazara alındığında davacının iddiasını ispatlayamadığı ve bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda;

1-Davanın reddine,

2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 453,50 TL'den mahsubu ile bakiye 278,50 TL harcın davacıdan tahsiline,

3-Davacı tarafında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine

6-Tarafların gider ve delil avanslarından artan kısımların, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,

7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:

a-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf nispi karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

b-Davalı tarafından harcanan 220,70 TL istinaf başvuru harcı ve 105,50 posta gideri olmak üzere toplam 326,20 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 25.06.2026

KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2145, K. 2026/1206, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2145-e-2026-1206-k-567d95f99ca8