Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2029 E. 2026/1076 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2029
- Karar No
- 2026/1076
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2029
KARAR NO:2026/1076
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:30.06.2022
NUMARASI:2021/715 Esas - 2022/558 Karar
DAVA:İtrazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı davalı ... AŞ vekil tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılardan ... A.Ş arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesini diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borçluların yükümlülüklerini ihlal etmeleri nedeniyle hesabın kat edilerek Beyoğlu ...Noterliğinin 09.06.2021 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı, aynı noterliğin 16.09.2021 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı ihtarnamelerinin gönderildiğini, borcun kat ihtarına rağmen ödenmemesi İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... A.Ş, .... Şti., .... Şti ve ... vekili, savunmasında özetle; ... A.Ş ile davacı arasında herhangi bir kredi sözleşmesi bulunmadığı gibi, diğer davalıların da kefaletinin söz konusu olmadığını, bununla birlikte ... Şirketi ile banka arasında ileride kullanılması muhtemel krediler için genel kredi sözleşmesi imzalandığını, genel kredi sözlemesinin ileride kullanılması muhtemel kredilerin koşullarının tayin edildiği çatı sözleşme olduğunu, bu sözleşme ile müşterinin bankadan sözleşmedeki koşullara uygun kredi kullandırmasını talep etme hakkına sahip olduğunu, müvekkilinin bu genel kredi sözleşmesinden doğan kredi kullanma hakkına hiç bir zaman başvurmadığını, bu genel kredi sözleşmesinin tek tarafının müvekkili ... Şirketi olduğunu, diğer müvekkillerinin verdiği bir kefalet bulunmadığını, bankanın gönderdiği kat ihtarlarına itiraz edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Diğer davalı ... AŞ., süresinde cevap dilekçesi verilmeyerek, HMK'nın 128.maddesi uyarınca dava dilekçesindeki vakıaları inkar etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Banka tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 16/09/2021 tarih ...- ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile hesabın 08/09/2021 tarihi itibariyle kesildiği ve ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 1.517.129,15 TL nakdi kredi borcunun 1 gün içerisinde ödenmesi ayrıca gayrinakdi kredi kapsamında 13.350,00 TL'nin ise depo edilmesi talebinde bulunulduğu, nakdi kredi alacağının banka kayıtları ile uyum- teyidinin bilirkişi tarafından yapıldığı, ihtarnamenin asıl borçlu ve kefilleri 20/09/2021 tarihnide tebliğ edildiği, davalıların 22/09/2021 tarihi itibariyle temerrüde düştükleri anlaşılmıştır. Temerrüt faizi sözleşmenin 3.7 maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre 'temerrüt tarihinde aynı tür krediler ve hesaplar için cari olan en yüksek oranları geçmemek kaydı ile , bankaca belirlenmiş olan cari faiz oranının yıllık %50 fazlası olarak' temerrüt faizinin hesap şekli gösterilmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun 02/05/2019 tarih 2017/19-1650 Esas 2019/507 karar nolu ilamına göre fiilen uygulanan akdi faiz oranı baz alınarak temerrüt faizinin hesabı gerekmektedir. Temerrüt tarihi itibariyle fiilen uygulanan yıllık akdi faiz %20,35 olup bunun %50 fazlası olan %30,53 oranının temerrüt faizi olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Bilirkişi tarafından temerrüt tarihi itibariyle asıl alacak 1.453.948,49 TL olarak hesaplanmış ise de davacı taraf 1.443.842,22 TL asıl alacak talep ettiğinden taleple bağlı kalınması gerekmektedir. Takip tarihi itibariyle alacak miktarı ise 1.443.842,22 TL asıl alacak, 15.699,00 TL temerrüt faizi, (takip talebinde BSMV istenmediğinden hesaplanmamıştır.) 2.425,87 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 1.461.967,99 TL alacak miktarı belirlenmiştir. Davacı bankanın deposunu isteyebileceği 5 adet çek yaprağı sorumluluk bedeli olan 13.350,00 TL olup ancak asıl borçludan talep edilebileceği, kefiller yönünden ise depo talebinde bulunabilmesi için sözleşmede açık hüküm bulunması gerektiğinden , dava konusu sözleşmede de açık hüküm bulunmadığından davacının kefillerden depo talebinde bulunmayacağı..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalıların İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... nolu takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile nakdi kredi yönünden takibin 1.443.842,22 TL asıl alacak, 15.699,90 TL işlemiş faiz, 2.425,87 TL masraf olmak üzere toplam 1.461.967,99 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihiden itibaren yıllık %30,53 oranında temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, likit alacak üzerinden hesaplanan 292.393,59 TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, gayrinakdi kredi yönünden, davacının davalı ... Şirketi hakkında açılan gayrinakdi kredinin deposu talebinin kabulü ile 13.500,00 TL'nin davacı banka nezdinde açılacak faizsiz bir hesaba bu davalı tarafından depo edilmesine, çek sorumluluk bedelinin bankaca tazmin edilmesi halinde tazmin edilen kısma, tazmin tarihinden itibaren yıllık %30,53 oranında temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmak suretiyle takibin devamına, davacının diğer davalılar hakkındaki gayrinakdi kredinin depo edilmesi talebinin reddine, Bu karara karşı, davalılar ... A.Ş, .... Şti., .... Şti ve ... vekili Av ... ve davalı ... AŞ vekili Av.... tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İlk derece mahkemesince istinaf harç ve giderlerinin eksik yatırılması nedeniyle davalılar ... A.Ş, .... Şti., .... Şti ve ... vekiline, 03.08.2022 tarihli muhtıra gönderilmiş ve muhtıra 22.08.2022 tarihinde tebliğ edilmiştir.Süresinde harçların yatırılmaması üzerine ilk derece mahkemesinin 15.09.2022 tarihli ek kararı ile anılan davalıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ve bu karar anılan davalıların vekiline 22.09.2022 tarihinde UETS aracılığıyla tebliğ edilmiştir. Bu nedenle istinaf başvurusu reddedilen ve bu karara karşı da istinaf başvurusunda bulunmayan bu davalıların istinaf başvurusu incelenmemiştir.Davalı ... AŞ vekilini istinaf başvurusu dilekçesi, ilk derece mahkemesinin 04.08.2022 tarihli harç tamamlama muhtırası üzerine 15.08.2022 tarihli makbuzla istinaf harcının yatırılması nedeniyle incelenmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... AŞ vekili Av...., istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı banka ile .... A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, ancak müvekkili ... A.Ş. ile davacı arasında imzalanmış ve kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşıyan bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olduklarının tespiti gerektiğini, davada taraf olarak gösterilen kişilerin, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğini, bu kararda da müvekkil şirketin müteselsil kefil sıfatı taşımamasına rağmen davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın bu nedenle kaldırılması gerektiğini, Bunun sonucu olarak kefil sıfatı taşıdığı belirtilen müvekkilinin icra inkar tazminatından sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, borcun likit olmadığını ve yargılamayı gerektirdiğini, takipten önce temerrüde düşürülmeyen borçlular için işlemiş faiz talep edilemeyeceğini, TTK'nın tacirler arasındaki ihbar ve ihtarları düzenleyen 18/3. maddesinde yapılacak bildirimlerin şeklinin belirlendiğini, mahkemece faiz başlangıç tarihine ve faiz oranlarına ilişkin olarak hatalı değerlendirmeler yapıldığını, eksik ve hatalı rapora dayanarak karar verildiğini, müvekkili şirketin ticari defterlerinde inceleme yapılmadığına ilişkin itirazların bilirkişilerce incelenmediğini, eksik inceleme ile düzenlenen raporun hükme esas alındığını, talep edilen alacaklara işletilecek faiz oranının ve faiz başlangıç tarihinin mevzuata aykırı olarak tespit edildiğini ve kabulünün mümkün olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının tahsili amacıyla, asıl borçlu ve kefiller aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı ... AŞ vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Yukarıda açıklandığı üzere davalılar ... A.Ş, .... Şti., .... Şti ve ... vekilinin harçları ihtara rağmen yatırmaması üzerine istinaf başvurusunun reddine karar verildiği ve tebliğ edilen bu karara karşı bir istinaf başvurusu bulunmaması nedeniyle bu davalıların, reddedilen istinaf başvurusunun incelenmesi mümkün olmamıştır. Bu nedenle sadece davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi gerekmiştir. İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... nolu dosyasının incelenmesinde, davalılar aleyhine 1.443.842,22 TL asıl alacak, 25.267,24 TL işlemiş faiz, 3.255,00 TL masraf olmak üzere toplam 1.472.364,46 TL nakdi alacağın tahsili, ayrıca çek yaprağı sorumluluk bedelinden kaynaklı 13.350,00 TL alacağın ise depo edilmesi talebinde bulunulduğu, borçluların borca, faize ve ferilerine süresinde itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin ilk istinaf nedeni geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunmadığına ilişkindir. TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.Somut olayda davacı ile davalı ... AŞ. arasında 7.500.000 USD limitli 01.08.2019 tarihli genel kredi sözleşmesi düzenlenmiştir. Davalı ... AŞ'nin aynı limitle müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzalamıştır. Kefalet sözleşmesinde kefalet tarihinin, kefalet türünün, kefil olunan miktarın rakam ve yazıyla yazıldığı, buna göre TBK'nın 583/1 maddesine göre bu davalının müteselsil kefaletinin geçerli olduğu görülmektedir. Sözleşmedeki imzanın inkarına ilişkin bir savunma bulunmamaktadır. Davacı banka sözleşme kapsamında kullandırılan kredi borçların ödenmemesi üzerine Beyoğlu ... Noterliğinin 09.09.2021 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı kat ihtarı ile aynı Noterliğin 16.09.2021 tarih, ... ve ... yevmiye numaralı ihtarlarının gönderildiği anlaşılmıştır. İstinaf eden borçluya gönderilen kat ihtarının 20.09.2021 tarihinde, asıl borçlu ve diğer kefiller ile birlikte tebliğ edildiği, bir günlük süre sonunda kefilin temerrüdünün 21.09.2021 tarihinde gerçekleştiği anlaşılmıştır. Bu husus bilirkişi raporunun 7.sayfasında denetime elverişli şekilde belirlenmiştir. Asıl borçlunun da kat ihtarıyla İİK'nın 68/b maddesine göre temerrüde düşürüldüğü belirlenmiştir. Bu durumda davalı vekilinin kefaletin varlığına ve geçerliliğine, ihtara ve tebligata ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde değildir. Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak likit yani hesaplanabilir niteliktedir. Hakkında dava açılan her türlü alacak yargılamayı gerektirmektedir. Yargılamayı gerektirme icra inkar tazminatı alacağının belirlenmesinde bir ölçü değildir. Bankanın kullandırdığı kredi ve yapılan ödemeler ve taraflar tacir olduğundan TTK'nın 8.maddesine göre belirlenen faiz oranları bilindiğinden, alacak belirlenebilir durumda olup icra inkar tazminatına karar verilmesi yerinde olduğundan, davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Mahkemece banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen denetime elverişli rapor dosyaya sunulmuştur. İstinaf başvurusunda bulunan davalı kefilin vekili, 26.06.2022 tarihinde istinaf başvurusu gibi kefaletin geçerliliğine, faiz başlangıç tarihi ve oranına, kefalet limitine ilişkin itirazda bulunmuştur. Bu itirazlarda davalı kayıtlarının incelenmesine ilişkin bir talep bulunmamaktadır. Kaldı ki davalı kefil olup bu tür uyuşmazlıklarda banka kayıtlarının incelenmesi yeterlidir. Davacı ile davalı borçlu şirket arasında sözleşme imzalandığı ve diğer davalıların sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları anlaşılmaktadır. İmzaya yönelik bir itiraz bulunmamaktadır. İstinaf eden davalı kefil ya da diğer davalı herhangi bir ödeme iddiası bulunmamaktadır. Bu nedenle borçlu veya kefillerin ticari defterlerinin incelenmesine gerek bulunmamaktadır. Kullandırılan kredi miktarı, geri ödenen miktarlar, kat ihtarları ve temerrüt tarihleri banka kayıtları ve dosyadaki delillerle usulüne uygun şekilde belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda HMK'nın 266.maddesinde belirtilen uyuşmazlığın tüm teknik yönleri belgelerle ilişki kurularak açıklanmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesine ilişkin olduğundan, temerrüt tarihine kadar paranın akdi faizinin uygulanması gerekmektedir. Bankanın temel ticari faaliyetinin para vererek faiz geliri elde etmek olması nedeniyle TBK'nın 117.maddesindeki temerrüt faizine ilişkin ihtardan bağımsız olarak, kredi sözleşmesinin niteliği gereği temerrüt tarihine kadar akdi faiz istemesi mümkündür. Nitekim bu şekilde faiz talep edilmiş, TBK'nın 18 ve İİK'nın 68/b maddesine göre noterden yapılan ihtarla borçlu ve kefiller temerrüde düşürülmüş ve temerrüt tarihinden itibaren sözleşmeyle belirlenen temerrüt faizinin uygulanması yerindedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunun 7 vd. sayfalarında usulüne uygun şekilde temerrüt faizi belirlenmiştir. Faiz belirlenirken sözleşmenin 3.6 ve 3.7 maddesindeki düzenlemeler ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/1650 Esas sayılı dosyasındaki karar dikkate alınmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin temerrüte, işlemiş faize, bilirkişi raporuna yönelik istinaf başvuruları ile diğer tüm istinaf başvuru nedenlerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 74.900,28 TL istinaf karar harcının davalı ... AŞ'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 04.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktı