Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1981 E. 2026/1296 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1981
Karar No
2026/1296
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1981

KARAR NO:2026/1296

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:10/11/2021

NUMARASI:2018/352 Esas - 2021/806 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eşya taşımadan kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı şirkete ait emtiaları taşıma hizmeti vermiş olduğunu,davalıya verilen taşıma hizmeti karşılığında ithalat-îhracat faturalarını düzenlediğini, söz konusu faturaların davalı şirkete tebliğ edilmesine rağmen müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili şirketin davalı taraf ile olan ticari ilişkisi sebebi ile cari hesabında davalı taraftan toplam 99,183.83 TL. alacaklı bulunduğunu, davalı tarafın bakiye 99,183.83 TL'yi ödemekten imtina etmesi üzerine müvekkilinin fatura ücreti alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 6. îcra Müdürlüğü'nün ... Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin borçluya tebliğ üzerine takibin davalı borçlu şirketin İcra Müdürlüğü'nün yetkisine ve borca karşı apmış olduğu itiraz ile durdurulduğunu , davalı borçlunun İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yapımış olduğu itirazının haksız olduğunu iddia ederek, itirazının iptali ile icra takibinin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı şirket temsilcisi, savunmasında özetle; davacının 2015 tarihinde borç-alacak ilişkisinin kesmiş olduğu faturayla başladığını ne hikmetse ithal mal satmasına rağmen (Döviz ve kur işlemleri) 3 yıl sonra 2018 tarihinde hiçbir uyarı ve ihtar yapmadan direkt icra ödeme emriyle tahsili cihetine gittiğini, şirketlerinin ticari faaliyetini fiilen bitirmek zorunda kaldığını, (2016 Ekim ile halen 2021 tarihleri arasında faaliyetlerinin olmadığını), şirketlerinin faaliyetinin olmamasının sebebine gelince şirket yetkilisi ve ortağı ... 'nın 2016 Ekim ayında ... örgütü üyesi olması iddasıyla sorgulamaya alındığını, dava ve süreçlerin başladığını, söz konusu içeriye alınmayla birlikte 14 personelini ve ön muhasebecisini işten çıkarmak zorunda kaldığını, davacının takibi 3 yıl sonra başlattığını, 7 yıl sonra da bu davayı açtığını, ortada ne şirketin ne muhasebecinin ne hesabın ne de arşiv bilgisinin kaldığını, bu nedenle kötü niyetli olarak bir tahsilat yapılıp yapılmayacağının veya mükerrer bir ödemenin alınmayacağı tereddütünün hasıl olduğunu, ayrıca 2018'deki icra ödeme emri ekinde bir fatura veya ekini hatırlamadığını, bahsettiği haksız ve şanssız olaylar yüzünden sağlık problemleri nedeniyle engelli olarak erken emekliliğe ayrılmak zorunda kaldığını savunarak aleyhine açılmış davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tarafların tacir oldukları, davacı tarafından davalı aleyhine cari hesaba bağlı alacak nedeniyle takibe başlandığı, tarafların tacir olması nedeniyle her iki tarafından ticari kayıtları üzerinde mali müşavir tarafından inceleme günü verildiği, davalı inceleme günü ticari kayıtlarını sunmadığı, davalı ticari kayıtlarını sunmayarak karşı tarafın iddiasını kendi kayıtları üzerinde teyit etme imkanı tanımadığı, davacının ticari kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacının davalıdan 43.276,99 TL asıl alacağının bulunduğunun tespit edildiği, bu nedenle davanın kabulüne, asıl alacağın cari hesaba bağlı alacak olması nedeniyle likit olduğu bu nedenle asıl alacak olan 43.276,99 TL oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek ..." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynı şart ve koşullar altında devamına, asıl alacak olan 43.276,99 TL'nin %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı şirket temsilcisi, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; HMK'nın 280. maddesi gereğince bilirkişi raporunun birer örneğinin taraflara tebliğ edilmesi ve rapordaki eksik hususların tamamlattırılması gerektiğini, savunma haklarının kısıtlandığını, emsal Yargıtay kararlarında bu hususun belirtildiğini, davacının icra takibinde herhangi bir belgeye dayanmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, mahkeme kararının talep kısmında belirtilen hususların sehven yanlış yazıldığını, maddi hata yapıldığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davalı adına hazırlanan 27.05.2022 tarihli muhtıra ile; istinaf karar harcı olarak 2.875,55 TL'nin HMK'nın 344. maddesi gereğince muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılması aksi hâlde istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. Muhtıra, 27.06.2022 tarihinde davalı şirket temsilcisine tebliğ edilmiştir. Mahkemece, istinaf başvurusunun değerlendirildiği 06.07.2022 tarihli ek karar ile; "...İstinaf incelemesinin yapılabilmesi için yatırılması gereken harçlardan istinaf karar harcının eksik yatırıldığı tespit edilmiş ve "eksik harcın muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren Hukuk Muhakemeleri Kanununun 344. Maddesine göre bir haftalık kesin süre içinde yatırılması, aksi halde istinaf isteminden vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği" ihtarını içerir muhtıra tanzim edilerek istinaf edene 27/06/2022 tarihinde tebliğ edildiği, verilen kesin süreye rağmen eksik harcın tamamlanmadığı anlaşıldığından..." gerekçesiyle, davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine, kararın istinaf edilmemiş sayılmasına, bu kararın taraflara tebliğine, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde istinaf başvurusu nedeniyle yatırılan harçların ilgilisine iadesine, karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, davalı şirket temsilcisi tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı şirket temsilcisi, 06.07.2022 tarihli ek karara karşı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından eksik harç olarak 2.875,55 TL'nin yatırılması için bir haftalık kesin süre verildiğini ve tebliğin taraflarına 27.06.2022 tarihinde geldiğini, tebligat üzerine 04.07.2022 tarihinde Kars Hukuk Mahkemeleri Ön Büroya eksik harcı yatırdığını, belgeyi ekli olarak sunduğunu, ancak mahkeme tarafından eksik harcın yasal süre içerisinde ödenmediği gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verildiğini, kararın yersiz olduğunu, HMK 93. maddesi gereğince resmi tatil gününe rastlayan süreden sonraki ilk iş günü sonucunda sürenin biteceğini, 04.07.2022 tarihi mesai saati sonunda harç tamamlama süresinin biteceğini belirterek, 06.07.2022 tarihli istinaf talebinin reddine yönelik kararın kaldırılmasını ve dosyanın incelenerek talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket temsilcisinin ek karara yönelik istinaf dilekçesine ekli Kars Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosu tarafından düzenlenen 04.07.2022 tarihli dekonttan, davalı tarafça 2.875,55 TL tutarındaki masrafın 04.07.2022 tarihinde karşılanmış olduğu anlaşılmıştır.Davalı şirket temsilcisine eksik harcın tamamlanması için gönderilen muhtıra 27.06.2022 tarihinde tebliğ edilmiştir.HMK'nın 92/2.fıkrada; sürenin hafta, ay veya yıl olarak belirlenmesinde başladığı güne son hafta ay veya yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde biteceği ifade edilmiştir.Somut olayda, muhtıra 27.06.2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bir haftalık süre sonu 03.07.2022 günü olup söz konusu gün, Pazar günüdür. HMK'nın 93. maddesinde; tatil günlerinin etkisi başlığı ile resmî tatil günlerinin süreye dahil olmayacağı, sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde sürenin tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biteceği belirtilmiştir.Yasal düzenleme kapsamında davalı şirket temsilcisinin resmî tatil süre sonrasında 04.07.2022 tarihinde yapmış olduğu bakiye harç ödemesinin yasal sürede olduğunun kabulü ile istinaf başvurusunun reddine dair ek kararın kaldırılmasına karar verilmiş ve işin esası incelenmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava,taşımaya ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürümüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı şirketin savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı, bilirkişi raporunun tebliğ edilip edilmediği ile davacının alacak iddiasını ispat edip edemediği hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirketin unvan değişikliği öncesinde davalı şirket temsilcisi ...'nın 28.03.2011 tarihinden başlamak üzere yirmi yıl süre ile şirket müdürlüğüne seçildiği, münferit imza ile şirket temsilcisi olup takip tarihi ve yargılama aşamasında şirket temsilcisi olduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır.Davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında, İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 12.01.2018 tarihinde 43.276,99 TL asıl alacaktan oluşan cari hesap ekstresi alacağının tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatmıştır. Davalı şirket temsilcisi tarafından icra takibine karşı yapılan itirazda, cari hesap ekstresine göre 2015 yılından devreden bir borç olduğu, şirketin 2018 yılına kadar hiçbir ticari faaliyetinin olmadığının anlaşıldığı, 2016 yılında fiilen faaliyetinin olmadığı, 2017 yılında ise vergi dairesince resen kapatıldığı, şirket ve şahsı hakkında itirafçılar tarafından ...'ye üye olduğuna dair iftira atıldığını, yargılandığını, beraat kararı verildiğini, bu süreçte kamu ihalelerinin hiçbirine zorunlu olarak iştirakinin olmadığını, cari hesaplarının mevcut olmadığını, borcun varlığının kayıtlar üzerinde tespitinin mümkün olmadığını, borcu kabul etmediğini beyan ettiği, davacı şirket tarafından İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davalı şirketin ticari sicil kayıtları Kars Ticaret Sicil Müdürlüğünden dosya içerisine celp edilerek tebilgatlar ilgili adrese gerçekleştirilmiştir. Kars Ticaret Sicil Müdürlüğünün 11.09.2018 tarihli cevabı yazısında da şirket adresi ile birlikte şirket müdürünün 05.04.2011 tarihinden itibaren yirmi yıl süre ile ... olduğu belirtilmiştir. Mahkemece şirketin adresinin tespiti amacıyla yazılan müzekkereye 14.04.2020 tarihinde düzenlenen tutanakta, davalı şirketin evrak üzerinde belirtilen adresine gidildiği, adresin boş olduğu, kiralık iş yeri olarak ilanın olduğunun görüldüğü, yapılan araştırmalar sonucunda şirket ortağına ulaşıldığı, iş yerinin 2017 yılında kapatıldığı, o zamandan beri Kars il sınırları içerisinde herhangi bir faaliyetinin olmadığının beyan edildiği belirtilmiştir. Kars Defterdarlığı, Kars Vergi Dairesi Müdürlüğü 31.03.2021 tarihli cevabı yazısında, şirketin 28.02.2017 tarihi itibariyle resen terk edildiği belirtilmiştir. Mahkemece, ilgili bilgi ve belgeler dosya içerisine celp edildikten sonra bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 04.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davalı şirketin 2017- 2018 yılları BA kayıtları ile ilgili olarak mükellefin 28.02.2017 tarihinde resen terk olduğundan dolayı sadece 2017 yılına ait BA bildirim kaydının gönderildiği, 2017 yılı için verilen BA beyanının olmadığı, satış işlemenin 2015 yılında olması nedeniyle beyanın verilmesinin gerekmediği, davacı şirketin 2015 - 2016- 2017- 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin incelendiği, taraflar arasında ticari ilişkiye dair herhangi bir sözleşmenin olmadığı, davacı şirketin yasal kayıtları ile cari hesap hareketlerinin uyumlu olduğu, davalı şirkete 2015 yılında düzenlenen faturaların 30.12.2015 tarihli 40.000,00 TL tutarında KDV dahil toplam 43.200,00 TL tutarında olduğu, 30.12.2015 tarihli diğer faturanın ise KDV dahil 24.999,84 TL tutarında olduğu, davalı şirkete faturaların tanzim edildiği, davalı şirketin hiçbir ödeme yapmayarak 30.12.2015 tarih ve ... nolu faturayı ise 10.02.2016 tarihli fatura ile iade faturası tanzim ettiği, davalı şirketin kabulünde olması nedeniyle davalı şirketin 30.12.2015 tarihli fatura ile cihaz bedeli KDV dahil 43.200,00 TL'den borçlu olduğunun tespit edildiği, davalı şirketten endovizyon sistemi bedelinden kaynaklı davacının alacağının olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; müvekkilinin alacağının tespit edildiğini, raporun iddialarını destekler niteliğinde olduğunu belirterek, davanın kabulü ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi amacıyla talimat yazılmıştır.Talimat sonucunda defterlerin mahkemeye sunulmadığı gerekçesiyle 06.10.2021 tarihli cevabı yazı ile talimat dosyasının mahal mahkemesine iadesine karar verilmiştir. Davalı şirket yetkilisi tarafından 03.11.2021 tarihli dilekçe ile 2017 - 2018 ve 2019 yıllarında şirket faaliyetinin olmadığı, defterleri bulamadığını, süre verildiği takdirde bulabileceğini belirtmiştir.Davalı şirkete mahkemece alınan bilirkişi raporu Tebligat Kanunu 35. maddesi belirtilmek suretiyle 23.12.2019 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Tebligat çıkarılan adres... Kars Merkez/Kars'tır. Söz konusu adres Kars Ticaret Sicil Müdürlüğünün 11.09.2018 tarihli cevabı yazısında bildirmiş olduğu adrestir. Söz konusu cevabı yazıda şirket ortaklarının adresleri de bildirilmiştir. Şirket temsilcisi ...'nın adresinin, ... Kars olarak belirtilmiştir. Dosya içerisinde yer alan yukarıda yer verilen 14.04.2020 tarihli tutanakta; şirket iş yerinin adresinin boş olduğu, kiralık iş yeri ilanının olduğu ifade edilmiştir. Davalı şirkete çıkartılan bilirkişi raporuna ait tebligat ise boş olduğu adrese yapılmıştır.Tebligat Kanunu 35.maddesine göre tebligat yapılmıştır. Yargılama aşamasında davalı şirket temsilcisi adresine çıkarılan tebligatların davalı taraça tebliğ alındığı anlaşılmaktadır. Davalı şirketin ticaret sicilinde belirtilen adresine çıkarılan 27.11.2018 tarihli dava dilekçesinin yer aldığı tebligat muhatabın adresten sürekli ayrılması gerekçesi ile iade edilmiştir. Mahkemece davalı şirketin sicildeki adresine usulüne uygun tebligat yapılamadığının tespiti üzerine TK'nın 35 .madde gereğince tebligatlar gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle davalı şirketin tebligata dair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı cari (açık) hesap alacağının tahsili amacı ile takip başlatmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı şirketin davalıya iki adet fatura düzenlediği, davalı şirketin bir fatura için iade faturası düzenlediği, kabul edilen fatura bedeli kadar borçlu olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda gösterilen faturalar ticari satım konusu faturalardır. Dosya içerisinde faturalar veya sevk irsaliyeleri mevcut değildir. Fatura tek başına alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Alacaklı tarafın fatura konusu mal veya hizmetin karşı tarafa teslimini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekmektedir. Davalı tarafça ürünlerin teslim alındığı açıkça kabul edilmediğinden ve davacı ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olması alacağın varlığını HMK'nın 222 madde gereğince ispata yeterli olmayacaktır. Mahkemece takip konusu cari hesap alacağına dair davacı delilleri arasında yer alan fatura, sevk irsaliyesi ve fatura tarihlerini kapsayan BA /BS formları celp edilerek ve diğer delillerde değerlendirmek suretiyle uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu verilen karar isabetli görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, Mahkemenin 06.07.2022 tarihli ek kararının ve 10.10.2021 tarihli kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinaf konu 06.07.2022 tarihli ek kararının ve 10.10.2021 tarihli kararının kaldırılmasına,

2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,

5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 08.07.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1981, K. 2026/1296, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1981-e-2026-1296-k-4a6fe49deb2a