Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2233 E. 2026/1084 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2233
- Karar No
- 2026/1084
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2233 KARAR NO : 2026/1084
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/12/2022 (Dava) - 15/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/990 Esas - 2023/379 Karar DAVA : Emekli Maaş Hesabına Konulan Blokenin Kaldırılması Emekli Maaşından Yapılan Kesintilerin İadesi BAM KARAR TARİHİ : 10/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/06/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2023 tarih ve 2022/990 Esas - 2023/379 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin geçmiş tarihte davalı bankadan kredi kullandığını, davalı banka ile yapılan kredi sözleşmesinde kredinin ödenmemesi halinde müvekkilinin davalı banka hesabına yatan emekli maaşı üzerine bloke konulabileceğine ilişkin madde bulunduğu iddiası ile kesinti yaptığını, açıkça kanuna ve ahlaka aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmelerin hükümsüz olacağı yönünde düzenlemeler bulunduğunu, bu sebeple bankanın yapmış olduğu bu blokaj işleminin kanuna aykırı ve hukuki dayanaklardan yoksun olduğunu, müvekkilinin bankayla yapmış olduğu bu işlemde tüketici konumunda olduğunu, emekli maaşına yapılan blokaja ilişkin muvaffakatinin bulunmadığını tüm bu nedenlerle müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan emekli maaşı üzerindeki blokajın başlangıçta tedbiren sonrasında hükmen kaldırılmasına, bugüne kadar haksız yere el konulan emekli maaşının müvekkile iadesine, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı banka ile davacı arasında imzalanan sözleşmeler gereğince davalı banka tarafından davacıya kredi kullandırılmış olup krediler nedeniyle davacının davalı bankaya borcu bulunduğunu, davalı bankanın davacıya kullandırılan kredilerin işletme kredisi olduğunu, işletme kredilerinin ticari nitelikte olduğundan basiretli iş adamının sözleşme yaparken meydana gelebilecek tüm olayları öngörmesi ve tüm etkenleri değerlendirmesi gerektiğini, bu nedenle davacının kredi kullandıktan sonra sözleşmedeki bazı maddelerin geçersiz olduğunu iddia etmesinin genel kredi sözleşmesi ve temel bankacılık hizmetleri sözleşmesindeki ilgili maddeler gereğince mümkün olmadığını, davacının davalı bankaya kredi borçları bulunması ve taraflar arasında imzalanan sözleşmeler gereğince davalı bankanın, davacının mevduat hesapları ve bankadaki her türlü hak ve alacakları üzerinde rehin ve hapis hakkı bulunduğunu, rehin ve hapis hakkının haciz olmadığını, davacının basiretli iş adamı olarak sözleşmedeki maddelerin geçersizliğini ileri süremeyeceğini, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; "... Davacı genel kredi sözleşmelerini imzalayarak davalı bankadan kredi kullanmıştır. Sözleşmede bankaya hesaptan tahsilat yetkisi de verilmiştir. Davacı sözleşmeden dönmediğine göre borcu ne şekilde ödeyeceğini de açıklamamıştır. Banka da bu taahhüde inanarak başka teminat istemeden davacıya krediyi kullandırmıştır. Öte yandan davalı banka, kesintileri kredi sözleşmesine istinaden yapmıştır. İcra müdürü tarafından yapılmış bir haciz de bulunmamaktadır. Bu durumda, borcun ödenmemesi üzerine bankanın, davacının malûllük aylığına bloke konulacağına dair hükmüne dayanarak kesinti ve tahsilat yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığının da kabulü gerekir. Hemen belirtilmelidir ki, davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödememesi halinde sözleşme gereğince kullandırılan kredinin teminatı olarak maaşından kesinti yapılmasını kabul etmesi ve diğer teminat öngören hükümlerin sözleşmeye konulmasına rıza göstermesinin haksız şart olarak kabulü de mümkün olmadığı..." gerekçesiyle "...Davanın REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin geçmiş tarihte davalı bankadan kredi kullandığını, davalı banka ile yapılan kredi sözleşmesinde kredinin ödenmemesi halinde müvekkilin davalı banka her türlü hesabına yatan para üzerine bloke konulabileceğine ilişkin madde bulunduğu sebebi ile emekli maaşının da önce tümüne, itiraz sonrasında ise 1/4 üne el koyduğunu, davalı bankanın kanunen yasaklanmış olan işlemi resmi kurumlar aracılığıyla yapamadığı için müvekkili ile yapmış olduğu kredi sözleşmesine dayanarak bankası nezdinde bulunan müvekkilinin emekli maaşına bloke koyduğunu, davalı bankanın bu hareketiyle kanunun etrafından dolanarak yapmak istediği hukuksuz işlemi fiilen gerçekleştirdiğini, bankanın yapmış olduğu bu blokaj işleminin kanuna aykırı ve hukuki dayanaklardan yoksun olduğunu, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacının emekli maaş hesabına konulan blokenin kaldırılması ve emekli maaşından yapılan haksız kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 1. 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanunun 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanunun 93. maddesinde; "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır. 2. 2004 sayılı Kanunun 83/a maddesindeki; "82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanunun 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'nun 93/1 maddesinde; "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 3. 5510 sayılı Kanunun 93. maddesi hükmünün 2004 sayılı Kanunun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanunun 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. 4. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 21.03.2025 tarihli ve 2022/2 E., 2025/1 K. sayılı kararında; tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle bankanın emekli maaşına doğrudan bloke koymasının mümkün olduğuna karar verilmiştir. 5. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı tarafından imzalanan genel kredi sözleşmesinin 2.07 maddesi ile Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi'nin 2.1.b. maddesi kredilere ilişkin ödemelerin emekli maaşı hesabından virman-takas-mahsup yapılarak tahsil edilmesine muvafakat edildiğinin, davacı tarafça sözleşmeden dönülmediği gibi borcun ne şekilde ödeneceğine ilişkin herhangi bir açıklama da yapılmadığının, davalı Bankanın da bu taahhüde inanarak başka teminat istemeden davacıya kredileri kullandırdığının, borcun ödenmemesi üzerine davalı Bankanın davacının maaşında kesinti ve tahsilat yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığının (bknz Yargıtay HGK'nun 2023/3-593 esas ve 2025/686 karar sayılı emsal kararı) anlaşılmasına göre HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin, Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.06.2023 tarihli, 2022/990 Esas ve 2023/379 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 462,15-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 04/06/2025 tarihli 32920 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7550 Sayılı Yasanın 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’ nın Ek-1. maddesinin 2. fıkrası ve HMK’nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde,Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi’ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/06/2026