İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/368 E. 2026/516 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/368
- Karar No
- 2026/516
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/368 Esas - 2026/516 Karar Türk Ulusu Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2026/368 Esas KARAR NO : 2026/516
DAVA : ALACAK DAVA TARİHİ : 30/04/2026
KARAR TARİHİ : 23/06/2026 YAZIM TARİHİ : 26/06/2026 Mahkememizde açılan alacak davasının yapılan yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacılar vekili ; Müvekkilinin ticari işletmesi için web sitesinin kurulumu ve sosyal medya paketi hazırlaması için davalı ile anlaştığını, davalıya ödeme yaptığını, ancak davalının taahhüt ettiği hizmetleri yerine getirmediğini, müvekkilinin zarara uğradığını ve mağdur edildiğini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. YANIT : Davalı vekili ; Müvekkilinin taraflarca kararlaştırılan internet sitesini kurduğunu ve davacı ile paylaşarak teslime dildiğini, müvekkilinin gerçekleştirdiği çalışmaların taraflar arasındaki Whatsapp yazışmalarında açıkça yer aldığını, davacının hiçbir hizmet verilmediğine ilişkin iddialarının soyut olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER : -Arabuluculuk son tutanağı, -... (... A.Ş) Ödeme dekontları, -Taraflar arasındaki yazışmalar (WhatsApp, e-posta vb.), -Tarafların tacir olup olmadıklarına ilişkin yazışmalar. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davadaki talep, davacı tarafından sözlü anlaşmala uyarınca ödemeler yapıldığı halde davalının üstlendiği İnternet sitesi kurulumu hizmetini hiç yapmadığı gerekçesi ile davacı ödemelerinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Tarafların tacir olup olmadığının denetlenmesi için bağlı olduğu .... , .... ve .... kayıtları olup olmadığı konusunda yazılan yazılara cevaplar verilmiştir. Havale ile yapıldığı söylenen ödeme kayıtlarının ilgili yerlerden temini için yazılan yazıya cevap verilerek hesap detayları mahkememize gönderilmiştir. Mahkemelerin görevi kamu düzeninden olduğu için her aşamada dikkate alınması gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesinde Nispi ve Mutlak Ticari Davalar düzenlenmiş olup, tarafların tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nisbi ticari dava olup, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddenin ilk fıkrasında a,b,c,d,e ve f bentlerinde sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ise mutlak ticari dava niteliğindedir. 6335 sayılı Kanun'un 2.maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1 inci maddesi gereğince kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen dikkate alınması gerekir. Davadaki talep hizmet ilişkisinden kaynaklı olup, Türk Ticaret Yasasında düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi, uyuşmazlık ile ilgili yasal düzenlemede ticaret mahkemelerinin açıkça görevli oldukları belirtilmediği için uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı kabul edilmiştir. Uyuşmazlığın nispi ticari dava olabilmesi ve Ticaret Mahkemelerinin görevli kabul edilebilmeleri için, davanın her iki tarafının tacir ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. Somut olayda ....'nın 11/05/2026 tarihli yazılarında anlaşıldığı gibi, davacının tacir olmayıp ESNAF olduğu, adına kayıtlı ticari işletmesi bulunmadığı, bu hali ile davacının tacir olmadığı kabul edilmiştir. Davalı tacir kabul edilse dahi, nispi ticari davadan söz edebilmek için davanın her iki tarafının da tacir olması gerektiği, davacı tacir olmadığı için nispi ticari davanın varlığından söz edilemeyeceği için Ticaret Mahkemelerinin de görevli olduklarının kabulünün mümkün olamayacağı, taraflar mesleki faaliyet yürüttükleri için tüketici de sayılamayacakları için uyuşmazlık açısından genel mahkeme niteliğindeki Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli oldukları kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4, 5, HMK'nin 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİ ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-) Davaya bakmakla yetkili ve görevli mahkemenin .... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, 3-) Kararın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye göndermeyi talep etmeleri halinde dosyanın ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-) (a) HMK'nin 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, (b) Süresi içinde başvuru yapılmaması halinde HMK'nin 20/1-son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine ve yargılama giderlerinin verilecek ek kararda hüküm altına alınmasına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin YÜZÜNE KARŞI, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1. maddesi uyarınca 2 (iki) hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.23/06/2026
Katip .... Hakim .... e - imzalıdır e - imzalıdır
Bu gerekçeli karar güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.