Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2199 E. 2026/1325 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2199
Karar No
2026/1325
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/2199

KARAR NO:2026/1325

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:16/11/2021

NUMARASI:2020/231 E.- 2021/790 K.

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari iş ilişkisi kurulduğunu, cari hesap ekstresine dayalı olarak davalı aleyhine İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafından herhangi bir borcu olmadığından bahisle icra takibine itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu, davacının ticari bir iş dolayısıyla alacağını elde edemediğini, ticari ilişki temelinde davacının düşen edimlerini ifa ettiği halde davalının edimlerini yerine getirmediğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının ne icra takip dosyasına ve ne de huzurdaki dava dosyasına her hangi bir yazılı delil ibraz etmediğini, icra takibine ve huzurdaki davaya konu alacağın dayanağı, hangi yıllara ait olduğu hakkında bilgileri olmadığını, davacının alacağının dayanağını teşkil eden yazılı delilleri (sözleşme, fatura, irsaliye, cari hesap özeti gibi) dosyaya ibraz ettiğinde ayrıntılı olaradavalının davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının hangi fatura yada faturalardan kaynaklı alacak talebinde bulunduğunun belli olmadığını savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava; açık hesaba dayalı icra takibine davalı yanın itirazının iptali isteminden ibarettir.Mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık noktalarında icra edilen yargılama ve tüm dosya kapsamında edinilen vicdani kanaat gereğince, davacı tarafın açık hesaba dayalı alacak istemine dayalı olarak başlattığı icra takibinin davalı şirketin ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde vaki itirazı nedeniyle durduğu, itirazın iptali davasının kanuni süre içerisinde ikame edildiği, davacı yanın ticari defter ve belgeleri üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmakla, davacı tarafın alacak talebine konu faturaların ait olduğu dönem itibari ile 2014, 2015 ve 2016 yılına ait elektronik ticari defter ve belgelerini ibraz ettiği, ibraz edilen ticari defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, davalı şirket vekili ticari defterlerin incelenmesini ilişkin ara kararın kurulduğu celsede hazır olmasına rağmen davalı şirketin henüz 10 yıllık saklama yükümlülüğü sona ermeyen ticari defterlerini inceleme gününde ibraz etmediği, bu nedenle davacı tarafça ibraz edilen usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerin HMK'nun 222/3. maddesi uyarınca delil vasfını haiz olduğu, dava konusu alacak 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olduğundan takip ve dava tarihi itibarıyla alacağın zamanaşımına uğramadığı, davacının açık hesabını oluşturan fatura ve irsaliyelerden 4 adedi dışında diğerleri üzerinde teslim alan isim ve imzaları bulunduğundan bu fatura konu malların teslim edildiği/hizmetin verildiği hususunun ispatlandığı, nitekim davalı yanın ticari ilişki kapsamında çek ve banka dekontları ile yaptığı ödemelerinin de bulunduğu 02/06/2015, 17/06/2015, 18/06/2015 ve 12/01/2016 tarihli toplam bedeli 109.868,22 TL olan faturalar bakımından teslim alan isim ve imzası bulunmadığından, mahkememizce davalının bağlı olduğu vergi dairesine müzekkere yazılmakla, vergi dairesinden gelen yazı cevabına göre 2015 yılının 6. ayında 5 belge karşılığı KDV hariç 170.655,00 TL bedelli mal/hizmet alındığının davalı tarafça vergi dairesine beyan edildiği, bilirkişi raporunda dökümü yapılan tablodan anlaşıldığı üzere davacı tarafça 2015 yılının 6. ayında KDV hariç toplam bedeli 170.655,29 TL olan 5 faturanın düzenlendiği, böylece vergi dairesi kayıtları ile teslim alan isim ve imzası bulunmayan 2015 yılı 6. ayına ilişkin 3 fatura konusu mallların teslim edildiği/hizmetin verildiğinin karine olarak kabulünün gerektiği, 2016 yılının 1. ayına ilişkin vergi dairesi kayıtlarında davalı tarafça bildirim yapılmadığı görülmekle, söz konusu 12/01/2016 tarihli faturanın 5.000 TL'lik BA bildirimi verme sınırının altında olması sebebiyle kayıtlarda görünmeyebileceği ancak ne var ki davalı şirket usulüne uygun olarak yapılan ihtara rağmen ticari defter ve belgelerini sunmadığından davacı defterinde kayıtlı olan bu fatura sebebiyle de davacının HMK'nun 222/3. maddesi kapsamında alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gibi yine defterlerini sunmayan davalı yanın davacı defterlerinde kayıtlı olmayan ve hangi fatura karşılığı düzenlendiği belirsiz irsaliyeye dayanarak ödeme savunmasını ispatladığından söz edilemeyeceği, sonuç olarak HMK'nun 222/3. maddesi uyarınca defterlerini ibraz etmeyen davalı karşısında davacı yanın usulüne uygun olarak tutulmakla delil vasfını haiz ticari defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamındaki belgelerle davalı yandan olan alacağını ispatladığı kanaatine varılarak, davanın kabulü ile itirazın iptaline, açık hesaba dayanmakla likit olan alacağa istinaden başlatılan takibe haksız itiraz nedeniyle alacağına geç kavuşan davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün... sayılı takip dosyasında, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 108.359,12 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren takipte belirtilen oranlarda faiz uygulanmak sureti ile takibin diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına, alacağın % 20'si oranındaki 21.671,82 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının var olduğunu iddia ettiği alacağının dayanağı olan faturaların en sonuncusunun 12.01.2016 tarihli olduğunu, yani davacının 12.01.2016 tarihinden sonra davalı tarafa her hangi bir mal yada hizmet satmadığını, fatura düzenlemediğini, cevap ve delil dilekçesinde dosyaya ibraz ettikleri 8.08.2016 tarih ve 646 sayılı sevk irsaliyesi ile 48.401,25 USD bedelli 6.453,50 metre kumaş malı davacıya borca karşılık teslim edildiğini, işbu sevk irsaliyesi ile davacıya teslim edilen kumaşların irsaliye tarihindeki bedelinin 141.733,38 TL değerinde olduğunun bilirkişi raporunda tespit edildiğini, işbu malların taraflar arasındaki ticarete ilişkin oluşan alacak -borç ilişkisinin sıfırlanması amacıyla davacı tarafa teslim edildiğini, iş bu sevk irsaliyesi ile teslim edilen mallarla müvekkilinin davacıya olan borcunun ödendiğini, her ne kadar davacı tarafın sevk irsaliyesinde ismi ve imzası bulunan ... (ya da Kömerci)'nin şirketlerinin çalışanı olmadığını, irsaliyede belirtilen malların müvekkili şirkete teslim edilmemiş olduğu beyan ve iddia etmiş ise de davacı tarafın dosyaya sunduğu cevaba cevap dilekçesinde bu yönde bir beyanda bulunulmadığını, bilirkişi kök raporunun dosyaya ibraz edilmesinden sonra sevk irsaliyesine itirazda bulunulduğunu, müvekkilinin davacıya mal teslimatı yaptığına dair 18.08.2016 tarih, 646 sayılı sevk irsaliyesinin kendilerince dosyaya 02.02.2021 tarihli delil dilekçesi ekinde ibraz edildiğini, davacı tarafça aylar sonra ilgili sevk irsaliyesinde ismi bulunan ...'nün müvekkili şirket çalışanı olmadığı yönünde itirazda bulunulduğunu, davalının işbu itirazına muvafakatlerinin bulunmadığını, buna karşı yerel mahkemece davalının itirazının nazara alınarak hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin ... yada Mehmet Kömerci isimli bir çalışanı olup olmadığının tespiti için davalı şirketin 2016 yılı ve 2017 yıllarına ait sigortalı çalışanlarının isimlerinin dosyaya bildirilmesi için SGK'ya müzekkere yazılması taleplerini haksız şekilde reddedildiğini, bu yönüyle tesis edilen hükmün eksik incelemeye dayalı olduğunu, davacı tarafın delil listesinde yer almayan BA-BS formları delilinin yerel mahkemece resen getirtilerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda incelemeye alınmasının re'sen araştırma ilkesine aykırı olduğunu, davacı tarafın, davalının ticari defter ve kayıtlarına dayanmadığını, müvekkilinin vergi dairesi kayıtlarının celbi için bir talepte bulunmamasına karşın yerel mahkemece re'sen delil toplanmasının hukuka uygun olmadığını, davacının dayandığı maddi vakıayı ispat edememesi söz konusu olduğunda ise yerel mahkemece "Belki de davalı, BA formuyla vergi dairesine bildirimde bulunmuştur" tahminine dayalı şekilde araştırmaya girilmesinin hukuka uygun olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap ve fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı tarafça, davalıdan ticari ilişki kapsamında alacağı bulunduğu iddiasıyla İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasından davalı takip borçlusu aleyhine 108.359,12 TL asıl alacak, 3.299,76 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 111.658,88 TL alacak yönünden icra takibi başlatılmış, davalı tarafından borca yapılan itiraz üzerine davacı yanca eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf, alacağın neyden kaynaklandığının anlaşılamadığını, davacıya borcu bulunmadığını savunmuştur. Somu olayda, davacı taraf ticari ilişkiyi, fatura konusu malları teslim ettiğini ve alacağını ispat etmekle yükümlüdür. Mahkemece taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, yapılan ihtara rağmen davalı tarafça defterler sunulmamıştır. Davacı yan defterlerini sunmuş olup davacı defterlerinin incelenmesi sonunda alınan bilirkişi kök ve ek raporundan; taraflar arasında 2014-2016 döneminde ticari ilişki bulunduğu, sunulan fatura ve sevk irsaliyelerine göre davacı tarafından davalıya kumaş emtiası satıldığı, davacının takip ve dava konusu alacağına esas teşkil eden 4 adet 109.868,22 TL bedelli faturanın 2016 yılı Haziran ayına ait olan üç adedinin davalı yanca BA formuyla ilgili vergi dairesine bildirildiği, 2016 Ocak ayında düzenlenen l adet faturanın (KDV hariç 1.433,93 TL) BA bildiriminin bulunmadığı, vergi mevzuat gereğince bu faturanın miktar itibariyle bildirim zorunluluğu dışında kaldığı, bu nedenle davalının BA formunda yer almadığı anlaşılmaktadır. Alınan bilirkişi kök ve ek raporu hüküm kurmaya ve denetime elverişli olup, davalı, davacının düzenlediği takip konusu alacağa esas faturaları BA formlarına göre kayıt altına alıp vergi dairesine bildirimde bulunmuştur. Bilirkişi raporunda, davalı tarafından ticari defterlerine kaydedilen ve Maliye Bakanlığına bildirimleri yapılan fatura adetleri ve tutarları ile davacı tarafından satış faturası olarak davalıya hitaben düzenlenen faturaların birbirini doğruladığı belirtilmiş olup davalının, BA formu uyarınca davacının takip ve dava konusu alacağa esas olan faturaları vergi dairesine bildirmiş olduğu nazara alındığında davalının artık faturaları almadığının veya faturaya konu malların teslim edilmediğinin kabulü mümkün değildir. Bir diğer deyişle takip konusu alacağın dayanağı faturalara konu malların davalıya teslim ediliğinin karine olarak kabul edilmesi gerekir. Mahkemece ticari davalarda, tarafların talebi üzerine veya resen tarafların ticari defterlerin incelenmesine karar verebilir. Somut olayda, davacı dava dilekçesinde, davalı ise cevap ve delil dilekçesinde ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanmıştır. Mahkemece de taraf defterlerinin bilirkişi aracılığı ile incelenmesine karar verilmiş olup ticari defterlerin devamı niteliğindeki BA/BS formlarının mahkemece resen gönderilmesinin istenilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekili gerek cevap dilekçesi ve gerekse delil dilekçesinde 18.08.2016 tarihli, davalı tarafından davacı adına düzenlendiği görülen 646 sayılı bir sevk irsaliyesine yer vermiş olup içeriğinde ''6435,50 ..., birim fiyatının 7,5.-USD doları, toplam tutarının 48.401,25.-USD doları, o gün ki USD kurunun 2,9283.-TL toplam TL tutarının 48.401,25 x 2,9283 = 141.733,38.-TL '' ibaresinin olduğu, bu irsaliyenin ... isimli kişi tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Davalı vekili, cevap dilekçesinde bu irsaliyeye yer vermekle birlikte bir açıklamada bulunmamış, davacının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesine karşı sunduğu 21.06.2021 tarihli dilekçesinde, davalının davacıya bu irsaliye ile mal teslimi yaptığını belirtmiş, ek rapora itiraz ettiği 24.08.2021 tarihli dilekçesinde ise bahsi geçen sevk irsaliyesindeki malların bedelinin 141.733,38 TL değerinde olduğunu, bu malların taraflar arasındaki ticarete ilişkin oluşan alacak borç ilişkisinin sıfırlanması amacıyla davacı tarafa teslim edildiğini ileri sürmüş, bu savunmasını istinaf dilekçesinde de tekrarlamıştır. Bir diğer deyişle teslim ettiği mallarla borcu ödediğini belirtmiştir. Davacı taraf ise Mehmet Kömürcün davacı adına imza attığının destekleyici bir kayıt bulunmadan kabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür.Her ne kadar davalı taraf, söz konusu sevk irsaliyesine konu malların davacıya teslim edilerek borcun sıfırlandığını ileri sürmekte ise de, bu irsaliyenin faturalandırılmadığı, ek raporda da belirtildiği gibi davacı ticari defterlerinde bu irsaliyede yer alan mallar ile ilgili bir kaydın olmadığı, borcun bu şekilde sıfırlanacağına ilişkin tarafların yazılı bir anlaşmasının bulunmadığı, bu haliyle davacının, taraflar arasındaki borcun sıfırlandığı yönündeki savunmasının ispatlanamadığı ve istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 5.553,76 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,09.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2199, K. 2026/1325, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2199-e-2026-1325-k-899e5acfd3c6