Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2212 E. 2026/1275 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2212
Karar No
2026/1275
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2212

KARAR NO:2026/1275

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:08.02.2022

NUMARASI:2021/701 Esas - 2022/76 Karar

DAVA:Tazminat (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait iş makinesinin ...nolu poliçe ile davalı ... şirketi tarafından sigortalandığını, sigortalı makinesini ... isimli kişiye kiralandığını ve kiracının kullanımında olan makinenin çalındığını, makinenin bedelinin 78.957,64 TL olduğunu, hırsızlık olayına ilişkin Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/226 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve davanın halen derdest olduğunu, zararın tazmini için davalı ... şirketine yaptığı başvuruya olumsuz cevap verildiğini ileri sürerek, 78.957,64 TL tazminatın rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren bankalarca uygulanan en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu iş makinesinin müvekkili şirkete ... Poliçesi ile sigortalı olduğunu ve bu poliçenin sigortalısının ... A.Ş. olduğunu, tazminat talep etme hakkının da sigortalı ... A.Ş.’ye ait olduğunu, davacının ancak sigortalının açık muvafakati ile davanın açabileceğini ve böyle bir muvafakat belgesinin bulunmadığından davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, TTK’nın 1420. maddesi uyarınca sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemlerin iki yılda zaman aşımına uğrayacağını, makine kırılması sigortası genel şartlarının 22. maddesi ile hırsızlık sigortası genel şartlarının c.10 maddesi gereğince, sigorta mukavelesinden doğan bütün taleplerin iki yıldazamanaşımına uğrayacağını, rizikonun 01.04.2014 tarihinde meydana gelmesi nedeniyle davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, makinenin 22.09.2011-2015 tarihleri arasında sigorta örtüsü altına alındığını, poliçenin “Sigortanın Konusu” başlığını taşıyan maddesinde belirtildiği üzere poliçe ile makinenin makine kırılması, elektronik cihaz, yangın, hırsızlık ve montaj sigortaları genel şartları kapsamında teminat altına alındığını, hasar nedeni ile yapılan başvuru sonrasında yapılan incelemede, sigortalı asfalt serme makinesinin Bingöl Belediyesinde kiralık olarak kullanıldığını ve belediyeye ait inşaat sahasında asfalt serme işi yaptığını, 01.04.2014 tarihinde park halinde bulunan makineye ait bazı parçaların alındığını, inşaat sahasında park halinde bulunan makinanın ekipmanlarının tel ile çevrili, bekçisi bulunan, kamera ile denetlenen inşaat sahasından şantiyeyi bilen ve makine parçalarının bekçi ve sürücünün bilgisi ve izniyle emniyeti suistimal sureti ile alındığını, olay günü görev yapan bekçinin olay nedeni ile gözaltına alındığını, makineyi alın kişinin tutuklandığının belirlendiğini, rizikonun emniyeti suistimal suretiyle gerçekleştiğini ve bu tür bir rizikonun teminat kapsamında bulunmadığını, talep edilen rizikonun fahiş olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesinin 26.02.2019 tarih ve 2016/864 Esas, 2019/157 Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne, 63.166,10 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu karara yönelik davalının istinaf başvurusu Dairemizin 14.10.2021 tarih ve 2019/1368 Esas - 2021/1236 Karar sayılı ilamı ile kabul edilmiş ve sigorta poliçesi tarihindeki malik olan finansal kiralama şirketinin sigorta tazminatının davacıya ödenmesi hususunda muvafakat edip etmediği hususunun incelenerek karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. Mahkemece kaldırma kararı üzerine, ... şirketinin aracın mülkiyetini davacıya devir ettiği ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakat etmesi nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Konusunda uzman bilirkişinin denetlenebilir ve hükme esas alınması mümkün kök ve ek raporlarında, tespit edilen miktar kadar davacının sigorta tazminatı almaya hakkı olduğunu anlaşılmakla temerrüt faizinin başlangıç tarihi bakımından, davacı tarafça daha önce sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunulmayıp sigorta şirketine telefonla sözlü olarak başvuruda bulunulduğuna dair davacı vekilinin 7 nolu celse ara kararı gereğince 07.02.2019 tarihli beyan dilekçesi ibraz ettiği, sigorta şirketine daha önce yapılmış yazılı başvuru bulunmadığından temerrüdün en erken davanın açıldığı tarih itibarıyla gerçekleşmiş olduğu, davalı taraf tüzel kişi tacir olmakla birlikte poliçe konusunun da ticari işletmeyi ilgilendiren iş makinesi olması dolayısıyla davacı lehine avans faizine hükmedilmesinin yerinde olacağı kanaatlerine varılmakla sonuç olarak davanın kısmen kabulü ile, 63.166,108 TL'nin 12/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair hüküm davalı vekilinin istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2019/1368 esas, 2021/1236 karar sayılı ilamı ile; 'Dosya kapsamındaki poliçenin incelenmesinde; mülkiyeti dava dışı ... A.Ş.'ye ait olup, davacıya finansal kiralama sözleşmesi ile kiralanan iş makinesinin 22.09.2011/2015 yılları arasında hırsızlık rizikosunu da kapsar şekilde sigorta örtüsü altına alındığı sabittir. Dosyada bulunan poliçe ve zeyilnamede davacı ... ettiren olarak yer almış olup, sigortalının ise dava dışı ... A.Ş. olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, finansal kiralama sözleşmesi kapsamındaki ödemelerini yaparak aracın mülkiyetini Beşiktaş...Noterliğinin 24.03.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı iş makinesi satış sözleşmesi ile aldığı anlaşılmıştır. Satım sözleşmesinde, aracın satış tarihine kadar olan vergi, resim, harç ve ceza bedellerini satım tarihine kadar olanların satıcıya ait olduğu, bu tarihten sonrakilerin ise alıcı/davacıya ait olduğu belirlenmiştir.TTK'nın 1454. maddesinde başkasının lehine sigorta düzenlenmiş olup, sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine bir sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir. Üçüncü kişinin adının belirtildiği durumlarda tereddüt halinde, sigorta ettirenin, üçüncü kişinin temsilcisi olarak değil kendi adına fakat üçüncü kişi lehine hareket ettiği kabul edilir. Somut olayda, sigorta poliçesinde açıkça sigortalının poliçe tarihindeki maliki ... A.Ş. olduğu açıktır. Sonradan mülkiyeti davacıya geçmiş olması davacıyı sigortalı haline getirmez. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin bu husus üzerinde durularak aracın mülkiyetinin devir edildiği de dikkate alınarak, sigorta tazminatının davacıya ödenmesi konusunda sigortalının muvafakatinin bulunup bulunmadığının belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, tarafların sıfatına ilişkin bu eksiklik giderilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.' gerekçesi ile kaldırılarak mahkememize devrolmuş, dosya mahkememizin 2021/760 sayılı esasına kaydedilmiştir.Mahkememizce istinaf kaldırma ilamı uyarınca sigortalı ... şirketine müzekkere yazılmış olup, yazımıza cevaben davacı ile şirketleri arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesiyle kiralanan ekipmanın mülkiyeti sözleşme süresi sonunda davacı ...'ye devredildiğinden, sigorta tazminatının davacıya ödenmesine muvafakat ettiklerini bildirdikleri görülmüştür. Böylece sigortalı şirket tarafından sigorta tazminatının sigorta ettiren davacıya ödenmesine muvafakat edilmiş olduğundan, davacının aktif husumet ehliyeti noktasındaki noksanlık giderilmekle, mahkememizin önceki gerekçeli kararındaki diğer hususların tekrarı ile davanın kısmen kabulüne ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 63.166,108 TL'nin 12.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Hatalı gerekçe ile davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği ve ceza mahkemesi ilamında suçun hırsızlık olarak nitelendirilmesi nedeni ile rizikonun poliçe teminatında olduğunun kabul edildiğini, zeyilname ile davacının sigortalı olarak değil sigorta ettiren olarak poliçeye eklendiğini, poliçede sigortalı ... Şirketi olduğunu, TTK'nın 1454. maddesine göre bu durumda tazminatın sigortalıya ödeneceğini, davada TTK'nın 1420.maddesindeki düzenlemeye göre iki yıllık zamanaşımı bulunduğu, zamanaşımının da alacağın muaccel olduğu tarihten başlayacağını, dava konusu edilen olay "emniyeti suistimal" sebebiyle meydana geldiğini, kök ve ek raporla da bu durumun tespit edildiğini, olayın sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunun böylece belirlendiğini Bingöl 2.Asliye ceza Mahkemesinin 2015/226 E. 2018/43 K. sayılı kararında suçun "açıkta bırakılmış eşya hakkında hırsızlık olarak" belirtilmesine karşın mahkeme kararı, tanık beyanları, ifadeler ve mahkemece olayın ne surette meydana geldiğine dair tüm tespitleri birlikte değerlendirildiğinde, gerek sanıklar gerekse aynı kapsamda suçlar nedeni ile aranan ancak ulaşılamayan, sigortalı ekipmanlar kendisine emanet edilen bekçi ...'ın emniyeti suistimal suçunu işlediğinin açık olduğunu, bu nedenle rizikonun poliçe teminatı kapsamında olmadığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, davalı ... şirketinin ... Poliçesi kapsamında sigortaladığı emtianın çalınması nedeniyle sigorta tazminatı alacağının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süreleri içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamındaki poliçenin incelenmesinde; mülkiyeti dava dışı ... A.Ş.'ye ait olup, davacıya finansal kiralama sözleşmesi ile kiralanan iş makinesinin 22.09.2011/2015 yılları arasında hırsızlık rizikosunu da kapsar şekilde sigorta örtüsü altına alındığı sabittir. Dosyada bulunan poliçe ve zeyilnamede davacı ... ettiren olarak yer almış olup, sigortalının ise dava dışı ... A.Ş. olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, finansal kiralama sözleşmesi kapsamındaki ödemelerini yaparak aracın mülkiyetini Beşiktaş ...Noterliğinin 24.03.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı iş makinesi satış sözleşmesi ile aldığı anlaşılmıştır. Satım sözleşmesinde, aracın satış tarihine kadar olan vergi, resim, harç ve ceza bedellerini satım tarihine kadar olanların satıcıya ait olduğu, bu tarihten sonrakilerin ise alıcı/davacıya ait olduğu belirlenmiştir.TTK'nın 1454. maddesinde başkasının lehine sigorta düzenlenmiş olup, sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine bir sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir. Üçüncü kişinin adının belirtildiği durumlarda tereddüt halinde, sigorta ettirenin, üçüncü kişinin temsilcisi olarak değil kendi adına fakat üçüncü kişi lehine hareket ettiği kabul edilir. Somut olayda, sigorta poliçesinde açıkça sigortalının poliçe tarihindeki maliki ... A.Ş. olduğu açıktır. Sonradan mülkiyeti davacıya geçmiş olması davacıyı sigortalı haline getirmez. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin bu husus üzerinde durularak aracın mülkiyetinin devir edildiği de dikkate alınarak, sigorta tazminatının davacıya ödenmesi konusunda sigortalının muvafakatinin bulunup bulunmadığının belirlenerek karar verilmesi gerekmektedir. Kaldırma kararımız sonrası mahkemece yazılan yazıya ... tarafından verilen 07.12.2021 tarihli cevapta, dava konusu aracın mülkiyetinin davacıya verildiği, sigorta ödemesinin davacıya yapılmasına muvafakat edildiği bildirilmiştir. Bu nedenle davacının aktif dava ehliyeti bulunmaktadır. Mahkemece davalının zamanaşımı talebinin suç zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. KTK'nın 109/3.maddesinde düzenlenen ceza (uzamış) zamanaşımı, sadece KTK'nın 109/2. maddesi gereğince zarar görenlerin, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararlarının haksız fiil sorumlularından tazmini talebi ile açılan davalar için öngörülmüştür. Oysa eldeki dava, haksız fiil faili aleyhine açılan bir tazminat davası olmayıp ... poliçesine dayalı olarak davalı ... şirketinin kendi akidi tarafından açılmıştır. KTK'nın 109/3. maddesindeki zamanaşımı hükmünün olaya uygulanması olanağı bulunmamaktadır.TBK'nın 146. maddesine göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. TBK'nın 147. maddesinde beş yıllık zamanaşımına tabi olan sözleşme ve alacaklar belirlenmiştir. Zamanaşımı, TBK'nın 149. maddesine göre alacağın muaccel olmasıyla başlar. Dava konusu uyuşmazlıkta davacı, dosyadaki ekspertiz raporuna göre 01.04.2014 tarihinde meydana gelen olay üzerine 15.08.2014 tarihinde davalı ... şirketine tazminat için başvuruda bulunmuştur. Bu başvuruya gerekli belgelerin eklenmesiyle davalı ... şirketinin başvurudan itibaren 45 gün içerisinde temerrüde düşeceği ve bu tarih itibariyle alacağın muaccel olacağı anlaşılmaktadır. Dava 12.08.2016 tarihinde açılmıştır. Davanın iki yıllık sürede açıldığı görülmektedir. TTK'nın 1420. maddesine göre; "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." düzenlemesi bulunmaktadır. Somut olaydaki, tazminat talebi, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan poliçe kapsamındaki tazminatın ödenmesine ilişkin olduğundan TTK'nın 1482. maddesinin uygulanması imkânı bulunmamaktadır. Bu duruma göre alacağın muaccel olduğu tarih ile davanın açıldığı 12.08.2016 tarihi arasında iki yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından, mahkemece tazminat talebinin kabulüne karar verilmesinde sonucu itibariyle yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.Davalı, eylemin emniyeti suistimal suçunu oluşturduğu ve poliçe teminatı kapsamında olmadığını ileri sürmektedir. Dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılacağı üzere dava konusu iş makinesi davalı tarafından hırsızlık dahil rizikoları kapsar şekilde 20.01.2014 ile 22.09.2015 tarihleri arasında sigorta örtüsü altına alınmıştır. Dava konusu makinenin çalınmasından sonra Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucu ... ve ... hakkında TCK'nın 142/1.e.3 maddesi uyarınca, cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, eylemin hırsızlık olarak nitelendirildiği ve sanıklar hakkında yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir. Gerçekten de eylem niteliği itibariyle açıkta bırakılan eşyaya karşı işlenen hırsızlık suçudur. Bu nedenle bu eylemin poliçe kapsamında olduğunun kabulü ile poliçe kapsam ve limitine göre belirlenen tazminatın tahsiline karar verilmesi yerinde olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 3.236,40 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2212, K. 2026/1275, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2212-e-2026-1275-k-6a2f374b55c4