Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2221 E. 2026/1326 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2221
- Karar No
- 2026/1326
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2221
KARAR NO:2026/1326
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:27/09/2022
NUMARASI:2020/561 E.-2022/641 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Bafra İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile 11/10/2019 tarihinde 10/10/2019 düzenleme tarihli 53.170,15 TL tutarlı cari hesap ekstresi alacağına dayanarak icra takibi başlatıldığını, borçlunun yetki itirazı ile dosyanın yetkili İstanbul 19. İcra Müdürlüğüne gönderildiğini, ... numarasıyla yeni dosya numarası aldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, davalının toplam fatura bedeli olan 53.170,15 TL'yi ödediğini, davalının ödeme yapmadığı halde takibe borcu olmadığı yönünde itiraz ederek kötü niyetli olarak takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesinin usulsüz tebliğ edildiğini, tebligat çıkartılan ... Beşiktaş İstanbul adresinden mahkemede dava açılmadan önce taşındığını, ancak mahkemece müvekkiline ait tebligat çıkartılmadan evvel UYAP sisteminden mernis adresi güncellemesi yapılamadan müvekkilinin taşınmış olduğu adresine tebligat çıkartıldığını, UYAP üzerinden müvekkiline ait mernis adresi güncellemesi yapıldığında veya mernis kayıtları çıkartıldığında müvekkilimin dava açılmadan evvel adres değişikliği bildirimi yaptığının görüleceğini, dava dosyasından tesadüfen 29.03.2021 tarihinde haberdar olunduğunu, bu doğrultuda 29.03.2021 tarihinin tebliğ tarihi kabul edilerek cevap dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü gerektiğini, takip dayanağı cari hesap ekstresinin tebliğ edilmediğini, taraflar arasında TTK anlamında bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, bunun yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini, itirazın iptali davasında talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olduğunu, dava sonucu olarak takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olan, takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olup bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığını, itirazın iptali davasında genel hükümlere göre ispat olanağının varlığının, takip talebinde belirtilen borcun sebebinden ve dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemesi gerektiğini, bu nedenledir ki itirazın iptali davasınında alacaklının, takipte gösterdiği belgeler dışındaki belgelere dayanamayacağını, davacının takipte dayanak olarak göstermemiş olduğu fatura yada faturalara dayanmasının kabul edilemeyeceğini, bu sebeple davalının borcu bulunmadığını, bir diğer ifade ile davacının icra takibinde sadece cari hesap ekstresine dayanmasına rağmen davada faturalara dayanmış ve toplamda 1.040.845,16-TL bedelli 43 adet fatura sunmuş olduğunu, davacı tarafın icra takibinde dayanmadığı bu faturalara huzurdaki davada dayanamayacağı ve davalının da bu yönde muvafakatinin bulunmadığını, müvekkilinin, ... .... AŞ'ye ürün imalatı yapan bir firma olduğunu, müvekkilinin ... .... AŞ'den aldığı şiparişler doğrultusunda ürün imalatı yapmakta olup bir kısım imalatını başka şirketlere yaptırdığını, davacı tarafın da davalıya fason olarak kesim ve dikim işi yaptığını, davalının imalatını yaptırdığı ürünleri aldığı siparişe uygun olarak ...'ye sattığını, müvekkilimin aldığı siparişlerin imalatının bir kısmını davacı şirkete yaptırdığını, davacı tarafın yapmış olduğu imalatların bazılarının ayıplı imalat nedeni ile ... tarafından alınmadığını, bir kısmının %30 iskonto uygulanmak sureti ile ikinci kalite olarak alındığını, bir kısım ürünlerin ise geri alınıp tamir sureti ile ayıp giderildikten sonra alındığını, bu nedenlerle bazı ürünlerin müvekkiline tamamen iade edildiğini, bir kısım ürünlerin %30 indirimli alındığını, bir kısım ürünler yönünden ise üretici performansı adı altında müvekkiline cezalar kesildiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan faturalara ilişkin ödemelerin, müvekkiline kesilen cezalar ve iade edilen ürünler doğrultusunda bir kısmının davalı tarafa yansıtılarak davacı tarafa ödemler yapıldığını, davacı tarafın takip dayanağı olarak göstermiş olduğu cari hesap ekstresinin tarihi olan 10/10/2019 tarihi itibari ile müvekkilinin davacı tarafa her hangi bir borcu bulunmadığı gibi aksine müvekkilinin ticari defterlerinde 2.044,31-TL davacı taraftan alacaklı olduğunu, örneğin davacının fason kesim ve dikimini yaptığı modellerden olan ... modelinin ... tarafından 179.436,82 TL bedelli fatura kesilerek müvekkiline iade edildiğini, davacıya 3.332,16-TL üretici performansı olarak ceza kesilerek fatura edildiğini, söz konusu ürünün daha sonra ikinci kalite olarak %30 iskontolu olarak satılabildiğini, söz konusu modelle ilgili olarak dikim nedeni ile ayıplı imalat olduğu davacı şirket yetkilisine mail olarak bildirildiğini, yine fason kesim ve dikimi davacı tarafından yapılan ... modelinin de ayıplı imalat nedeni ile ... tarafından ilk sevkiyatta alınmadığını, iade edildiğini, davalıya bu iadeler nedeni ile 38.336,22-TL üretici performansı olarak ceza kesildiğini savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Her iki tarafın sunmuş oldukları dilekçeler , aşamalarda sunmuş oldukları beyanlar ve toplanan deliller kapsamında, dosyaya sunulan tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı görülmüştür. Dosya kapsamına uygun görülen ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre tarafların ticari defterlerinde yapılan incelemelerde davacının, davalıdan 53.170,15-TL alacaklı olduğu görünmektedir. Dava konusu siparişe konu malların ayıplı olduğu ve süresinde ayıp ihbarı bulunduğuna ilişkin davalı tarafça bir delil sunulmamıştır , davalı tarafın defterlerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen rapor da göz önüne alındığında davalı taraf savunmasını ispatlayamamıştır. Tüm dosya kapsamında toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde Mahkememizce alınan bilirkişi raporundan; tarafların ticari defterlerinin kanuna uygun ve eksiksiz tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yetkili makamlarca zamanında yapıldığı, taraf defterlerinin lehine delil teşkil ettiği, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 53.170,75-TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline, takibin devamına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.2004 sayılı İİK madde 67/2.maddesi uyarınca; "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." neticeten işbu davada davalı borçlunun itirazının haksızlığına karar verildiğinden hükmolunan meblağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak ..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasındaki itirazının 53,170,15 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin 53.170,15 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki talep gibi devamına, alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı olan 7.975,52 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında her hangi bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davacı tarafından da dosyaya her hangi bir cari hesap sözleşmesi sunulmadığını, arada bir cari hesap sözleşmesinin olduğunun yazılı belge ile ispatı gerektiğini, itirazın iptali davasında talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olduğunu, dava sonucu olarak takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olan, takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olup bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığını, itirazın iptali davasında genel hükümlere göre ispat olanağının varlığının, takip talebinde belirtilen borcun sebebinden ve dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemesi gerektiğini, bu nedenledir ki itirazın iptali davasınında alacaklının, takipte gösterdiği belgeler dışındaki belgelere dayanamayacağını, davacının takipte dayanak olarak göstermemiş olduğu fatura yada faturalara dayanmasının kabul edilemeyeceğini, bu sebeple davalının borcu bulunmadığını, bir diğer ifade ile davacının icra takibinde sadece cari hesap ekstresine dayanmasına rağmen davada faturalara dayanmış ve toplamda 1.040.845,16-TL bedelli 43 adet fatura sunmuş olduğunu, davacı tarafın icra takibinde dayanmadığı bu faturalara huzurdaki davada dayanamayacağını, müvekkilinin, ... .... AŞ'ye ürün imalatı yapan bir firma olduğunu, müvekkilinin ... .... AŞ'den aldığı şiparişler doğrultusunda ürün imalatı yapmakta olup bir kısım imalatını başka şirketlere yaptırdığını, davacı tarafın da davalıya fason olarak kesim ve dikim işi yaptığını, davalının imalatını yaptırdığı ürünleri aldığı siparişe uygun olarak ...'ye sattığını, müvekkilimin aldığı siparişlerin imalatının bir kısmını davacı şirkete yaptırdığını, davacı tarafın yapmış olduğu imalatların bazılarının ayıplı imalat nedeni ile ... tarafından alınmadığını, bir kısmının %30 iskonto uygulanmak sureti ile ikinci kalite olarak alındığını, bir kısım ürünlerin ise geri alınıp tamir sureti ile ayıp giderildikten sonra alındığını, bu nedenlerle bazı ürünlerin müvekkiline tamamen iade edildiğini, bir kısım ürünlerin %30 indirimli alındığını, bir kısım ürünler yönünden ise üretici performansı adı altında müvekkiline cezalar kesildiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan faturalara ilişkin ödemelerin, müvekkiline kesilen cezalar ve iade edilen ürünler doğrultusunda bir kısmının davalı tarafa yansıtılarak davacı tarafa ödemler yapıldığını, davacı tarafın takip dayanağı olarak göstermiş olduğu cari hesap ekstresinin tarihi olan 10/10/2019 tarihi itibari ile müvekkilinin davacı tarafa her hangi bir borcu bulunmadığı gibi aksine müvekkilinin ticari defterlerinde 2.044,31-TL davacı taraftan alacaklı olduğunu, bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda da ticari defterler üzerinde yapılan incelemede müvekkilinin davacı taraftan alacaklı olduğu tespit edilmiş, ayıp ve reklamasyon konusunun tekstil ve dikim işlerinde uzman bir bilirkişiden görüş alınması gerektiği bildirilmiş olmasına rağmen mahkemece bu yönde bilirkişi incelemesi yapılmadan ve bilirkişi raporuna aykırı gerekçe ile davanın kabulüne karar verildiğini, alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilebilemeyeceğini, davacı şirketin 07/09/2020 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiğini, davacının dava ve takip açısından taraf olma ehliyetinin son bulduğunu, mahkemece davacı şirketin taraf ehliyeti yönündeN araştırma yapılmadan hüküm tesis edildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satım ilişkisi kapsamında açık hesap ve fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın İİK. 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafın davalıya fason kesim dikim işi yaptığı, bu iş kapsamında davacı tarafın davalıdan fatura ve açık hesap ilişkisinden kaynaklı alacağı bulunduğu iddiasıyla takip başlattığı, itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı; davalının ise borcu bulunmadığını, yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davacının bir kısım imalatlarının ayıplı olduğunu, bu sebeple kendisinin imalat yaptığı dava dışı .... AŞ'nin bir kısım ürünleri iade ettiğini, bir kısmını iskontolu aldığını, ayrıca üretici performansı adı altında cezalar kestiğini, bu sebeple davacıya borcu bulunmadığını savunduğu anlaşılmaktadır. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu; TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davacı şirket ticari ilişkiyi, ürünleri teslim ettiğini ve alacağını ispatla, davalı ise borcu ödediğini ve ürünlerin ayıplı olduğunu ispatla yükümlüdür. İlk derece mahkemesince sunulu deliller, davacı ve davalı ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporlar dikkate alınarak ve gerekçesi yazılmak suretiyle sonuca gidildiği ve hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Alınan bilirkişi raporlarından da anlaşıldığı üzere her ne kadar davacı alacağını cari hesap alacağı olarak nitelendirse de, taraflar arasında karşılıklı alacak ve borçlarını bir arada yazıp mahsup etmek suretiyle açık hesap ilişkisi bulunduğu görülmektedir. Bilirkişi raporlarına göre, taraf defterlerinin uyumlu olduğu ve davalının takip konusu kadar davacıya borcu olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı, kontrol ve muayene yükümlülüğünü yerine getirdiğini, dava konusu malın ayıplı olduğunu ve süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispatla yükümlüdür. Ancak davalının ayıp iddiasının soyut nitelikte olduğu, ayıplı olduğu iddia edilen mallara ilişkin herhangi bir tespit raporu sunulmadığı, usulüne uygun ayıp ihbarında bulunulduğuna dair bir delilin sunulmadığı görülmektedir. Davalının sunduğu e-maillerde somut bir ayıp ihbarı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davalının soyut ayıp savunması yönünden inceleme yapılmayarak bu iddiasının reddinde usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.İtirazın iptali davasının konusu icra takibine konu edilmiş alacaklardır. Somut olayda da davacı alacaklı İstanbul 19.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına konu ettiği açık hesap alacağı için dava açmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere davacı alacağını cari hesap alacağı olarak nitelendirse de, taraflar arasında karşılıklı alacak ve borçlarını bir arada yazıp mahsup etmek suretiyle açık hesap ilişkisi bulunduğu görülmektedir. Açık hesap ilişkisinin dayanağı da ticari ilişki kapsamında taraflar arasında düzenlenen faturalardır. Bu sebeple davalı vekilinin, cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, takip konusu edilmeyen alacakların dava ile talep edildiği yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekili icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, davacı alacaklının alacağı, esasında faturaya dayalı alacak olup likittir. Bu sebeple icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerinde olmuştur. Davalı vekili, davacı şirketin terkine dildiğini ve taraf ehliyeti bulunmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davacı vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesi ile davacı şirketin .... Şti.'ne devrolunduğuna dair TSG örnekleri, devralan şirkete ait vekaletnameyi sunmuş olup buna göre davacı şirketin yargılama sırasında adı geçen şirkete kül halinde devrolunduğu, davacı sıfatının da devralan şirkete geçtiği anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.723,05 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.09.07.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.