Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1761 E. 2026/10875 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1761
- Karar No
- 2026/10875
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3747 Esas, 2025/691 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/160 Esas, 2025/214 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, ..., ..., 7 22... parsel (yeni 7 22... parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebi ile ilgili işlemler zamanaşımına uğradığı gibi yasanın aradığı şartları da taşınmadığını, ayrıca uzlaşma için teklif edilen bedel, piyasa şartlarının altında olduğunu ileri sürerek müvekkili hakkında açılan mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
2. Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... 7 22... parsel sayılı 44.066,00 m²lik müvekkillerinin hissedarları bulunduğu taşınmazın 1720,88 m²sinin kamulaştırılması kararı üzerine idarenin takdir ettiği bedel müvekkillerince kabul edilmeyerek uzlaşma metninin reddedildiğini ileri sürerek açılan dava ile reddedilen kamulaştırma bedelinin Mahkemece belirlenmesini ve kamulaştırma bedelinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Dahili Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... tarafından yapımı gerçekleştirilecek olan otogar alanı ve otogar alanına ulaşım sağlayacak taşıt yolu nedeniyle davacı kurum tarafından teklif edilen kamulaştırma bedelinin çok düşük olduğunu ileri sürerek belediyeden imar planı kapsamında bulunan arsa niteliğindeki taşınmazın değerinin dikkate alınarak kamulaştırma bedelinin tespitini, kamulaştırılan taşınmazın emsaller de dikkate alınarak güncel değerlerinin tespitini ve davacı kurumdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı kuruma yükletilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı kurum adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda değerlendirmeye alınan emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmaz arasında birçok yönden farklılık olduğunu, alan genişliği, çevre gelişmişliği, alım-satım kolaylığı, önemli merkezlere yakınlık, ulaşım imkanları gibi birçok faktör açısından somut emsal taşınmazın çok daha üstün konumda olduğunu, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunda birim değerin yüksek tespit edildiğini, bilirkişi raporunda belirlenen 479,79 TL/m² birim bedelinin yüksek olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Asıl davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu parselin sanayi ve konut alanında olan arsa niteliğinde olduğu, emsalin taşınmaza yakın olması, aynı lokasyonda olması ve de konut alanında bulunması dikkate alındığında, müvekkilinin hissedar olduğu parselin konut alanı ve sanayi yapı alanlarında olması nedeniyle çok daha değerli olduğunun görüldüğünü, harçlar yüzünden gerçek değerin tapuya yansıtılmadığını, ayrıca dava dosyasında 4 ayrı rapor olmasına rağmen her seferinde taşınmazın değerinin daha da düşürüldüğünü, sırf kamulaştırma bedelinin tespiti için emsal taşınmazın satış tarihi ile kamulaştırma dava tarihine kadar TÜFE oranlarının göz önünde bulundurularak kamulaştırma bedelinin belirlenemeyeceğini, Yargıtay'ın kökleşmiş uygulamasına göre paranın alım gücünün azalması hesabı “her yıl itibari ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranları, TL. karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik tabloları araştırılıp saptanmak, taşınmazlardaki fiyat artışları dikkate alınarak bu alanda uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılarak değişen zaman dilimi içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle, davalının uğradığı zararın açıklanan ölçütlere göre hesaplanacak unsurlar toplanıp ortalamaları bulunduktan sonra ortaya çıkacak rakamın zarar olacağının belirtildiğini, bu nedenle tüm bu veriler ortalaması alındıktan hatta kamulaştırılan taşınmazın değer artışı da dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, yasal faiz yerine dava tarihinden karar kesinleşinceye kadar TEFE-TÜFE oranında faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Birleştirilen davada davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konu ..., ... 7 22... (yeni12 76... ) parsel sayılı taşınmazdan otogar inşası için 1720,88 m² kısmın kamulaştırılmasına dair açılan davada, davanın geçirdiği safahat içerisinde bedel konusundaki farklılıkların kabul edilebilirliğinin olmadığını, 6 ayrı bilirkişi incelemesi yapıldığını, 18.07.2017 tarihli rapor ile 527,78 TL/m², 03.02.2021 tarihli rapor ile 356,11TL/m², 14.03.2024 tarihli rapor ile 952,89 TL/m², 07.11.2024 tarihli rapor ile 929,89TL/m², 29.01.2025 tarihli rapor ile 557,15TL/m², 28.04.2025 tarihli rapor ile 479,79TL/m² değer belirlendiğini, belirlenen rakamlar arasında seçilecek hangisinin doğruya yakınlığında ittifak edilmediğini, bu altı ayrı değerlendirmenin ortalama değerinin de 633,93 TL olduğunu, zaman aralığında ekonomideki büyük değişikleri bilirkişilerin sadece faiz artışları kıstasından değerlendirmiş olmaları, taşınmazların konum değişen ihtiyaçlar açısından değer değişikliklerinin görülememesi, zaten kamulaştırmanın içinde kendiliğinden barındırdığı hakkaniyetsizliği ile kabulü zor bir yere taşıdığını ileri sürerek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
4. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin hissedarı olduğu taşınmazın; ...- ... arasında yoğun sanayi kuruluşlarının bulunduğu bir alanda olup, tüm ulaşım yollarına sahip bir konumda olduğunu, ... ilçesinin gelişmiş ve güzel bir alanında, etrafı fabrikalarla çevrili, sanayicilerin işyeri kurmak için yoğun talepte bulunduğu bir alanda olduğunu, sürekli göç almakta olup boş arazilerin azlığı nedeniyle de gayrimenkul fiyatlarının yüksek olduğunu, taşınmazın arsa vasfında olduğu belirterek değeri tespit edildiğini, ancak değerini 952,30 TL olarak tespit edilmesinin piyasa ve rayiç değerlerin çok altın olduğu yönünde itirazları üzerine alınan ek raporda birim fiyatı dahada indirilerek 929,89 TL tespit edildiğini, bilirkişilerin kök ve ek raporda birbiriyle çelişen tespitlerde bulunduğunu, dava konusu parselin sanayi ve konut alanında olan arsa niteliğinde olduğu yönünde tespitlerine rağmen emsalin taşınmaza yakın olması, aynı lokasyonda olması ve de konut alanında bulunması dikkate alındığında, müvekkilinin hissedar olduğu parselin konut alanı ve sanayi yapı alanlarında olması nedeniyle çok daha değerli olduğunu, bu nedenle emsal taşınmazın değerden %30 oranında kamulaştırılan taşınmazın değerli olduğu tespitinin hatalı olduğunu, bu nedenle ek raporda bilirkişilerin birim fiyat olarak 929,89 TL tespitine itiraz edildiğini, değişen zaman dilimi içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle, davalının uğradığı zararın açıklanan ölçütlere göre hesaplanacak unsurlar toplanıp ortalamaları bulunduktan sonra ortaya çıkacak rakamın zarar olacağını ileri sürerek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin dava konusu yeri arsa olarak kabulünün doğru olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal olarak alınan taşınmazın, dava konusu taşınmazda başka bir idare tarafından (Karayolları Genel Müdürlüğü) yapılan kamulaştırmaya esas davada da emsal olarak değerlendirilen ve Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 2022/8925 Esas, 17379 Karar sayılı dosyasında yapılan değerlendirmeye göre emsal olarak alınmasında isabetsizlik olmadığı, ancak hükme esas alınan raporda yapılan bazı hatalar olduğundan hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı, asıl dava 15.06.2016, birleştirilen dava 15.08.2016 tarihli olup, emsal alınan taşınmazın satış tarihindeki birim değerinin dava tarihine taşınmasında uygulanacak endeks (2016/Haziran ve Ağustos ayları için) farklı olduğu ve bunun da birim değeri değiştireceği açık olduğu hâlde, asıl dava ve birleştirilen dava arasında çok zaman farkı olmadığından bahisle birleştirilen dava için ayrıca birim değer hesaplamasının yapılmaması ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın 9 ayrı kriter esas alınarak kıyaslandığı, emsal için 900 dava konusu taşınmaz için 815 puana ulaşıldığı, bunun da emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan daha değerli olduğu sonucunu doğuracağı dikkate alındığında, kıyas oranının 1,10 olarak raporda yer almasının doğru olmadığı, asıl olan, dava konusu taşınmazın emsal alınan taşınmazın (815/900=) %91'i olduğu, bilirkişi raporunda açıklama 1,10 kıyas oranına göre yapılmış ise de hesaplamada 0,90'ının alındığı, bu hali ile kıyas ile bulunan birim değerin de doğru olmadığı anlaşıldığından yeniden hesaplama yapılarak kamu düzeni açısından yapılan incelemeye göre; davaya konu edilen 1.720,88 m²lik kısım dava konusu 7 22... parselden ifrazla 7 22... parsel numarasını aldığı hâlde, kapatılan eski parsel numarası üzerinden hüküm tesisi ve tapu iptali ve tescile ilişkin hükmün hisse bazında verilmesi gerekirken hisseye düşen alan üzerinden kurulması da doğru bulunmadığından taraf vekillerinin başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Asıl davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Birleştirilen davada davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
4. Birleştirilen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki İzmir ili, ..., ..., 7 22... parsel (yeni 7 22... parsel) sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davacı idare vekilinin, bir kısım davalılar vekili Av. ... ve dahili davalı ... vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Kamulaştırma bedeline, Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare, birleştirilen davada davalılar ... vd. ve ... vekillerinin tüm, asıl davada davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Asıl davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararının hüküm fıkrasının asıl dava yönünden (3) numaralı bendinin ikinci ve üçüncü fıkrasında geçen " dava tarihini takip eden 4 ayın sonrası olan 16.10.2016 tarihinden ilk derece mahkemesinin ilk karar tarihi olan 13.09.2018 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine," cümlesinin çıkarılması, yerine "dava tarihinden itibaren İlk Derece Mahkemesinin ilk karar tarihi olan 13.09.2018 tarihine kadar Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz işletilmesine” cümlesinin yazılması,
3. Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararının hüküm fıkrasının birleşen dava yönünden (3) numaralı bendinin ikinci ve üçüncü fıkrasında geçen "dava tarihini takip eden 4 ayın sonrası olan 16.12.2016 tarihinden ilk derece mahkemesinin ilk karar tarihi olan 13.09.2018 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine," cümlesinin çıkarılması, yerine "dava tarihinden itibaren İlk Derece Mahkemesinin ilk karar tarihi olan 13.09.2018 tarihine kadar Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz işletilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idareden ve asıl davada davalı ...'dan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, birleştirilen davada davalı ...'den 732,00 TL temyiz harcı ile 3.608,50 TL temyize başvurma harcının alınmasına, birleştirilen davada davalılar ... vd.'den alınan 1.347,40 TL peşin harçtan alınması gereken 732,00 TL'nin mahsubu ile kalan 615,40 TL'nin istenildiğinde iadesine, davalılar ... vd.'den alınan 6.642,20 TL peşin harçtan alınması gereken 3.033,70 TL'nin mahsubu ile kalan 3,033,70 TL'nin istenildiğinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.