Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/9009 E. 2026/10868 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/9009
Karar No
2026/10868
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/158 Esas, 2024/247 Karar KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasında görülen kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde ve birleşen dava dilekçesinde; davaya konu Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... köyü 12... parsel (yeni 5 17... parsel, 5 03... parsel, 2 20... parsel) sayılı taşınmazların Kralkızı Baraj sularının kod seviyesinin altında kaldığından sular altına girdiğini ve müvekkillerinin taşınmazlar üzerindeki tarımsal faaliyetlerinin son bulduğunu ileri sürerek kamulaştırmasız el atılması nedeniyle tazminat isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP Davalı taraf asıl ve birleştirilen dava cevap dilekçesinde özetle; Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerler açısından davacı tarafın dava açma ehliyetinin olmadığını, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunduğu iddia edilen muhdesatların da Devlete ait olduğunu, idarece taşınmazlara el atmanın söz konusu olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III.MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2016 tarihli ve 2010/611 Esas, 2016/876 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2016 tarihli ve 2010/611 Esas, 2016/876 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; kapama bağ niteliğindeki ... Mahallesi 5 17... parsel, 5 03... parsel, 2 20... parsel ve 15 parsel sayılı taşınmazlara net üzüm geliri esas alınarak ve üzerinde bulunan ve taşınmaz mala bahçe niteliği vermeyen ağaçlara maktuen değer biçilerek, arazi niteliğindeki 12.03.1996 tarih, 62... sayfa 1 sıra numarasında kayıtlı taşınmazın ise net gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/19 Değişik İş sayılı dosyasında ve 03.03.2015 tarihli fen bilirkişi raporu ve ekli krokisinde A harfi ile gösterilen 873,00 m²lik, B2 harfi ile gösterilen 227,75 m²lik, C2 harfi ile gösterilen 70,00 m²lik ve D harfi ile gösterilen 1.284,00 m²lik kısımlarının bağ vasfında olduğu belirtilen taşınmazların üzerindeki muhdesatların zilyetliklerinin davacılara aidiyetine ilişkin herhangi bir karar olmadığı halde bedeline hükmedilmesi hatalı olduğundan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/19 Değişik İş sayılı dosyasında ve 03.03.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda C2 harfi ile gösterilen ve Maliye Hazinesi adına tespit ve tescilli 2 20... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile ... adına tesciline karar verilmesi yerinde olmadığından dava konusu taşınmazlardan 12.03.1996 tarih, 62... sayfa 1 sıra numarasında kayıtlı taşınmaz hakkındaki ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/11 Değişik İş sayılı dosyasının mahkemesinden getirtilip irdelenmeden bu dosya içeriğine göre hüküm kurulması, 03.03.20 15... .09.2015 tarihli fen bilirkişi raporlarında kamulaştırma maksimum su kotu dışında kaldığı belirtilen 2 20... parsel sayılı taşınmazda F harfi ile gösterilen 9.821,73 m²lik kısım ile tamamı kamulaştırma maksimum su kotu dışında olduğu belirtilen 2 20... parsel sayılı taşınmazların bedeline hükmedilerek tapu kaydının iptali ile ... adına tesciline karar verilmesi ve kamulaştırma maksimum su kotu altında olduğu belirtilen 2 20... parsel sayılı taşınmazın 11.208,30 m²lik kısmı ile 5 17... parsel, 5 03... parsel ve 12.03.1996 tarih, 62... sayfa 1 sıra numarasında kayıtlı taşınmazların baraj gölü suyunun yükselmesi nedeniyle sürekli su altında kalıp kalmadığı, zaman zaman su altında kalıyor olması halinde bu durumun taşınmazların tarım arazisi olarak kullanımına engel teşkil edip etmediğinin, Jeoloji Mühendisinin de katılımı ile oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde mahallinde keşif yapılıp tespit edilerek alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz araştırma ile kamulaştırma maksimum su kotu altında kaldığından bahisle bedellerine hükmedilerek tapu kayıtlarının iptali ile ... adına tesciline karar verilmesi, dava konusu taşınmazlardan kapama bağ niteliğindeki 2 20... parsel sayılı taşınmazda kamulaştırma maksimum su kotu içerisinde kaldığı belirtilen ve E harfi ile gösterilen kısmın net üzüm geliri esas alınarak bedeli tespit edildiği hâlde, E harfi ile gösterilen alan içerisinde kalan ve 03.03.2015 tarihli fen bilirkişi raporu ile ekli krokisinde B1 olarak gösterilen 2.319,75 m²lik ve C1 olarak gösterilen 1.088,01 m²lik kısımlardaki bağ teveklerin bedelinin de ayrıca hesaplanarak mükerrer bedel tespiti suretiyle fazlaya hükmedilmesi, tapu kayıtlarında hissedar olan ... davacı olmadığı hâlde, nedeni açıklanmadan hissesini de kapsar şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 02.12.2020 tarihli ve 2018/419 Esas, 2020/374 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 02.12.2020 tarihli ve 2018/419 Esas, 2020/374 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki bilgi ve belgelere göre; bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sonucunda arazi niteliğindeki taşınmazlara net gelir yöntemine göre değer biçilmesinde yöntem itibariyle bir isabetsizlik bulunmadığı gibi dava konusu taşınmazların kamulaştırma su kotu altında olup zaman zaman su altında kalması nedeniyle tarım arazisi olarak kullanımına engel teşkil kısımlarının bedeline hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek asıl davada; bozma öncesi hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların kapama bağ ve tarım arazisi niteliğine göre belirlenen metrekare birim bedelinin Dairemizce bozma konusu yapılmadığı hâlde, bu hususta taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeksizin bozma sonrasında taşınmazlar için kapama bağ ve tarım arazisi niteliğine göre yeniden bedel belirleyen rapor hükme esas alınarak karar verilmesi doğru olmadığından birleştirilen dava yönünden yapılan incelemede; 2942 sayılı Kanun'un değer biçmeye ilişkin hükümleri kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davalarda da kıyasen uygulanır hükmü gözetilerek dava konusu taşınmaza birleştirilen dava tarihi olan 2018 yılı verileri esas alınmak suretiyle değer biçilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden asıl dava tarihi olan 2010 yılı itibarıyla tespit edilen metrekare birim fiyatı esas alınarak hüküm kurulması yerinde olmadığından dava konusu taşınmazlardan 12.03.1996 tarihli ve 62... sayfa 1 sıra nolu tapu kaydı yönünden ... Sulh Hukuk Mahkemesi 1998/11 Değişik İş dosyasındaki fen bilirkişisi raporu ve ekli krokisine göre değerlendirme yapıldığı belirtilmişse de ilgili dosyanın mahkemesinden temin edilemediği gibi taşınmaz sınırlarının tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespiti için tapu kaydının yöntemince zemine uygulanması gerektiğinden söz konusu tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte ilgili tapu müdürlüğünden getirtilip, mahallinde bir fen bilirkişi, aynı köy mahalle bilirkişileri ve taraf tanıkları eşliğinde keşif yapılarak tapu kaydının uygulanabilir krokisi varsa, bu krokisinin uygulanması, ilk tesisi mahkeme ilâmına dayananıyorsa ilâm örneği ile haritasının uygulanması, sınırları keşifte dinlenecek olan mahalli bilirkişi ve tanıklara tek tek sorulmak suretiyle zeminde kapsamının belirlenmesi, kayıt mahalline uyuyor ise kaydın kapsadığı taşınmazı ve dosya kapsamında kamulaştırma su kotu içerisinde kalan kısımları gösterir denetlemeye elverişli krokili fen bilirkişisi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olduğundan kabule göre de karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/3 üncü maddesinde yer alan "Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez" şeklindeki hükmü gözetilmeksizin davalı idare lehine reddedilen kısım üzerinden fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar tarafından dava konusu edilen 2 20... parsel 2 20... parsel, 2 20... parselin B ve C harfi ile gösterilen kısımları ile 12.03.19 96... cilt 93... sıra numarasında kayıtlı taşınmazın D ve G harfi ile gösterilen dışında kalan ve dava dilekçesinde dava konusu edilen diğer taşınmazlara yönelik tazminat talepleri yönünden davanın kabul edilmediği ve iş bu taşınmazlar için herhangi bir hükümde kurulmadığını, tüm bilirkişi raporlarında davanın kabul edilemeyen (ret edilen) kısmı yönünden her ne kadar bu taşınmazların su kotu dışında kalmasına rağmen suların yükselmesi ile beraber parsele ulaşımın mümkün olmadığını, bu taşınmazlara ulaşım imkanı bulunmadığından makinalı tarımın yapılamayacağını, gübreleme bakım ve budama olmadığından taşınmazlardan tasarruf imkanınında kalmadığı teknik bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, anılan nedenlerle davanın kısmen reddedilen kısmı yönünden yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece dava konusu bir kısım taşınmazların herhangi bir su taşkının yaşanmadığı bu alanların maksimum su kotu dışında kaldığını, bu taşınmazların ada şeklinde olmaması sebebi ile çevre köylerden ulaşımın sağlanabileceği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu gerekçenin dosyaya sunulan teknik bilirkişi raporlarıyla çeliştiğini, bu taşınmazların tamamına ulaşım imkanı bulunmadığından taşınmazda makinalı tarım yapılamayacağı gübreleme bakım ve budama olmadığından taşınmazlardan tasarruf imkanınında kalmadığı belirtildiğini ileri sürerek davanın kısmen reddedilen kısmı yönünden yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini, ayrıca bilirkişi raporunda dekara verimin ortalamanın çok altında, masrafların yüksek ürün fiyatlarının ise çok düşük tutulması sebebiyle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

3. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece belirtilen taşınmazların tapudan terkinine karar verilmiş ise de ... adına tescili yönünden hüküm kurulmadığını, bilirkişi raporunda dekara verim ortalamaların çok üstünde, ürün fiyatlarının çok yüksek, dekara masrafın ise gerçeğin çok altında alındığını, davacının öncelikle aidiyetin tespiti davası açıp bu davayı sonuçlandırdıktan sonra eğer idarenin müdahalesi mevcut ise kamulaştırmasız el atmadan bahisle dava açması gerekirken iki ayrı dava konusunun tek dilekçede birleştirilmesi ve davayı bu şekilde açması yargılamanın ... ilkeleriyle bağdaşmadığını ve bu nedenle açılan davanın öncelikle usule aykırılık gerekçesiyle reddi gerektiğini, ayrıca idare lehine reddedilen kısım üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla Mahkemece yapılacak iş, uyulan bozma ilâmı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra hasıl olacak durum uyarınca yeni bir karar vermekten ibarettir, aksi hâlde, hem uyulan bozma kararına ve hem de bozmaya uyulmakla meydana gelen usuli kazanılmış hak kuralına aykırı davranılmış olur.

3. Mahkemece Dairemizin 19.01.2022 tarihli ve 2021/9830 Esas, 2022/431 Karar sayılı bozma ilâmına uyulmuş ise de bozma gerekleri yerine getilmemiştir.

4. Dairemizin bozma ilâmında; asıl davada Mahkemece verilen ilk kararın davalı idare vekilinin temyizi kabul edilerek bozulduğu; bozma öncesi hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların kapama bağ ve tarım arazisi niteliğine göre belirlenen metrekare birim bedelinin Dairemizce bozma konusu yapılmadığı, bu hususta davalı idare lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeksizin bozma sonrasında taşınmazlar için kapama bağ ve tarım arazisi niteliğine göre yeniden bedel belirleyen rapor hükme esas alınarak karar verilmesi doğru değildir.

5. Dairemizin bozma ilâmında; birleştirilen dava yönünden yapılan incelemede; 2942 sayılı Kanun'un değer biçmeye ilişkin hükümleri kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davalarda da kıyasen uygulanacağı ve 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi gereğince açılan tespit ve tescil davalarında değerlendirmenin; aynı Kanun'un 15/son maddesi uyarınca dava tarihi itibarıyla yapılması gerekeceği hususları gözetilerek dava konusu taşınmaza birleştirilen dava tarihi olan 2018 yılı verileri esas alınmak suretiyle değer biçilmesi gerekirken, hem birleştirilen dava hem de asıl dava yönünden 2018 yılı itibarıyla tespit edilen metrekare birim fiyatı esas alınarak hüküm kurulması hatalıdır.

6. Davacı ... vefat etmiş olup mirasçılarının karar başlığında gösterilmemiş olması, birleştirilen dava tarihinin karar başlığında gösterilmemesi bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA,

Davacılar ...'dan ve ... vd.'den peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine,

11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/9009, K. 2026/10868, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-9009-e-2026-10868-k-699d7ef9eaaa