Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1424 E. 2026/10869 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1424
- Karar No
- 2026/10869
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/472 Esas, 2025/2182 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/97 Esas, 2023/260 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescili istemine ilişkin davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Mersin ili, ..., ... 1 01... ve 3964 parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespitini ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların arsa niteliğinde olduklarını, 2016 yılı verilerine göre hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürerek belirlenecek gerçek kamulaştırma bedelinin dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faizi ile birlikte veya ödeme tarihine göre güncelleştirilerek davalıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece belirlenen kamulaştırma bedelinin çok yüksek olduğunu, metrekare birim fiyatı belirlenirken verim miktarlarının yüksek üretim masraflarının ise düşük tutulduğunu, kapitalizasyon faiz oranının %4 alındığını bu oranın düşük olduğunu, yörenin gerçeklerini yansıtmadığını, kapitalizasyon faiz oranının % 6-7 olarak alınması gerektiğini, taşınmazın sulu tarım arazisi olarak değerlendirilmesi ve sulama masraflarının eklenmemesinin de hatalı olduğunu, kapama bahçe değerlendirmesi yapılırken ağaçların yaşları, cinsleri, teknik ziraate uygun şekilde dikilip dikilmediklerinin dikkate alınması gerektiğini, ..., ..., ... ve Mersin verileri kullanılarak hesaplama yapılmış ise de ... haricinde işletme giderinin brüt gelirin 1/3'ünden az olduğunu, 1/3 olarak kabul edilmek suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, kamulaştırma bedeline faiz işletilmesine ilişkin hüküm iptal edildiğinden faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz arsa niteliğinde olduğu hâlde, sulu tarım arazisi olduğu kanaatine dayalı bilirkişi raporunun karara esas alındığını, tarım arazisi kabulünde dahi kamulaştırma bedel hesabı yapılırken ilçe verilerinin hatalı alındığını, münavebe yapılırken domates ve buğday için ... verilerinde yer alan ürün fiyatlarından daha düşük fiyat uygulanarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, Mersin-...-... İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri verilerine göre yapılan elma bahçesi değerinin hesaplanmasında da net gelir hesabı yapılırken Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin üretim giderine ilişkin içtihatlarının dikkate alınmadığını, üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ünden fazla olamayacağını, sulama maliyetine %50 fazlası ek maliyet eklenmesinin de hatalı olduğunu, taşınmazların değerinin daha yüksek olduğunu, dava konusu taşınmazlara uygulanması gereken kapitalizasyon faiz oranının %3 olması gerektiğini, bilirkişi kurulunca sulu da %4 faiz oranına göre değerlendirme yapılmasının da adil ve hakkaniyete uygun olmadığını, taşınmazların gelir metodu yöntemi ile tespit edilen değerine en az %100 oranında objektif unsurlar karşılığı değer ilave edilmesi gerektiğini, yasal faizin dava tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini, Anayasa'nın 46 ncı maddesi gereğince Mahkemenin faize hükmederken kamu alacakları için ön görülen en yüksek oranda faize hükmetmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmazların bahçe niteliği ile davalı adına tapuda kayıtlı oldukları, ... Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 27.07.2016 tarihli cevabi yazısı ile mahallinde yapılan keşif, bilirkişi incelemesi, bilirkişi raporu gözlem ve rapora ekli fotoğraflar ve taşınmazlara ilişkin uydu görüntüsü incelendiğinde davaya konu taşınmazların imar planı dışında olduğu, meskun mahalde bulunmadığı belediye hizmetlerinden yararlanmadığı anlaşılmakla arazi niteliğindeki taşınmazlara gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, keşif sırasında yerinde yapılan gözlemde tespit edildiği üzere sulu tarım arazisi olan taşınmazların değerinin tespitinde, buna uygun şekilde %4 kapitalizasyon faiz oranının uygulandığı, bilirkişi kurulu ek raporunda aynı bölgeden geçen bir başka taşınmaza ilişkin Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 25.04.2022 tarihli ve 2021/9102 Esas, 2022/7471 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere Mersin-...-...-Çamlıyayla il ve ilçelerinin 2016 yılı Tarım ve Orman Müdürlüğü resmî verilerinin ortalaması esas alınarak değer biçildiği, 3964 parsel sayılı taşınmazın tarla olan kısmı yönünden Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 16.11.2022 tarihli ve 2022/5257 Esas, 2022/16236 Karar sayılı kararıyla da belirtildiği üzere; buğday, domates ve brokoli olmak üzere iki yılda üç ürün münavebesi uygulanmak suretiyle değer biçildiği, her ne kadar bilirkişi ek raporunda sulama masrafı ve enkaz bedeli nedeni ile kamulaştırma bedeli düşürülmek suretiyle hesaplama yapılmış ise de, İlk Derece Mahkemesince resen yapılan hesaplama ile bu husustaki hatanın düzeltildiği, 2942 sayılı Kanun'un 15/son maddesi gereğince dava tarihi itibarıyla kamulaştırma bedelinin hesaplanmış olmasında ve belirlenen kamulaştırma bedeline faiz işletilmesinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olmasında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazlara 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Kamulaştırma bedeline, Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinin tamamının çıkarılması, yerine "Bölge Adliye Mahkemesi Kaldırma kararı öncesi tespit edilen 56.487,28 TL’ye dava tarihinden ilk karar tarihi olan 15.08.2017 tarihine, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı sonrası oluşan 29.257,82 TL fark bedele ise dava tarihinden karar tarihi olan 07.11.2023 tarihine kadar Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin işletilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.